SOSYAL MUHALEFET PROJEKSİYONU-10-SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

SOSYAL MUHALEFET PROJEKSİYONU-10-SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Türkiye’de sivil toplum kuruluşları içinde sivil özellik taşıyan fevkalade az. Sivil toplum kuruluşları, siyasi destek veya siyasi muhalefet için kuruluyor. Siyasi alanın iktidar tekeline sahip olması ve başka alanlara iktidarın paylaştırılmaması, cemiyetteki her oluşumu, siyasi nitelikli yapıyor. İktidar olmak isteyen de muhalefet yapmak isteyen de kendini siyasi alana ayarlı hale getiriyor. Kurduğu veya kullandığı örgüt veya vasıtaların mahiyetini hiç umursamaksızın siyasi hedefler belirliyor ve o istikamete dönüyor.
Ülkedeki siyasi rejimin ve mevzuatın bu yönelişi tahrik ve teşvik ettiği doğru… Fakat bu başka bir yazı konusu… Sivil toplum kuruluşlarının doğrudan veya dolaylı siyasi hedeflere sahip olması, sosyal ve sivil alanı zehirliyor. Sivil alanın kendi merkezinde örgütlenmesi, kendi sosyal iktidarını kurması, gerektiğinde kendi sosyal muhalefetini yapması gerekiyor. Sıhhatli olan bu…
Sivil toplum kuruluşlarının çeşitlenmemesi, kendi alanını oluşturmasındaki en ciddi meseledir. Derneklerin kahir ekseriyeti birkaç alanda yığılmış durumda. Onların da çoğunluğu tek alanda organize olmuş durumda, yardım faaliyetleri… Tek alan veya birkaç alana sıkışan sivil toplum kuruluşları, sosyal iktidarı kurmakta tabiatıyla zorlanıyorlar. Hayatta doldurdukları veya işgal ettikleri alan, birkaç alan çeşitliliğine sahip olduğu için, çok dar. Alanınızı daralttığınız müddetçe iktidar olma imkanınızı kaybediyorsunuz. Bu durum siyasi alanda da böyle… Küçük ülkelerin devlet yapılarına bakın çok komik durumlar, örgütlenmeler görürsünüz.
Sivil toplum kuruluşlarının öncelikle çeşitliliğini artırması gerekiyor. Çeşitlilik arttıkça görecekler ki işgal ettikleri alan genişleyecek ve bir iktidar inşasına müsaade eder hale gelecek. Hatta alanın genişlemesi, sosyal iktidarı icbar edecek.
Sivil toplum kuruluşlarının temelindeki problemlerden biri de, ihtiyacı takip etmemeleridir. Bir gurup insan bir araya gelip sosyal faaliyet olsun diye dernek kuruyor. Veya bir kuruluştaki insanların aralarında çıkan ihtilaflar neticesinde bir kısmı ayrılıp yeni bir dernek kuruyor. İhtiyaç olup olmadığını dert edinmeden ve tetkik etmeden kurulan dernekler atıl hale geliyor ve kendisiyle ilgilenen az sayıdaki insanın da üretimlerine mani oluyor. Çünkü derneğin yönetiminde boğulup kalıyorlar.
Sosyal iktidar, ihtiyacı takip eder, siyasi iktidar gibi değildir. Aslında siyasi iktidar da ihtiyacı takip eder, etmelidir. Devlet denilen büyük örgüt, cemiyetin ihtiyaçlarını kendi kendine halledemediği zaman ortaya çıkmalı ve o ihtiyacı karşılayacak yönetim ve hizmet birimleri kurmalıdır. Fakat artık dünyada devlet, en başta elzem olan bir işmiş gibi anlaşılmakta ve ihtiyacı takip etmeden kendini örgütlemekte ve bazen de ihtiyacı kendisi üretmektedir. Yani bazı problemleri kendisi üretmekte ve onları çözmek için de yeni birimler kurmaktadır. Modern devlet, bir ülkede en fazla problem üreten örgüt haline gelmiştir. Sivil toplum kuruluşları ihtiyacı takip etmedikleri, ihtiyaçları tespit etmedikleri için atıl hale geliyor ve enerjiyi boşuna israf ediyorlar.
İhtiyaçları tespit edemeyen sivil toplum kuruluşları, bilmiyorlar ki meşruiyet kaynakları, cemiyetin karşılanmamış ihtiyaçları, çözülmemiş problemleri, ilgilenilmemiş dertleridir. Bahsini ettiğim meşruiyet, hukuki meşruiyet değil, ontolojik meşruiyettir. İhtiyaç yoksa neden oradasınız, neden varoluşunuzu o şekilde gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz? Yoksa siz sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösterme görüntüsü altında başka işlerle mi uğraşıyorsunuz? İşte bu ve benzeri çok sayıda soru, ontolojik meşruiyetinize yönletilmiş sorulardır.
Sivil toplum kuruluşları, siyasetin dışına çıkmalı, kendilerinden siyasete giden yolları mayınlamalı ve doğrudan kendi işlerini yapmalıdır. Bu takdirde sivil alanda ne kadar insan kalacağı anlaşılır. Bunu devletin ve hukukun yapması ne kadar yanlışsa, sivil toplum kuruluşlarının da yapmaması o kadar yanlıştır. Siyasi alanın ve o alandaki iktidarın sivil alandan siyasi alana geçişi kapatması, iktidar tekelini siyasi alanda tutmak içindir ve vahim bir durumdur. Fakat sivil toplum, kendi bünyesinden siyasi alana geçişi engellerse, sosyal iktidarı kurar, kurmak zorunda kalır. Sosyal iktidar kurulursa, sivil alandan siyasi alana akış zaten fevkalade azalır. Çünkü sosyal iktidarın itibarı daha fazla olur.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir