MANAYI ANLAMAK SURETİ İNŞA ETMEK-4-

MANAYI ANLAMAK SURETİ İNŞA ETMEK-4-
Ruhun kalp evreninde keşfettiği “manaların” insan cinsinde ihtiyaç duyduğu suret, ahlaktır. Ahlak, ferdi terkip kıvamıyla şahsiyet, içtimai terkip kıvamıyla nizamdır. “İlmin malumunu inşa etmek” istikametiyle “mananın suretini inşa etmek” ameliyesi, insan cinsindeki suret inşasından sonradır. “İlim maluma tabidir” istikametinde ahlak inşası uzun bir güzergahtır. Herhangi bir insan için ahlak inşa edecek kadar mesafe alınacağının da teminatı yoktur.
Derinden satha doğru ifade etmek gerekirse, muhtemelen ve umumen, “huzur”, “hal”, “edep”, “ahlak”, “fiil” meratibi caridir. “İlim maluma tabidir” istikametini takip edenler, “malum ilme tabidir” istikametinden gelenlerin yukarıda sıralanan hallerini, ahlak meselesinde izleyebilirler. Öyleyse tefekkür ehli, irfan ehlinin (hal ehlinin) kendilerine kadar ulaşan en dıştaki sureti olan fiil ve ahlaktan başlamalılar ve içeriye doğru derinleşmeliler.
*
Varlığın suretini inşa etmek, insana suret inşa etmekten mukayesesiz daha kolaydır. Zaman varlıkta yavaş akar, bu sebeple inşa edilen suret bir müddet devam edebilir. Bu süre dinlenme ve yeniden inşa faaliyetine başlama imkanı verir. Oysa insan cinsi için inşa edilen suret, zamanın üzerinde en hızlı aktığı surettir. Ahlak, her an keşfedilen mananın derhal tecellisini mümkün kılacak yeni bir terkip kıvamına ihtiyaç duyar. Hakikaten mana ilmine vakıf “hal ehli”, her an ahlakını yeniden inşa ve terkip etmektedir.
Kainatın, her an yeniden ve tekrarlanmaksızın yaratılması, hakikat ile kabuk (dış suret) arasındaki mesafenin uzaklığından dolayı fark edilmiyor. Kabuk aynıymış hissini ve bilgisini veriyor. Bu hadisenin bir benzeri (hâşâ, yaratıcılık cihetinden benzeri yoktur) derinlerde keşfedilen mananın derece derece suretleri inşa edilirken, dış suret olan fiil ve ahlakta aynı gibi görünüyor. Derinleştikçe aynilik yerini farklılığa bırakır. Çünkü zaman, olduğu yerde durmaz ve her an yeni bir mana tecelliye gelmek ister. Bu sebeple fiildin ahlaka, ahlaktan edebe, edepten hale, halden huzura doğru gidildikçe her anın manası farklılaşır. Kabuk bile aslında değişiyor ama kabuktaki değişimin yavaş olması, değimin anlaşılmasına mani oluyor.
*
Şeriat’taki sübut, derinleşmenin çerçevesidir. Şeriat’ın ufkunun oluşturduğu fiil evreninde (Şeriat’ın sınırlarını ihlal etmeden) ahlak her an yeniden terkip ediliyor. Ahlak Şeriat’ın ruhudur, Şeriat’ın sübut bulmuş hali, ahlak ile canlanır ve hareket eder. Şeriat’ın içinde deveran eden ahlak, Şeriat’ın, hayatta, her an yeniden “gerçekleştirilmesi” vazifesini deruhte eder. Şeriat gibi ahlak da sabitlenirse, Şeriat, hayatta “gerçekleştirilebilme” istidadını kaybeder. Anlaşılıyor olmalı, Şeriat’a bir şey olmaz, ona muhatap olan Müslümanlar bu maharetlerini kaybeder.
Ahlak, edebe göre sabit görünür, çünkü edepteki hareket hızı, ahlaktan çok yüksektir. Keza edep, “hal”e göre sabit görünür, çünkü haldeki hız, daha yüksektir. “Hal”, “an”dır. “An”, zamanın muhtevasında mahfuz olan manaları izhar etme vahididir. Bu sebeple “an”, tekrarsız mana tecellisinin zaman suretidir, zamanın mekana açılan kapısıdır.
İnsanlar “an”ı yaşayamazlar. “An”ı yaşayabilme kudret ve imkanı, “ehl-i hal”in inhisarındadır. İnsanların mesuliyetleri, “zamanı yaşama devri-periyodu” ile ilgilidir. En geniş “devir”, iki namaz arasıdır. Bu da taklidi iman sahiplerine aittir ki onlar, manaya nüfuzu kabil olmayan insanlardır. Bu genişlikten başlayan devir, “an”a kadar iner. Andan ötesi olmasa gerekir, “an”dan mesul olanlar ise “ehl-i hal”dir. Çünkü ancak onlar o noktaya kadar ilerleyebilirler. “Anın vacibini yapmak” mesuliyeti, “mana ilimlerine” sahip olan “ebul-vakt”a aittir. İki namaz vakti arasındaki devirden mesul olan Müslümanlar, “zamanın vacibini yapmak” mesuliyetine sahiptirler.
Mesuliyetteki zaman periyodu, bir zaviyeden de, yeryüzündeki hilafetin salahiyetini ve kemalini gösteren bir meratiptir. “An”dan mesul olanlar, nihai salahiyet ve kemal sahipleridir. Buradan aşağıya doğru rütbe rütbe iner.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir