SİYASİ TAKİP MERKEZİ NEDEN KURULDU?

“SİYASET TAKİP MERKEZİ” NEDEN KURULDU?
İlim, irfan, hikmet, sanat ve tefekkür adamları siyasetten çok daha mühim ve kıymetli meselelerle meşguldür. Çünkü ilim ve tefekkür, “yüksek kıymetler” listesindedir, başka bir ifadeyle kıymetler piramidinin zirvesini işgal etmektedir.
Bununla birlikte ilim ve tefekkür, her sahanın kaynağıdır, özellikle de tatbikatın kaynağıdır. Siyaset de buna dahildir. Özellikle siyaset dahildir, zira siyaset hayatın her sahasını doğrudan etkileyen hacimdedir. Kaldı ki “kuvvet” unsurunu elinde ve inhisarında tutmaktadır.
*
Fikir ve ilim adamları, keşif ve imal ettikleri kıymet ve hikmetleri, hayattan ve tatbikattan uzak tutmamalıdır. Hayata tesiri olmayan, tatbikat altyapısı hazırlanmamış, teşkilat ve müessese numuneleri teklif edilmemiş fikir ve ilim, entelektüel gevezelik haline gelir. Müslüman fikir ve ilim adamları; fikir, ilim ve sanatı, batılı entelektüeller gibi nefislerinin tatmin malzemesi haline getiremez. İslam, fikir ile fiilin, nazariyat ile tatbikatın harmanlandığı bir hayat ister.
Siyaset, hem hayatın her sahasını etkileyen genişliği hem de fikri gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan “kuvvet” unsurunu kendi uhdesinde tuttuğu için; fikir ile fiilin, nazariyat ile tatbikatın harmanlanması gereken mühim sahalardan birisidir.
*

Siyaset, özellikle de mahalli siyaset; ilim ve tefekküre o kadar uzak ki… Oysa bizzat siyasetin kendisi ilim ve tefekkürü aramalı, ilim ve tefekkür adamlarıyla istişare halkaları oluşturmalı, neler yapılmalı ve nasıl yapılmalı sorularını birlikte müzakere etmelidir. Mahalli siyaset ve siyasetçilerin ciddi bir kısmı ahlaksızlık ve yolsuzluk batağında debelendiği için, ilim ve tefekkür gibi ulvi kıymetler ve bu kıymetlerin temsil ve taşıyıcısı olan alim ve mütefekkirlere uzak duruyor. Çünkü bunlarla muhatap olmaları, bunlarla istişare etmeleri halinde ahlaksızlıklarına ve yolsuzluklarına devam etme imkanı kalmıyor.
Kuvveti inhisarında tutan mahalli siyaset esnafının ciddi kısmına bulaşmış olan ahlaksızlık ve yolsuzluk, ilim ve tefekkür adamlarının siyaset üzerinde müessir olmasına mani oluyor. İlim ve tefekkür adamlarının, ciddi oranda ahlaksızlık ve yolsuzluk batağına dönüşen mahalli siyasete girmeleri ise kendileri ve temsil ettikleri kıymet açısından tam bir felakete sebep oluyor.
Bir tarafta ilim ve tefekkürün kıymet ve nezahetini muhafaza etmek diğer tarafta tatbikat için kuvvet unsurunu elinde bulunduran siyasete müdahil olmak… Bu iki meselenin ikisinden de vazgeçmemek ve her ikisini de hayata geçirebilmek için bulduğumuz çözüm; SİYASET TAKİP MERKESİ türünden bir müessese inşa etmektir.
*
Mahalli siyasetin pislikleri ayyuka çıktı. Mahalli siyasette yuvalanmış ahlaksızlık ve yolsuzluk yapan güruhun pisliklerini, sağır sultan duydu, kör sultan gördü, ahmak sultan anladı. Bu kadar alenileşen ahlaksızlık ve yolsuzluk karşısında manevi mesuliyet hissetmemek kabil değil.
Suda boğulan birini kurtarmak için yüzme bilmeyen birinin suya atlamasında bir fayda yok… Bazı meseleler içine girmeden halledilmez, bazı meseleler ise içine girerek halledilemez. Kahramanmaraş mahalli siyasetini, içine girerek temizleme imkanı yok. Siyaset Takip Merkezi, hem siyasete vaziyet etmek hem de siyasete girmemek formülünü mümkün kılacak bir müesseseleşme numunesidir.
*
Emine Erdoğan’ın Arakan’a giderek oradaki mazlum Müslümanların yarasına merhem olma çabasındaki fedakarlık, bizi mazlum milyonlarca insanın bedduasından koruyacak kadar kıymetlidir. Buna mukabil Kahramanmaraş mahalli siyasetindeki yolsuzluk oranı felaket seviyesine yükselmiş durumdadır. Mesela sadece yolsuzluk da değil, yolsuzluk suç olduğu için fazla göze batıyor ama mesela israf yolsuzluktan daha fazla… İsraf yoluyla boşa giden kaynaklar, milletin parasının çöpe atılması değil midir?
İsrafı sadece “suyun boşa akması” gibi misallerle anlayanlar, Kahramanmaraş gibi bir şehirde “suni plaj” yapmanın israf olduğunu bile fark etmemektedir. Bunun gibi misallerin sayılamayacak kadar çoğaldığı bu şehir, mahalli siyasetçilerin insafına bırakılamayacak kadar mühimdir.
*
Kuvvet (siyaset) fikre ihtiyaç duymuyor, öyleyse yapılması gereken iş; fikrin kuvvet kazanması ve kendini zorla kabul ettirmesidir. İlim ve tefekkürü, Maraş’a suni plaj yapmanın en hafif tabirle israf olduğunu bile anlamayan mahalli siyasetçilerin idraksizliğine teslim etmek, ilim ve tefekkür ehli için ağır bir mesuliyettir.
İlim ve tefekkürün, muhtevasındaki kuvveti ortaya çıkararak maddi, içtimai, siyasi kuvvet haline getirecek hamleyi başlatmanın zamanı geldi. Mahalli siyasetçiler, ilim ve tefekkür ehlinin siyasetle ilgilenmemesinden, dolayı kendilerini bir şey zannettikleri devir bitti. Fikir ve ilmin, bil-kuvve sahip olduğu kıymetin, bil-fiil tesir ve tezahürlerine şahit olacakları devir başlıyor.
Necip Fazıl Üstadın, yalnız başına devleti sarstığını bilenler, fikrin nasıl bir tesir kuvvetine sahip olduğunu göreceklerdir. İlgilenmemiş olmamızdan dolayı kendilerinde bir şeyler vehmedenler, fikir kılıcının ne kadar keskin olduğunu anlayacaklardır. Siyasetteki rakiplerin birbirlerine karşı geliştirdikleri tedbirlerin, burada işe yaramayacağını göreceklerdir. Ellerindeki tüm tecrübelerin dışında bir fikir taarruzu ile muhatap olduklarını fark ettiklerinde, “Bor’un pazarının geçtiğini, eşeklerini sürecek Niğde’nin de olmadığını” bileceklerdir.
YANİ ARTIK SİYASİ MEVTA HALİNE GELMELERİ, BİZİM ÇALIŞMA SÜREÇLERİMİZLE İLGİLİ ZAMAN MESELESİDİR.
Memlekete hayırlı olsun…

NOT: SİTEMİZİN ADRESİ; www.takipmaras.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir