NAM-I DİĞER FETHULLAH HOCA

Dünyadaki mevcut durum özet olarak şu; İsrail ile İslam ümmeti arasında açık bir savaş var. Bu savaşı başlatan, sayısız defa ilan eden ve mutlak olarak haksız olan İsrail tarafıdır.
İslam ümmeti ile İsrail arasında sayısız cephede devam eden bu savaşta, her Müslüman’a düşen ilk iş, tarafını herhangi bir tereddüde mahal bırakmayacak kadar açıkça ilan etmektir. İsrail’in açtığı savaş, Allah ve Resulüne açılmış bir savaştır ve bu savaşta tarafını ümmetin her bir ferdinin anlayacağı açıklıkta tayin ve ilan etmeyen her Müslüman (Müslüman olduğu iddiasındaki her insan) imanı ile ilgili problemler yaşamaktadır.
Müslümanların herhangi bir konuda yanlış yapması mümkündür. Yapılan yanlışların tenkidi ise elzemdir ve Müslümanlar üzerine vazifedir. Fakat her Müslüman öncelikle tarafını tayin ve ilan etmekle mükelleftir. Bu savaşta tarafını tayin ve ilan etmeyen Müslümanların asla ve asla tenkide hakları yoktur. Zira tarafını tayin ve ilan etmemiş olan kişi, karşı tarafta mevzilenmiş birisi olarak tenkit çabasına girmiş demektir. Bu insanların da tenkit hakları var ama karşı cephedekilerin tenkit hakkı ile sınırlıdır.
Karşı tarafın tenkidi öncelikle İslam’ın kendisine yönelmiş bir tenkittir. Onlarla yapılacak fikri mücadele, teorik çerçevede cereyan eder. Fakat Müslümanların Müslümanları tenkidi, pratikle ilgilidir ve İslam’a uygun davranıp davranılmadığı hususunu ihtiva eder. Müslümanların İslam’a riayet etmekten başka hiçbir mesuliyeti yoktur. Karşı tarafın tenkitleri, Müslümanların İslam’a uymaması istikametindeki talep ve teklifleri ihtiva ediyorsa, onları dinlemeye dahi lüzum yoktur.
Müslümanların Müslümanları tenkit etmesinde birçok ölçü var fakat burada iki temel ölçüyü tespit etmekle iktifa edelim. Birincisi, İslam’ı doğru anlayıp doğru tatbik etme konusudur. İkincisi, yapılan veya yapılacak işlerin Ümmete faydası olması gerektiği konusudur. Bu iki ölçüye riayet etmeksizin bir Müslümanın başka bir Müslümanı tenkit etmesi özellikle de bu günün dünyasında (yani tüm ümmetin bir savaş içinde bulunduğu bir devirde) ASLA BİR HAK DEĞİLDİR.
***
Fethullah Hoca namıyla maruf şahıs, Gazze Deniz Seferindeki gemilere İsrail komandolarının yapmış olduğu vahşi saldırı ile ilgili fikirlerini açıklamış. Nerede açıklamış? Bir ABD gazetesinde (The Wall Street Journal)… Nasıl açıklamış? Mülakat şeklinde… Neler demiş? Şunu demiş:
Müslümanların bir kısmının (İHH organizasyonundaki gönüllüler) dünyadaki vicdan sahibi Müslüman olmayan başka insanlarla, Gazze’de kuşatma altında bulunan bazı Müslümanlara yardım götürmek için düzenledikleri “İnsani Yardım Seferinin” metod olarak yanlış olduğu, İsrail’den izin alınarak yapılması gerektiği istikametinde yüksek fikirler serdetmiş. İsrail’in Allah ve O’nun Resulüne ve tabiatıyla İslam ümmetine savaş açtığını Fethullah Hoca gibi dünya çapında örgütlenmiş bir adamın duymamış, anlamamış olması kabil mi? Savaş halinde olunan düşmandan, işgal edilmiş ve kuşatılmış olan kendi toprak ve insanlarınıza yardım götürmek için izin istemek ne demek? Ve bu yolun (izin alarak) takip edilmesini tek ihtimal kabul etmek ve başka her yolu kapalı tutmak ne demek? Düşmanların izin vermeyeceğini, onlarca yıldır vermediğini göre göre, izin alınması gerektiği istikametindeki tek yol ısrarı, Gazze’deki kuşatmayı devam ettirmek değil midir? Hiç gereği yokken İHH başkanı BÜLENT YILDIRIM’ın, İsrail’e başvurduklarını ve izin alamadıklarını açıklaması karşısında söylenecek bir fikir kalmadığını Fethullah Hoca’nın dehası da kabul etmiş olmalıdır.
Kalbinde iman taşıyan bir Müslümanın, yaşadığımız büyük vahşet karşısında bu kadar sakin olabilmesi nasıl mümkün olabiliyor? İmanın tezahür şekillerinden birisi de “öfke”dir. Allah için öfkelenilmesi gereken noktada öfkelenmeyen insanın akli ve ruhi mecralarında imanın akmadığını söyleyecek olanlara karşı Fethullah Hoca’nın bir fikri var mı? Bunu söylüyor muyum? Hala hayır… Fakat bunu söyleyenlere karşı benim verebileceğim bir cevabımın olmadığını ifade etmeye çalışıyorum.
***
Zaman gazetesinden Abdülhamit BİLİCİ, konuyla ilgili yazdığı yazıda, tam manasıyla “çırpınıyor”. Net bir şekilde biliyor ki, kamuoyunda bu açıklama, İsrail’in vahşi saldırısından daha şok edici bir hadisedir. Yine derinliğine biliyor ki, Fethullah Hoca hareketi, özünde fikir hareketi olma çabasında bir oluşumdur. Fikir hareketleri için can yakıcı bir durumla karşı karşıyadır. Can yakıcı durum; fikri tenakuzdur. Teorik çelişkiler, fikir hareketleri için durdurulması imkansız olan geri sayımı başlamış nükleer silah gibidir. Tesiri, telafi edilemeyecek kadar büyük olur ve ortalığı harabeye çevirir. Geri sayım başladı. Ne “zaman gazetesi”ndeki orta zekalı yazarlar geri sayımı durduracak şifreyi keşfedebilirler ne de Fethullah Hocanın dehası keşfedebilir. Çünkü artık tevili kabil olmayan bir halt etti. Doğrusu bundan önce de yapmıştı, çeşitli defalar. Fakat benim gibi “Müslümanlar arasında husumetin filizlenmesine müsaade etmemek” prensibine sıkı sıkıya bağlı olan insanlar tarafından bir şekilde frenlenen tepkiler, artık önüne kimsenin geçemeyeceği boyutlara ulaşmaktadır.
Bu açıklama o kadar kötü ki, sebebi her ne olursa olsun mazur göstermez. Bundan dolayı açıklamanın arkasındaki sebebin ne olduğunu araştırmaya gerek yok. Buna rağmen son olarak bir sebep arama zahmetine katlanıp hadiseye baktım. Birçok sebep bulunabileceğini gördüm. Fakat hiçbir sebebin, açıklamayı mazur gösterme imkanı olmadığını anladım. Fethullah Hoca için bu açıklamasını mazur gösterecek tek bir ihtimal kalıyor geriye, o da ABD de “REHİN” tutuluyor olması… Bu ihtimal varid ise Fethullah Hoca yaptığı açıklamada mazurdur. Ne var ki bu ihtimal gerçekse, kendisinin orada rehin tutulması, kendisiyle beraber burada (Türkiye’de) ve dünyanın birçok ülkesinde faaliyetleri bulunan camiayı da rehin tutuyor demektir. Bu durumda Fethullah Hocanın kendini ve camiayı hürriyetine kavuşturmak için yapacağı tek iş var, KENDİ KAFASINA SIKMAK… Büyük liderlerin büyük kararlar vermesi gerekiyor. Türkiye’de ve dünyada çok büyük işler yapan birisidir Fethullah Hoca… Eğer rehin tutulduğu ihtimali doğru ise, esir olmamak için fazla bir şey yapamadığı anlaşılıyor. Bari esir kalmamak için bir şeyler yapsın. Gazze deniz seferindeki gönüllüler kadar cesaretli olsun ve hayatındaki son büyük işini yapsın. Kendini ve camiayı özgürleştirsin…
***
Bu yazı, yazarın birkaç sitede yayınlanan FETHULLAH HOCA HAREKETİ isimli yazı serisi ile birlikte okunmalı. Oradaki yazılarda bu hareket ile ilgili ne kadar müspet ifadeler olduğu mutlaka görülmeli. Ki, bazılarının yaptığı gibi yeminli Fethullah Hoca düşmanlarından biri olmadığım anlaşılsın. Anlaşılsın ki, niyetimin, kaygımın, endişemin ve çabamın, Ümmetin menfaati ve Allah’ın rızası olduğu idrak edilebilsin. Yazılar,, www.fikirteknesi.com , www.idealdusunce.com , www.sivildusunce.com isimli sitelerin Haki Demir arşivinde bulunabilir.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir