NİZAM VE HÜRRİYET

NİZAM VE HÜRRİYET

(NOT: Bu yazı, “İnsan Ahlak Hukuk” isimli kitabımızdan nakledilmiştir)

Madde üzerinde nizam tesisi kolaydır, hendese ve bazı aletlerle o iş halledilir. Maddenin katı hali üzerinde nizam tesis imkanı, sıvı ve gaz haline geçince zorlaşmaktadır. Sabit halden hareketli hale doğru ilerledikçe nizam tesisi zorlaşmaktadır.
Sabit halden hareketli hale doğru ilerledikçe nizam ile birlikte hürriyet de mevzu olmaya başlamakta, mesele giriftleşmektedir. Hakikatte nizam ile hürriyet birbirinin mütemmimi olmasına rağmen, hayatta ve tatbikatta birbirinin zıddı gibi anlaşılmakta, bu anlayışı besleyecek türden tezahürlere de rastlanmaktadır.
Mevzu insan ve hayata kadar geldiğinde, nizam tesisi fevkalade zorlaşmaktadır. İnsan hareketin zirvesine ulaşmış varlık çeşididir aynı zamanda… Ve hareketinin hem akli (fikri) hem de hissi kaynakları bulunan, nizami hareketi bazen hürriyetine tehdit olarak görebilen sebepler ve gerekçeler kumkumasıdır. İnsan, hareketin zirvesine ulaşan varlık olması cihetiyle hürriyete en fazla ihtiyaç duyan ve bunu da talep eden varlıktır.
Sükunet nizamın, hareket hürriyetin tezahürlerinden birisidir. Tabii ki tek tezahürleri bunlar değildir ama meselenin anlaşılması için bu tezahürler tetkik edilebilir. Mesela trafik akışını tanzim etmek (nizami akış haline getirmek) için, muhtelif mesafelere ve kavşaklara ışıklı sinyalizasyon koyuyoruz, bir cihetten gelen akışı kırmızı ışıkla durdurup (sabitleyip) başka bir cihetten gelene yol veriyoruz. Anlaşıldığı üzere kesintisiz hürriyet (hareket) mümkün olamıyor.

*
Sükun halinde nizam kolaydır, zor olan hareketin nizamını tesis etmek… İnsan ve hayattan bahsettiğimizde mevzumuz hareketin nizamıdır. Hareketin nizamı, hürriyetin nizamıdır. Meseleyi hürriyetin nizamı veya nizami hürriyet olarak ele almak, nizam ile hürriyeti birbirinin zıddı değil, mütemmimi olarak anlamaktır. Mevzuun sırrı bu noktadadır, iki mesele birbirinin mütemmimi haline getirilemezse zıt kutup olarak anlaşılır ki, nizam ile hürriyet zıtlığı çözülebilir bir problem değildir.
Nizamın zıddı hürriyet değil, keşmekeştir, yani kaostur. Nizam ile hürriyet arasında zıddiyet münasebeti kurmak, hürriyetten değil keşmekeşten bahsetmek, keşmekeşi hürriyet olarak anlamak veya hürriyeti serkeşlik zannetmekle neticelenir. Bu zan fikri bir gerçeklik (içtimai kabul) haline geldiği andan itibaren sadece nizam değil aynı zamanda hürriyet de katledilmiş olur.
Nizam ile hürriyeti birbirinin mütemmimi haline getirebilmek için insan ve hayat bahislerinde derinleşmek gerekir. Zira satıhta birbirinin zıddı gibi görünen tezahürlerin birçoğu derinlerde aynı kaynağa bağlı birer boyuttur. İnsan ve hayatta derinleşmek, tefekkürde tecrit ve terkip ile kabildir, tecritle derinleşmek, terkiple derinleşmenin her seviyesinde vahdeti keşfetmek veya inşa etmek mümkün hale gelir. Derinleştikçe tefrika vahdete, kesret tevhide, cüzler terkibe erer.
İslam, nizam ile hürriyeti birbirinin mütemmimi haline getiren tek dünya görüşü kaynağıdır. Veya şöyle söylenmesi daha uygun olabilir, İslam; nizam ile hürriyeti birbirinin mütemmimi olduğu derinlikte izah eden tek dünya görüşü kaynağıdır. Bu terkip ve izahı mümkün kılan tabir ise; “ruhi hayat”tır. Ruhi hayat, hem “ruhi nizam” hem de “ruhi hürriyet” manasına gelir ki her ikisinin de aynı manayı ihtiva ettiği derinliktir.
Ruhi hayat, bir taraftan nefsin tasallutuna karşı ruhi hürriyeti ifade eder diğer taraftan iman marifetiyle ruhi nizamı izhar eder. İnsanın iman etmesi için zorlama yoktur, yani insan iman etmekte hürdür. İman ettikten sonra da zorlama yoktur, zira artık iman muhtevalı hayat hamlesi vakidir ki zaten kendiliğinden zuhur eder. Ruhi nizam temin ve tesis edilemediğinde, nizam maddi müeyyideye bağlanan bir zorlayıcılık haline gelir, bu ihtimalde hürriyet nizamın zıddı olarak zuhur eder.
*
Nizam ve hürriyet birbirinin zıttı olarak anlaşıldığında, insanoğlunun en çetin paradokslarından biri haline gelir. Nizam, hayatı mümkün kılan altyapı, hürriyet ise hayatın ta kendisidir. Her ikisi de hemzaman olarak var olmadıkça, hayat meydana gelmez veya devam edemez. Bu sebeple biri diğerine tercih edilemez. Problem de tam bu noktada zuhur eder. Her ikisini de aynı zamanda muhafaza etmek fevkalade zordur, zira mütemadiyen birbirinin sınırına tecavüz halindedirler.
Nizam ve hürriyeti birbirinin zıddı olarak kabul etmek, meseleyi hukuka havale etmektir. Nizam ve hürriyet birbirinin zıddıysa, mesele hak ve hürriyetler mevzu haline gelir ki, tam olarak hukukun tasarruf edeceği bir sahadır. Ruhi nizamdan bahsettiğimiz ihtimalde ise mesele hukuk mevzuu olmaktan önce edep ve ahlak konusudur. Hukuk, çatışmaları, ihtilafları, tezatları gidermek veya bir noktada buluşturmak için vardır, edep ve ahlak ise çatışma ve ihtilafların zuhurunu önlemek, tezat değil terkip noktalarını bulmak ve munis ve mutedil bir hayat akışı sağlamak içindir. Mesele hukuka havale edildiğinde sert tedbirler (maddi müeyyideler) kaçınılmaz hale gelir, maddi müeyyide kullanılmaya başlandığı andan itibaren nizam ile hürriyet zaten zıtlık münasebetine evrilir.
*
Edep, insanın yalnız kalıp harici müeyyidelerden (içtimai ve hukuki müeyyidelerden) azada hale geldiği zaman diliminde hayatı nizami çerçevede yaşayabilmenin disiplinidir. Bir Müslüman şahsiyet, yeryüzünde tek insan olarak kaldığında bile edep nizami bir hayat yaşaması için kafidir. Zaten edep, Allah Azze ve Celle ile birlikteymiş gibi yaşamaktır. Bir Müslümanın şahsiyetinin nüvesini edep oluşturduğu takdirde, hayatının her safhasını ve sahasını nizami şekilde yaşamanın ruhi altyapısı meydana gelmiştir.
Müslüman ferd, cemiyete çıktığında, edep muhtevalı ahlak ile yaşayacağı için, hayatı nizami çerçevede yaşamaya devam edecektir. Hukuka ihtiyaç duymayacak derinlikte bir nizam ve hürriyet idrakine sahip olan Müslüman, nizam ve hürriyeti asla birbirinin zıddı haline getirmez.
*
Edep ve ahlakın kafi derecede güçlü olmadığı içtimai zeminde hukuk mecburen nizam ve hürriyeti muhafaza altına almak durumundadır. Hürriyet ve nizamın munis ve mutedil akışını inkıtaa uğratan edepsiz ve ahlaksızlara karşı sert tedbirler almak, maddi müeyyide uygulamak zorundadır. Bu çerçevede olmak üzere nizam ve hürriyet hukukun temel mevzularıdır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir