SOSYAL MATEMATİK-6-DENKLEM HAVZALARI

SOSYAL MATEMATİK-6-DENKLEM HAVZALARI
Türkiye’deki toplumsal hayat, kapalı havzalar oluşturmuş durumda. Toplum, hayatın pratiği içinde ayrışmamış olmasına rağmen kapalı havzalar var. Bu durum çok enteresan, aynı işyerinde çalışan, komşu olan, günde birkaç defa görüşmek durumunda kalan insanlar bile mesela farklı siyasi havzalarda iseler birbirlerinden etkilenmiyorlar, birbirinin kaynaklarını (kitap, gazete, televizyon) takip etmiyorlar, birbirinin havzasındaki gelişmelerden haberdar olmuyorlar, haberdar olduklarında anlamıyor veya kabul etmiyorlar.
Ülkede ayrı kentler, kasabalar, köyle kurulmuş olmasına rağmen (bu durum sadece alevi ve Kürt köyleri şeklinde doğal olarak var) maddi duvarlardan daha sert, daha yüksek, daha sağlam ve geçirgen olmayan zihni duvarlar, bariyerler, hassasiyetler var. Bir siyasi havza, diğer siyasi havzadaki gelişmelerden haberdar olmuyor, haberdar olabilmesi için kamuoyuna güçlü şekilde gelmesi gerekiyor. Mesela ulusal gazetelerde yayınlanacak kadar gündemi işgal etmesi bekleniyor. Oysa toplumsal gelişmeler, derinden başlıyor, ciddi bir aşamaya gelene kadar gündem oluşturmuyor. Dolayısıyla da farklı siyasi havzalar birbirinden haberdar olmuyor, bazı haberleri ise “istihbarat” çalışması sonucu bulmuş gibi kamuoyuna yansıtıyorlar. Çünkü bir siyasi havza mensubunun diğer siyasi havzadan bilgi alabilmesi, istihbarat çalışması yapmayı gerektirecek kadar birbirinden uzaklaşmış durumdadır.
Bu durumun doğal sonucu olarak, mesela birisi Atatürk’ü sevmediğini söylediğinde, büyük bir haber bulmuş gibi manşet yapıyorlar. Bu yaklaşım bile siyasi havzaların birbirinden ne kadar habersiz ve uzak olduğunu gösteriyor. Oysa ülkedeki en büyük siyasi havzanın mensupları Atatürk’ü sevmez ama diğer siyasi havza bunu bilmez veya bilmiyormuş gibi davranır. Çok komik bir durum…
Siyasi havzalar arasındaki zihni duvarların yüksekliği ve geçirgen olmaması, her siyasi havza için ayrı denklemler kurulmasını gerektiriyor. Siyasi havzalar arasındaki geçişsizlik tabii ki yüzde yüz değil, tabana doğru inildikçe, kamuoyunda birbirinden habersiz olan havza mensuplarının bir kısmı, beraber yaşamaktan dolayı sızıntı halinde geçişgenliğe sahip. İşte karşı taraf için üzerinde çalışılan alan burası.
*
Siyasi havzalar, sosyal havzalar üzerine kuruluyor. Türkiye’de sosyal havzalar asında politize olmuş değildi. Sosyal havzalar politize olmadan önceki sosyal matematik çalışmaları, bir siyasi havzanın sosyal hinterlandını, hassasiyet haritası üzerinden belirliyordu. Mesela dindarlık hassasiyeti, ülkenin yüzde altmışında politize olmaksızın sosyal havza oluşturuyordu. Din hassasiyetinin yüzde seksenlere yakın olduğu ülkemizde, bunun altmışı politize olmamıştı. Kendini tanımlayan ana ögelerden birisi dindarlık olan bir parti, yüzde seksenlik bir sosyal hinterlanda sahipti. Fakat bu hinterlant politize olmadığı için, dindar partiler (mesela RP) en fazla yüzde yirmi bir oy oranına ulaşmıştı.
Bu gün itibariyle ülkeye bakılınca (“Teşkilat yeni siyasi mecralar oluşturdu” isimli yazıda açıklandığı gibi) ülkede artık halkın yaklaşık yüzde sekseni politize oldu. Bu durum, mevcut üç siyasi havzayı neredeyse sabitledi. Hassasiyet haritası çıkarıldığından ve kullanıldığından beri halk, politize oldu. Sosyal matematik kullanılmaya başlandığından beri de, sosyal havzalar ile siyasi havzalar arasındaki belirsizlik minimum seviyeye indi.
*
Artık sosyal matematik için denklem havzaları zorunluluk haline geldi. Denklem havzalarını görmezden gelen bir sosyal matematik, sağlıklı sonuçlar vermez. Zaten sosyal matematiğin siyasette en fazla, içinde bulunulan siyasi (ve sosyal) havzanın ufkuna ulaşmak için kullanılıyor. Mesela Akparti, kendi havzasında bulunan tüm oyları almak için uğraşıyor. Kamuoyundaki bazı açıklamalarına karşı tarafın yüksek sesle itiraz etmesi, Akparti’nin oy kaybedeceğini iddia etmesi, konuyu bilmediklerinden, anlamadıklarından kaynaklanıyor.
Sosyal matematik denkleminin kurulma sürecinin ilk basamağı, denklem havzasını belirlemektir. Denklem havzasını belirlemeden başlanan denklem kurma çabası, baştan ölü doğar. Bu tür denemelere bakarak, sosyal matematiği değerlendirmeye kalkışmak, konuyu bilmemenin doğal sonucudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir