NE YAPMALI-1-GİRİŞ

NE YAPMALI-1-GİRİŞ
Olağanüstü bir dönemden geçtiğimiz açık. Olağan zamanlarda yaptıklarımız, olağan alışkanlıklarımız bu dönemde ne yapmamız ve ne yapmamamız gerektiğinin emsali olmaz. Meseleyi olağanüstü şartlar çerçevesinde değerlendirmek, neler yapılması ve nelerden uzak durulması gerektiğini tespit etmek gerekiyor.
*
Önce nelerin yapılamayacağını ve yapılmaması gerektiğini doğru ve net bir şekilde tespit etmeliyiz. Nelerin yapılamayacağı meselesi, biz istesek de muhatapların düşünce kökleri bakımından yapılması mümkün olmayan işlerdir, bunları yapma çabası beyhudedir, yapılmasının mümkün olmadığını anlamamak ise ahmaklık alametidir. Neleri yapmamamız gerektiği meselesi ise muhataplarımız yalvarsa da yapmaktan uzak durmamız gereken işlerdir.
Düşünce kökleri itibariyle Batılılaşmış olan guruplar, anlaşma yapılamayacak, birlikte hareket edilemeyecek cinstendir. Milletin ve memleketin felahı ve bekası için bunlarla anlaşmak, birlikte hareket etmek mümkün değildir. Bunlar, bu milletin can düşmanıdırlar, memleketin fikir hainleridir. Bunların anlaşma masasına oturması sadece stratejik manevradan ibarettir ve asla gerçek anlamda “anlaşma” düşüncesine sahip olmazlar. Bunların taahhütlerine itimat etmek, akrebin sözüne güvenmekten daha ahmakçadır.

Tabiaten imtizacı mümkün olmayan siyasi ve ideolojik gurupların beraber yaşama ihtimali, sadece birinin hakim, diğerinin (diğerlerinin) tabi olmasıyla mümkündür. Bu ihtimal, genellikle azınlıklar meselesinde kendini gösterir, bir azınlık, yaşadığı ülkedeki hakim kültür ve düşünceye karşı başkaldırmayabilir, zira başkaldırının neticesi yoktur. Türkiye’deki siyasi görüşler arasındaki ilişki, azınlık ilişkisi değildir ve her biri ülkenin kendine ait olduğuna inanır. Bu sebeple aralarındaki mücadele nihai neticeye ulaşıncaya kadar devam edecektir.
Düşünce kökleri bu ülkeden uzaklaşan, bu millete yabancılaşan batıcı kafalar, kadimden beri bu ülkeye sahip olmadıkları halde, dağdan gelip bağdakini kovmaya çalışan ahmak misali, Müslümanlardan daha fazla hak iddia edebilmektedir. Kendilerini “efendi”, Müslümanları da “hizmetçi” görmekte, seksen yıllık yakın tarihte bunu gerçekleştirebildikleri için de marazi zihin dünyasına savrulmuştur. Bunlar işgalcidir ve bunlarla anlaşmanın hiçbir altyapısı yoktur, anlaşabilmenin tek ihtimali köleliği kabul etmektir, o ise muhaldir.
Kim bunlar?
Bunlar, tabiaten bu milletle imtizaç edemeyen Batılılaşmış kafalardır; Koç gurubu, paralel ihanet gurubu, CHP, HDP, PKK gibi düşünce kökleri batıya uzanan yapılardır. Bunlar, düşünce kökleri itibariyle bu millete düşman zihniyet sahipleridir. Bunlarla anlaşma çabaları, ihanet için onlara zaman kazandırmaktan başka bir işe yaramaz. En samimi göründükleri anlarda bile derin bir takiyye içindedirler ve ihanetin sinsi planlarını yapmaktadırlar. Bunlarla anlaşma yapma zarureti hasıl olduğunda, ancak stratejik ihtiyaçlar için ve siyaseten yapılmalı, buna mukabil anlaşma yapılmamış gibi tedbirli olunmalıdır.
Neler yapılmamalı?
Mücadele HDP ve PKK’dan uzaklaştırılmamalı, asla Türk-Kürt çatışmasına dönüştürülmemeli, bu istikametteki gelişmelere fırsat verilmemelidir. Kavim temelindeki halk savaşı, iç savaştan çok daha tehlikelidir. HDP ve PKK gibi ihanet örgütleri bu ülkeyi bölemez, bölmeye gücü yetmez ama kavim temelindeki halk savaşı bu ülkeyi bölecek tek ihtimaldir. HDP ve PKK’nın yapmaya çalıştığı da zaten budur.
HDP ve PKK’nın iç savaş başlatma temrinlerine girdiği görülüyor, halk savaşı başlatamazlarsa iç savaş başlatmak isteyeceklerdir. İç savaşa katkıda bulunacak her türlü beyan ve çabadan uzak durulmalıdır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir