KISIR DÜŞÜNCEYE MİSAL, CİNSELLİK VE İBADET BAHSİ

KISIR DÜŞÜNCEYE MİSAL, CİNSELLİK VE İBADET BAHSİ
Herhangi bir konu, bidayetinden ve nihayetinden müstakil olarak düşünülüyor ve konuşuluyor. Konu, çerçevesini bulamıyor, dolayısıyla mikyasını, ölçüsünü, nispetini, kaynaklarını, hayat havzasını yakalayamadan uzayda uçuşuyor. Derinlik yok, ufuk yok, anlayış çerçevesi yok. Bu hal, insanları “parça fikirlere” mahkum ediyor. Herhangi bir ölçüye bağlı olduğunu düşünenler, meseleyi o ölçüye nispetle idrak ve izah ettiğini zannedenler, “fikir yekununa” ulaşamadıkları için, komşu konu ile tezada düşmekten kurtulamıyorlar. Mevzuu, tüm meselelerin birbiriyle yoğun bir örgü içinde idrak ve ifade edilmesidir, bu kudret ve hacim ise, “fikir yekununa” vakıf olmak, dünya görüşüne sahip olmak, İslam’ın tamamına mensup olmaktır. Her Müslüman tabii ki İslam’ın tamamına mensuptur, imanı böyledir, bir kısmını kabul bir kısmını reddetmez, böyle bir şey beklenmez. Lakin İslam’ın yekununu idrak edip etmediği hususu başlı başına ayrı bir konudur.
Son günlerde gündemde olan “cinsellik” bahsi, fikir yekununa sahip olmayanların meseleyi anladığı vehmi içindeki sert tartışmalarına sebep oldu. Cinsi münasebetin ibadet olduğunu ifade edenler, meseleyi yozlaşmış dile ait “sevişmek” kelimesi ile ifade ettiği için, beyanları, arzulanmayan tedaileri de celbetti. Sevişmek kelimesi bu gün, eşcinsellerden başlayıp, pornografik tedailere kadar, çerçevede dışı çağrışımları davet ettiği için, “ibadet” olduğu hususundaki iddia ve beyan, tüm fikri altyapını kaybetti. Meselenin çizgi dışına çıkması sadece kullanılan kelimeden kaynaklanmıyor tabii ki, kullanılan dil ve tefekkür itiyatları meselenin temelini tayin edici mahiyette.
Cinsi münasebet bahsi, bu meseleyi ifade eden “fiil” için, bu fiille sınırlı olarak konuşuluyor, tartışılıyor. Oysa hiçbir fiili, evvelinden ve ahirinden müstakil olarak kullanmak kabil olmaz, evvelinden koparılan fiil, vukua gelmez, ahirinden (maksadından-neticesinden) koparılan fiil ise “mana” kazanmaz. Fiil, bidayetinden ve nihayetinden müstakil olarak konuşulduğunda, fiili, insanın yapmasıyla hayvanın yapması arasındaki fark iptal edilir. Bu durumda o fiili hayvan ile insanın yapması arasındaki fark ortadan kalkacağı için, fiili kutsamak, ibadet olduğunu iddia etmek imkansız hale gelir.
Cinsi münasebet bizatihi ibadet değildir tabii ki. İbadet olduğunu söyleyenler, meseleyi fiil ile sınırlı halde izah etmeye çalıştıkları için, hayvanları ve onların fiillerini kutsamaya kadar gittiklerinin farkında değiller. Meselenin fikir piyasasına bu şekilde arzedilmesi, tabii olarak aksülamelleri tahrik ediyor, fiilin kutsanmasına itiraz ediliyor.
Cinsi münasebetin ibadet olduğu fikrine itiraz edenler de, meseleyi muhataplarının nasıl ortaya koyduğu ile ilgili ve sınırlı olarak anlıyor ve buna göre fikir (ve itiraz) inşa ediyor. Anlayışsız birinin meseleyi nasıl sunduğu başka bir şey, o meselenin mahiyeti, hakikati, kıymeti başka bir şey… Bu mesele tüm insanlığın meselesidir ve kimin nasıl sunduğundan müstakil olarak idrak ve izah edilmelidir.
İsminin önünde profesör unvanı olan birisi, “cinsi münasebet ibadet olsaydı eşekler…” diye başlayan, aynı fiili eşeklerin de yaptığı gerçeğinden hareketle ibadet olmadığını iddia eden bir noktaya kadar savruluyor. Dikkat edin, bunlar profesör… Mesele bidayetinden ve nihayetinden müstakil olarak düşünüldüğünde nerelere kadar geldiğinin tipik bir misali… Profesörün anlamadığı husus, o fiili eşek işleyince meydana gelen hasıla “eşek”, insan işleyince meydana gelen hasıla ise “insan”dır. Fiil, maksat ve neticesine göre kıymet ve mana kazanmaz mı, böyleyse eğer, hasılası insan olan fiil ile hasılası eşek olan fiili aynı kıymette görmek, nasıl bir eşekliktir.
Hasılası içinde “peygamberlerin” de olduğu bir “insani fiili”, eşeklerin fiili ile aynı tutmak nasıl bir idrak çukurluğudur? Allah Azze ve Celle, insan nam “eşref-i mahlukatı” o fiilin hasılası olarak yaratmıştır. Eseri (neticesi, hasılası) eşref-i mahlukat olan bir fiil, sebep ve maksadına bağlı olarak, helal yolla gerçekleştirildiğinde ibadet olmaz mı? Kainattaki en muhteşem eser olan insanın yaratılışı, o fiile bağlanmış değil midir? Helal yoldan maişeti kazanmak için taş taşımayı bile ibadet kabul eden ve ona sevap yazan bir din, hasılası “muhteşem eser” olan o fiili ibadet mefhumunun dışına çıkarır mı? Yeryüzünde hangi fiil vardır ki neticesi bu kadar muhteşemdir.
Bu fikirlerimizden hareketle cinsi münasebeti kutsadığımız anlaşılmasın. Fiil, bidayetinden ve nihayetinden müstakil olarak hiçbir şeydir. Ama maksadı ve neticesinin kutsiliğine bağlı olarak kutsi bir fiildir, maksadının ve hasılasının süfliliğine göre de rezil bir fiildir. Zaten buradan, meselenin komşu bahislerine de yol açılır. Döllenme niyetiyle olmayan ve muhteşem eserini vermeyen cinsi münasebet (zaruret halleri hariç) süfli bir fiildir. Özellikle de, neticesi (hasılası), insan nam muhteşem eser olamayacak tabiat dışı cinsi münasebet (eşcinsel sapıklıklar), hayvan fiilinden daha aşağıdadır, bunlara nispetle eşeklerin fiili, eşeğin tabiatının gereği olduğu için çok asil kalır.
Fiil, bidayetinden ve nihayetinden müstakil olarak ele alındığında, konuşulduğunda, tartışıldığında, hayvan fiili, eşcinsel fiili gibi benzerlikler kurulabileceği için, mesele İslam çerçevesi dışına çıktığı gibi, insani çerçeve dışına da çıkar. “Fikriyat”tan habersiz olanlar, İslam’ın mana yekununa vakıf olamayanlar, herhangi bir meseledeki zayıf nispet ağları içindeki zihni çalkantılarını “fikir” zannetmek gibi bir savrulma yaşıyorlar. Meselenin “komşu mevzularını” bir tarafa bıraktık, bidayeti ve nihayetinden habersiz şekilde fikir imal etme çabasına girenler, anlama sürecini tamamlamadan, anlatma iddiasıyla ortalığa atılan kifayetsizlerdir. Bunların isminin önünde profesör gibi unvanlar olması kimseyi aldatmasın.
Kendi varlığını sebebi olan o fiili kıymetsiz görmek, insanın kendisini kıymetsiz görmesidir. Aksinden söylemek gerekirse, insan kendisini kıymetsiz görünce, kendini vücuda getiren fiili de kıymetsiz görüyor, meseleye bu çerçeveden bakınca, o fiili ibadet olarak görmeyen profesörün tespitine hak vermek gerekiyor çünkü o bir itiraf.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir