MÜSLÜMANLARDA SİYASİ ANLAYIŞ ZAFİYETİ

Müslümanların siyasi tenkit, tespit ve tekliflerini demokrasi üzerinden yapmaya başladıkları ve bunun yaygınlaştığı görülüyor. İslam’ın bir dünya görüşü olduğu, bu dünya görüşünün siyasi sistemi de ihtiva ettiği bilinmesine rağmen, siyasi düşüncelerini demokrasi üzerinden üretmeleri, nasıl değerlendirilmelidir? Demokrasinin temel siyasi kabul haline getirilmesi kaçınılmaz olarak sekülerleşmeye davetiye çıkarmaktır. Müslümanların sekülerleştiğini iddia etmek mümkünse de ağır bir tespit olur. Sekülerleşmenin dışında bir ihtimal aramak daha insaflı olmalı.
Türkiye’deki zulüm rejiminin karşısında direniş mevzisi oluşturmak için “yasak savmak” kabilinden stratejik manevra olarak kabul gördüğü kanaati sanırım daha uygun olsa gerek. Lakin konu bundan ibaretmiş gibi görünmüyor.
İslam’ın dünya görüşünü “bütün” olarak anlamak ve beyan etmekle ilgili problemlerin yaşandığı vaka… Sanki İslam, siyasi sistem teklifinde bulunamazmış gibi bir zihni organizasyon kökleşiyor. Demokrasinin, mevcut siyasi sistem karşısında ciddi bir savunma (ve direniş) mevzii olduğu doğru… Özellikle temel hak ve hürriyetler cihetinden demokrasi, mevcut siyasi rejime karşı ciddi bir tenkit zaviyesi oluşturmakta ve ciddi tenkit malzemeleri tedarik etmektedir. Fakat İslam, demokrasiden daha geniş bir hürriyet alanı oluşturmakta ve çeşitliliğe daha fazla imkan tanımaktadır. Her nedense bu nokta dikkatlere gelmemekte ve konu demokraside yoğunlaşmaktadır.
İslam, başka dünya görüşlerinin her birine kendi hukuk, ahlak, kültür ve hayat tarzını yaşayabilmesi için mümkün olan en geniş alanı açmaktadır. Ondört asırlık siyasi tarih açıkça göstermektedir ki, İslam’ın siyasi hakimiyet coğrafyasında Hıristiyan ve Yahudilerin kendi hukuk, ahlak, kültür ve hayat tarzlarını yaşadıkları tescillidir. Böyle bir tarih, yeryüzünde hiçbir dünya görüşüne nasip olmamıştır. Bu kadar engin bir tarihi materyale sahip olan İslam, nasıl oluyor da bu günün dünyasında tüm insanlığı kendi coğrafyasında beraber ve barış içinde yaşatabilecek siyasi projesini seslendiremiyor? İslam bunu tarihinde defalarca yaptığına göre problem bugünün Müslümanlarında olmalıdır.
Dünyaya birkaç asırdır hakim olan batının, tüm dünyanın gözü önünde çökmeye başladığı bu gün, meselenin sadece iktisadi buhranlar ve siyasi hakimiyet dengeleri noktasında tartışılıyor olması, hala batılı bakış açısının devam ettiğini göstermiyor mu? Batı hala felsefi ve kültürel alanda zafiyetini kabul etmiyor ve meseleyi sadece iktisadi merkezde değerlendirmeye devam ediyor. Oysa batı felsefi krize gireli bir asır oldu. Batının bunu itiraf etmesini beklemek yerine onun nasıl bir entelektüel kriz içinde debelendiğini tespit edecek ve iktisadi ve siyasi buhranların ise aslında bu entelektüel krizin neticeleri olduğunu gösterecek Müslüman mütefekkirleri sadece İslam coğrafyası değil aynı zamanda tüm dünya bekliyor. Zira batı entelektüel alanda kriz yaşarken dünyanın hiçbir kültür coğrafyası, tüm dünyaya hitap edecek çapta bir fikri, siyasi ve iktisadi sistem teklifinde bulunamamaktadır. Dünyaya sistem teklifinde bulunabilecek tek teorik kaynak İslam’dır ama bundan dünya ile beraber sanki Müslümanların da haberi yokmuş gibi görünmektedir.
Türkiye’deki mevcut rejimin kavrayış formlarında sıkışan ve milyonluk ordunun hışmından çekinen Müslümanların tüm dünyayı kurtaracak İslam tefekkür mecrası oluşturma imkanından mahrum olduğunu tespit etmek fevkalade üzücüdür. Ülke içindeki siyasi mücadelelerin manevraları arasına sıkıştığı için büyük fikir hamlelerinden mahrum olmak, tüm insanlığın mesuliyetini kuşanması gereken İslam ümmetinin bu coğrafyadaki parçasının fikri intiharı olmaz mı?
Söylemek istediğini bir türlü söyleyemeyen insanların psikolojisinde kıvranıyoruz. Türkiye’nin İslam coğrafyasında bu gün sahip olduğu konum, yakın zamana kadar hayal dahi edemeyeceğimiz noktada değil mi? Bu durumu besleyecek ve verime çevirecek fikri kaynakları üretebiliyor muyuz? Dahası böyle bir çaba içine giriyor muyuz? Dahası bunun ne kadar farkındayız?
Kemalist rejim mutlaka ve yakın zamanda yıkılacak, zira teorik kaynağı olan batı medeniyeti çöküyor. Batı medeniyeti çökecek ama Kemalist rejim ayakta kalacak… Bu ihtimal eşyanın tabiatına ters… Müslüman fikir adamlarının bu günkü siyasi mücadeleleri ihmal etmesi tabi ki yanlış ama rejimin çökmesinin ertesi gününe dair söylenmesi gerekenlerin artık açıkça ve cesurca beyan edilmesi zamanı geldi.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir