İTİRAZIN İSMAİLCESİ

İtirazın İsmailcesi

Her çağın inançlı ve fikirli itirazcıları arasında bir İsmail vardır. Bundandır ki soylu ve fikirli duruşlara itirazın İsmailcesi, derim. Adı, sanı başka da olsa sembol bir değer olarak kahramanlarımızı İsmail diye çağırırım.

Sûr’un sesi gibi heybetli bir itirazdır İsmail’in itirazları. Yüreğinden ve inancından neş’et eder. Din-i mübin için, millet-i necibe için, hz. İnsanın değerleri içindir…

İsmail’de itiraz mukaddes düşüncelerin emrindedir. Zâlim dünyaya isyandır. “Yüzüstü süründürülen” bin yıllık irfan medeniyetimizin ihyasına omuz verişin celâdetli bir isyanıdır bu.

Hilesiz, hurdasız, iki tarafı kesen bıçak gibi saf bir itiraz mı arıyorsunuz? İsmail’i bulun. Pervasız ve fikirli bir itiraz mı duymak istiyorsunuz? İsmail’i dinleyin.

“Hem derviş hem devrimci” olan bir duruşu mu özlüyorsunuz? İsmail’i bir görün. Ulvî hasletlere sahip olmanıza rağmen tavır ve fikirlerinizde kendinizi yeterli mi bulmuyorsunuz? İsmail’in itirazını kuşanın.

HAYAT TARZINIZI İSMAİLLEŞTİRİN

Çağdaş kapitalist dalgalara karşı panzehir mi arıyorsunuz? İsmailce hâlleri dimağınıza ve yüreğinize yüksek dozda zerk ederek hayat tarzınızı İsmailleştirin. Değerlerimize saldıran modern hayata karşı itirazın İsmailcesiyle dirençli olabiliriz.

Fikir cephesinde mi savaşıyorsunuz? Yanı başınızda en evvel onu görürsünüz. Korkunun dağları sardığı bir zamanda meydanlara çıkmaktan endişe mi ediyorsunuz? Onun sizden evvel demir çarıklarını giyip yürüdüğünü görürsünüz.

Cam kırığı gibi keskin bir soğuk gecede fikir ve gönül sohbetlerine icabet etmeyen canı tatlı dostlarınıza öfkelendiğinizde, İsmail’i bir elektrik direğinin altında sizi beklerken görürsünüz. Günlük hayatın velvelesinden fikir ve gönül dostlarını ihmal edenlere kızmışsanız, bunların içinde İsmail asla olmaz.

Neslinin fikrî ıstıraplarını, maddî meşakkatin altında kirlenmemişliğini, yozlaşmamışlığını en iyi İsmail temsil etti. Eyvallah etmedi feleğe. Resmî ideolojinin ve kapitalizmin azgın baskısına boyun eğmedi. Yoksulluk edebiyatının çiğliğine düşmedi. Maddî ihtiyacın, “benim” diyen insanları dahi azdırdığı zaruret yıllarını şükür ve kanaatle geçirdi.

İçinde bulunduğu kötü şartlardan dolayı çağdaş-haramî olabilirdi. Olmadı, olamazdı. Çünkü Fikir ve Gönül Dükkânı’nın müdâvimi ve “Bir Hocam” ın bağlısıydı.

İşte böyledir İsmail! Dostlarına fikir ve gönül tâlimince adanmış bir kurbandı her vakit. “Beni kurban ediniz” cesareti onun hayat tarzıydı. Bundandır ki bu ülke itirazın İsmailcesi ile kurtulabilir ancak.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir