MUTEZİLE Mİ DEDİNİZ?

MUTEZİLE Mİ DEDİNİZ?
Mutezile’nin temayüz eden ve ana mecradan kendini tefrik eden fikirlerinden biri, “kul, fiilinin halıkıdır” görüşü… İnsanın, fiilinin yaratıcısı olduğu kabulü…
Bu meselenin idrak ve tetkik havzası öncelikle ulûhiyet-ubudiyet bahsidir. Ulûhiyet-ubudiyet bahsi ise tevhid bahsinin iki kanadı. Tabi ki başka idrak havzalarında da mesele tetkik edilebilir. Ama bu konu için en hassas olan bahis bu.
Meseleyi derin fikri ve ilmi tetkiklerle idrak ve izah etmek gerekir mutlaka. Fakat başka bir yol ve üslup kullanalım.
Bir Mutezile alimine atfen anlatılan bir hadise var. Hadise şu; Mutezile alimi evlenmiş ve zevcesiyle halvet olmuş. Halvetten sonra zevcesi tekrar halvet olmak istemiş. Fakat zatın mecali yok. Tabi olarak “olmaz” demiş. Zevcesinin cevabı sade ve basit fakat bir anlayışı çökertecek kadar muhteşem… “Hani kul fiilinin halıkı idi”…
Bu hadise yaşanmış mıdır, yaşanmamış mıdır, bilinmez. Muhtemelen muhayyel bir hadisedir. Tahkiye üslubunun verimlerinden biri olma ihtimali yüksek. Fakat yaşanması mümkün müdür? Evet. “Kul, fiilinin halıkıdır” diyen herkes tecrübe edebilir. Bu arada gençler heveslenmesin, her işin bir sınırı var. Mesele o sınırdan sonrası… Yaratmaktan bahsedince sınırsız kudretten bahsedildiği unutulmasın. Sınırlı yaratıcılık diye bir şey olmaz.
Bir dünya görüşü veya bir mezhep veya bir anlayış veya bir usul, mana yekununa ne isim verilirse verilsin, o, hayatın herhangi bir meselesinde veya kainatın herhangi bir koordinatında çökebilir ama asla yatak odasında çökemez, çökmemelidir. “Yatak odası” ifadesine bakıp da, meselenin seviyesini düşüreceğimiz veya hafifmeşreplik yapacağımız zannedilmesin.
“Yatak odası” bahsi mühim… Yatak odası, hayatın sıfır noktası… İnsanın (bebeğin) doğum mahalli… Hayatın başlangıcı… Hayat ve insan oradan çıkıyor dünya macerasına. Dünyadaki ilk menzil… İlk nefesin alındığı yer.
Bir düşünce, hayatın sıfır noktasında çökemez. Bir düşünce, hayatın sıfır noktasında, okuma yazma bilmesi bile gerekmeyen bir insan (kadın) tarafından çökertilemez. Bir düşünce bu kadar çürük olamaz. Bir düşünce ilk testinde duvara toslayamaz. Bir düşünce, doğumunda boğulamaz. Bütün bunlar olursa, ona “fikir” denmez.
*
Mutezileyi bir hikaye üzerinden tenkit etmek, onun çapına dar gelir. Fakat Allah’ın bu ümmete lütfü bol… Devasa idrak sahiplerinin bile patinaj yaptığı hususlarda bu kadar sarih “anlama malzemesi” ümmetin aklına saçılmıştır. Çok çetin meseleler, ufkuna ulaşılamayan “başka idrak sahiplerinin” aklıyla basit çözümler halinde ümmete sunulmuştur.
Mesele ise şu; İslam’ı anlama bahsi ve hususen tevhid güzergahı çok girift ve çok çetin. Bir çok insanın ve bu arada “dev isimlerin” yanlışlar yaptığı bir güzergahtır, tevhid güzergahı. Güzergahın giriftliği, yapılan yanlışlar üzerine hoyratça gitmeyi gerektirmez. Allah’a iltica etmekten gayri bir teminatı da yok, o yolun. Dikkat, hassasiyet ve itina ister. Ve tabi ki, keskin bir idrak, yakıcı bir samimiyet, her zerresine nüfuz etmiş bir teslimiyet…
Ümmetin tarihteki “büyük isimlerini” tenkit etmenin “dayanılmaz bir zevki” olduğu malum. Bu zevkin (aslında şehvetin) peşine takılmış birçok insanın bulunduğu da vaka… Keşşaf müellifinin mutezile inancına sahip olması ve “kul, kendi fiilinin yaratıcısıdır” görüşüne mensup olması, hassasiyet sahibi insanı yerinden zıplatıyor. Görüşün yanlışlığı bir tarafa, o dev ismin böyle bir düşünceye savrulması, güzergahın giriftliğini göstermekten başka bir mana taşımaz. Bu durum karşısında, “fikir kabadayısı” edalarıyla tenkit etmeden önce, “haşyet” duygusuyla Allah’a iltica etmek, hassasiyet ve samimiyet gereğidir.
Bunun gibi İslam tarihinin sayılı ontoloji teşebbüsü olan “vahdet-i vücud” ve “vahdet-i şühud” bahislerinde de tenkidin şehvetine kapılarak hoyratlık yapmaktan ziyade, samimiyetle idrak etmeye çalışmak ve haşyetle Allah’a iltica etmek lazım.
Mesele çetin, güzergah uzun, bahis zor… Vesselam…
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

MUTEZİLE Mİ DEDİNİZ?” üzerine bir düşünce

  1. Slm. Aleykum Sayin yetkililer,
    Almanyada kitaplarijizi nerden alabilirim? Veya siz yurddisina kitap gönderiyormusunuz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir