RAPOR-3-ŞEHİR ŞURASI

TAKDİM

Halk boşlukta, istinat noktaları kalmadı. Hayat boşlukta, itibar mercileri kalmadı. Münevver camia boşlukta, faali-yet ve tatbikat sahası kalmadı. İlim ve tefekkür boşlukta, kıymet ve müessiriyeti kalmadı. Özet olarak söylemek gerekirse; hayatın içtimai altyapısı çöktü, tüm dikkatler maddi altyapıya çevrildi. Hedef, “fahişe ama zengin” türünden bir insan tipi değilse eğer, bugünkü hal, tam bir felaket… Maddi altyapıdaki iyileşmelerin bedeli manevi kıymetler ise, iktisadi gelişmenin neticesi, “zengin fahişe” demek-tir. Manevi inkişaf, maddi gelişmeyle mütenasip olmadığı gibi, tam aksine araların-da ters orantı kurulmaya başladı. Maddi gelişme, manevi inkişafın gerilemesine sebep oluyor.
***
Şehir anlayışını maddi altyapıya kilitleyen, maddi altyapıyı da bina ve yol ile sınırlayan cahil ve kibirli, kifayetsiz ve ahlaksız mahalli idareciler ve yetkililer, halkı ve hayatı uçuruma doğru götürüyor. Mahalli idarecilerin yolsuzluk ve yağma batağına saplanmış olmasından bahsetmiyoruz daha… “Halka hizmet” dedikleri ve kamu kaynaklarını ziyan ettikleri işler bile, “Medeniyet Şehri” seviyesinde meseleye bakıldığında tam bir felaket…

***
Siyasi irade, halkın mesken ihtiyacını karşılamaktan ibaret bir ufka sıkışmış, hayatın içtimai altyapısı ve insani seviyesi gibi temel meseleleri, yani toplu olarak bakıldığında “Medeni Cemiyet” mevzusunu hiç gündemine almamıştır. Siyasi iradenin muhteva istikameti çizmediği bir vasatta, mahalli idarelerdeki cahil ve kibirli, kifayetsiz ve ahlaksız yetkililerin, Medeniyet Şehri ve Medeni Cemiyet gibi bir meseleyi gündemlerine almaları beklenemez.
***
İlim ve tefekkür ehlinin, faaliyet ve tatbikat sahası bulamadığı günümüzde, siyasi iradenin istikamet tayini ve fikir talebi olmadığı için felaket bir atalet yaşanmakta, Medeniyet Şehri ve Medeni Cemiyet üzerine çalışmalar yapılmamaktadır. Mahalli idarelerdeki cahil ve kibirli, kifayetsiz ve ahlaksız yetkililerin, merkezi siyasi iradenin muharrik kuvveti olmaksızın, kendi şehirlerindeki ilim, irfan ve tefekkür ehliyle istişare yapma hassasiyeti göstermesi, günümüzdeki tecrübeler dikkate alındığında ancak kör birinin, pirincin içindeki beyaz taşları temizlemesi kadar mümkündür.
Anadolu’daki her şehir, kendi me-selelerini halledecek kadar ilim, irfan ve tefekkür adamına sahip olmasına rağmen, mahalli idarelerdeki sırtlanların itici gücü ve etkisinden dolayı şehir anlayışı üzerin-deki cahillik derinleşmekte ve ülkeye ha-kim hale gelmektedir.
***
Türkiye’de, tefekkür ve tefekkür ehli, hak ettiği kıymetin binde birine sahip değildir. Cumhurbaşkanı, adına sanatçı dedikleri ve cemiyet ve hayatta hiçbir meselenin halline katkı sağlamayan şarkıcılarla bile görüşmekte, resim vermekte ama bir ilim ve tefekkür meclisi oluşturmamakta, bir kitap evini ziyaret etmemekte, eline bir kitap alıp resim çektirmemektedir. Teknik sahadaki bir kısım kadrolarla (teknokratlarla) görüşmesine mukabil, içtimai ve insani seviyenin yükseltilmesine matuf ilim ve tefekkür ehliyle görüşmemesi, “tercih edilmiş politika” olarak anlaşılmaya başlanmıştır. Bu durum, hem ülke hem de Cumhurbaşkanı için tam bir felakettir.
Ülkedeki ilim ve tefekkür kadroların bugün için atıl bırakan, yarın için ağır bir muhalefet potansiyeli oluşturan bu tavır, siyasi istikbali karartmaktadır. İlim ve tefekkür ehlinin, muvafakat veya muhalefetinin “içtimai meşruiyet” manası taşıdığı dikkate alınmalıdır. İlim ve tefekkür ehlinin muhalefetini kırmak için onları etkisizleştirme ve itibarsızlaştırma çabaları, bir “siyaset” değil, ülkenin intiharıdır. Cahil propagandistler (tetikçiler, troller) vasıtasıyla ilim ve tefekkür ehlini baskı altında tutmak, ilim ve tefekkürü imha etmek anlamına gelen siyasi intihar çeşididir.
Bir siyasi hareketin, ilim ve tefek-kür ehline dönük tahkir tavrı, kendi kadrolarını, teşkilatını ve tabanını cehalete mahkum etmekten başka bir netice vermez. Meselenin manevi mesuliyeti zaten altından kalkılır cinsten değildir. Maddi-dünyevi neticeleri ise çok iğrenç görüntüler oluşturmaktadır. Bir siyasi hareketin, kendi teşkilatını ve tabanını cahilliğe mahkum etmesi, şeytanın o hareket üzerinde inisiyatif almış olduğunu gösterir.
***
“Şehir Şurası”; şehirdeki ilim, irfan ve tefekkür ehlini bir müessese bünyesin-de toplayarak, resmi-kanuni yetkilendirme olmaksızın, itibar kazandırarak “içtimai yetkilendirme” yolunu tercih etmektir. Bu şekilde, kanunla ve parayla elde edilemeyen birçok kıymet ve fayda, gönüllü ve maliyetsiz yoldan temin edilebilir.
Şehir Şurası, milletin istinat noktası ve itibar mercii haline geldiğinde, içtimai ve siyasi şikayet ve itirazların kahir ekseriyetinin mahallinde halledilme imkanı oluşur. Mevcut belediye yetkilileri, sadece belediyeyi idare etmekte, onu da becerememektedir. Oysa esas mesele cemiyetin sevk ve idaresidir. Şehir Şurası, cemiyetin sevk ve idaresini gerçekleştirecek, medeni inkişaf ve terakki süreçlerini takip ve tahrik edecektir. Her şeyin kanuna bağlandığı, kanundan başka bir “esaslar manzume-sinin” olmayacağı kanaatinin yayıldığı günümüzde, muhtevanın (ilim ve fikrin) kıymet ve itibarının iade edilmesi şarttır. Medeni inkişaf ancak ilim, irfan ve tefek-kürle kabildir.

***
Şehir Şuraları, Ankara veya İstanbul’da kurulacak olan ve Cumhurbaşkanlığına bağlı “Medeniyet Şurası”nın şehir şubeleridir.

***
Bu dosya, Şehir Şurasının fikriyatı ve teşkilat altyapısını özet şekilde izah etmektedir. Şehir Şurasının kurulması için yalnız başına kafi değildir. Şehir Şurasının kurulması ve devamının sağlanması için, tatbikat planı çerçevesinde bir “kuruluş dosyası” bir de “Nizamname” hazırlanmalıdır. Bunlarla ilgili çalışmalarımız olduğu-nu hatırlatırız, talep halinde müzakere edilebilir.

FİHRİST

TAKDİM /5/

A-ŞEHİR ŞURASI FİKRİYATI
A-1-İhtiyaç /9/
A-2-Fikri ve ilmi mahiyeti /12/
A-3-Resmi irtibat /18/
A-4-İçtimai irtibat /20/
A-5-Mevkii ve Salahiyeti /22/
A-6-Teşkilat yapısı /24/
A-7-Merkezi teşkilat yapısı /25/
A-8-Mahalli teşkilat yapısı /26/
A-9-İlim ve tefekkür kadroları /27/
A-10-Şubeler /28/
A-11-Çalışma sahaları /29/

B-ŞEHİR BİLGİ HAVUZU
B-1-İhtiyaç /35/
B-2-Resmi irtibat /36/
B-3-İçtimai irtibat /36/
B-4-Teşkilat yapısı /37/
B-5-Merkezi teşkilat yapısı /38/
B-6-Mahalli teşkilat yapısı /39/
B-7-Merkezi bilgi ağı /40/
B-8-Bilgi giriş kanalları /41/
B-9-Kullanma yetkileri /42/

C-NİZAM MERKEZİ
C-1-İhtiyaç /43/
C-2-Fikri ve ilmi mahiyeti /46/
C-3-Resmi irtibat /48/
C-4-İçtimai irtibat /49/
C-5-Mevkii ve Salahiyeti /50/
C-6-Teşkilat yapısı /51/
C-7-Merkezi teşkilat yapısı /52/
C-8-Mahalli teşkilat yapısı /53/
C-9-Fikir ve ilim kadroları /54/
C-10-Tatbikat kadroları /55/
C-11-Şubeler /55/
C-12-Çalışma sahaları /56/

D-KURULUŞ SÜRECİ
D-1-Tedrici kuruluş süreci /57/
D-2-Yukarıdan aşağıya doğru kuruluş süreci /58/
D-3-Aşağıdan yukarıya doğru kuruluş süreci /60/

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir