MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-32-TEŞKİLAT VE CEMAAT-1-

TEŞKİLAT VE CEMAAT-1-
Türkiye’de Müslümanların içtimai bünyeleşmeleri cemaat şeklinde zuhur etti, bu sebeple cemaat bahsini ayrıca tetkik etmek ehemmiyet arzediyor. Cemaat bir tarafından bakıldığında müthiş bir teşkilat numunesidir, başka bir tarafından bakıldığında teşkilat numunesi değil, teşkilatların kuluçka makinesi gibidir. Türkiye’de ve İslam coğrafyasında her fikir bünyeleşmek istediğinde önce cemaatleşiyor. Cemaat, kadimden beri kullanılan içtimai bünye numunesi olduğu için tecrübe müktesebatı da büyük, dolayısıyla içtimai oluşumlar tabii olarak bu havzaya akıyor.
İslam, modern zamanlardaki sivil toplum kuruluşlarına benzer teşkilatları arzu etmez. İslam, Müslümanları günde beş vakit bir araya getirecek kadar yoğun bir teşkilatlılık haline sahiptir, beş vakit bir araya getirme mekanı cami, bir araya getirme sebebi namaz, bir araya getirme şekli ise insanların tamamını, sınıf oluşturmadan yan yana ve aynı istikamete doğru dizmek şeklindedir. Diğer taraftan, herhangi bir iş için bir araya gelen iki kişinin birini diğerine (diğerlerine) imam, reis tayin eden bir içtimai yoğunluğa sahiptir. İslam, her an teşkilat kurmakta, her iş için teşkilat kurmakta, he alan için teşkilat kurmaktadır. Bu yoğunlukta “teşkilatlılık halini” taşıyabilecek bir teşkilat numunesi keşfedilmiş değil.
İşte cemaat, bir taraftan İslam’ın muhtevasına uygun olarak elzem bir taraftan da modern zamanların şartlarında fiili bir zarurettir. Hala batıda (belki doğuda da) İslami cemaatlerin teşkilatlılık halinin yoğunluğuna ulaşan bir teşkilatlanma numunesi yoktur. Ehl-i tasavvufun haftada en az iki defa “hatim” okumak için, diğer cemaatlerin “ders” veya başka bir isim altında haftada birkaç kez bir araya gelmesi, bir araya geldiklerindeki münasebet yoğunluğu, başka tür teşkilat numunelerinde gerçekleştirilemiyor.
Cemaatlerdeki bir araya gelme, birlikte iş yapma, beraber yaşayabilme yoğunluğu, modern teşkilat formlarının tamamen dışındadır, ruhi, hissi, tabii bir münasebet yoğunluğu mevcuttur. Modern dünyanın teşkilatlanma meselesinde çözemediği, oluşturamadığı en önemli, ruhi, hissi, tabii birlikler, beraberliklerdir. Bu eksikliği kapatmak için batı dünyasındaki gizli teşkilatlar, tuhaf, saçma, sapık ritüeller geliştirme yoluna gitmişlerdir, masonik teşkilatların ve Hıristiyan teşkilatlarının gizli ritüellerine bakıldığında ne kadar sapıkça temayüller geliştirdikleri görülür. Cemaat şeklindeki içtimai bünyelerin ulaştığı derinlik, batıda, ruh ve akıl sıhhatini bozmadan gerçekleştirilemiyor. Bunun kıymetini bilmek, cemaatleşmeyi tenkit ederken (ki tenkide tabi tutulacak cihetleri var) hoyrat ve vicdansız davranmamak, özellikle de meseleyi anlamadan sığ şekilde cemaatleşmeye savaş açmak, intihar olur.
Cemaatleri teşkilat olarak değerlendirip tenkit etmek sıhhatli görünmüyor. Cemaatler, ruhi, kalbi, hissi mayalama bünyesi olarak kabul edilmeli. Zaten yaptıkları iş derinlik boyutuyla bu… Modern teşkilat numunelerine benzemediği için tenkit etmek ise kendimizi inkar olur. Cemaat bünyesinde mayalanan ruhi, kalbi yapı, içtimai sahaya muhtelif teşkilatlarla çıkmaktadır.
Ruhi-kalbi bünyeyi yoğurma, mayalama, inşa etme hususunda cemaatlerin gerçekleştirdiğini, başardığını yapabilecek başka bir içtimai bünyeleşme çeşidi keşfetmiş değiliz. Başka bir bünyeleşme çeşidini keşfedememiş olmamız, sadece bizim idrak zafiyetimizle ilgili bir durum değil, bu keşfi dünya da yapamadı. Öyleyse cemaat bünyeleşmesi, İslam cemiyetlerinin tarihi keşfidir, bu keşfi hoyratça bir kenara atamayız.
Türkiye’de ve diğer İslam ülkelerinde, on dokuzuncu ve yirminci asırda uygulanan batı operasyonlarına karşı coğrafyanın kalbini muhafaza eden ana unsurlar, tasavvufun deruni, cemaatlerin de içtimai bünyeleridir. Batının son iki asırdır doğrudan uyguladığı planlarına rağmen dünyada hala İslam ve Müslümanlar varsa, bu bünyelere borçludur. Dikkat edilirse, son birkaç asırdır batının dünya hakimiyetinden kurtulan medeniyet, kültür, anlayış kalmamıştır, buna direnebilen sadece İslam coğrafyasıdır, direniş merkezleri de tasavvuf ve cemaatlerdir.
Cemaatlerin birçok yanlışı olabilir, cemaatleşme tarzlarının da yanlışları olabilir fakat batının nihai hamlesini yirminci asırda hilafeti kaldırarak yaptığı çok sayıda operasyonlarına karşı ümmeti ayakta tutan bu bünyelere karşı tarihi bir borcumuz olduğu unutulmamalıdır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir