MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-2-TEŞKİLAT DENKLEMİ VE TEŞKİLATIN GÜCÜ

MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-2-
TEŞKİLAT DENKLEMİ VE TEŞKİLATIN GÜCÜ
Teşkilat, insanların bir araya gelmesi değildir. Bilindiği üzere çok çeşitli beraberlikler vakidir. İnsanlar sinemada film izlerken de, tavla oynarken de beraber olurlar. Bunun gibi sayısız beraberlikler her gün yaşanır. Bunların hiçbiri teşkilatlılık hali değildir. Öyleyse insanların hangi türden beraberlikleri teşkilattır? Bu soruyu, teşkilatın muhtevasından önce, matematik denklemiyle izah edelim.
Bir kişi bir birim zamanda bir birim iş yapabiliyor olsun. On kişi bir araya geldiğinde on birim iş yapıyorsa, teşkilat kurmuş olmazlar. En fazla, teşkilat kurma niyetlerini ortaya koymuş olurlar ve işe başlamış sayılırlar. On kişinin tek tek yaptıkları işlerin toplamı ile on kişini beraber yaptıkları işlerin toplamı aynı olduğunda, o on kişiden hiçbiri teşkilat fikrine ve anlayışına sahip değildir.
Teşkilatlılık hali ve teşkilatlı faaliyet, bir araya gelen insanların tek tek yaptıkları işlerin toplamından fazla iş yapabilmektir. Bunun denklemi nedir?
Birinci denklem, on kişinin her biri, kendi hayat alanında ve içtimai havzada on kişilik gücü kullanır. Öyleyse on kişinin gücü, yüz kişinin tek tek yapabildiği iş toplamına denktir. Bu denklem, teşkilatın tabii denklemidir. Bir teşkilattan bahsedebilmek için, üye sayısının kendisi ile çarpımından elde edilen gücü elde edebilmesi ve kullanabilmesi gerekir. Bu netice elde edildiğinde, teşkilatçılıkta zirveye ulaşılmış olmaz, tabii neticesine kavuşulmuş olur. Bu denkleme, üye sayısının karesine eşittir.
Teşkilatın kuruluş süreci, üye sayısının kendisi ile çarpımından elde edilen gücü üretebilme ve kullanabilme maharetine kavuşmasıdır. Üye sayılarının tek tek yapabildikleri iş hacminin toplamından başlamak üzere üye sayısının kendisi ile çarpımından elde edilen güce ulaşabilmeleri süreci, inşa dönemidir. Bu dönem, teşkilatlılık hali değil, teşkilatlılık halini kazanma çabasıdır.
İkinci denklem, tek tek yapılamayacak işleri yapabilme maharetinin kazanılmasıdır. Yalnız yapılamayacak işler, tek tek milyonlarca insanın bile yapamayacağı işlerdir. Bu sebeple yalnız yapılamayan işler teşkilatlanarak yapılabilir. Tek başına yapılamayacak her iş, başlıbaşına bir teşkilat işidir. Bu sebeple tek yapılamayacak her iş için oluşturulan birim, bir teşkilat olarak hesaplanabilir.
Her üye, tek başına yapılabilecek işleri yapar, iki kişiyle yapılabilecek işleri yapar, üç kişiyle yapılabilecek işleri yapar, teşkilat toplamının yapacağı işleri yapar ila ahir. Hangi pozisyon müsaitse ve mesaisi hangilerine katkıda bulunmaya uygunsa orada olur. Böylece teşkilatın her üyesi, hem toplam teşkilat gücünü, hem beraber yapılabilecek işlerin gücünü yalnız başına kullanır. Her üye bu güçleri yalnız başına kullandığında teşkilatın gücü, en az üye sayısının küpü olur. Bu neticeye ulaşan teşkilatlar, teşkilat anlayış ve fikrini geliştirmiş demektir.
*
Teşkilatın sadece çarpan (katsayı) etkisi mi var? Hayır. Teşkilatların (ki bunlar sureta teşkilattır) bölen ve çıkaran etkisi de var. Bu husus anlaşılmadan, teşkilat işiyle ilgilenmek, teşkilatlanma teşebbüslerinde bulunmak, faydadan çok zarar veriyor. Misal üzerinden konuyu tetkik edelim.
On kişi bir araya geldiğinde nasıl olur da bölen veya çıkaran etkisi olur? Teşkilat fikri ve anlayışı olmayan insanlar bir araya geldiyse, birlikte iş yapmak bir tarafa, her birinin tek tek yapabileceği işlere de mani oluyor. Bir araya gelmeseler ve her biri tek tek çalışsa ortaya çıkan toplam, bir araya geldiklerinde yaptıkları işlerin toplamından fazla olabiliyor. Bu ters teşkilatlılık halidir. On kişi bir araya gelerek ancak bir veya iki veya beş kişilik iş yapabiliyor. Çünkü birbirlerine yardımcı olmadıkları gibi problem haline geliyorlar. İşin vahim olan noktası, on kişi bir araya geldiğinde, üretilen toplam işin, bir kişinin yalnız başına yapabileceği işten daha az olmasıdır. Hatta negatif sonuçlar üretebilmeleridir. Yani, bir araya geldiklerinde iş yerine problem üretiyorlar ve o problemler hayatlarının diğer alanlarında da verimlerini düşürüyor. Bu tür durumlar, teşkilat meselesindeki ters denklemlerdir.
*
Beraberliklerin teşkilatlılık haline gelebilmesi, çarpan etkisi yapan denklemler kurulabildiğinde mümkündür. Eksilten etkisi yapan ters denklemler meydana çıkıyorsa, enerjileri israf eden ters teşkilatlar kurulmuş demektir ki derhal tasfiye edilmelidir. O insanların yalnız başlarına yaşamaları daha faydalıdır. Aslında o insanların yalnız yaşamalarında da bir fayda yoktur da, yalnız kaldıklarında cemiyete verecekleri zararın az olmasını kar sayarız.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir