PİSLİKLERİ TEK TEK DÖKÜLÜYOR

PİSLİKLERİ TEK TEK DÖKÜLÜYOR
Orduda albay rütbesindeki bir subayın eşi Star gazetesine, 1990’lı yıllarda yaşadıklarını anlatmış, aman Allah’ım nedir o olaylar… İki yıl askeri lojmana arabalarının arkasında, battaniyenin altına gizlenerek girmiş. Hanımefendinin beyi olan albayın komutanı evlerine misafir olarak gelmiş ve demiş ki, “Eşin gelsin, komutanın elini öpsün. Artık başımı açacağım desin ve bu işi kapatalım”
Orduda bu tür zulümler, haksızlıklar, mağduriyetlerin sürekli olduğunu biliyorduk. Fakat konunun dikkatlerden kaçan bir noktası var, adamların zulmü de tam olarak kendileri gibi seviyesiz. Zulmün seviyelisi mi olur diyeceksiniz ama zeka eseri uygulama örnekleri var. Adamlar hem ortalama zekaya sahip, hem ortalamanın altında bir akıl hacmine sahip, hem de tam bir askeri zorbalık… Yani doğrudan, gizlemeden, evirip çevirmeden bir güç kullanımı, güç gösterisi… Zorbalıklarında ve zulümlerinde hiçbir zeka alameti yok.
Bu noktanın gözden kaçmasına izin vermemek gerekiyor. “Zulmü bıraktın da zulümdeki zeka alametinin peşine mi düştün?” diye itiraz etmeyin. Bir adamda veya bir kadroda akıl ve zeka kafi derecede yoksa, ne kadar güçlü olduğunun fazla önemi yok. Akılsız ve zekasız bir kadroyu yenmek kolay olur. Ellerinde olan güce bakıp onlarla mücadele edemeyeceğine inanan ahmaklar için söylüyorum bunu. 28 Şubattaki hükümet, ordunun gücüne bakıp mücadele edemeyeceğine inandığı için kaybetti. Oysa biraz yakından bakabilseydiler, onlardaki akıl hacmini ve zeka seviyesini görürler ve pes etmezlerdi.
Nihayet ordunun gücünü gözünde büyütmeyen, esas gücün akıl, zeka ve dirayet olduğunu bilen bir kadro geldi ve seksen yıllık yapıyı beş altı yılda çözdü. Demek ki olabiliyormuş, demek ki olabilirmiş. Yani daha öncede olabilirdi, insanlar zihni dünyalarında korku bariyerleri kurdukları için, karşılarındaki kadronun akıl ve zeka seviyesine bakmadan, hatta karşılarındaki adam höt demeden korkuyorlar. Böyle olmaz, geçmişte de zaten olmadı. Mücadele denilen olayın bir de hesap yönü var. Sizin gücünüz nedir, karşınızdakilerin gücü nedir iyi hesaplayacaksınız. Ne var ki güç hesabını sadece “kaba güç” olarak yapmayacaksınız. Güç unsurlarının içinde en önemlileri, dirayet, cesaret, fedakarlık, akıl, zeka, donanım vesaire. Karşınızdakilerin elinde silah olması o kadar önemli değil, o, güç unsurlarından sadece birisi. Gözünüzü silaha diker ve başka bir şey görmezseniz, karşınızdakilerin bir şey yapmasına gerek kalmadan korkunuzdan ölürsünüz.
28 Şubat darbesinde yaşananlar tam olarak bu değil miydi? Milli güvenlik kurulunun bir tarafında oturan üniformalılar, diğer tarafta oturan sivillerden daha akıllı ve daha zeki değillerdi. Erbakan’ın zekası herkesçe malum… Fakat merhum, karşısında oturanların silahlı olmasından çekinmiş olmalı ki, netice o şekilde gerçekleşti. Erbakan’ın zeka seviyesi, karşısında oturan tüm generallerin zekalarının toplamından fazlaydı. Tahammül edemediğim nokta tam olarak burası. Ama Merhum, güç dengesini silah üzerinden kurmuş olmalı ki, mücadele edemedi.
Merhum mücadele edemedi belki ama o süreç aynı zamanda tecrübe biriktirdi. Daha sonra gelen Akparti kadroları o tecrübeyi hazmetti ve mücadele araçlarını (güç unsurlarını) iyi tahlil etti ve kendi lehine neticeler almasını bildi. Öyleyse artık herkes iyi anlamalıdır, güç ve denge denklemlerinin ana unsurları, zeka, akıl, cesarettir. Ana unsurlarında iyi durumdaysanız, diğer güç unsurları bunlarla baş edemez, baş edememiştir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir