İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi

İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi

İlk Amerikancıların Chp’liler, yâni Kemalistler olduğunu bu kez de Mustafa Armağan’ın “Efsaneler ve Gerçekler” kitabından iz sürerek anlatalım.

26 Kasım 1920’de Samsun limanına gelen Amerikan Gemisi’nin komutanı, Vali Ethem Bey’e İstanbul’daki ABD Komiseri Amiral Bristol’un teklifi gereğince “Samsun’da resmî sıfatla görev yapmasına müsaade verilebilir mi?” diye sorduğunda “hayır” cevabı alır.
Okumaya devam et

Share Button

MEDENİYET MEFKURESİ VE ŞEHİR FİKRİ

MEDENİYET MEFKURESİ VE ŞEHİR FİKRİ

Mekanı çıplak (tabii) halde kullanmak hayvanlara mahsustur. Mekanın imar edilmesi gerekir, imar edilmemiş mekan üzerinde mülkiyet kurulamaz. İktisadi manadaki mülkiyetten bahsetmiyoruz ama o bile imar edilmeden kurulamaz. Şehir, mekanın, fikir tarafından imar edilmiş halidir, belli bir fikir tarafından inşa edilen şehir, o fikrin mülkiyetindedir. Bu sebepledir ki her kültür ve medeniyet kendi şehrini inşa etmiştir, bu sebepledir ki mekan üzerinde bir de medeniyet mülkiyeti mevcuttur.
Şehir, medeniyet mülkiyetinin mührüdür. Tarlayı sürmek bile kültür ve medeniyet ile alakalıdır ama şehir, medeniyetin inşa edilmiş halidir. Şehir kurmayan bir kültür olabilir ama şehir kurmamış bir medeniyet olmaz. Kültür her hayat tarzında ve şeklinde oluşur ve varlığını devam ettirir lakin medeniyet, mekanlaşmış bir hayat tarzıdır, mekan üzerinde mülkiyet hakkı edinmiş bir hayattır. Okumaya devam et

Share Button

MEDİNE, MEDENİYET VE ŞEHİR

MEDİNE, MEDENİYET VE ŞEHİR

Evvel emirde belirtelim ki, seküler ve sentezci olmayan Müslüman için medeniyet din ve Medine’den sadır olmuştur. Yâni medeniyet İslâm’dır. Hz. Peygamberimizin Medine’ye hicretiyle İslâm’dan bir şehir anlayışı tecessüm etmiş, dinin temelleri üzerine toplum ve şehir düzeni kurulmuştur.
Âlimlerin yazdıklarına göre, Kur’an-ı Kerim’de “medîneti” şeklinde geçen kelime şehir mânasındadır. İslâm her şehre Medine demiyor. Yasin sûresi 13. âyetinde “Resullerin “karyelere” gönderildiği buyruluyor: “Ve onlara, o şehrin halkını misal ver. Onlara resûller gelmişti…”
Peygamberler gönderilmeden önce şehirlere “karye” denildiğini, yine aynı sûrenin 20. âyetinde ‘Ey kavmim, (size) gönderilmiş olan resûllere tâbî olun!’…” buyruğu ile Medine’nin, Hz. Peygamberimizin “risaletinin dâvetine açık kılınan belde” olarak tavsif edildiğini öğreniyoruz. Okumaya devam et

Share Button

Kemalist 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı

Kemalist 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı

27 Mayıs 1960 darbecilerinin radyodan ilk tebliği o karanlık günleri yaşayanların hâlâ hatırındadır: “Nato’ya, Cento’ya… bağlıyız.”

Prof. Dr. Cemil Koçak’ın “Darbeler Tarihi” kitabına göre, ordu hantal ve hastadır diyerek, darbeye muhalif olan 235 general ve beş bine yakın subay ve astsubayın emekli edilmesini isteyen CHP’nin şefi İnönü yanlısı darbeci cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, ödenmesi gereken yüklü ikramiye tutarını Nato Komutanı Norstad vasıtasıyla Amerikan örtülü ödeneğinden temin eder.
Darbe karşıtı subayların emekli edilmesi düşüncesinden Amerika ziyadesiyle memnundur.
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRSİZ ŞEHİR VE ŞEHİRSİZ FİKİR

FİKİRSİZ ŞEHİR VE ŞEHİRSİZ FİKİR

Şehir ile fikir arasında münasebet kurmakta zorlanan bir toplumda (cemiyet değil) yaşıyoruz. Zaten fikir dendiğinde, “bu adam neden bahsediyor?” diye aval aval bakan bir çoğunluk içinde yaşıyoruz. Fikre uzak olanların şehir için fikre ihtiyaç duymaması bir tarafa, fikre yakın olanların ise şehirsiz fikir ile meşgul olmaları veya şehir fikri üzerine çalışmaması daha vahim ve tahammül edilmez bir durum. Fikir adamlarının şehir fikri olmadığı, şehir fikrine ihtiyaç duymadığı bir ülkede belediye başkanlarının şehir için fikre ihtiyaç duymasını beklemek, ne kadar ütopik bir iyimserlik olur. Okumaya devam et

Share Button

Eski kuşak sağcı ve solcular Amerikancıydı

Eski kuşak sağcı ve solcular Amerikancıydı

Sağcı Demokrat Parti Dönemi’nin cumhurbaşkanı Celâl Bayar, 1957’de “Otuz sene sonra bu mübarek memleket 50 milyon nüfusu ile küçük bir Amerika olacaktır” diyordu.

Tek Parti sultasından kurtulmanın sembolü olan Menderes, yolsuz ve susuz ülkeye hizmet getirme anlayışıyla kapıları sonuna kadar Amerika’ya açan ilk başbakandır. Böylece Türkiye’nin Kore savaşına asker göndermesiyle seçkinlerde ve burjuvalaşmaya çalışan orta sınıfta Amerikan-severlik hızla gelişir.

TÜRK-AMERİKAN DOSTLUK ŞARKILARI
Okumaya devam et

Share Button

ŞEHİR VE MEDENİYET

ŞEHİR VE MEDENİYET

Bir şehirle medeniyet olmaz ama bir şehirde olmayan medeniyet hiçbir yerde olmaz. Şehir, medeniyetin nüvesidir, numune-sidir, timsalidir. Şehrini inşa edemeyen bir mefkure, medeniyetini inşa edemez, bir medeniyet tasavvuruna sahip olduğunu iddia edemez. Bu manada her İslam Şehri, bir medeniyet timsalidir, böyle olmalıdır.
İslam medeniyet tasavvuru muhakkak ki bir şehre sığmaz. Şehrin büyüklüğü bu meselede ehemmiyetsizdir, mevzuu, medeni-yet tasavvurunun bir şehirle sınırlandırılamayacak olmasıdır. İslam medeniyet tasavvuru, bir şehri, o şehrin içinde olduğu ülkeyi, o ülkenin içinde olduğu İslam coğrafyasını ve nihayet tüm dünyayı kuşatacak hacimdedir. Ne var ki medeniyet tasavvurunun ilk inşa edeceği (veya ilk imtihan sahası) şehirdir, bu manada bir ülkedeki siyasi sistem de değildir. Bir ülkede İslam’ın hukuku, siyaseti, ahlakı devlet çapında kurulsa bile, o ülkede İslam medeniyetinin kurulduğunu söylemek kabil olmaz, ta ki İslam şehri inşa edilene kadar. Okumaya devam et

Share Button

Amerikan aleyhtarlığının sahtesi de var, gerçeği de

Amerikan aleyhtarlığının sahtesi de var, gerçeği de

Amerikan aleyhtarlığı çeşitlidir. Sahtesiyle gerçeğini birbirinden ayırmak gerek. Meselâ bir zamanların meşhur solcu-Kemalistlerinden İlhan Selçuk’un, Mümtaz Soysal’ın Amerikan aleyhtarlığı naylondur. Keza derin psikopatlardan Yalçın Küçük’ün ve çok maskeli derin adam Doğu Perinçek’in Amerikan aleyhtarlıkları da sunidir ve derin vazifelerindeki şartlara göredir.

İktidar olmadıkları, olamadıkları için ağzı dolusu konuşan ulusalcı sağcı ve solcuların “Bağımsız Atatürk milliyetçisi Türkiye” diye nârâ atarak, Amerikan aleyhtarlığı yapmaları bir rol, bir taktiktir.

CHP’LİLERİN AMERİKAN ALEYHTARLIĞI SAHTEDİR
Okumaya devam et

Share Button

TEŞKİLAT VE KURUCU ŞAHSİYET

TEŞKİLAT VE KURUCU ŞAHSİYET

Süregelen ve süregiden yapılar içinde bulunmak, onları yönetmek, işletmek, idare etmek kolay. Teamüller, kurallar, adetler içinde hayatı yaşamak, ciddi bir fikri çabayı ve başarıyı gerektirmez. Normal zekaya sahip, normal bilgiye malik birisi, idareci de olabilir, uzman personel de…
Mevcut yapıdan, halden, statüden, rejimden, devletten kısacası en küçüğünden en büyüğüne kadar herhangi bir yerleşik sistemden çıkmak veya onu yıkmak, yerine yenisini inşa etmek söz konusu olduğunda, ciddi hususiyetleri ve istidatları olan insanlar lazım. En mühim hususiyet, “İnşa Fikri”ne sahip olmaktır. İnşa fikrine sahip olmak ön şarttır ama onu “kurucu şahsiyet” haline getirmeden olmaz. Okumaya devam et

Share Button

Amerikan süt tozu içirilen nesiller

Amerikan süt tozu içirilen nesiller

Yı1 1963-64… Amerikan süt tozu, peyniri, margarin ve vita yağları, Amerikan filmleri, Tommiks Teksas gibi çizgi romanlar derken Amerikan hayat tarzının hızlandığı yıllar…

Türkiye’nin bütün ilk mekteplerinde Amerikan yardımı olarak süt tozu ve süt tozundan yapılma çörek(peksimet diyorlardı) dağıtılıyordu. Talebelerin içmeleri mecburdu.

“BAK, SÜT NE GÜZEL”
Okumaya devam et

Share Button

İSLAM’IN TEŞKİLATA VERDİĞİ KIYMET

İSLAM’IN TEŞKİLATA VERDİĞİ KIYMET

Bir yapının iyi bir teşkilat olduğunu gösteren birkaç alamet var. Teşkilat ile üyeler arasındaki münasebet yoğunluğu, üyelerinin ihtiyaçlarını karşılama ve problemlerini çözme hacmi, iş yapabilme mahareti ve fikri tesir gücü.
İslam, teşkilatını kurmadan önce, müminin kalbine nüfuz etmekle, en güçlü, en yoğun, en yaygın teşkilatı kurabilmenin kalbi, zihni ve akli altyapısını inşa etmektedir. İslam, hiçbir teşkilat kurmadan, mana olarak bir kalbe nüfuz ettiğinde o kalbin sahibinin tüm hayatını tanzim eder. Günlük periyotlarla baktığınızda beş vakit namaz kıldırmakta, evde bir hücre oluşturmakta, işyerindeki hayatını tanzim etmekte, kısaca hayatın ruhi ve fikri teşkilatını kurmaktadır. Hiçbir din ve dünya görüşü, insanın hayatında, İslam kadar yoğun şekilde yer alamaz. Her nefesinden sorumlu olduğunu, her hareketinden hesaba çekileceğini, her işini meşru ve usulüne uygun yapması gerektiğini kabul ettirebilen bir hayat anlayışı yoktur, İslam’dan başka. Bu çaptaki derinlik ve yoğunluk, dünya tarihinde hiç görülmemiş bir teşkilat altyapısı oluşturur. Okumaya devam et

Share Button

“Amerika katil katil!”

“Amerika katil katil!”

1974 Kıbrıs Çıkartması’nın ardından 1975’de başlayan Amerikan ambargosu, harim-i ismetimize giren düşmanın çizmesi gibi bütün fikir gruplarının öfkesini keskinleştiren bir hâdiseydi.

Amerika’ya karşı olmanın siyasî öfkesinin yaşandığı o yıllarda Mahzunî Şerif’in bâzı plaklarını milliyetçi düşünceye sahip olmama rağmen cebimde taşır ve fikirdaşlarımın tuhaf bakışları altında “Amerika savulsun gitsin” türküsünü dâva duygusuyla dinlerdim. “Ambargo mamborgo dinleme gardaş / Gelin Amerika kovulsun gitsin / Üsleri müsleri kalksın ortadan / Kendi toprağına savulsun gitsin…”
Okumaya devam et

Share Button

İsrail ve Amerika’nın işbirlikçisi Suud devleti

İsrail ve Amerika’nın işbirlikçisi Suud devleti

Koca İslâm âlemi üç buçuk İsrail devletiyle niye baş edemiyor suali İslâm devletlerinin izzet ve haysiyetini kıracak ağır bir sual. Şeytanın dölü İsrail, gâvurun “alçak sarısı” Amerika bir yandan Kudüs’ü “başkent” ilân ederken, bir yandan yeni katliamlara yol açacak tahriklerini sürdürüyor.

Buna rağmen ölü toprağı atılmış, birbirine düşmanlık etmekle meşgul Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır gibi bazı Müslüman devletler İsrail’le ittifak hâlinde olmayı elan sürdürüyorlar.

Mefluç hâlde olan İslâm âleminin üç buçuk İsrail’le niye baş edemediğinin cevabı, bazı İslâm devletlerinin katliamcı İsrail’le ittifak içinde olmalarıdır. En başta Suudi Arabistan kralları ve veliahtları Ortadoğu’daki katliamların elebaşı Amerika ve İsrail’in Kudüs’ü “başkent” olarak ilân etmelerini zımnen destekliyorlar.

HZ. PEYGAMBERİMİZİN YÜZÜNE NASIL BAKACAKSINIZ SUUDLAR!
Okumaya devam et

Share Button

TEŞKİLATIN BÜYÜME İSTİDADI

TEŞKİLATIN BÜYÜME İSTİDADI

Teşkilatı inşa eden tohum, fikirdir. Fikir, fiili dünyaya çıkarak teşkilatın bünyesini inşa eder. Teşkilatın bünyesi de yeniden tohumlar (fikirler) üretir.
Teşkilatların büyüme istidadı, önce tohumunda, sonra bünyesinde, sonra teşkilatlanma tarz ve şekillerinde ve nihayet dil ve üslubunda aranır.
Teşkilatın tohumu, fikridir. Teşkilatın temelindeki fikir, ne kadar insanı muhatap alma imkanına sahipse, teşkilatın tabii sınırı odur. Mesela doktorları hedefleyen bir meslek kuruluşunun en fazla büyüme istidadı, ülkedeki doktor sayısıdır. İslami teşkilatlanmalarda, belli bir anlayışı muhatap alıyorsa büyüme istidadı, o anlayış çapındadır. Mesela sadece başörtülüleri muhatap alan bir teşkilattan bahsettiğimizde büyüme istidadı o sınırda kalır, ila ahir. Okumaya devam et

Share Button

RİYASET TEŞKİLAT MENSUBİYET

RİYASET TEŞKİLAT MENSUBİYET

*Teşkilat ve liderlik
Teşkilat ile liderlik arasındaki münasebet yanlış anlaşılır, aslında bunlar özü itibariyle çatışır, normal ve doğru olan teşkilatta liderliğin olmamasıdır, ne var ki bunun tam aksi kanaat yaygındır. Liderlik, yönetilme ihtiyacından doğar, bu cihetiyle de halk için söz konusudur. Teşkilat, yönetilme ihtiyacı içinde olan insanlardan teşekkül etmez, bilakis kendi kendini yönetebilen insanlardan teşekkül eder. Teşkilat kadrolarının hem yönetebilme hem de yönetilebilme maharetine sahip olması, yönetilme ihtiyacından kaynaklanmaz, sadece teşkilatın idare uzvunun bulunması, faaliyetinin nizami çerçevede gerçekleştirilmesi gibi şartlara tekabül eder. Okumaya devam et

Share Button

Amerika gâvurun “alçak sarısı”, İsrail şeytanın dölü

Amerika gâvurun “alçak sarısı”, İsrail şeytanın dölü

Nil’den Fırat’a kadar uzanan “Büyük İsrail” devletini kurmak, Mescid-i Aksâ’yı yıkmak ve Kudüs’ü “başkent” yapmak isteyen İsrail ve Amerika’nın zulümleri devam ediyor.

Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın “Orası mahşer ve menşer, yâni yeniden diriliş yeridir” buyurduğu, Yavuz Sultan Selim’in, adını Kudüs-ü Şerif olarak değiştirdiği peygamberler şehri Kudüs şimdi iki mel’unun, yâni gâvurun “alçak sarısı” Amerika ile şeytanın dölü İsrail tarafından “başkent” yapılıyor.

ŞEYTANIN DEVLET SÛRETİNE BÜRÜNMÜŞ HÂLİ İSRAİL

İsrail, Allah’ın rahmetinin kesildiği şeytan-ı racim, yâni lânetlenmiş şeytanın devlet sûretine bürünmüş hâli ve katilliğin eğitim merkezi…
Okumaya devam et

Share Button

KUDÜS BİLDİRİSİ

KUDÜS BİLDİRİSİ

Medeniyet Akademisi, fikirteknesi.com sitesi, takipmaras.com sitesi, Terkip ve İnşa Dergisi, Karargah Anadolu Dergisi, Fikir Kadro Hareket Dergisi yazar kadrosu, aşağıdaki Kudüs Bildirisini müştereken hazırlamış ve imzalamıştır.

1-Kudüs’ün mana ve ehemmiyeti
1-1-Kudüs, maddi çerçevedeki bir mekanın ismi olmaktan önce manevi kıymet haritamızın ana merkezlerinden birisidir. Manevi kıymet haritamız, canımızdan üstündür ve canımız pahasına muhafaza listemizdir.
1-2-Kudüs, manevi kıymet haritamızın yeryüzündeki tecelli mekanlarından birisidir. Mekanın ve maddenin, mananın tecelligahı olmak cihetiyle kıymet kazandığı ender merkezlerimizdendir. Yeryüzündeki az sayıda mekan, mana haritamızın münhasır tecelli mahalli olmakla şereflendirilmiştir, Kudüs bunlardan birisidir. Kudüs’ün muhafazası, mekanda tecelli eden mananın müdafaasıdır, bu cihetiyle iradi değil zaruri cephelerimizdendir.
1-3-Kudüs, siyasi bir mesele değildir, Müslümanların harimine dahil bir varoluş merkezidir. Hiçbir siyasi fikir ve yaklaşım Kudüs’ün Müslümanlar için kıymet ve ehemmiyeti üzerinde operasyon yapamaz, ümmet harimine sahip çıkmalı ve siyasi operasyonlara müsaade etmemelidir.
1-4-Dünyada bir Kudüs ve Filistin sorunu yoktur, dünyada bir Yahudi ve İsrail sorunu vardır. Ve Yahudilerin, Müslümanların harimine dahil olan Kudüs’ü ve Filistin coğrafyasını işgal sorunu vardır. Temel teşhis budur ve tüm siyasi fikir imali, bu merkezde yapılmak zorundadır.

2-Bu çerçevede Türkiye Hükumetine çağrımızdır; Okumaya devam et

Share Button

TEŞKİLAT VE HAYAT

TEŞKİLAT VE HAYAT

Hayatı inşa etmek için ihtiyaç duyduğumuz unsurlar; fikir, kuvvet, teşkilattır. Fikir, özet olarak yeni bir hayat anlayışını ihtiva eden mana; kuvvet, yeni hayat anlayışını, hayatın içinde ikame etmek için gereken güç; teşkilat ise bunları yapacak maniveladır. Teşkilat, kendini fikre bağlayan, fikrin kuvvetini imal ve temin eden, onu hayatın ortasına diken manivela vazifesi görür.
Teşkilat sadece tatbikat vazifesini görmez, ihtiyaç hasıl olduğunda fikri imal, kuvveti temin ve bunları harmanlayarak hayata vaziyet eder. Teşkilatı bir noktada mevzilendirmek ve orada hapsetmek doğru olmaz. Sadece tatbikatı gerçekleştirecek “kol” vazifesi vermek teşkilatı anlamamak olur. Okumaya devam et

Share Button

Zalimler-2-İslam’a (Hakikate) Zulmetmek

ZALİMLER-2-İSLAM’A (HAKİKATE) ZULMETMEK

(takipmaras.com sitesinden iktibas edilmiştir)

Hakikat İslam’dır. Hakikate zulüm, İslam’a zulümdür, İslam’a zulüm, hakikate zulümdür. Doğrudan İslam’a zulmeden zalim ve kafirlere karşı Müslümanlar, Türkiye dahil dünyanın her ülkesinde ve beldesinde şiddetli şekilde mücadele ve mücahede yürütüyor. Çünkü İslam’a doğrudan zulmedenleri Müslümanların en cahili dahi tanıyor, anlıyor ve harekete geçiyor. Fakat gizli zalimlere karşı, hem de içimizde olduğu halde kafi derecede dikkat ve idrak sahibi değiliz, bu sebeple gereken mücadele yürütülemiyor.
Zulmün zirvesi, hakikate (İslam’a) yapılan zulümdür. Çünkü İslam (hakikat) adaletin kaynağıdır, kaynağı olmadığında adaletin gerçekleşmesi ve gerçekleştirilmesi muhaldir. Zaten İslam’a zulmedilen bir yerde adalet, içi boş bir kelimeden ibaret hale gelir. Ve, İslam’a zulmeden bir zalim idareciden, herhangi bir sahada adalet beklemek, tedavisiz bir ahmaklıktır. İslam’a zulmeden gizli zalimlerin ilacı, derhal oturduğu makamın elinden alınması ve hayattan tecrit edilmesidir, zararlarından başka şekilde halkı korumanın yolu yoktur. Okumaya devam et

Share Button

“Yazma Hikâyeleri”

“Yazma Hikâyeleri”

Üç kuşaktan oluşan birçok yazar ve şairin yazmaya nasıl başladıklarını anlattıkları “Yazma Hikâyeleri” kitabının 2.baskısı birçok yazarın daha yazma hikâyeleri ilâve edilmiş ve 424 sayfadan 664 sayfaya erişmiş olarak İz Yayıncılık’tan çıktı.

Edebî açıdan faydalı birçok kitabın editörlüğünü yapan Duran Boz’un gayretleriyle çıkan bu güzel ve faydalı kitap özellikle talebelerin Türkçe ve Edebiyat derslerine âşina olabilmeleri bakımından yardımcı hüviyetinde bir kitaptır.

“Yazma Hikâyeleri”, yazarların ve şairlerin yazmaya başlama hikâyelerinden meydana gelmektedir. Kıdemli yazarlardan başlayıp bugünkü kuşağa kadar birçok bir yazarın yazı hayatına nasıl duhul ettiklerini, neler hissettiklerini, kimleri örnek aldıklarını, yazar olma yolunda kimlerden tesir aldıklarını, kimin kitaplarını okuyarak örnek aldıklarını hikâye ediyor.
Okumaya devam et

Share Button