MEDENİYET AKADEMİSİ VE MÜESSESE FİKRİ

MEDENİYET AKADEMİSİ VE MÜESSESE FİKRİ

(Terkip ve İnşa dergisi 9. sayı)

Medeniyet akademisi mevzuunda ısrarımızın birçok sebebi var, en mühim birkaçından birisi de, teşkilat ve müessese fikridir. Teşkilat ve müessese fikri maalesef, başlık olarak bile gündeme gelmeyen mevzulardandır. Teşkilattan herkes bahseder, zira zarureti müşahhas mahiyet taşır ve birkaç kişi bir araya geldiğinde bir teşkilata ihtiyaç duyar. Teşkilata ihtiyaç duymakla teşkilat fikrine ihtiyaç duymak başka meselelerdir. Herkes bir fikrin tatbikatı, propagandası, yaygınlaştırılması için teşkilata muhtaçtır ama teşkilat fikri nedense gündeme gelmez. Teşkilat ve onun ileriki safhası olan müessese fikri olmadığı, oluşturulamadığı için kurulan teşkilatlar yaşayamaz.
Türkiye, ya fikirsiz hareketlerin kumkumasına savrulmuş ya da saf fikir ile hayat arasında münasebet kuramayanların anlamsız iddialarına kapılmıştır. Fikirsiz hareketlerin keşmekeşinden teşkilat ve müessese fikri de çıkmaz tabii ki ama saf fikir sahiplerinin hayat ile münasebet kurmak için ihtiyaç duydukları teşkilat ve müessesenin “fikrine” malik olmamaları anlaşılır gibi değil.

Teşkilat fikrin taşıyıcısı, müessese ise tatbikatıdır. Teşkilat ile fikir harekete geçer, müessese ile kök salar. Fikir, fertte şahsiyet haline gelir, teşkilatla ferdi aşar, müessese ile içtimai bünyesini inşa eder. Fertte şahsiyet haline gelmesi ilk hamledir ve zarurettir ama teşkilat ve müessesesini kuramamış fikir içtimai bünye haline gelememiştir.
*
Medeniyet akademisi fikrin teşkilat ve müessesesidir. Bir fikrin temsil ve tatbik edilmesi için kurulan teşkilat ve müesseselerden farklıdır, o, bizzat fikrin müessesesidir. Yani fikrin keşif, telif ve tatbik edileceği müessesedir. Bir fikrin taşıyıcısı değil, bir fikrin imal merkezidir.
Osmanlının son bir-iki asrında fikrin ve ilmin müesseseleri yozlaşmıştı, bu sebeple koca medeniyet çöktü. Son bir asırda ise fikrin müessesesi veya fikir müessesesi kurulamadı. Fikir müessesesi kurma maharetimiz sıfırın altında seyrediyor, bu sebeple mesela üniversitelerimiz ilmin müessesesi değil bir bürokratlar kumkumasıdır.
Fikrin müessesesini kuramadığımız için, fikri temsil eden, fikri taşıyan, fikri mücadeleyi yürüten müesseseler kurma imkanımız zaten yoktu. İkinci cinsten birçok müessese kurma teşebbüsünde bulunuldu, hala o cinsten müesseselerin olduğu zannına kapılanlar da mevcut. Fikir müesseseleşmeyince, fikri taşıyacak müessese inşası zaten muhal…
Fikir ve ilim müessesesi; protesto, gösteri, tartışma, basın açıklaması yapmak gibi, siyasi tavırlar almak gibi işlerle meşgul olmak için kurulmaz. Fikir müessesesi; pratikteki tüm tartışmaların dışında ve üstünde kalarak, temel meselelerle meşgul olmak, temel tercihleri tayin, hakikati tetkik ve tahkik etmek gibi asıl ve asil işlere yönelir. Medeniyet tasavvuru, varlık, insan, hayat ve bilgi telakkisi, ilimlerin tasnifi ve yenilerinin inşası gibi vazifelerle meşgul olur. Hakikati saf haliyle tetkik ve ilan etmek gibi bir vazifeyi üstlenecek bir fikir karargahının olmaması, bugünkü ihtilafların kahir ekseriyetinin sebebidir.
Tabii ki fikrin müessesesini inşa etmek, teşkilat fikrinin zirvesidir. Fikir teşkilatlandığında, fikrin her sahadaki taşıyıcı ve tatbik edici teşkilatlarını kurmak kolaylaşır. Fikrin teşkilatını kuramamak, fikirle teşkilat kurmayı imkansız derecesinde zorlaştırır.
*
Fikir ferdi idrak süreçlerinin neticesidir. İki kişilik idrak olmaz, her idrak süreci muhakkak ki ferdin derununda işler. Bu cihetten bakıldığında fikrin müesseseleşmesi zordur. Fakat unutulmamalıdır ki fikir ferdi, fikriyat ise istişari faaliyetin neticesidir. Fikriyat, yani dünya görüşü, yani temel telakkiler, yani büyük mefkureler ferdin enfüsi dünyasından doğmaz, ferdin enfüsi dünyasında mayalansa bile icmai tertip ve tedvine ihtiyaç duyar. Cem edilmeyen, üzerinde icma olmayan ferdi fikirler dünya görüşü haline gelemez, mefkure seviyesine yükselemez.
Fikri fikriyat haline getiremeyen, bunun hayalini kurmayan, bunun için teşebbüste bulunmayan idrak, çıktığı yolculuğun başında, ilk safhasında, yani fikir merhalesinde akamete uğramıştır. Fikriyata doğru akmayan fikir, doğru da olsa parça halinde kalmaya mahkumdur, parça ise bütündeki yerini bulamadığı müddetçe parça kıymetini bile muhafaza edemez. Fikir fikriyata doğru akmıyorsa, ferd cemiyete doğru akmıyor demektir. Fikir ile ferd baş başa kaldığında, murakabe imkanından mahrum olacağı için nefsin tasallutundan kurtulamaz, doğru olup olmadığını anlayamaz.
Medeniyet akademisi, fikir teknesidir, fikirlerin yoğrulacağı tekne… Bir fikir başka bir fikirle temasa geçmediği müddetçe nefsin katıksız gıdası haline gelir. İhtiyacımız, fikirlerin temas etmesinden de öte, fikirlerin yoğrulacağı bir teknedir. Bir fikir teknesi olmalı, fikirleri yoğura yoğura ifrat ve tefrit kutuplarını yontarak tek bir hamule haline getirmeli, oradan bir fikriyat imal etmelidir.
*
Müessese fikri ile inşa fikri kardeştir. İnşa fikri yoksa teşkilat ve müessese fikri telif etmek kabil olmuyor. İnşa fikrinin ilk neticesi, teşkilat ve müessese fikridir, teşkilat ve müesseselerle hayatın inşası mümkün hale gelir.
Müessese fikri ile inşa fikri arasındaki münasebet, her ikisi de birbirinin hem sebebi hem de neticesi olacak kadar girift ve derindir. İnşa fikri olmadığında müessese fikri telif edilemeyeceği gibi, müessese fikri olmadığında inşa fikrinden bahsetmek kabil değildir.
Medeniyet akademisi, inşa fikri ile müessese fikrinin zirvesidir.
*
Medeniyet akademisi, aynı zamanda müesseselerin anasıdır. Medeniyet akademisi, fikrin ana rahmi, müesseselerin ise atölyesidir. Müslümanların, müessese inşa eden müesseseye ihtiyacı vardır.
Medeniyet akademisi, medeniyet tasavvuru üst başlığı ile tüm nazari çalışmaları yapacağı gibi, keşif ve telif ettiği nazariyatın, ferdi karşılığı olan şahsiyeti, içtimai karşılığı olan cemiyeti, ikisi arasındaki irtibat ve münasebeti tesis edecek müesseseleri inşa etmekle mükelleftir.
Medeniyet akademisi öncelikle tek hamur halinde bir medeniyet tasavvuru oluşturur, sonra o hamurdan ferd, cemaat, cemiyet, ümmet istikametindeki inkişafı gerçekleştirecek tüm teşkilat ve müesseseleri inşa eder, o istikametteki tüm hamleleri tertip eder, tüm faaliyetleri sevk ve idare eder.
EBUBEKİR SIDDIK KARATAŞ
ebubekirsiddik2000@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir