ŞİMDİ “BİN” LADİN ZAMANI

ŞİMDİ “BİN” LADİN ZAMANI
Son on yılın spekülasyon şampiyonu Usame Bin Ladin olmalı. İsmi etrafında bu kadar spekülasyon olan muadil birisi yok. Hakkındaki spekülasyonları başlık halinde sıralamak gerekse, hacimli bir eser çıkar. Dolayısıyla Usame Bin Ladin hakkında söylenecek her hangi bir söz, hakkındaki spekülasyonlardan birine denk gelir. Yakından tanımadığımız, hakkında birinci elden bilgi sahibi olmadığımız birisi hakkında yüksek perdeden hükümler üretmektense, pratiğin kaotik ikliminden çıkıp, teorinin aydınlık sahasında fikrimizi beyan edelim.
Batının yeniden askeri işgallere başladığı günümüzde, özelde ABD’ye karşı, genelde batıya karşı ümmetin mukavemet kuvvetini teşkilatlandıracak bir lider ihtiyacı aşikardır. Tüm İslam coğrafyasında, batılıların açık veya gizli işgal kuvvetlerine karşı direniş mevzilerini teşkil edecek, mücadeleyi yürütecek, işgali önleyemese bile batıya pahalıya maledecek şahsiyet timsalleri lazım.
Bu ümmet, bir yanağına tokadı yediğinde diğer yanağını çeviren insan topluluklarından değil. Ülkelerin işgal edildiği bir dönemde, işgal kuvvetlerine karşı yürütülen direniş hareketlerini batının terörist olarak yaftalaması, Müslümanların zerre kadar umurunda olmamalıdır. Tüm İslam coğrafyasının gizli veya açık şekilde işgal altında olduğu bu gün, iman ve asalet, sadece ve sadece direniştedir. İçinde yaşadığımız çağın lügati, imanı, direniş olarak kaydetmiştir.
Her çağ kendi lügatini yazar. İçinde yaşadığımız çağ, Müslümanlar için tam işgal çağıdır. Anadolu, en son işgale uğrayan İslam beldesidir. O da işgal edileli bir asır oldu. Bir asırdır tüm İslam coğrafyası işgal altındadır. İşgalin çeşitlerini tartışmak, teferruattandır. Kültür işgalinden tutun da, milli(!) ordular tarafından gerçekleştirilen işgallere kadar sayısı çok çeşidi fazladır.
Tüm İslam coğrafyasının işgal edilmiş olması, her santimetre karenin direniş mevzisi, her müminin de direnişçi olmasını gerektirir. Bu kadar yaygın ve yoğun yapılması gereken iş, çağın lügatinin her sayfasının başında, her harfinin ilk maddesinde yazar. Her Müslüman lügatini kontrol etmelidir. Her harfin ilk maddesinde direniş yazmayan lügatler artık eskimiştir. Direnişin ilk harfi, (d) harfi değildir. Her harf ile yazılır bu kelime.
Direnişin hedefi, batıdır. Topyekun batı… Her şubesi ve her zümresiyle… Her sınıfı ve her kesimiyle… Her devleti ve her coğrafyasıyla… Her düşünce sistemi ve her kültür formuyla… Bütün tavır ve edalarıyla… Tüm kılık ve kıyafetiyle…
Tüm batı… Bu gün amiral gemisi sıfatını taşıdığı için öncelikle ABD. Fakat filonun diğer gemilerini ihmal etmemek için bütün Avrupa. Ve dünyada sirayet etmiş ve kendine benzetmiş tüm coğrafya parçaları ve halk toplulukları.
Batı, dünyanın habis urudur. Islahı imkansız, imhası zarurettir. Bu ihtiyaç sadece İslam ümmetinin değil, tüm insanlığındır. İslam’ın gereği fakat insanlığın da şartıdır.
Eğer bu gün direniş kafi derecede güçlenmez ve yayılmazsa, yakın gelecekte hazırlanacak olan lügatlerin her kelimesi “direniş” olacaktır. Lügatlerde direnişten başka bir kelime bulmak imkansızlaşacaktır. Lügat, hayatın kitabıdır. Lügatte başka kelime kalmadığında, hayatı yaşamak imkansızlaşır. Lügatte tek kelime kalması demek, yemeden içmeden o kelimenin işaret ettiği manayı hayata hakim kılmaktan başka çare kalmamış demektir. Lügat boşalmadan, direniş yayılmalı ve derinleşmelidir.
Nasıl bir direniş? Tüm zayıflığımıza rağmen mert bir edayla söylüyoruz, silahları batı seçsin. Batı hangi araçla geliyorsa o araçla direniş. Silahla geliyorsa silahlı direniş… Kültürle geliyorsa kültürel direniş… İktisadi teşekküllerle geliyorsa öyle bir direniş… Müslümanların “öz hukukuna” uygun olan her silah ve usul ile direniş.
*
Bin Ladin’in on yıllık namından mülhem, şimdi “bin” ladin zamanı. Her ülkede “bin” ladin zamanı. Her şehirde “bin” ladin zamanı. Her kasabada “bin” ladin zamanı. Usame Bin Ladin suikastının akabinde batıda meydana gelen sevinç çığlıklarına bakınca, Ladin’in ismi etrafındaki spekülasyonların hepsini unutup, her kasabada, her şehirde, her ülkede “bin” ladin zamanının geldiği açık değil mi? Usame Bin Ladin namına yazılan her işe, İslam Hukukunun süzgecinden geçirdikten sonra, “İslam’a uygun olanların tamamı “öz malımız”, aykırı olanların tamamı ise bize, cennet ile cehennem arasındaki mesafe kadar uzaktır” hükmünün mührünü basmamız gerek. Öz malımız olanlardan meydana gelecek şahsiyet misali üzerinden binlerce ladin yetiştirme zamanıdır. Kâfirlerin, Müslümanlar hakkında söyledikleri, kesip attığımız tırnaklarımız kadar bile kıymetli değil. Biz kendi muhasebemizi, kendi muhakememizi yaparız. Kendi hükmümüz ve kendi mührümüz var. Çünkü Allah’ımız, Resulümüz ve dinimiz var. Öyleyse… Problem yok.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir