KÜRT MESELESİ ESKİ TÜRKİYE’NİN PROBLEMİ

KÜRT MESELESİ ESKİ TÜRKİYE’NİN PROBLEMİ
Cumhuriyet, “Türk” unsuru üzerine kurulduğunu iddia etti, bu iddiasıyla ilgili bol miktarda ideolojik enstrüman da üretti. Ama aslında “Türk” unsuru üzerine kurulmadı. Cumhuriyet bir batı projesiydi, Lozan anlaşmasında kuruldu, nasıl bir devlet olacağı da Lozan anlaşmasında dikte edildi. İslam’dan her manada ve sahada uzaklaşmak şartıyla ne yaparsa yapsın ses çıkartılmayacaktı. Kurucu irade, Türkleri de pek sevmedi aslında, Türkiye’yi, Türkiye’de iktidar olmayı sevdi. Ne var ki Türkiye’de iktidar olmak için birazcık mahalli-milli unsur lazımdı, Türk unsurunun devreye girdiği nokta da burasıydı. Türk unsuru üzerine kurulmuş olsaydı, Türklerin tüm kültürünü, dinini, tarihini, ananelerini, hukukunu, ahlakını, hayatını, teamüllerini, özet olarak her şeyini değiştirmek ister miydi? Böyle şey olur mu?
Türk, Türkçülük, Türk milliyetçiliği hamasetiyle yıllarca Türk unsurunun bin yıllık tarihini, bin yıllık müktesebatını, bin yıllık ruhunu imha ettiler. Bir taraftan batı, çağdaşlık, çağdaş medeniyet vesaire gibi reklam ve propaganda bombalarıyla ülkeyi tarumar ettiler diğer taraftan “Türk” unsurunun ruhunu soyarak ortaya çıkardıkları cesedi, her fikri enjekte etmeye müsait hale getirdiler. Meselenin Türkçülükle ilgisi yoktu, mesele aslında Türklerle ilgiliydi, Türklerin tarihi mesuliyetleriyle ilgiliydi, Türklerin dinleriyle ilgiliydi. Türkleri her şeylerinden koparıp, Türkleştirmek istediler, bu çerçevede; gözüne mil çektiler ki eski medeniyeti görmesin, kulağını patlattılar ki, eski musikiyi duymasın, hissini iptal ettiler ki “zevk-i selim”ini kaybetsin ila ahir… Tüm hassalarını yok ederek Türkleştirmeye çalıştılar, ortaya çıkan kadavraya ise istedikleri elbiseyi giydirmeye çalıştılar.
Bu ülkede yaşayan Türkler, seksen yıldır bu devletin Türk unsuru üzerine kurulduğunu zannetti, bu sebeple de ırkçılık, milliyetçilik tenkitleri yapıldı. Türkler, devletin Türk unsuru üzerine kurulduğuna inanınca, Kürtler de devletin Türk unsuru üzerine kurulduğuna inandı. Türklerin aldanma derinliğine bakınca, Kürtlerin aldanması mazur görülebilir.
Eski Türkiye tam olarak buydu. Sanal gerçeklikler inşa edilmişti lakin herkes bunları “gerçek” zannediyordu. Cumhuriyet devrimi Türkleri tarih sahnesinde silmişti ama Türkiye’de yaşayan herkes (Türkler ve Kürtler), Türk devleti kurulduğuna inanmıştı. Tarihi bir operasyon, Türk, Türkçülük, Türk milliyetçiliği hamaseti üzerinden yürütülmüş, Türkiye’deki herkes bu oyuna düşmüş, sanal gerçeklik, ülkenin tek gerçeği haline gelmişti.
Türkiye, tarihi operasyonu farketmeden, sanal gerçeklik üzerinden ihtilaflara boğuldu, Kürt meselesi sürekli isyanlarla gündemde kaldı, son otuz yıldır da bastırılamayan isyan halini aldı. Hem Türkler hem de Kürtler tarihi operasyonun hedefiydiler ama tarihi operasyonu boşa çıkarmak yerine birbirine saldırdılar. Bir kısım Türkler, siyasi rejimin “mahalli unsuru” olan Türkçülük üzerinden Kürtlere yapmadığını bırakmadı, bir kısım Kürtler ise tarihi operasyona isyan etmek dururken, kendilerine yapılanlara bakarak Türklere isyan etti. Birkaç santimlik derinliğe inildiğinde görünüyor ki, Kürtlere zulmedenler Türk değil, kavim olarak Türk olsa da, tarihi operasyonun vurgununu yemiş ve mankurtlaşmış olan Türkler… Mankurtlaşmış Türklerin Kürtler üzerindeki zulümleri, mankurtlaşmış Kürtler tarafından tüm Türklere maledilerek topyekun hesaplaşma naraları atılmaya başlandı. Bu ne dehşet bir aldanış…
Türkiye, son yıllarda, tarihi operasyonun vurgununu yemeyen Türkler ve Kürtler tarafından selamete çıkarılıyor, tarihi operasyon tarafından mankurtlaştırılmış olan Türklerin ciddi bir kısmı tasfiye edildi, bakiyesi ise güçsüzleştirildi ve abluka altına alındı. Şimdi sıra tarihi operasyonun vurgununu yemiş Kürtlerin tasfiye edilmesine geldi.
*
Mankurtlaştırılmış Türkler tarafından Kürtlere yapılan zulümler yanlıştı ve tarihi operasyonun vurgunundan bir şekilde kurtulmuş olan Türkler de bu yanlışı biliyor ve söylüyordu. Şimdi o Türkler on yıldır ülkede iktidardalar ve son birkaç yıldır da muktedirler. Mankurtlaşmamış Türklerin iktidarındaki Türkiye, bir müddettir Kürtlere, tabii haklarını veriyor. Kürtlere haklarını, dağa çıkan ve silaha sarılan Kürtlerin kabadayılığından dolayı verdiğini düşünen mankurtlaşmış Kürtler, bu ülkede mankurtlaşmamış Türkler olduğuna bir türlü inanmıyor. Seksen yıldır kendilerine zulmeden mankurtlaşmış Türkleri görmekten ve kendileri de mankurtlaştıklarından dolayı, mankurtlaşmamış vicdan sahibi Türklerin olduğuna inanmamakta ısrar ettiler. Vicdan sahibi Türkler, Kürtlere haklarını, sadece vicdanlarının gereği olarak verdiklerini ispat etmek zorunda kaldı. Komikliğe bakın…
Son bir yıla kadar hazırlıkları titizlikle sürdürülen, son bir yıldır da “saha”ya çıkarak terörist arayan ve avlayan güvenlik güçlerinin çalışmaları, vicdanlı Türklerin, Kürtlere haklarını, vicdanlarının tabii neticesi olarak verdiklerini ispatlamak içindir. Mesaj şu; “biz sizden korktuğumuz için hak vermiyoruz, vicdanımızın gereğini yapıyoruz, bunu anlamamakta ısrar ederseniz, tüm silahlı adamlarınızı tüketir ondan sonra Kürtlere haklarını öyle veririz”. Mankurtlaşmış Kürtlerin bu mesajı anlaması için bir yılda yaklaşık bin beş yüz Kürt gencinin dağlarda can vermesi gerekti. Mankurtlaşmanın özelliği budur, muhatabının insani ve vicdani tarafını gözüne bakınca anlamak istidadını kaybeder, ağır bedeller ödeyene kadar da anlaması mümkün olmaz.
*
Türkiye mankurtlaşmış kadrolarını hızla tasfiye ediyor. Tarihi operasyonun etkisi tükeniyor, ülke, mankurtlardan değil insanlardan müteşekkil bir idare ve halka kavuşuyor. Artık yeni bir Türkiye kuruluyor.
Kürt meselesi, eski Türkiye’nin problemlerindendir. Eski Türkiye’nin problemleri bir bir çözülürken, Kürt meselesi çözümsüz kalamaz.
Türkiye seksen yıldır mankurtlaştırıldığı için “misak-ı milli”ye sıkışmıştı, kafası rahatlayan Türkiye’nin tabii olarak vücudu da rahatladı ve hamle gücü ve istidadı kazandı. Ülke içinde ve dışında sürekli hamle yapmaya başlayan Türkiye, bir avuç mankurt tarafından tutulamaz, mahkum edilemez, ayağına çelme takılamaz, istikameti değiştirilemez. Türkiye, büyük devlet olmak için gereken tarih ve müktesebata sahip, lazım olan o müktesebatı hatırlamak ve gereğini yapmaktı.
*
Önceki açılım programında PKK’nın güç gösterisine, zafer kutlamalarına bile göz yuman vicdanlı Türkler, mankurtlaşmış Kürtlerin ahlaksızca istismarına bu defa düşmeyecek. Bir taraftan yoğun bir görüşme trafiği yürütülürken diğer taraftan “saha”da netice alıcı operasyonlar devam ediyor. PKK, dağdaki adamlarını, anlaşma gereği ülke dışına çekmeyecek, sert operasyonlar neticesi zaten sınır dışına kaçacaklar. Artık anlaşıldı ki, sahada galip gelmeden masadaki müzakerenin bir manası yok, sahada netice alınmadığında, masada, samimi olduğunuzu bile anlatamıyor, bunu ispatlamak zorunda kalıyorsunuz.
Açılım şimdi kıvamını buldu. Masada “insan dili” kullanılıyor, sahada mankurt dili… Mesaj ise şu; “Kim hangi dilden anlıyorsa, o dile kulak versin”.
*
Kürt meselesi de çözüldüğünde eski Türkiye’den yeni Türkiye’ye intikal eden problem sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek. Onların çözümü ise kolay… Bu zamana kadar çözülmemiş olmasının sebebi, çözümünün zorluğu değil, sadece sırası gelmemişti.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir