Hürriyet’ten “domuzcuk” üstüne masal kitapları

Hürriyet’ten “domuzcuk” üstüne masal kitapları

Kemalist ve altı ok’çuluğu tescilli, zina ve ahlâksızlık propagandacısı Hürriyet’in domuz reklâmcılığında da sabıkası çok. 2010’lu yıllarda yayın hakkını aldığı Egmont Yayıncılığın çocuklar için hazırladığı kitaplarda domuz sevimli ev hayvanları olarak gösteriliyor.

İslâm düşmanlığı aşılayan bu kitaplardan sadece biri olan “Tanrıya Nereden Gidilir?” masalı insanı dehşete düşürüyor. Hülâsa ettiğimiz şu satırları okurken irkiliyor insan:
Okumaya devam et

Share Button

M.Kemal ve İnönü devrinde çok câmi satıldı

M.Kemal ve İnönü devrinde çok câmi satıldı

Sayfaları bol miktarda Atatürkçülük soslu video, resim ve yazılarla donatılmış, seküler Türkçülüğü ve yüksek dozda ulusalcılığıyla temayüz etmiş günlük bir gazetenin yazarı yakın tarihle ilgili bir mevzuu öyle çarpıtmış ki ileri sürdüğü iddiaları değme Atatürkçülerin dahi kabul edeceği şüphelidir.
Mesele şu: İktidara mensup üst seviyede bazı siyasilerin, Tek Parti döneminde M. Kemal ve İnönü’nün câmi kapatıp yıktırdıklarını dile getirmesine hayıflanmış ve bir Atatürkçü olarak savunmaya geçmiş. Savunması yakın tarih gerçekleriyle uzaktan ilgisi olmayan bir garabet:
“Ne Atatürk döneminde, ne sonraki yıllarda böyle densizlik yapıldı… Aksine Atatürk, İstanbul’da iki câminin onarılması için tâlimat vermiş, câmilerimizin iyi muhafaza edilmesi gerektiğini öğütlemişti. İsmet Paşa da 2. Dünya Savaşı sırasında silahlı kuvvetlerin ihtiyaçlarını karşılayacak olan halkın yardımlarının câmi avlularında toplanmasını, hepsinin cemaatin gözetimi altında tutulmasını ve oralardan ordunun levazım yetkililerine aktarılmasını istemişti… Sen bu gerçekleri görmezden gel, yalana dolana dayan, iftira et… Siyaset böyle yapılmamalı…”
Her tarafı eğri büğrü olan bu iddianın neresini düzeltmeli? Prof. Dr. Cemil Koçak’ın 2 ciltlik “Türkiye’de Millî Şef Dönemi” kitaplarıyla Mustafa Armağan’ın “Satılık İmparatorluk” ve “Tek Parti Devri” adlı kitaplarından edindiğimiz bilgilere göre, M. Kemal ve İnönü’nün bizzat imzalarıyla birçok câmiin satıldığını, bazı câmilerin Chp binası olarak tahsis edildiğini ulusalcı gazetenin yazarı ya bilmiyor ya da Atatürkçü-ulusalcılığına gölge düşüreceğini düşünerek bu elim gerçekleri örtmeye çalışıyor. İkinci ihtimal daha kuvvetli.

LÂDİNÎ DEVRİMLER İÇİN SATIŞA ÇIKARILAN CÂMİLER
Okumaya devam et

Share Button

Türkler Hakk’a tapan millettir

Türkler Hakk’a tapan millettir

Türkler, Türklüğünü asırlardır İslâm’la idrak ettiği ve soydaşı olsun, ümmetdaşı olsun bütün Müslümanlarla ünsiyeti bu kimlik üzerinden olduğu için;

Hüviyetini kavmiyete bağlı değil, İslâm’la vücut bulan içtimaî, medenî ve siyasî bir kimlik olarak addettiği için;

Hiçbir amel ve siyasetinde kavmiyetçi ve seküler ırkçı düşüncelerle varlığını dikte etmediği, kendini bütün İslâmların kardeşliğini tesis etmek, korumakla mükellef bildiği için;

İslâmlaşmış millet temsilcisi olarak bu hüviyetiyle İlâ-yı Kelimetullah’ı yaydığı, uhrevî vazifelerinde olduğu gibi dünyevî muamelat ve siyasetini Müslümanca yaptığı için;
Okumaya devam et

Share Button

Medeniyetsiz Suudlardan hamiyetsiz Kâbe imamı çıkar

Medeniyetsiz Suudlardan hamiyetsiz Kâbe imamı çıkar

İslâm âleminin kıblesi Kâbe’nin imamı ve Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanı Abdurrahman es-Sudeysi’nin gazetelerde yer alan yüzkarası beyanatı şuurlu her Müslümanın şerefine dokunmuştur.
Zerre kadar Müslümanca duruş şuuru olsaydı, sulbünü taşıdığı Arab sahabelerine çekmiş bir damla seciyesi olsaydı, İslâmların şeref ve haysiyetine zül getiren utanç verici şu sözleri söyler miydi?

“Bugün Suudi Arabistan ve ABD dünyanın iki kutbu. Allah’a hamdolsun dünyayı birlikte yönetiyorlar. Suudi Arabistan ve Amerika dünyanın güvenliği ve istikrarın merkezi olmasında öncülük ediyorlar…”
Okumaya devam et

Share Button

“Kerkük Musul kan içinde/ Türkmenim hicran içinde”

“Kerkük Musul kan içinde/ Türkmenim hicran içinde”

Barzani’nin “Kürdistan” bayrağı asılı Kerkük’te bugün hüzün var, elem var. İngiliz damgalı Amerikan-İsrail projesi olan “Kürdistan” yürürlüğe sokulmak isteniyor. Ah, “elleri mi kalacak Kerkük?”

“Kerkük Musul kan içinde
Türkmenim hicran içinde
Bin can var, bir can içinde
Bir ebedî ize geldim
Yıktılar kalanı Kerkük
Kestiler balanı Kerkük
Nakışlı minarede
Verdiler salânı Kerkük”

Selçuklu Türk Devleti’nden bu yana tarihî bir Türkmen şehri olan Kerkük bin yıldır Anadolu’nun bir arka bahçesi, bir vilayetiydi. Bizimle aynı dili, aynı kültürü, aynı geleneği paylaşan soydaşların yaşadığı yerdi. Yüz yirmi yıldır gariptir, yalnızdır Kerküklü Türkmenler.
Okumaya devam et

Share Button

Türkiye için bir “siyaset beyannâmesi”

Türkiye için bir “siyaset beyannâmesi”

Bütün vazifesi ve dâvası Türkiye’nin ilim, medeniyet ve tefekkür sahasında yol açıcılık olan “Terkip ve İnşa”, “Karargâh Anadolu”, “Fikir Kadro Hareket” adlı dergilerin sahibi ve yayın müdürü Haki Demir’in öncülük ettiği, telif heyetinde Veysel Aslantaş, İsmail Göktürk, Şevki Karabekiroğlu’nun da bulunduğu “Siyaset Beyannâmesi-Millete hitabe-”, siyaset ve medeniyet meselelerinden mes’ul olan devlet erkânına, siyaset ehline, âlim ve münevveran zümresine tebliğ edilmek üzere hazırlandı.

Türkiye’nin iki asırlık meselelerine ciddi teklif ve çözümler getiren elli dört sayfalık “Siyaset Beyannâmesi” “Takdim” bölümü hâriç “Siyaset, Hukuk, Cemiyet, Ahlâk, Medeniyet, Medeniyet Şurası” başlığıyla yedi bölümden oluşmaktadır.

Çaplı, orijinal ve tutarlı teklifler sunan beyannamenin mahiyetini, uzun olması sebebiyle hülâsa ederek anlatmak icap ediyor.
Okumaya devam et

Share Button

“Türkler niye domuz yemiyor?” diye hayıflananlar

“Türkler niye domuz yemiyor?” diye hayıflananlar

Kemalist-ulusalcı Soner Yalçın 1 Kasım 2009’da Hürriyet’te “Türkler niye domuz yemiyor?” diye hayıflanan bir yazı yazıyor ve domuz etini “bilimsel açıklamalarla” savunuyordu:

“Domuz etinin yenilmesi haram kılınmıştır. Bunun rasyonel bir nedeni var mıydı? Sağlık nedenleri ileri sürülmektedir. Sağlık nedeniyle yenilmesi haram olsa, bu hal mutlaka kutsal kitaplarda belirtilirdi. Domuzun önüne ne gelirse yemesi de haram sayılmasına neden olarak gösteriliyor. Bu tezin doğruluğu tartışma götürür; çünkü birçok hayvan da (örneğin tavuk-horoz-hindi) yiyecek konusunda domuzdan farklı değildir. Hayvanların yedikleriyle temiz oldukları arasında pek doğru orantı yoktur. Özellikle halkın ileri sürdüğü nedenler pek inandırıcı değildi. Gelelim Türklerin neden domuz eti yemedikleri meselesine… Türklerin bu hayvana nefret düzeyinde yaklaşmalarıyla İslâm’ın domuz etini haram sayması arasında pek bir ilgi yoktu.”

Adı geçen gazeteci hınzır etinin haramlığının hurafe olduğunu anlatmaya şöyle devam ediyordu:
Okumaya devam et

Share Button

Şehit cenazesinde Itrî’nin tekbiri…

Şehit cenazesinde Itrî’nin tekbiri…

Fikir ve ruhumuza, hayat tarzı ve değerlerimize hâlâ yabancı olan yürürlükteki Cumhuriyet rejiminde bizi bahtiyar kılan güzel bir vak’a yaşandı.

Birinci haber şu: Jandarma Genel Komutanlığı Bando Bölüğü, Uzman Çavuş Muhammed Meriç adında bir şehidimizin Ankara’daki cenaze merasiminde, 1932 yılından bu yana bir zulüm olarak devam eden Avrupalı müzisyen Şopen’in “Cenaze Marşı” yerine Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi’nin (164O-1711) “Segah Tekbiri” adlı eserini icra etti.

İkinci haber ise şöyle: İçişleri Bakanlığından 81 ilin valiliğine gönderilen “Şehitlerin Cenaze Törenleri” tâlimatında şehit cenazelerinde “Ti” işaretinin verilmemesi, saygı duruşunda herhangi bir çalgı aleti çalınmayarak ihtiram yürüyüşünün Itri’nin “Segâh Tekbiri” ile yapılması, şehitlerin, milletin mânevi dünyasında özel önemi ve yeri olduğu belirtilmiş.
Okumaya devam et

Share Button

Hasbî bir medeniyet elçisi Osman Nalbant

Hasbî bir medeniyet elçisi Osman Nalbant

On beş yıla yakın bir zamandır, Osman Nalbant ağabey, evlâd-ı fâtihan diyarı Bosna’yı anlattıkça Bosna yüreğimde dindiremediğim bir yara, bir dâüssıla hâline gelmişti.

Şehr-i Maraş İl Kültür Müdürlüğü vazifesini yürüttüğü, ardından Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü yaptığı sıralarda Bosna’ya gönül alma ziyaretlerine gidilmesi gerektiğini anlatırdı. Mostar Dergisi’nin Genel Yayın Müdürlüğünü yaptığı 2005-2009 yılları arasında Semerkand-Mostar Grubu’nun temsilcisi olarak nice kültür ve medeniyet erbabını Bosna’ya götürmekle başlamıştı hasbî medeniyet elçiliği.
Okumaya devam et

Share Button

MÜSLÜMAN ÜLKESİNDE DOMUZSEVER AYDINLAR

Müslüman ülkesinde domuzsever aydınlar

Türkiye’deki domuzsever aydınların siyasî eğilimlerinin altı ok’çu ve Kemalist oluşları dikkatimi çekmiştir hep. Bu güruhun içinde domuzseverliğiyle en meşhur kişi şüphesiz ki Mustafa Ekmekçi’dir. Domuz etini sever, domuz yetiştirilmesini isterdi.

Yandaşlarının anlattığına göre Cumhuriyet Gazetesi’ndeki odasının dört bir yanı domuz resimleri ve heykelcikleriyle doluymuş. Kim varırsa bürosuna domuz etinin faziletlerinden bahis açarmış.

DOMUZCU MUSTAFA: “LAHM-İ HINZIRDAN YEMEDİĞİMİZ İÇİN ÇİRKİNİZ”

“Lahm-i hınzırdan yemediğimiz için çirkiniz, biçimsiziz” diyen ve domuz etini sevip savunan Ekmekçi, “Domuzcu Mustafa” lakabıyla bilinen en namlı domuzseverdi bu ülkede.
Okumaya devam et

Share Button

Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?

Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü’nden ismi bizde mahfuz bir talebe (ismini verip de başını belâya sokmayalım) “…Bölümümüzde istenmemesine rağmen maalesef Domuz Besleme Dersi veriliyor. Biz bu dersi istemiyoruz. Sizden bunu haber yapmanızı bir takipçiniz olarak istiyoruz. İnşallah bu şekilde domuz dersini kaldırırlar…” diyen sâfiyâne bir imdat nidasıyla e. mektup göndermiş.

Müslüman mahallesinde domuz dersi anlatılır mı? Ah, laikçi Cumhuriyet rejimi nedir senden çektiklerimiz!

Kısa bir araştırma neticesinde öğrendik ki, adı geçen üniversite ile iki yıllık ziraat meslek yüksekokulları da dâhil birçok ziraat fakültesinin zootekni bölümleri ile veteriner fakültelerinde adı batasıca ders müfredatta yer almaktadır.
Okumaya devam et

Share Button

İTİRAZIN İSMAİLCESİ

İtirazın İsmailcesi

Her çağın inançlı ve fikirli itirazcıları arasında bir İsmail vardır. Bundandır ki soylu ve fikirli duruşlara itirazın İsmailcesi, derim. Adı, sanı başka da olsa sembol bir değer olarak kahramanlarımızı İsmail diye çağırırım.

Sûr’un sesi gibi heybetli bir itirazdır İsmail’in itirazları. Yüreğinden ve inancından neş’et eder. Din-i mübin için, millet-i necibe için, hz. İnsanın değerleri içindir…

İsmail’de itiraz mukaddes düşüncelerin emrindedir. Zâlim dünyaya isyandır. “Yüzüstü süründürülen” bin yıllık irfan medeniyetimizin ihyasına omuz verişin celâdetli bir isyanıdır bu.

Hilesiz, hurdasız, iki tarafı kesen bıçak gibi saf bir itiraz mı arıyorsunuz? İsmail’i bulun. Pervasız ve fikirli bir itiraz mı duymak istiyorsunuz? İsmail’i dinleyin.
Okumaya devam et

Share Button

MEDENİYET AKADEMİSİ-TANITIM DOSYASI-

MEDENİYET AKADEMİSİ
-TANITIM DOSYASI-

1-Neşriyat
2-Merkezler
3-Projeler
4-Teklifler
5-Yeni ilimlerin inşası
6-Kitabiyat (Külliyat)

1-NEŞRİYAT
*Fikirteknesi sitesi (www.fikirteknesi.com)
*Medeniyet Akademisi sitesi (www.medeniyetakademisi.org)
*Terkip ve İnşa dergisi (e-dergi)
*Karargah Anadolu dergisi (e-dergi)
*Fikir Kadro Hareket dergisi (e-dergi)
Okumaya devam et

Share Button

İSMAİL BAYRAMI

İsmail bayramı
“Kalpten itaat, teslimiyet ve tevekkül” demektir Hz. İsmail. Fıtratından ve sîretinden dolayı verilmiş bu sıfatlar ona. Boynundaki bıçağa rağmen babası Hz. İbrahim’e itaati ilahî emre sadakatin ilk numunesidir. Saffat sûresi / 37. âyetinde “İsmail, uslu çocuk, teslim olan, sözüne sâdık” olarak tavsif edilir.

Hz. Peygamberimizin “Ben iki kurbanlığın oğluyum” diyerek (ikincisi babası Abdullah’tır) onunla iftihar etmesi, Kâbe’nin inşasında babasıyla çalışması, kurban vak’asındaki teslimiyeti Müslümanlar arasında hususî bir Hz. İsmail sevgisi oluşturmuştur.

Resullar Resulü Efendimiz’in, ümmetini “Ey İsmail oğulları, ok atınız; babanız da ok atıcı idi” diyerek teşvik buyurması, Kıssa edebiyatımızda yer aldığı üzere farklı mezhep ve anlayışa sahip Müslüman toplumlarda Ali ismine olduğu gibi İsmail ismine de menkıbevi bir yakınlık duygusu hâsıl ettiğini okuyan herkes bilir.

İSMAİL TERBİYESİ
Okumaya devam et

Share Button

Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?

Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?

Kurban günündeyiz.
İbrahim ve İsmail olmaya çağrılıyoruz.
İsmail’in boynuna bıçağı süren İbrahim gibi olmalı bugün.
İbrahim gibi tutmalı bıçağı.

İsmail’den kurbanlar geçiyor yüreğimizin üstünden.
Her yer İsmail, her yer kurban!
Bir yanımız İsmail, bir yanımız İbrahim.
İsmail’in kurban seçilişi ve rızası üzere tâlim etmeliyiz bugün.
İsmail’e dokunmalı duâlı ellerimiz.
İsmailler, bıçağına teslim olacak İbrahimlerini bekliyor.
İsmailler çoğaldıkça ilk İsmail sevinecek ve inananlar kurtulacak.
Okumaya devam et

Share Button

İSMAİL VE BIÇAK

İsmail ve bıçak

İsmail, bıçaktan korkmayan kurban.
Rabbinin ihsanıydı bıçaktan korkmayışı.
İsmail ve bıçak birbirine hasım değil, âyet üzere dostturlar.

Yunus Emre’nin “Şimdi adım Yunus durur ol demde İsmail idi / Ol dost için Arafat’a kurban olup çıkan benim / İsmail’e çaldım bıçak, bıçak ana kâr etmedi” demesi bundandır.

İbrahim’in bıçağının altına yatarken “Anneme selâm söyle üzülmesin” diyen itaatli oğul İsmail, bıçağın Allah’ın emrine tâbi olduğunu işitince “Allahüekber ve lillahilhamd” diye tesbih eder.

“EMROLUNDUĞUN GİBİ ÇAL BIÇAĞI BOĞAZIMA”
Okumaya devam et

Share Button

Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına

Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına

Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına… Fakîr, İsmail’in adanmışlığına tâlib.

Hacc sûresi, 37. âyetin buyurduğu üzere, “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi…”

İsmail’den düşen eti yemek şeriat’in emri. Fakat asıl gaye Hz. İbrahim’in ve İsmail’in imtihanındaki mânaya mazhar olmak.
Okumaya devam et

Share Button

HERKES İSMAİL OLMALI

Herkes İsmail olmalı

Herkes İsmail olmalı bugün. Her çocuk İsmail karakteriyle büyümeli. Kalpsiz ve kirli dünyayı İsmail’den nesiller arındırmalı bir daha.

Hızır’ın getirdiği kırk derde deva ilâç gibi, İsmail üstüne yazılanları okur, yüreğimde saklarım hep. Vakti saati geldi mi, İsmail üstüne kelimelerle gönül tâlimi yaparım.

Hazret-i İsmail kıssalarından ulvî dâvası olan günümüz İsmail’lerine kadar yazılan her yazıdan kâm almak ve bu damardan beslenmektir muradım?
Okumaya devam et

Share Button

Osmanlı’da askerlik meselesi

Osmanlı’da askerlik meselesi

“Sizin Osmanlınız” başlığıyla e. posta ile fakîre gönderilen bir metinde, Osmanlı’da, evli olsun, bekâr olsun izni alınmadan zorla dayakla asker toplanarak ve köle gibi bakımsız bir şekilde oradan oraya sürüklenerek on yıllarca süren bir zaman içinde memleketine gönderilmeyen zorba bir askerlik sisteminin olduğu anlatılıyor.

Metnin kaynağı belirtilmemiş. Âciz kanaatimce metinde geçen asker toplama usulündeki ifadelerde indîlik ve subjektiflik var. Küçük adî vak’alar genelleştirilerek verilmiş ki, devrin askerlik kanununa göre doğru değil.
Usta tarihçilerden Halil İnalcık, Yılmaz Öztuna gibi aklıma gelen birkaç tarihçinin yazdığına göre mevzuat olarak zorla ve dayakla askere götürme vak’ası yok.
Okumaya devam et

Share Button

Rakısever Chp’lilerin huyu değişmiyor

Rakısever Chp’lilerin huyu değişmiyor

CHP’li bir mebus Tekirdağ’daki rakı fabrikasının zarar etmesinden dolayı kapatılmasına hayıflanmış. Bu rakı fabrikasının 1931’de kurulduğunu, Türkiye’de benzerinin olmadığını, kar-zarar hesabının ötesinde bir anlamının olduğunu, savaştan yorgun ve yoksul çıkmış bir halkın, Cumhuriyet’i kurduktan sonra canını dişine takarak yaptığı büyük sanayileşme hamlesinin sembolü sayıldığını beyan etmiş.

Böylesine eğri büğrü ve millet değerleriyle uzaktan yakından alâkası olmayan beyanatın neresini düzeltmeli? Bir rakı fabrikasının kapatılmasına üzülmek, benzerinin olmadığını, halkın canını dişine takarak yaptığını ve sembol bir değer taşıdığını söylemek bu ülkede psikiyatrik bir vak’a olarak kabul edilir. Müslümanlığıyla var olan bir milletin ülkesi olan Türkiye’de böylesine abes ve akla ziyan sözlerin sahibi hangi akıl ve fikirle siyaset yaparak iktidar olacağını düşünüyor?
Okumaya devam et

Share Button