SOSYAL MATEMATİK-7-DENKLEM NASIL KURULUR?

paylaş

SOSYAL MATEMATİK-7-DENKLEM NASIL KURULUR?
Önce denklemin havzası belirlenir, sonra bu havzadaki denklem çeşidi… Nihayet denklem amacı tespit edildiğinde, denklem kurmanın dış şartları gerçekleştirilmiş (elde edilmiş) olur, denklem kurmaya bundan sonra başlanır.
Denklemin iki sabiti vardır, biri eşitliğin sağındaki rakam, diğeri de denklemin kuruluş amacıdır, yani hitap (veya etki) kitlesi. Hitap kitlesi eşitliğin solunun başına, elde edilmek istenen netice de eşitliğin sağına yazılır, bundan sonrası denklem kurma işidir.
Mesela işçilere hitap edilecek veya işçiler için bir konuşma veya onlar için bir uygulama yapılacak… İşçiler başa yazılır, boşluk bırakılır, eşitlik yazılır ve eşitliğin sağına da “bir” eklenir. Soru, denklemin bu halidir, cevap ise bu denklemin kurulması yani tamamlanmasıdır.
*
Sosyal matematikte zaman oku, ileriyi değil, geriyi gösterir. Amaç, zaman grafiğinde “ileriyi” yani geleceği temsil eder, yapılacak işler ise “şimdiyi”… Sosyal matematikte zaman ters çevrilir ve amaç (gelecek) şimdiye alınır, denklem (yapılacak iş) geleceğe bırakılır. Bu şekilde bakıldığında, amaç gerçekleşmiş halde “şimdi” de bulunur, çünkü amaç, eşitliğin (veya eşitsizliğin) sağ tarafıdır ve orası bellidir. Denklemin kurulması ise geleceği ertelenmiş ve o yönde çalışmaya başlanmış demektir.
Hayatın pratiğinde böyle bir şey olmaz. Her zaman amaç, gelecektedir. Ama sosyal matematiğin temel mantığı da zaten budur, amacı gerçekleşmiş kabul eden denklemi kurmak için çalışır. Bunun ne faydası var veya faydası mı çok zararı mı?
Hayatı genellikle şöyle yaşarız, bir amacımız vardır ve o amacı gerçekleştirmek için bir şeyler yaparız. Fakat tüm akıl hacmimize, tüm bilgimize, tüm tecrübemize rağmen biliriz ki, yaptıklarımız amacımıza ulaşmak için kafi değildir. Çünkü bizim yaptıklarımızla birlikte toplumun da katkıda bulunması gerekir, hiçbir zaman bizim yaptıklarımız yetmez. Biz ne kadar iyi ikna kabiliyetine sahip olsak da, muhatabımızın da ikna olmak için sebeplerinin bulunması gerekir.
Bu hayat tarzı, zamanın okunun ileriyi gösterdiği bir tarzdır. Zaman ileriye akıyorsa, amacımıza ulaşmak için yaptıklarımız, karanlığa kurşun sıkmaktır. Karanlığa kurşun sıkmamanın tek yolu, “geleceği görmektir”. Bu imkanımız var mı? Yok… Oysa yaşadıklarımızı (olmuş bitmiş olayları) değerlendirmek daha kolaydır. Zira sondan başa doğru bir silsile takip ediyoruz, olup bitmiş olayların sebeplerini, süreçlerini, aktörlerini biliyoruz. Bu günden geriye doğru bakmak, bu günden ileriye doğru bakmaktan daha kolay anlama imkanı sağlıyor.
Sosyal matematiğin ve denklemlerinin temel mantığı sondan (sonuçtan) geriye (sebebe) doğru bakabilen bir düşünce sistemidir. Bunun pratikte mümkün olmaması ayrıdır, düşünce tarzı olarak kullanmak ayrıdır. Zaten normal matematik salt düşünce (akıl) işidir, bu nedenle zaten akli bilimlerden kabul edilir. Madem ki bu günden ileriye doğru bakan bilim dallarımız ve düşünce sistemlerimiz var, bir de bu günden geriye doğru bakan düşünce sistemimiz olmalıdır. Bu günden geriye doğru bakan bilim, herkesin bildiği gibi, tarihtir. İşte sosyal matematiğin ortaya çıktığı, çıkması gerektiği, ihtiyaç duyulduğu yer tam burasıdır. Bu günden ileriye bakan bilimlerle, bu günden geriye bakan bilimlerin ortasında bulunan, her ikisini de harmanlayan bir bilim ve düşünce sistemidir. Yaptığı iş de, amacı (yarını) bu güne almak, yapılacak işleri (bu günü) yarına almaktır.
*
Sosyal matematiğin kolay olduğunu söylemedik, söylemeye de niyetimiz yok. Konunun özü şu; ileriye bakan bilimlerle, geriye bakan bilimleri harmanlayıp yeni bir bilim dalı kurmak, muhteşem bir şey… Zamanın oku ileriyi gösterir ama düşünce için böyle bir zorunluluk yok. Daha doğrusu düşünce için de böyle bir zorunluluk olduğunu kabul edenler, sosyal matematik ile ilgilenmesinler.
Denklemi kurabilmek için sözünü ettiğimiz düşünce harmanını gerçekleştirebilmek gerekir. Sadece geriye doğru düşünenler, tarih okusunlar, sadece ileriye doğru düşünenler ne yaparlarsa yapsınlar, ikisini harmanlayabilenler, sosyal matematik ile ilgilenebilirler.
Aslında ileriye doğru düşünmek, az veya çok hayal kurmaktır. İnsan zihni, mevcut halin bile tüm ögelerini kapsayamamaktadır, geleceğin ögelerini nasıl kapsayacak? Böyle bakınca geleceğe (ileriye) doğru düşünmek, ne kadar aklımızı kullansak da hayalden kurtulmamızı sağlamıyor. Sosyal matematik, “hayalin bilimidir”. Hayalleri bilimsel altyapıya kavuşturan bir bilim dalından bahsediyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>