MUKAVEMETİN RUHİ KAYNAKLARI

MUKAVEMETİN RUHİ KAYNAKLARIİnsanın hayata karşı mukavemet edebilmesi için mukavemet merkezlerini bilmesi, tanıması ve kullanma maharetini kazanması gerekiyor. Mukavemet merkezlerinin mahiyetini, hacmini, kaynaklarını ve sınırlarını bilmeden onlardan faydalanmak mümkün olmayacaktır.

 

İnsan küçük bir hadise karşısında dahi bir anda tüm enerjisini kaybetmiş gibi çöküp kalabilmektedir. Oysa devasa problemlerle mücadele edebilmekte ve destansı mukavemet misallerini gerçekleştirebilmektedir.

Kendini solladı diye (veya benzer küçük sebeplerle) İstanbul’da trafiğin içinde adam öldürenlerin başkalarına tahammül edemediklerini söylemek en ucuz yoludur. Bu türden insan suretinde görünen mahlukların zihni dünyalarının haritasını çıkarmak lüzumu ihmal edilebilir bir hadise midir? İnsanın dış dünyadan gelen etkilere karşı mukavemet etmesi kadar kendi iç dünyasından gelen etkilere de mukavemet etmesi lüzumu unutulmalı mıdır?

 

İnsanların küçücük arzularının peşinde gittikleri, küçücük arzularının peşinden gittikleri için ne kadar büyük hadiselere (özellikle de zarara) sebep oldukları ve bunun defalarca tekrarlandığı ve tecrübe edildiği buna rağmen bu tür hareketlerden neden vazgeçemedikleri ilk bakışta anlaşılır gibi görünmemektedir. Bu türden hadiselerin anlaşılır ve kabul edilebilir sebepleri olmadığı doğrudur ama insan iç dünyasındaki mekanizmalarının ve süreçlerinin tahlil edilmesi gerekir.

Küçücük bir kıskançlıktan dolayı kıskanan veya kıskanılan insanın hayatının zehir olduğu veya son bulduğu vakaları gören insanların karı-koca arasındaki kıskançlığın dışındaki kıskançlıklara hala neden imkan hazırladığı anlaşılması gereken önemde bir konu olmalıdır.

Hayatı yoğunluklu olarak aklıyla yaşayan bir insanın duygu yoğunluklu küçük bir hadise karşısında şaşkına dönmesi sık görülebilen hadiselerdendir. Hayatı duygu yoğunluklu olarak yaşayan bir insanın akli çözümleri anlayamaması ve hatta dinlememesi kabul edilebilir olmasa dahi yaşanmaktadır.

Bir insana çevresinin tamamı bir hareketin yanlış olduğunu söylemesine rağmen o hareketi yapmakta ısrarlı olmasını açıklamak gerekmez mi? Çevrenin ittifak halinde doğru hareketi göstermesine rağmen onu yapmamakta ısrar eden insanın zihni dünyası incelemeye değer değil midir?

 

Hayatın merkezine maddi değerleri (mesela parayı) oturtan kişilerin ağzı dolusu “her insanın bir bedeli vardır” gibi amiyane lafları bilgiç tavırlarla sarfederken, paranın satın alamadığı insanlarla karşılaştıklarında “ahmak” teşhisi koymaktan başka bir zihni derinlikleri olmayacağı malumdur. Paranın gücünün yetmediği bu insanların bir dostlarının selamı ile ölüme koştuklarını gördüklerinde ise akıllarının iptal olacağı ve bu durumu “ahmaklık” olarak dahi teşhis edemeyecekleri de malumdur. Fakat ahmak teşhislerinin aslında bir itiraf olduğu ve kendilerini ifade ettiği kendileri tarafından değil ancak başkaları tarafından anlaşılabilmektedir.

Bu tür insanların her nasılsa zihni melekelerinin iptal olduğu ve paradan başka bir değer kabul etmedikleri bilindiğine göre, farklı hayat anlayışlarının ve tarzlarının olabileceği ve bunların da en az kendi hayat tarzı kadar değerli olduğunu anlatacak bir yol aranmamalı mıdır? Bu yollar aranırken, psikolojik, psikiyatrik ve hatta hukuki metotları ihmal etmemek doğru bir düşünce değil midir?

 

Tıp fakültesini ve doktorluk mesleğini başörtüsü için feda edecek kadar maddi değerlerden başka değerlere sahip olan kızların nasıl bir mukavemet kaynağına sahip olduğunu anlamak dünyayı banknot gözlüğünden gören ahmakların harcı değildir. Ya da okulunu okumak için başörtüsünü çıkarmak zorunda kalan kızların, başörtüsünden vazgeçtiğini zannedip maksatlarının hasıl olduğunu zannedenler, o kızların başörtüsünden vazgeçmediğini ve kendilere karşı zapt edilmez bir kin ve öfke biriktirdiklerini anlamaktan aciz şekilde sözde başarılarının keyfini yaşayanlar insanın derinliklerindeki haritayı hayatları boyunca görmemişlerdir.

İmanın nasıl bir mukavemet kaynağı olduğunun anlaşılması gerektiği, anlaşılmaması durumunda dehşetengiz hadiselerin cereyan edeceği ve bunları önlemenin yolunun bulunmadığı hangi dil ve üslupla ifade edilmelidir? İmanın en büyük mukavemet kaynağı olduğu ve sınırsız enerji ürettiği imansızların anlayabileceği bir vaka değildir muhakkak. Fakat devletin bunu anlaması ve buna göre uygulamalar geliştirmesi nasıl ihmal edilebilir?

 

Dünyanın en büyük ordularına karşı savaşan bir avuç mukavemetçinin (direnişçilerin) Vietnam’da ABD’yi, Afganistan’da Sovyetleri Güney Lübnan’da İsrail’i nasıl durdurduklarını anlamak stratejik hesaplarla mümkün değildir. İnsandaki mukavemet merkezleri, usulleri ve kaynaklarının neler olduğu derinliğine bilinmediğinde mevcut teknolojinin yanında insan faktörü hesaba katılmamakta ve dolayısıyla hesap yanlış yapılmaktadır.

Etin çelikten daha sağlam olduğunu anlayabilecek olan materyalist kavrayışlar değildir. Fakat Allah’a inananların da etin çelikten daha sağlam olduğuna inanmaktan vazgeçtiği bir dünyada yaşıyor olmak vahim bir durumdur.

 

Bir kadına âşık olan erkeğin, nazik ve narin bir varlık karşısında nasıl o kadar aciz olabildiğini anlamak aşık olan insanın yapabileceği bir zihni faaliyet değildir muhakkak. Fakat yiğit insanların bir kadın karşısında bu derecede aciz olabilmesinin ruhi ve zihni altyapısının tahlil ve izah edilmesi şarttır. Çünkü insanda aşka bile mukavemet edecek kuvvet kaynakları ve mukavemet merkezleri olduğu unutulmamalıdır.

Aşkı zafiyet kaynağı olmaktan çıkarıp kuvvet kaynağı haline getirmenin yolunu üretmeyen cemiyetin olgun ve vakur bir hayat yaşaması mümkün değildir. Cemiyet zayıf insanların değil kuvvetli insanların sırtında kurulur ve muhafaza edilir. Aşka karşı mukavemet edebilen insanların kuvveti kutsaması değil aksine vicdanı ve merhameti yüceltecekleri gerçeği de ayrı bir vakadır.

Aşka karşı mukavemet edebilmek, aşık olmamak değil, aşık olunan insanı elde edemediğinde onu veya kendini öldürmek değil bilakis aşık olunan insanı yaşatmaktır.

 

Milyonlarca insanın zalim bir idareye karşı sabretmesi, itaat etmesi, boyun eğmesi, sahip çıkması veya daha başka şekillerle ona karşı isyan etmemesinin ruhi ve zihni labirentleri deşifre edilmelidir. Milyonlarca insanın sükutuna rağmen içlerinden birkaç kişinin çıkıp hayatları pahasına isyan edebilmesinin ruhi kodları ise daha önemli bir konu olarak incelenmelidir.

Bilim adamlarının iktidar sahiplerinin yanında yer aldıkları ve onların baskı ve işkencelerine yardım ettikleri bir dünyada yaşıyoruz. Oysa ki alimler zalimlerin yanında ve onların destekçisi olmamalıdır. Bilim adamlarının kayıtsız şartsız iktidarın yanında olması ve bilgi ve bilimi onların işkencelerini kolaylaştırıcı ve neticelendirici istikamette kullanması vahimdir. Bilginin ve bilimin yalnız başına zulmü engellemediği ve hatta ona katkıda bulunduğu gerçeğinin insan iç dünyasında nasıl bir süreç izlediği konusu milyonlarca personeli olan bir akademide araştırılsa mübalağa edilmiş olmaz.

 

*

 

Bu kitap yukarıdaki soruların tamamının cevabını veremez belki ama en azından bu konuları gündeme getirmek gibi bir vazifeyi üstlenebilir. Türkiye’de konuların izahı (buna izah denmez ya) kısa, ucuz ve sloganik ifadelerle yapılır ve kimse buna itiraz etmez. Oysa bu türden açıklamaların hiçbiri doğru değildir. Zira her konu kendi merkezinde ayrı bir izaha muhtaçtır.

KİTABI İNDİR MUKAVEMETİN

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir