Şişinmeyin!.. – Gökhan Özgün



Şişinme laik latife, başın açık ama, gayet iyi biliyorsun ki
içinde bir yerlerde fena halde tesettürdesin. Kadınlığın görünüşte hür,
derinlerde bilmediğin bir hicap içindesin.

Şişinme laik beyfendi, şişinme. Bir modernizm kıvılcımıyla memleketi içe doğru
patlatmışsın. Ateizm sıkmamış, kendine laik Sünni bir devlet dini yaratmışsın.
Eyvallah da. Bu yetmemiş, bir askeri gelmiş geçmiş en büyük filozof ilan
etmişsin. Onu askerlikten de etmişsin, filozofluktan da. Onun nutuklarından çam
sakızı gibi sızan retorikle yüzyıl idare etmişsin.

Yönetmemişsin. Yönettirmemişsin. İdare etmişsin. Bir askeri filozof ilan etmek
uğruna memlekete felsefe, ahlak, özgür vicdanın zerresini sokmamışsın. Sözün
başladığı yeri sözün bittiği yer ilan etmişsin. Sonuna kadar ifadesizleşmişsin.

Sen de şişinme Müslüman efendi. Sakın şişinme. 100 yıl debelenmişsin.
Nihayetinde bir iki seçim kazanmışsın. Ama karanlıktasın. Çünkü muhalefetin
yok. Muhalefetin bir melanet, karanlık bir korku siyasetinden ibaret. Sana,
senin sağlığın için muhalefet gerek.

Şimdi oylarını yüzde 70’e çıkarsan bir dert, yüzde 25’e düşürsen bir başka
dert. Yüzde 70’e çıkarsan, baştan sona Türkiye olursun, yani baştan sona rant
olursun, maddi rant, manevi rant, idareimaslahat olursun. Şuradan şuraya
kımıldayamazsın. Türkiye’yi de kımıldatamazsın. Bu da bir başka ‘büyük uzlaşma’
formülü. AKP’yi büyüterek uzlaşma formülü. Türkiye’yi AKP’de eritme formülü.
Asker bunun farkında. Yüzde 25’e düşsen, eyvah, sil baştan, aynı filmi baştan
seyredersin.

Sen de şişinme ‘aydın’ abi, raftan bir kitap çekmişsin Batı’yı iliklerine kadar
çorap söküğü gibi çözmüşsün. Ama Türkiye’nin hakikatine ayılamamışsın.
Sözlerinde ‘seni’, ‘insanı’, ‘ifadeni’ arıyorum, bulamıyorum. Adın ‘aydın’, ama
soyadın, Ayılamadım. Sen, hâşâ şişinme.

‘Entelektüel’ arkadaş sen de şişinme. Derin devletlerden Derrida’lar çıkmıyor.
Derinleşmiş demokrasilerden çıkıyor. Derinliğin tek alıcısı var burada, derin
devlet. Aman dikkat! Merakını kaybetme, ama sakın şişinme.

Sen de şişinme ‘köşe ağası’, sen de şişinme. Yazmayı bilmiyorsun, köşe
‘yazıyorsun’. Yoksa yalnızca köşe kapmaca mı oynuyorsun? Ya da ucuz bir iki
‘metin yazarı’ formülünü köşende yazı diye mi satıyorsun? Dua et, yazmaktan
anlamadığını henüz çakozlamadılar. Ama içimden bir ses, eli kulağındadır,
bildiler bilecekler yazının ne demeye geldiğini, diyor. Çünkü internette
‘çocuklar’ senden daha iyi yazıyor. Şükret, ama, sakın ha şişinme.

Sen de şişinme devrimci yoldaş, sakın şişinme. Türkiye’de şişinecek bir sol
gelenek falan yok. Arkandaki Deniz’i huzur içinde bırak. Önünde ‘gelecek’ denen
bilinmeyen bir deniz var, ona bak. Önündeki deniz arkandaki Deniz’e benzemiyor.
Asanı salladığın vakit, senin tam da istediğin yerden ikiye yarılıp seni kısa
yoldan temize çıkarmıyor.

Sen de şişinme ‘hocam,’ sen hiç şişinme. En çok şükretmesi gereken belki de
sensin. Muasır âlemde, küçük de olsa bir fark yaratmayanın önünde ‘hocam’ diye
eğilmiyorlar. Sen bir fark yaratmadığın zaman, özellikle iki misli eğiliyorlar
önünde. Bir komutan gibi karşılıyorlar seni her yerde. Böyle manevi rant,
buradan başka nerede?..

Sen de şişinme Kürt kardeşim, sen de şişinme. Ben de senin ‘geçtiklerinden
geçsem’, muhtemelen PKK’yı destekler, Apo’ya tapabilirdim. Burada mesele yok.
Ama sonunda elimde Stalinist bir ideolojiyle karışmış bir ağalık felsefesi
kalırdı. Sakın şişinme. Ben bir orduya taptırılıyorum zorla, sen çaresizlikten,
iki orduya aynı anda.

Sen de şişinme Alevi birader, şişinme. Bu kadar kalabalık olup bu kadar sessiz,
bu kadar ‘yok’ olma şampiyonluğunu aldınız. Yoksa birileri size, bu devlet
sizin, dedi de, siz ona mı inandınız? Laik Sünni Müslüman mezhebini Alevilik mi
sandınız?

Sen de şişinme işadamı, sakın ha… Şu anda kullandığım yepyeni yazı programını
üreten Allah bilir on kişilik Alman şirketinin ‘işi’ yanında senin Holding’in
işi ‘iş’ten bile değil. Akıllısındır, mesela, markalaşamazsan ‘tatlı tekstil’
işinin bitik olduğunu 15 sene evvelinden görürsün. Sonra marka yaratmak için
‘iş gücü’ ararsın, bir bakarsın, a yok, Kemalist eğitim sistemi bütün
‘yaratıcılığı’ almış götürmüş. Derken, kendini mesela arsa spekülasyonuna
verirsin. Sonra bir bakarsın, paranın parana kazandırdığı, spekülasyonun
servetine kattığı, işinden kazandığından misli misli fazla.

Sen de şişinme Yargıtay savcısı. Sana izah kolay. Senden büyük Allah var. Sen
imansızı bile bedbinlikten imana getirirsin.

Gazeteci sen şişin. Çünkü bu senin hakiki işin. Şişinmezsen yoksun. Ardında
hiçbir şey yok. Bilmem farkında mısın? Bence farkındasın.

Asker sen şişin. Hem de sonuna kadar şişin. Kolay değil, bir milleti kendine
köle etmişsin. Ben öyle bir şey yapmadım, deme. Yapmışsın. Gelecek, bir milli
güvenlik meselesidir demişsin. Yetmemiş, coğrafya, bir milli güvenlik sorunudur
demişsin. O da yetmemiş, tarihi de milli güvenliğin alanına sokmuşsun. Ne kaldı
milletten geriye? Biyoloji mi? Onu da Türklükle halletmişsin. Dil mi? O konuya
hiç girmeyeyim. Çünkü en hassas olduğum konu. Hiddetlenme. Bak daha
cumhuriyete, demokrasiye gelmedim. Hukuka gelmedim. Darbelere gelmedim. Temel
felsefedeyim. Bana nedense bu kadarı yetiyor da, artıyor bile.

Şişinmeyin de, konuşalım baylar bayanlar. Şişinmeyin de beyninize oksijen,
kalbinize kan gitsin, uzlaşalım. Yeni bir anayasada uzlaşalım. Yeni bir
partiler ve seçim kanununda anlaşalım.

Yalnız bir maruzatım var. 1001 farklı şekilde uzlaşabilirsiniz. Ama, aman,
hiçbiri ‘askere şekerli’ anayasa olmasın. Bir de, hakikaten laik olsun anayasa,
içine ‘modern Allah’ niyetine, dokunulmaz yargıçlar, mahkemeler konmasın.
Bundan daha geniş zeminli bir uzlaşmayı benim aklım alsa da vicdanım almıyor.

Anayasa, yani Latincesiyle ‘constitution’ aynı zamanda ‘bünye’ anlamına gelir.
Bu şişkinliğiniz bünyeye hiç iyi gelmiyor. Beyne kan gitmiyor. Damar sertliği
yapıyor. Aniden kasılıp kalma tehlikesi yaratıyor.

Benim şişinecek hiçbir şeyim yok. Buralarda çok aradım, bulamadım. Hepsi hepsi,
bir takıntım var. Bu memlekette insan gibi yaşayabilmesi için, oğluma bir takım
‘değerler’ mi öğreteceğim, aktaracağım?

Yoksa, bu garip topraklarda varolabilmesi, hayatta, ayakta kalabilmesi için boş
ve hoş laflar arasına sıkıştırılmış binbir türlü ‘çakallık’ mı üfleyeceğim
kulağına? Şişirmeye başlayayım mı yani çocuğu?

Kusura bakmayın. Tereddütteyim. Çünkü yeminliyim. Oğlumun hayatı benimkinin bir
tekrarı olmayacak. Ya öyle olmayacak, ya da böyle.

 

Share Button

Şişinmeyin!.. – Gökhan Özgün” üzerine bir düşünce

  1. SAYIN YAZAR ARKADAŞIM KİMLER BU KADAR ŞİŞİRDİ SENİ. TAM ANLAMADIM AMA İLGİNÇ BİR YAZIYDI.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir