NECİP FAZIL VE TAYYİP ERDOĞAN

NECİP FAZIL VE TAYYİP ERDOĞAN
Üstad Necip Fazıl ile ilgili söylenecek çok şey var. Burada uzun uzun onu anlatmaktan ziyade Tayyip Erdoğan ile ilgili bir özelliğini sözkonusu etmek istiyoruz. Necip Fazıl’ın Türkiye’de Müslümanlara kazandırdığı en temel kıymet, tabii ki Büyük Doğu ismiyle maruf dünya görüşü çerçevesidir. Bu yazının konusu ise, üstadın Müslümanlara bir ruh aşılamış olmasıdır.

Müslümanların uzun süre yaşadığı ve kaçınılmaz hissini kalıcı hale getiren mağlubiyet serisi, ağır travmalara sebep olmuştu. Mağlubiyet psikolojisi Müslümanların tüm hamle istidadını imha etmiş, batının felsefesi karşısında düşünemez hale getirmiş, felsefeyi tek düşünce mecrası zannetme yanlışlığını ruhi derinliklere indirmiştir. Hala İmam-ı Gazali Hazretlerinin, felsefenin (bununla düşünceyi kastediyorlar aynı zamanda) önünü kestiğini, Müslümanları düşünemez hale getirdiğini söyleyecek kadar derin bir psikolojik maraz tortusuna sahip insanlar olduğu görülüyor. İmam-ı Gazali Hazretlerinin felsefenin hesabını görürken, başka bir tefekkür mecrasını kullandığını, bir düşünce ile hesaplaşmak için başka bir düşüncenin olması gerektiğini görmeyenler, İslami tefekkür mecrasının irfan müktesebatını inkar eden zavallılardır.

Bu kadar ağır tesirleri olan batının ve batı felsefe ve kültürün karşısında iki büklüm olan Müslümanlar, Kemalistlerin batıyı tercüme ve taklit etmesinin bile altında ezildiler. Batıyı okumak, batıda beslenmek, batı düşüncesini taklit etmek, bütün bunlarla da İslam’ı anlamak (nasıl olacaksa?) çabasına girdiler. Dilleri değişti ve uydurukça kullanmaya başladılar, düşünceleri değişti ve felsefeden bahsetmeye başladılar ama sorduğunuzda Müslüman idiler.

Lafı uzatmayalım, Müslümanların süklüm püklüm yaşadığı bir vasatta, bir adam çıkageldi. Kollarını açtı makas gibi, kalabalıkları durdurdu, siz, hayata pusu kurmuş bir hayatın leşleri, kendinize gelin, ihtiyaç duyduğunuz kudret, ceketinizin astarı içinde kaybettiğiniz hakikat güneşidir, niye başka yerde arıyorsunuz? Ruh aşıladı, sonra o aşılanmış ruhları cesetlere giydirdi.

Kısacası Müslümanları kendi merkezlerinde bir şahsiyet sahibi yaptı, kendi öz kaynaklarıyla düşünebilmeyi öğretti, dikkat çekici yanı ise herkesin önünde elpençe divan durduğu felsefenin canına okudu. Tüm fikriyatının özetinde dedi ki, felsefe dediğiniz şey, bizim iptida mektebinde okutulabilecek bir gevezelik sanatıdır.

Müslümanlar, tefekkürde “dik durmayı” Necip Fazıl ile öğrendiler. O zamana kadar karşısında ezildikleri felsefenin, çelik çomak oynamaktan daha fazla bir kıymeti olmadığını gördüler. Hala göremeyenler olması, içtimai süreçlerin farklı hızda yaşanmasını göstermekten başka bir manaya gelmez, herkes aynı hızla gelişemiyor maalesef…

*
Bu meselenin Tayyip Erdoğan ile ne ilgisi var diye soranlar çıkabilir. Tayyip Erdoğan, en radikal Müslümanın bile başörtüsü hürriyetini ancak üniversitelerde istediği bir vasatta, “öyle şey mi olur, her yerde serbest olacak” diyebilen adamdır. Yani Tayyip Erdoğan, Müslümanların Kemalist rejiminde bir sığıntı olmaktan kurtulmanın, gür seda ile siyaset yapmanın, bu ülkenin tapusunun Müslümanlara ait olduğunu tüm dünyada haykırmanın öncüsüdür. Bu gün fetret devrinden bahsedilmesi, fetret devrinin bittiğini söylenmesi, yeniden ihya ve inşa sürecinin başladığının ifade edilmesinin siyasi kahramanıdır.

Necip Fazıl bu milleti kendi ruhuna, ruh köküne kavuşturdu, Tayyip Erdoğan ise o ruhun bedenini, devletini, pratik cesaretini inşa etmeye çalışıyor. Farklı sahalarda olsalar da, üslup olarak benzemiyorlar mı?

Yakın zamana kadar ülkenin gençliğinin bir kısmı batıyı, bir kısmı ise ortadoğuyu okuyordu, şimdi ülke İslam dünyasında takip edilen, ne dediği merak edilen, ne yapacağı önemsenen bir emsal haline geldi.

Ülkedeki laik, Kemalist, ateist, solcu ve benzeri tiplerin, hesap sorar gibi sorularına karşı eğilip bükülmeden cevap veren, onların istediği cevabı vermek için ıkınıp sıkınmayan, sadece kendi cevabını veren adamın adı Tayyip Erdoğan’dır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir