KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ İÇİN BİR TEKLİF

Konunun ana başlıklarını tespit ederek başlayalım. Sonra bu başlıkları kısaca açıklayalım.

*Üyeleri Türk olan bir heyet teşkil edilecek.

*Bu heyete Kürtlerden müşahit ve müşavir katılacak.

*Ülkede yaşayan Kürtler arasında, konu sınırı olmaksızın bir araştırma yapacak.

*Kürtlerin, ülkedeki mevcut durumu ve rejimi nasıl anladıkları ve üzerlerinde hissettikleri baskının neler olduğunu araştıracak.

*Kürt aydınlar, sivil toplum örgütleri ile görüşmeler yapılacağı gibi saha taraması yapılarak halka doğrudan ulaşılacak.

*Kürtler bu çalışmayı desteklemeli ve katılmalıdırlar.

*Kürtler bu çalışma bitene kadar sessizce beklemelidirler.

*Türklerin konuya nasıl yaklaştıkları ana hatlarıyla tespit edilecek.

*Çalışmalar bir rapor haline getirilecek ve kamuoyunun tartışmasına sunulacak.

*Kamuoyunda kâfi derecede ve sürede tartışıldıktan sonra bir çözüm teklifi yapılacak.

***

*Üyeleri Türk olan bir heyet teşkil edilecek.

Heyetin üyelerinin Türklerden teşkil edilmesinin sebebi, Türklerin bu konu hakkında nihai düşüncelerinin ortaya çıkmasıdır. Türkler, ülkedeki Kürt meselesine nasıl bakmaktadır ve bu meselede adil ve alicenap bir çözüm teklif edebilecekler midir? Sivil Türk heyetin ne kadar adil ve alicenap olacağı anlaşılmadan Kürt meselesinin çözüm çabaları beyhudedir.

Heyette hiçbir devlet görevlisi olmayacaktır. Özellikle subaylardan kimse olmayacağı gibi emekli subaylar dahi bulunmayacaktır. Kemalistlerin bu heyette bulunmamasına itina gösterilecektir. Zira Kürt meselesi zaten Kemalistlerin bu ülkeye hediyesidir. Kemalist kişiler ve bürokratların bulunmayacağı ve tamamen sivil insanlardan teşekkül edecek olan heyet, Türklerin konu ile ilgili nihai düşüncesini ortaya çıkarmak bakımından önemlidir.

*Bu heyete Kürtlerden müşahit ve müşavir katılacak.

Heyetin Türklerden teşkil edilmesi, çalışmaların teorik şartıdır ama pratikte Kürtlerden müşahit ve danışman kullanılmadığında sağlıklı çalışma şartlarına sahip olmak kabil değildir. Ülkenin bazı bölgelerinde Türkçe bile bilmeyen Kürt nüfusun bulunması çalışmayı zorlaştırmanın ötesinde imkânsızlaştırabilir.

Kürt müşahitler ve danışmanların yol göstericiliği, çalışmaların en yüksek seviyede verimlendirilmesini sağlayabilir. Kürt müşahitlerin ve danışmanların bulunmadığı bir heyet çalışmasında ortaya çıkacak teşhis ve tespitlerin inandırıcılık problemi olacağı vakadır.

*Ülkede yaşayan Kürtler arasında, konu sınırı olmaksızın bir araştırma yapacak.

Heyet, kendini hiçbir sınıra hapsetmeden ve tam bir fikir hürriyeti içinde ve çözüm anlayışı içinde çalışabilmelidir. Ülkedeki seksen yıllık rejimin oluşturduğu baskı neticesinde insanların fikir hürriyetini kullanmaktan ne kadar korktukları ve çekindikleri malumdur. Bu manada heyete seçilecek insanlar cesaretli kişiler olmalıdır.

İdeolojik sınırların dışına çıkabilmek için heyetin mevcut rejimden bağımsızlaşmış düşünce insanları olması şartı açıktır. Kemalist sivil ve silahlı bürokrasi ile yürütülebilecek hiçbir çalışmanın netice vermeyeceği seksen yıllık tecrübe ile sabittir.

*Kürtlerin, ülkedeki mevcut durumu ve rejimi nasıl anladıkları ve üzerlerinde hissettikleri baskının neler olduğunu araştıracak.

Kürtlerin mevcut Kemalist rejim hakkındaki kanaat ve intibalarının araştırılması gerekiyor. Kemalist rejimi sahiplenenlerin baskı yapmadıkları iddiasını bir de Kürtlerden dinlemek şarttır. Kemalist rejimin baskısı iki kategoride araştırılmalıdır. Genel olarak Kemalist olmayanlara yapılan baskı ile sadece Kürt oldukları için Kürtlere yapılan baskılar ayrı ayrı tespit edilmelidir. Zira Kemalist olmayanlara yapılan baskılar KÜRT MESELESİ değil, rejim meselesidir ve hem Kürtlerin ve hem de Türklerin meselesidir.

*Kürt aydınlar, sivil toplum örgütleri ile görüşmeler yapılacağı gibi saha taraması yapılarak halka doğrudan ulaşılacak.

Heyetin yapacağı araştırma ve çalışmalar hem Kürt aydınlar ve hem de Kürt halkı üzerinde doğrudan olmalıdır. Sadece Kürt aydın ve siyasetçileri arasında yapılacak bir çalışma ile iktifa edilmesi sağlıklı neticeler vermez.

*Kürtler bu çalışmayı desteklemeli ve katılmalıdırlar.

Kürtler bu çalışmaya desteklemeli ve heyete müşahit ve danışman olarak katılmalıdırlar. Heyetin yapacağı çalışmalar için tüm şartları kendi alanlarında oluşturmalıdırlar. Kürtler, heyete ve çalışmalara destek vermekle şunu elde edeceklerdir. Türklerin Kürt meselesi hakkındaki sivil inisiyatifinin ortaya koyacağı çözüm teklifini beğenirlerse, problem rejimle ilgilidir. Beğenmezlerse, anlaşılacaktır ki bu ülkede artık sadece rejim meselesi değil bir de Türk ve Kürt meselesi vardır. İşte bu nokta çok vahimdir. Fakat bunun artık anlaşılması gerekmektedir. Kürt meselesinin aslında bir rejim meselesi olduğu ve artık yakın zamanda çözülemezse bir TÜRK-KÜRT meselesi haline geleceği unutulmamalıdır. Heyetin de çalışmalarını bu titizlikle yapması hayati önemdedir. Zira mesele, TÜRK-KÜRT meselesi haline gelirse veya gelmişse artık ülkenin birliğini muhafaza etme imkanı kalmamış demektir.

Kürtler bu çalışmaları desteklemelidir ki, çözüm arayışının sivil altyapısı oluşturulabilsin. Kürtler bu türden sivil bir teşebbüsü desteklemezler ve katkıda bulunmazlarsa, ülkede Kürt meselesinin çözümüne dair atılacak hiçbir adım kalmamış demektir. Kürtlerin bu çalışmayı engellemeye teşebbüs etmesi, ülkedeki çatışmanın devam edeceğini teyit eder. Çatışmanın devam etmesi, militarist anlayış ve yönetimin devam edeceği manasına gelir. Militarist anlayış ve tavrın devam etmesi, Kemalist rejimin varlığını devam ettirmek için gerekçeler üretecek ve hem Türkler ve hem de Kürtler için çok acı hadiseler yaşanacaktır.

Meselenin Kemalist bürokrasi dışında ele alınması, sivil inisiyatif kullanılması demektir. Kürtlerin ise PKK dışında bir sivil inisiyatifle bu çalışmaya katkıda bulunması ön şarttır. PKK güdümünde hiçbir katkı veya müdahale kabul edilebilir değildir. Ülkede devasa bir sivil inisiyatif oluşturmak manasına gelecek olan bu proje ve hamle, kangrenleştiğini düşündüğümüz bir çok problemin aslında ne kadar kolay çözülebileceğini gösterecektir. Eğer bu teşhis doğru değilse ve problem sivil inisiyatifle de çözülemeyecek noktaya gelmişse zaten her şey bitmiş demektir.

*Kürtler bu çalışma bitene kadar sessizce beklemelidirler.

Kürtlerin, heyetin çalışması bitene kadar ülkeyi ve toplumu ajite veya provake edecek hiçbir eylem ve davranış içine girmemesi şarttır. Heyet Çalışmalarını yaparken şehit cenazeleri kalabalıkları caddelere dökerse bu çalışmanın pratik bir faydasının olmayacağı aşikardır. Heyetin çalışması için makul bir süre belirlenmeli ve Kürtlerin bu sürede sessizce beklemeleri, hem çalışma şartları içinde önemlidir ve hem de çalışmaya destek verdikleri anlamına gelir.

*Türklerin konuya nasıl yaklaştıkları ana hatlarıyla tespit edilecek.

Heyet çalışmalarında Türk halkının da bu meseleye nasıl baktığını araştırmalıdır. Türklerin Kürt meselesine Kemalist rejimle paralel baktığı faraziyesi iptal edilmeli sivil halkın ne düşündüğü doğrudan araştırılmalıdır. Türklerin ne düşündüğü saha çalışması yapılarak tespit edilmelidir ki, mesele Kemalist rejimin inhisarından kurtarılmalı ve bir SİVİL İNİSİYATİF oluşturulabilmelidir.

*Çalışmalar bir rapor haline getirilecek ve kamuoyunun tartışmasına sunulacak.

Heyet çalışmalarını bir rapor haline getirip kamuoyuna sunmalı ve tartışılmasını istemelidir. Makul bir süre tartışıldıktan sonra kamuoyunda meydana çıkacak olan teşhis, tespit, tenkit ve teklifleri de toplayarak raporunu tekrardan değerlendirmelidir.

*Kamuoyunda kafi derecede ve sürede tartışıldıktan sonra bir çözüm teklifi yapılacak.

Heyet, değerlendirmesini yaptıktan sonra nihai çözüm teklifini kamuoyuna oluşturarak kamuoyuna ve devlete sunmalıdır.

***

Bu çalışma tamamen sivil inisiyatif ile gerçekleştirilmelidir. Sadece çalışmanın sürdürülebilmesi ve sivil ve silahlı bürokrasinin engellemesine mani olunması için Cumhurbaşkanının manevi desteğinin bulunması lazım ve kafidir. Cumhurbaşkanının bu heyeti ve yapacağa çalışmayı desteklediğini beyan etmesi yeterlidir.

Bu çalışmanın en önemli özelliği şudur. Ülkede seksen yıldır süren Kemalist rejim, bu milletin KURUCU İRADESİNİ VE İNŞA EDEBİLME CESARETİNİ KIRMIŞTIR. Bu çalışma ile seksen yıldan sonra ilk defa SİVİL KURUCU İRADE kendini gösterebilme imkanına sahip olacaktır. Buradaki kurucu irade ifadesini, anayasa yapan KURUCU İKTİDAR ile karıştırmamak lazım. Milletin her alanda kurucu iradesi imha edilmiştir. Her şey devletten ve tabi ki Kemalist rejimden beklenir hale gelmiştir. Kemalist rejim de zaten “bu ülkeye komünizm lazımsa onu da biz getiririz” noktasına kadar saçmalamış ve iktidarın her çeşidini kendi uhdesinde tutmak için milletin tüm iradesini kırmıştır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir