Rabiatü’l-Adeviye’de Tarihin Gündönümü Vaktine Gebe Kalan Ulvi Gece

Rabitatü’l-Adeviye’de tarihin gündönümü vaktine gebe kalan ulvî gece

Üstad Sezai Karakoç, ‘İslâm’ı öyle canlı ve diri yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin’ demişti yıllar önce.

ASIL ARAP BAHARI, RABITATÜ’L-ADEVİYE’DE BAŞLADI…

İşte üstadın bu öngörüsü tarihte bir kez daha gerçek oldu 5 Temmuz gecesinde Kahire’de Rabitatü’l-Adeviye’de.

Mısırlı Müslümanlar, onca zulme, onca işkenceye, onca baskıya, onca kuşatmaya, onca gaspa, onca silaha, tanka ve akıtılan kana, zulümle, işkenceyle, baskıyla, kuşatmayla, gaspla, silahla, tankla, kanla ve intikamla değil, hepbirlikte, gönül gönüle, yürek yüreğe aynı ruhla, aynı aşkla, aynı yakarışla Rablerine yönelerek ve melekleri bile imrendirecek bir içtenlikle, arınmışlıkla, sahicilikle DUAya durarak asil ve vakur bir karşılık verdiler.

Asıl Arap Baharı, işte o gece, 5 Temmuz gecesi başladı Rabitatü’l-Adeviye’de.

FERASETLE BİLENDİLER, SİLAHLARA DEĞİL, RABLERİNE YÖNELDİLER

Panik Batılıların önce onyıllardır bütün haklarını gasbederek kendi ülkelerinde sürgün yaşamaya, ‘öksüz’ yaşamaya, cehennem hayatı yaşamaya mahkûm ettikleri, sonra da utanmadan sıkılmadan terör listesine almaktan, terörist ilan etmekten çekinmedikleri; Batılıların kuklaları Nasırlarla, Sedatlarla, Mübareklerle yaklaşık bir asırdır kan kusturdukları, şehid Hasan el Bennaların, şehid Seyyid Kutupların asil çocukları, yaşadıkları onca zulme, gördükleri onca işkenceye, maruz kaldıkları onca kuşatmaya ve gaspa intikam duygusuyla hareket ederek ve Mısır’ı kan gölüne çevirerek karşılık verebilirlerdi.

Ama öyle yapmadılar Müslüman Kardeşler. Tıpkı Hz. Yusuf gibi ayartılmaya ve kışkırtılmaya çelik bir yürekle direndiler, sabrettiler.

Kardeşlikte kenetlendiler.

Ülkeyi kan gölüne çevirmek için kolları sıvayan Mısır derin devletinin ‘paralı maşaları’ ‘baltacıların’, provokatörlerin önlerine etten duvarlar ördüler.

Batılıları da, kuklalarını da çıldırtan, çileden çıkaran çelik gibi bir sabırla ve yerin göğün bekçileri meleklerin bile vicdanlarını kanatan içten dualarla, yürekten yakarışlarla Rablerine yönelerek karşılık verdiler.

Kâinatın Efendisi’nin ‘müminin ferasetinden sakınınız’ kutlu öngörüsü, işte böyle gerçek oldu bir kez daha, o gece, Rabitatü-l-Adeviye’de.

İKİYÜZLÜ BATILILARA VE KUKLALARI ZORBALARA İNSANLIK DERSİ VERDİLER!

Müslüman Kardeşler, yüzyıldır yaşadıkları haksızlıklardan, zulümden, işkenceden, hak gasbından ötürü burunlarından soluyor olmalarına rağmen öfkelerine yenik düşmediler, intikam duygusuyla hareket etmediler! Tek yürek, tek bilek olarak, hepbirlikte, Yerin Göğün Sahibine yöneldiler!

Batılılar olsaydı, Batılıların insanlıktan nasibini almamış aşağılık kuklaları olsaydı, böyle bir durumda, Mısır’ı kan gölüne çevirirlerdi.

Cezayir’i, Bosna’yı, Keşmir’i, Irak’ı, Suriye’yi, Latin Amerika’nın, Afrika’nın sahipsiz ülkelerini kan gölüne çevirmemişler miydi!

Söyler misiniz bana, Filistin, neden hâlâ yangın yeri?

Ama Müslüman Kardeşler, bir destan yazdılar o gece.

İnsanlığın kanını emen, kaynaklarını sömüren, medeniyetlerin kökünü kazıyan ve dünya tarihinin akışını durduran aç gözlü kapitalist Batılılara ve insanlıktan nasibini alamamış Batılıların kuklaları zorbalara insanlık dersi verdiler Rabıtatü’l-Adeviye’de.

PEYGAMBERLERİN, MELEKLERİN VE ALLAH DOSTLARININ RUHLARI ORADAYDI O GECE

Demirden ve çelikten silahlara, ölüm kusan vahşî tanklara, yürekten imanla, gönülden yakarışla ellerini göklere açarak DUALARLA cevap verdiler!

Müslümanlar, Ssilahlara değil, duaya sarıldılar. Silahlara değil, Rablerine yöneldiler.

Öldürücü silahlardan değil, ölüleri ve ölü ruhları da diriltici Rablerinden yardım dilediler.

Aşağılık adamların aşağılık oyunlarına gelmediler! Aksine bütün oyunlarını yerle bir ettiler: Bütün dünyaya vakur ve asil bir insanlık dersi verdiler!

Rabitatü’l-Adeviye Meydanı’nda, 5 Temmuz gecesi, dünyanın bütün mazlumlarının kalpleri aynı duyguyla attı, yürekleri aynı heyecanla çarptı, ruhları aynı kozmik dansa kalktı.

Rabiatü’l-Adeviye Meydanı’nda duaya duran Müslümanlara, bütün peygamberler, melekler, Allah dostları, ruhlarıyla; bütün Müslümanlarsa, dualarıyla eşlik ettiler…

PEYGAMBERLERİN HAKİKAT MEŞ’ALESİ…

Hz. Nuh, gemisini Rabiataü’l-Adeviye Meydanı’na demirlemişti sanki!

Hz. İbrahim, Nemrutların putlarını paramparça eden, tevhid’i muhkem bir şekilde yerleştiren ‘rahmet çekici’yle oradaydı sanki!

Hz. Musa, Firavunları yere seren, aşılmaz sanılan Nil’in sularını tam ortasından yararak aşan asasıyla oradaydı sanki!

Hz. İsa, ölüleri dirilten kutlu nefesiyle duaya duran Müslümanların yanıbaşındaydı sanki!

Alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (sav), rahmet kanatlarını germişti bütün bir Rabitatü’l-Adeviye Meydanı’nda toplanan Müslümanların üzerine sanki!

Ve meydana adını veren Rabitatü’l-Adeviye Hazretleri, duaya duran müslümanlara kucak açmıştı bütün cömertliği ve merhametiyle sanki!

DİRİLİŞİN FİTİLİ YAKILDI BİR KEZ…

Artık Rabitatü’l-Adeviye Meydanı, bütün insanlık için Hz. Nuh’un gemisinin sembolüdür.

Artık Rabitatü’l-Adeviye Meydanı, Hz. İbrahim’in Nemrutları yere serdiği putkırıcılığın sembolüdür.

Artık Rabitatü’l-Adeviye Meydanı, Hz. Musa’nın, Firavunların zulmünü sona erdiren, bütün bariyerleri aşarak Nil’in sularından ulvî bir koridor açan asasının sembolüdür.

Artık Rabitatü’l-Adeviye Meydanı, Hz. İsa’nın ölü ruhları dirilten nefesinin sembolüdür.

Artık Rabitatü’l-Adeviye Meydanı, Alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz’in (sav) bütün varlıklara rahmet kanatlarını geren, çağları aşan ulvî mesajının yankılandığı, bütün insanlığa ruh üflediği hakikat yolculuğunun yeniden başlatıldığı yeni Akabe meydanıdır.

Artık Rabitatü’l-Adeviye Meydanı, insanlık için İsrafil’in diriliş surunun üflendiği insanlığın özünü gürleştirecek ve insanlığı özgürleştirecek yerin yeni adı ve yenileyici, diriltici, herkese ruh üfleyici adresidir.

Artık Rabitatü’l-Adeviye Meydanı, Müslüman Kardeşlere Mısır’ın idaresi verilse de verilmese de, duran, Batılılar tarafından durdurulan insanlık tarihinin yeniden başladığı, ‘vira bismillah’ diyerek keşfedilmemiş kıtaları keşfe açıldığı limanın adıdır.

Artık Rabitatü’l-Adeviye Meydanı, Müslümanların yakın tarihte ilk defa özneleştikleri, asil ve vakur duruşlarıyla, Rablerine yürekten yakarışlarıyla, insanlığın yüzakı hakikat medeniyetinin kıvılcımının çakıldığı, fitilinin ateşlendiği bir diriliş meydanıdır.

Artık Rabitatü’l-Adeviye Meydanı, ‘demokrasi, insan hakları, özgürlükler’ palavrasıyla insanlığın kaynaklarını sömüren, yüzyıllardır gökrengi okyanusların masmavi sularını kırmızıya boyayan; bütün kıtaları, Asya’nın, Afrika’nın, Latin Amerika’nın topraklarını kanla sulayan; İnsanlığın üzerine heyula gibi çöken kapitalist Batı uygarlığının maskesinin düştüğü; insanlığın ufkunda hakikat güneşinin ışıklarının belirdiği; uzun ve yorucu hakikat yolculuğunun tohumlarının ekildiği; tarihin gündönümü vaktinin harekete geçirildiği bir insanlık destanının başlangıç noktasının adı ve adresidir.

Evet, asil ve vakur direnişleriyle, silahlara değil Rablerine yönelişleriyle benim Mısırlı Müslüman kardeşlerim, bütün insanlığa, durdurulan insanlık tarihinin Rabitatü’l-Adeviye Meydanı’nda yeniden başladığını, soldurulan hakikat güneşinin şafağının Rabıtatü’l-Adeviye’de yeniden attığını dünya âleme ilan ettiler!

Selam size, selam olsun hepinize benim çilekeş ama asil ve vakur Müslüman kardeşlerim, Müslümanların ve insanlığın yüzakı güneşleri…

Hz. Nuhların, Hz. İbrahimlerin, Hz. Yakupların, Hz. Yusufların, Hz. İsaların, Hz. Musaların, Hz. Harunların ve İnsanlığın kıvancı, övüncü, rahmet kaynağı Efendimiz’in hakikat meşalesini yere düşürmemek için direnen aziz, asil ve vakur kardeşlerim, selâm hepinize!

Share Button

Rabiatü’l-Adeviye’de Tarihin Gündönümü Vaktine Gebe Kalan Ulvi Gece” üzerine bir düşünce

  1. Hak Teala sizleri iki cihanda aziz kılsın Yusuf Ağabey, yazdıklarınız ruhumuzun çatlak dudaklarına can suyu oluyor.

    Gandhi’ye sormuşlar; “Batı medeniyeti hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye. Şöyle cevaplamış:
    “Olsa iyi olurdu!”
    ….
    Kış kışlığını, puşt puştluğunu yapacak elbet.
    Müslüman da kendine yakışanı.
    Size yazmak çok yakışıyor.
    Muhabbetle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir