MEDRESE; BİLGİ, İLİM, TEFEKKÜR TEDRİSATI YAPAR

MEDRESE; BİLGİ, İLİM, TEFEKKÜR TEDRİSATI YAPAR

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

Bilgi, kainat çapında bir kıymettir. Kainatta her varlık ve vakıanın muhtevasında bilgi mevcuttur, bu sebeple bilgi meselesi kainat çapında bir kıymet arz eder. Mutlak İlim olan Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye, hem kainatın hem ahiretin terkibi hükümlerini ifade eden bir özettir. Medresenin meşgul olduğu ilim, bu aleme (kainata) dair olandır.
İlim ve irfan, birbirinden müstakil, birbirine muhalif iki bilgi mecrası değil, aksine bilginin genişlik ve derinlik buududur. Nasıl ki Şeriat İslam’ın genişlik buudu, tasavvuf da derinlik buududur, ilim ve irfan da bunların bilgideki mukabilidir.
*
Medrese; varlık, insan, hayat bahislerine dair temel telakkileri inşa etmek, bunlar arasındaki irtibat ve münasebet haritasını çıkarmak, arada boşluk ve tezat bırakmamakla mesuldür. Bundan sonradır ki medrese, tedrisat faaliyetine başlar.

“Medresenin yeniden inşası” mevzuunu tetkik eden 24. Sayıda görüleceği üzere, medrese; bina, hoca ve talebeden ibaret bir müessese değildir. Medrese, İslam ilim telakkisini önce kadim müktesebatın muhtevasından keşfedecek, sonra yeni keşiflerle zenginleştirecek, bu işi nizami çerçevede oturtmak için ilimlerin tasnifini yapmış olacaktır ki, kurulmuş olsun. Kadim müktesebatı tekrarlayarak, dünyanın (özellikle batının) son birkaç asırdır ürettiği bilgiyi siygaya çekmeden, yeni bir tertip, tasnif ve tanzim yapmadan kurulamaz. Medresenin temsil ettiği ilk kıymet, İslam bilgi (ve ilim) telakkisidir.
*
Bilgi haritası olmayan hocalar, talebelerde inşa etmek istedikleri zihni haritayı biliyor olamaz. Bilgi haritası, ilimlerin tasnifidir. Bir bilginin, bilgi haritasındaki yerini bilmeyen hoca, o bilgiyi insanın kalbi ve zihni evreninde nereye yerleştireceğini bilemez. Bunları bilmeyen birine müderris muamelesi yapmak, içinde bulunduğumuz cehalet ve kaos çağının neticesidir.
Müslümanlar, batılılar gibi her şeyi savruk ve dağınık yapamaz. Müslümanların ilim telakkisi ile insan telakkisi arasında kesif bir irtibat haritası var. Tedrisat telakkimizin üzerine oturduğu vasat da zaten bu haritadır. İlim telakkisinin telif ve ilimlerin tasnifinin tertip edilmediği her ihtimalde, insan telakkisi ve insan iç alem haritası oluşturulamaz. Bu ikisi yoksa hangi bilginin, insan iç aleminde nereye intikal edeceği bilinemez.
*
Bilgi tedrisatı, varlığın muhtevasında mahfuz olan bilginin, insanın iç alemine intikalini temin etmektir. Bilginin intikali ezberlemeyle başlar, öğrenme süreciyle devam eder. İlim tedrisatı, bilginin tertip ve tanzim edilmiş haliyle Müslüman zihnine ve kalbine intikalidir ki, ezberleme ve öğrenme safhalarından sonra başlayıp, bilgi ile mana arasındaki irtibatı kurar. Tefekkür tedrisatı ise bilgi ile mana arasındaki irtibatı kurma mahareti kazandırır. Ülkemizdeki eğitim-öğretim (tedrisat değil) süreci, ezberleme ve öğrenme safhasında kalmakta ve bilgi hamalları yetiştirmektedir. Bunun sebebi ise tedrisat telakkisi ve usulünün olmamasıdır.
Tedrisat usulü; İslam’ın bilgi evreni ile Müslümanın zihni evreni arasında bulunan mutabakat çerçevesinde, bilginin ezberleme, öğrenme, idrak etme süreçlerinin intikal mecralarını açmaktır. Tedrisat usulü olmadan, ezberleme, öğrenme ve idrak etme süreçlerinin yönetilmesi muhaldir.
Usul ilimleri, tefekkür tedrisatıdır. Esas ilminin mevzu haritası üzerinde tefekkür edebilme mahareti kazandırır. Usul ilimlerinin öğretildiği günümüzde, usul ilimlerinden farklı ve onların tamamına şamil olan tedrisat usulü bulunmadığı için, tefekkür tedrisatı yapılamamaktadır.
Tefekkür tedrisatı yapılamadığı için bilgi tedrisatı ezberleme safhasında, ilim tedrisatı ise bazı manaların ve hikmetlerin öğrenilmesinden ibaret kalmaktadır. İlim tedrisatı, manaya intikali mümkün kılsa bile, tefekkür tedrisatı manaya intikalin usul ve maharetini kazandırır. Tefekkür tedrisatı olmadığında, ilim tedrisatı ile medresede iktisap edilen manalardan ibaret bir ufka mahkum olunur, tedrisattan sonra idrak ve tefekkür faaliyetinin devamı kabil olmaz. Talebenin idrak ve tefekkür mahareti kazanamaması, mana keşfinde hocasına mahkum hale gelmesine sebep olur. Bir müderrisin tefekkür tedrisatı vermemesi ancak iki sebebi olabilir; birincisi tefekkür tedrisatını kendisi de bilmiyordur, ikincisi talebesini kendine mahkum etmek çabasındadır. Medrese için iki ihtimal de birbirinden kötüdür.
*
Medreseler, bilgi tedrisatında insanı bilgiyle buluşturur ve bilgiye aşina kılar. İlim tedrisatında insanı mana ile buluşturur ve bilginin muhtevasındaki manaya intikalini sağlar. Manaya intikali sağlamayan tedrisat, bilginin ve ilmin sadece kullanılmasını mümkün kılar. Bilginin ve ilmin manasına intikal etmemiş bir insan, ruhi inkişafını sağlayamaz. Bilgi ve ilim intikali, ruhi inkişafla birlikte gerçekleşmediği takdirde nefs hakimiyeti devam edeceği için, sadece kullanma becerisine sahip olan insan, bilgi ve ilmi nefsinin malzemesi ve manivelası haline getirir.
Bilgi insana ulaşmadan, insan manaya ulaşamaz. Bu sebeple Medrese, bilginin insana intikalini sağlarken, insanın manaya intikalini sağlamak zorundadır. Dışarıdan (varlık aleminden) içeriye (insan iç alemine) doğru bilgi hareketi söz konusudur, bundan sonraki tüm süreçler insan iç aleminde cereyan eder. Dışarıdan içeriye doğru hareket, nispeten müşahhas mahiyet taşıdığı için en kolay olan safhasıdır. Zaten bu sebeple tedrisat (ve modern eğiti-öğretim) bu safhada kalmaya meyillidir. Bilginin insan iç alemine intikalinden sonra başlayan süreçlerin tamamı mücerrettir, hem müderris hem de talebe için zor kısım burasıdır.
Bilginin insana intikali kolay ve basit olduğu için tüm dikkatler bu noktaya toplanmıştır. Mesele bu safhada kaldığı için herkes öğretmen ve müderris olabilmekte, meselenin ileri safhalarının başlıkları bile bilinmediği için bu durum garipsenmemektedir.
Medresedeki bilgi, ilim ve tefekkür tedrisatı hakkıyla gerçekleştirilemezse; tekkelerin irfan, hikmet, hakikat tedrisatının altyapısı oluşmaz. Medrese, kendi işini yarım bıraktığında tekkenin işini de akamete uğratır ki, her ikisinin de mesuliyetini üstlenmiş olur.
NURETTİN SARAYLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir