ŞEHİR VE MEDENİYET-10-ŞARTLAR MÜSAİT, ZAMANI GELDİ

ŞEHİR VE MEDENİYET-10-ŞARTLAR MÜSAİT, ZAMANI GELDİ
Medeniyet şehri inşa etmek, sıfırdan yapmak gerekeceği için çok zor… Mevcut şehirlerin üzerine “medeniyet şehri” inşa etmek neredeyse imkansız. Mümkün olsa bile çok uzun bir zaman ister, belki elli yıl, belki yüzyıl… Oysa bu kadar vaktimiz yok, buna tahammülümüz de yok.
Anadolu göz önüne alındığında, yeni şehirler inşa etmek zor olduğu kadar makul de değil. Anadolu, iskan edilmiş durumda, coğrafyanın büyüklüğü, mevcut nüfus için fazla değil, bazı ülkeler gibi uçsuz bucaksız boş bölgeler yok. Kaldı ki yeni şehir inşası, sadece iktisadi maliyeti bakımından da makul fikir sayılmaz.
Fakat önümüzde bir fırsat var; berbat isimlendirmesine takılmazsak eğer o fırsat, “kentsel dönüşüm” meselesi…
“Kentsel dönüşüm” projelerinin gündeme alındığı bu gün, üzerinde çalışmamız gereken birinci mevzuu, şehir fikri ve inşasıdır. Kentsel dönüşüm, sık sık yapılabilecek, her istediğimizde yapabileceğimiz bir iş değil. Türkiye, yeni yeni sahip olduğu iktisadi imkanlarla kentsel dönüşümü başlatabilecek noktaya geldi, ilk defa siyasi güç bakımından bu işe cesaret edilebilecek safhaya geldi. Doksan yıllık Cumhuriyet tarihinde kurulan şehirler tam bir pespayelik misalidir, bunları yıkıp yeniden kurmanın eşiğine geldik. Bu eşikte meseleye “şehir fikri” zaviyesinden bakabilmeli, şehir inşa edebilecek bir kadro arayışına başlamalıyız. Bu fırsatı kaçırırsak, asgari elli yıl (normalde yüz yıl) bu fırsatı tekrar bulamayız.
Mevcut inşa teknikleri, binaların ömrünü elli ile yüz yıl arasında tespit ediyor. Kentsel dönüşüm projeleriyle şehirler yeniden inşa edilecek, bu dönüşüm gerçekleştiğinde hem zaman olarak her şehirde binlerce bina (on binlerce mesken) yapılacağı için, gelecek elli yılda şehirlerin dönüşümü, tedricen bile zor olacak. Yeniden bir kentsel dönüşüm planlaması ise elli yıllık zaman dilimi içinde, iktisadi maliyeti göz önüne alındığında imkansız olacak. Büyük bir fırsatın eşiğindeyiz, aynı zamanda da büyük bir fırsatı kaçırmak üzereyiz.
Bu manada, önümüzdeki mahalli seçimler fevkalade mühim. Günlük siyasetle ilgilenmeyen birisi olarak söylemek zorundayız ki, bu seçimler, şehir fikrini, İslam şehri anlayışını idrak edebilecek ve geliştirebilecek, aynı zamanda da bu fikrin tatbikatını gerçekleştirebilecek kadroların seçimi olmalıdır. Bu mesele, şehirlerin dar labirentlerindeki ucuz siyasetin üstünde tutulmalı, siyasi ikbal peşinde olanlara kapatılmalı, parti genel merkezi tarafından bir heyet teşkil edilmeli, bir şehir tasavvuru geliştirilmeli ve bu fikrin tatbikçisi kadrolar aranmalıdır.
Önümüzdeki seçim dönemi için, zamanın darlığından dolayı bu çapta bir çalışma yapılamayabilir. Bu ihtimalde, bir veya birkaç şehir pilot bölge seçilmeli, o şehirler üzerinde kesif bir çalışma yapılmalı, şehir tasavvurunun numunesi inşa edilmelidir. Böyle bir teşebbüs ve tatbikat, meseleye dair doğrular ve yanlışları tespit etme imkanı da vereceği için, bir sonraki seçim döneminde tüm ülkeye teşmil edilebilecek bir ufuk geliştirir. Birkaç şehirde yoğunlaşan faaliyetler için beş yıllık süre, bir şehir numunesi inşa etmek için kafi gelebilir. Numune inşa etmek için o şehre daha fazla kaynak ayrılabileceği için, “kentsel dönüşüm” (bu isimlendirme berbat) projesi de hesaba katıldığında, beş yıllık sürede büyük mesafeler alınabilir.
Bir şehir numunesi meydana getirmek, medeniyet inşasındaki büyük badireyi atlatmaktır. Büyük badire, şehir fikri ve medeniyet tasavvurudur. İslam medeniyet tasavvuru, bugünkü Müslümanların tefekkür hayatlarındaki turnusol kağıdıdır, bu tasavvur geliştirilmeden hiçbir sahada ve mevzuda bir fikir sahibi olmak kabil değil. Külli fikre, buna bağlı külli nizama, buna bağlı mevzu tertip ve tanzimine ulaşamamış akıllar, her sahada ve meselede birbirinden bağımsız ve birbiriyle tenakuza düşen fikirler geliştiriyor. Bu hal, Müslümanların müşterek hedeflere yönelmesini engellediği gibi birbirleriyle mücadele etmesine de sebep oluyor.
Medeniyet tasavvuru ve şehir fikri geliştirmek tabii ki fevkalade zor… Ama Anadolu’daki her hangi bir şehir için, nazari sahadaki tefekkür imali, ameli sahadaki tatbikat gayreti birleştirilirse ortaya çıkacak netice harikulade olacaktır. Merkezi iktidarın bu teşebbüsü desteklemesi ve kaynak tahsisi de dikkate alındığında, üretilecek eser sadece Türkiye’ye değil tüm İslam alemine emsal teşkil edecektir.
Böyle bir fikir ve teşebbüs için, merkezi iktidarın ciddi kaynaklar ayıracağı, ülke kaynaklarının dışında İslam ülkelerinden de ciddi kaynak akışının gerçekleşeceği dikkate alınmalıdır. Hükümet bu fikrin arkasında durduğu takdirde, dışarıdan akacak kaynak çok büyük olur. Yıllardır bahsini ettiğimiz medeniyet tasavvuru ve inşası için belki de zaman gelmiştir.
Bu fikri tatbik edebilecek kadro, İslam medeniyet tasavvurunun binde birini bile belli bir şehirde inşa ettiği takdirde, birkaç asırdır içine düştüğümüz ve bir türlü çıkış yolu bulamadığımız “medeniyet fetreti”nden kurtulmanın yolunu açacaktır. Bu çapta bir hamlenin faili olmak, tarihe adını altın harflerle yazdırmak için fazlasıyla kafidir.
Anadolu’nun orta büyüklükte bir şehrini, “medeniyet timsali” olacak şekilde inşa edecek olan kadro, İslam alemine nispetle küçücük bir iş ve imkanla, tüm İslam alemine emsal teşkil edecek bir eserin sahibi olacaktır. Bu kadar küçük bir imkanla bu kadar büyük bir şerefe nail olmak nadiren mümkündür, bu gün o gündür.
*
Bunu yapmadığımızda halimiz nice olur? Yıllardır Müslümanların idare ettiği şehirlerin haline baktığımızda halimizin nice olduğunu görmek kabil. En başarılı Akparti belediye başkanlarının şehirlerinde yaptıkları iş, modernleştirmek, modern binalar yapmak, batıda olanları kendi şehirlerimize taşımaktır. Çok ilginçtir ki, batıyı kendi ülkemizde (harimimizde) yeniden üretiyoruz. Batı, felsefi anlamda bir asırdan beri krizde, kültürel anlamda son otuz yıldır krizin dibini gördü, nihayet iktisadi anlamda krize girdi, tüm bu krizlerden çıkabileceğine dair hiçbir işaret yok. Kısacası batı kendi ikliminde hızlı şekilde çöküyor ama biz Anadolu’da onu yeniden inşa ediyoruz. Bu sadece bizim problemimiz değil tabii ki, dünya batıyı kendi topraklarında yeniden üretiyor. Batı, kendi evinde çöküyor ama yabancı evlerde oğul veriyor.
Tüm dünyada yıllarca (hatta birkaç asırdır) batıya karşı mücadele edenler, tam batı çökmeye başladığında, batıyı kendi ülkelerinde diriltiyorlar. Bir Çin köyü bile kendi mimarisine sahipti ve Çin köyü olduğu belliydi, şimdi sahillerdeki sanayi ve ticaret şehirleri, batının tam bir kopyası haline geldi. Anadolu şehirleri, hızla batılı şehirlere benziyor. Bu çığır açıldı, bu çığırı başında boğamazsak, önümüzdeki birkaç asrı kaybedebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir