NORVEÇLİ KATİL BATIYI DEŞİFRE ETTİ

NORVEÇLİ KATİL BATIYI DEŞİFRE ETTİ
Bir müddettir sitemizde aktüel konularla ilgili yazı yayınlanmaz oldu. Özellikle İslamcılık konusu, site kadrosunu işgal etti. Fikir tartışması güzel de, biraz da sağa sola bakın yahu…
Norveç mahkemesi 77 kişinin katilini, hem de “taammüden katili”ni yirmi bir yıla mahkum etmiş. Gazetelerin yalancısıyım ben de… Niye gazetelerin yalancısı olduğumu söylüyorum, çünkü o kadar insanı planlayarak öldüren adama, bu kadarcık bir ceza verildiğini yazarsanız, size yalancı derler. Bu haberin doğru olma imkanı yok. Adına akıl denen anlama melekesinin, kırıntısının kırıntısı kalmışsa bir insanda, böyle bir habere inanmaz. Aslında şöyle yazmalıydım, bir insanda akıl denen anlama melekesinin kırıntısı bile kalmışsa, o caniye bu kadar ceza vermez, bu kadarcık ceza ile mahkeme bitirilmez, bu şekilde biten mahkemede adalet zuhur etmez. Yeryüzünde buna adalet diyecek bir ahmak bulmak kabil olmaz. Dikkat edin insan demiyorum, ahmak bulmak kabil değil. Yani insanlığın ahmaklık kontenjanı bile bu çapta bir ahmaklık çeşidi geliştirememiştir. Kısacası hangi açıdan bakarsanız bakın, bu haberin doğru olma ihtimali yok.
Bu haberin doğru olma ihtimalinin bu dünyada mevcut olduğunu bana kimse anlatamaz. Her gazetede yayınlandığını biliyorum, birileri gazetelerin hepsini hipnotize etmiş olmalıdır. Ben başka bir açıklama bulamıyorum. Ya da benim bilmediğim ve anlamadığım bazı mahfiller, gazete patronlarını, yöneticilerini, muhabirlerini bir şekilde zapt altına almış olmalılar. Her gazetede yayınlanması, her televizyon kanalında söylenmesi benim inanmam için kafi değil. Ben beyin yıkama metotlarına karşı teyakkuzda bir insanım, bir söylentinin yaygınlığı beni ikna etmeye yetmez. Zaten beyin yıkama metotlarından birisi de (bilmeyenler bilsin), yaygınlıktır. Yalan bilgiyi bir şekilde yayabilirseniz, “gerçek” haline getirebilirsiniz, çünkü insanlar, bir haberi beş kişiden duyduğunda inanmaya meyilli hale gelmiş. Zaten yaygınlık kazandığında, inanmamak, sizi marjinalize ediyor. Yaygınlık bir sınırı aştığı zaman, inanmama hakkınızı kaybediyorsunuz.
Hani kazayla öldürmüş filan olsa neyse… “Taammüden” yani planlayarak, yani kastederek öldürdüğü sabit… Bırakın hukuku, hukuk felsefesini yahu hangi matematik böyle bir denklemi kurabilir ki. Yetmiş yedi can alan bir katile yirmi bir yıl… Bunun denklemini kurabilecek bir matematik getirin bana, beyin yıkamaya maruz kalacağımı bile bile inanayım. Şunu anlayabilirim, bir ülkede hukuk, olmayabilir, saçmalayabilir, ahmaklığın manifestosu haline gelebilir. Bunun çok da misali var, yakın zamana kadar Türkiye’de bu türden bir hukuk sistemine sahipti. Tesettür sokak kıyafeti olmasına rağmen bazıları, “onlar da evlerinde giysinler” diyebiliyordu, tamam da adamım, tesettür dışarı kıyafeti, sen ne demiş oldun şimdi? Bu lafı, hakimler, siyasetçiler, generaller bil-cümle zevat söylemişti. Yani adamın biyolojik hacmine bakınca, bir şey zannediyorsun, sonra aklının da olmadığını görünce, hayvanlık çapını tahminde zorlanıyorsun. Her neyse, bir ülkede hukukun, hukuktan başka her manaya gelen, saçmalamanın kodifike edilmiş hali olduğuna dair çok misal biliriz biz. Netekim Norveç’in de kodifikasyonu yapılmış saçmalama metinleriyle yönetildiğini söyleyebilirsiniz, buna inanmak da zor değil. Lakin dostum, matematiği çekip çekiştiremezsiniz, eğip bükemezsiniz, kırıp dökemezsiniz, yok sayamazsınız. Matematik bu, boru değil sonuçta.
Yetmiş yedi kişinin hayatına karşılık yirmi bir yıl ceza… Bunun mantıkla izah edebilirsiniz, dünyadaki mantık formlarına bakınca bu çok kolay. Mesela Eset, otuz bine yakın Müslüman (veya gayrimüslim) öldürdü, Müslüman İran tarafından “kahraman” muamelesi görüyor, neredeyse evliya ilan edecek. Ben mantık denen aletin ne kadar “piç” olduğunu biliyorum, insanların böyle mantıkları kullanmak konusunda ne kadar iştiyaklı olduğunu da. Tam hatırlamıyorum ya, Necip Fazıl merhum olmalı, ne demişti mantık için? “Kullanana hizmet eden bilmem ne”… Yani her çağıran erkeğin yanına giden kadın gibi… Sahi mantık nedir? Hadiseler arasındaki duygusuz, ruhsuz, manasız münasebet örgüsü. Ruhsuz, manasız münasebet örgüsü… Mesela… Muhalifleri ABD destekliyor diyerek Esed’in onbinlerce Müslüman öldürmesine taraf olmak ve ona yardım etmek… Hadiseler arasında kurulan münasebetin ruhsuzluğuna bakar mısınız? ABD, bana sormadan, “ben onun arkasındayım” diye bir açıklama yapsa, bu Şii embesiller, beni öldürecekler. İşte bunun adı mantıktır ama asla iman değil, hatırınızda olsun.
Şu Norveçli katile bakar mısınız, dünyaya neler yaptı, öncelikle de batıya… Şimdi bunlar hümanist ya… Onun için idam cezasına karşılar ya… Olaylar arasındaki kuru münasebet örgüsünü görüyor musunuz? Adamlar hümanist olduğu için, onlardan bir katil çıkıyor yetmiş yedi kişiyi öldürüyor ve o katile yirmi bir yıl ceza veriyorlar. Hani hümanistler ya, o cihetten… Yetmiş yedi kişinin canının hesabı ne olacak? O ayrı bir mesele. Her şeyi birbirine karıştırmayın canım. Hümanizm nedir, hümanist nasıl bir hayvan çeşididir, bilemedim.
Başınıza batı kadar taş düşsün, batılılaşanlar. Katilinizle size mutlu ölümler dileriz. Mutlu ölüm lafımızı yabana atmayın, adam her öldürdüğü insan için 3 ay tatil (onların ceza dediğine aldanmayın) aldığına göre, o ölümler mutlu ölüm olmalı. Yani katile, her öldürdüğü insan için üç ay dinlenme primi verilmiş, mutlu ölümü gerçekleştirmek zor ya, adam yoruldu tabii…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir