MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-36-TEŞKİLAT VE LİDERLİK

TEŞKİLAT VE LİDERLİK
Teşkilat ile liderlik arasındaki münasebet yanlış anlaşılır, aslında bunlar özü itibariyle çatışır, normal ve doğru olan teşkilatta liderliğin olmamasıdır, ne var ki bunun tam aksi kanaat yaygındır. Liderlik, yönetilme ihtiyacından doğar, bu cihetiyle de halk için sözkonusudur. Teşkilat, yönetilme ihtiyacı içinde olan insanlardan teşekkül etmez, bilakis kendi kendini yönetebilen insanlardan teşekkül eder. Teşkilat kadrolarının hem yönetebilme hem de yönetilebilme maharetine sahip olması, yönetilme ihtiyacından kaynaklanmaz, sadece teşkilatın idare uzvunun bulunması, faaliyetinin nizami çerçevede gerçekleştirilmesi gibi şartlara tekabül eder.
Teşkilat, her mensubunun elindeki enstrümanla musiki eserini kendi kendine çalabilecek maharet ve seviyede olan orkestradaki “şef” ihtiyacı gibi bir idare heyetine ve başkana ihtiyaç duyar. Teşkilat başkanı ile liderlik başka şeydir, orkestra şefinin zaman ayarını yapması gibi, başkan da faaliyetin nizami çerçevede gerçekleşmesini takip ve murakabe eder. Teşkilat mensuplarının ne yapacağını bilmediğini, başkandan emir beklediğini düşündüğümüz andan itibaren teşkilattan bahsetmiyoruz demektir. Emir bekleyebilir ama bu durum “ne yapacağını bilmemek” derekesine kadar düşmekten değil, faaliyetin nizami altyapısının temini içindir.
Bir teşkilatın, teşkilatlanma seviyesini tespit edebileceğimiz ölçülerden birisi, liderliğe ihtiyaç duyma nispetidir. Teşkilatın liderlik ihtiyacı sıfıra inmişse veya liderliğe hiçbir zaman ihtiyaç hissetmemişse, o teşkilatın notu zirvededir.
Birinci husus, bir teşkilatın kadrosu ve mensuplarının seviyesi yükseldikçe liderlik ihtiyacı azalır, aksi ihtimalde liderlik ihtiyacı artar. İkinci husus, bir teşkilatın teşkilat örgüsünün liderlik için ayırdığı alanın genişliği veya darlığı o teşkilatın kalitesini gösterir, liderlik için geniş bir alan ayırmışsa teşkilatlanamamış demektir, liderlik için ne kadar küçük yer ayırmışsa (ideali hiç yer ayırmamasıdır) teşkilat kalitesi o kadar yüksektir.
*
Mesele teşkilatın lidere sahip olup olmaması değil, lidere ihtiyaç duyup duymamasıdır. Teşkilatın lider (hatta liderler) yetiştirmesi kalitesini artırır ama o lidere ihtiyaç duyarsa kalitesi azalır. İyi bir teşkilat, hedeflerini gerçekleştirmek için halka liderler sunmalıdır, halka lider sunamayan teşkilatın büyüme istidadı zayıftır. Halkın liderlere ihtiyaç duyması teşkilatta da gerçekleştiğinde, teşkilattan değil, bir araya gelmiş halk kalabalığından bahsediyoruz demektir.
Liderlik ihtiyacı, kendine itimatsızlıktan kaynaklanır. Bu özellik halka aittir. Bir teşkilatın mensupları içinde lidere ihtiyaç duyanlar olabilir ama öncelikle yönetici kadronun lidere ihtiyaç duyması zafiyettir. Mensuplarının içinde de lidere ihtiyaç duymayacak kadar kendine güvenen (ama güvenmenin ruhi ve akli altyapısına sahip olan) insan sayısı arttıkça teşkilatın kalitesi artar.
Teşkilatlılık hali, insanın kendine güvensizliğini gidermelidir. Bir teşkilat, mensuplarındaki güvensizlik hissini ortadan kaldıramıyorsa zaten problemlidir. İnsanların kendilerine güvenmelerinin sebebi teşkilatlılık hali değil de, liderlik ise, o teşkilat maksadına ulaşamamıştır.
Teşkilat şahsiyet sahibi insanlarla kurulmalı, kurulduktan sonra da şahsiyet sahibi insanlar yetiştirmelidir. Şahsiyet sahibi insanların lider ihtiyacı yoktur.
Teşkilatın lidere ihtiyacı yoktur, liderin teşkilata ihtiyacı vardır. Liderlik, teşkilatsız olmaz, teşkilatsız lider, ordusu olmayan komutan gibidir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir