SOSYAL MUHALEFET PROJEKSİYONU-12- ANAYASA

SOSYAL MUHALEFET PROJEKSİYONU-12- ANAYASA
Anayasa çalışmalarının yapıldığı şu sıralar gündeme getirilmesi gereken en önemli konu, sosyal iktidar… Yeni anayasa sosyal iktidarın kurulabilmesi ve geliştirilebilmesi için gereken hukuki alanı açmalıdır. Siyasi alanın iktidar tekelini elinde tutmasından kaynaklanan yanlış anlayışlar, anayasaya da yansımış durumda. Anayasa, ağırlıklı olarak siyasi alanı tanzim etmek ihtiyacı duyuyor. Sivil ve sosyal alanı anayasanın tanzim etmeye kalkması tabii ki doğru değil fakat onun boğazını da sıkmamalı, alan açmalıdır.
Anayasa, siyasi alanda üretilecek iktidarların hepsini, ihtiyaç ve zaruret merkezli hazırlamalı, halkın kendi ihtiyaçlarını karşılama, kendi problemlerini çözme teşebbüslerini engellemek yerine teşvik etmelidir. Bu çerçevede sosyal iktidar için yapacağı iş, sivil hayata geniş bir alan açmalı ve siyasi alanda üretilen iktidarların, sosyal iktidara yardımcı olmasını emretmelidir.
Anayasa, sosyal iktidara el atarsa, siyasi iktidar meselesinde olduğu gibi onu da yüzüne gözüne bulaştırır. Sosyal iktidar önem verdiğini ifade etmek için bazı düzenlemelere gitmesi, aslında sosyal iktidarın alanını daraltır. Şimdilik yapacağı iş, sosyal iktidara alan açmak ve siyasi iktidarın sosyal iktidarı teşvik etmeye yönlendirmektir.
Türkiye’de ve dünyada anayasa geleneği, sosyal iktidarı öngörmez, kabul etmez hatta şiddetle reddeder. İktidarın paylaşılması meselesi, tarihi süreç içinde, sadece siyasi alandaki gerçekleşmiştir. İktidarı siyasi alanın tapulu malı zanneden bir anlayıştan başka bir şey beklenmez. Bilindiği üzere batı siyasi tarihinde iktidar önce monarklardaydı, ondan alındı ve bir oligarşik guruba devredildi, ondan da alındı ve halka devredildi. Halka devredildi de, devredildi mi? Demokrasi denilen tarifi yapılamayan siyasi ucube, iktidarın halka devredildiği siyasi rejime isim olarak verildi. Birkaç asırdır da dünya bu şekilde avutuluyor. Tabii ki İslam tarihi başka bir seyir izlemiştir fakat şimdi konumuz o değil.
İktidarın monarklardan alınıp halka devredilmesi süreci, tamamen siyasi alanda cereyan eden hadiseler silsilesidir. İktidarın siyasi alandan sosyal alana kadar yayılması noktasına gelindiğinde demokrasi de durdu. Siyasi alan cimriliği demokrasilerde de aynı şekilde devam etti. Çünkü binlerce yıllık bir siyasi alan birikimi ve tortusu vardı. Hiç kimse iktidarın siyasi alan ile sosyal alan arasında paylaşılması gerektiğini düşünmedi ve bu istikamette fikir üretmedi. Oysa işin özü buydu. İktidarın paylaşılmasından bahsedebilmek için, siyasi alan ile sosyal alan arasında bir taksimat yapılmalıydı. Siyasi elit hiçbir zaman böyle bir işe niyetlenmedi ve teşebbüs etmedi.
Şimdi yeni anayasa gündemde… Öyle bir zaman dilimindeyiz ki, yapacağınız anayasa, çağınızın önünde olursa tüm dünyayı etkileyecek. Dünya fikir ve akıl krizinde, yeni bir fikir, sistem, model üretilemiyor. Eğer yeni anayasa ile yeni bir iktidar tarifi ve taksimi yapabilirseniz, dünyayı etkilemeniz çok kolay.
Takvimlerin yirmi birinci asrı gösterdiğine bakmayın. Dünya hiçbir coğrafyası, hiçbir kültür iklimiyle yirmi birinci asra intikal edemedi. Yirmi birinci asra dair hiçbir yeni fikir üretilemedi. Teknolojik gelişmelere takılmayın, asıl olan fikri gelişmelerdir. “Yirmi birinci asrın fikri” hala mayalanmaya bile başlamadı. Bu hal, insanlığın ne kadar zor ve kötü durumda olduğunu gösteriyor ama aynı zamanda üzerinden ölü toprağını atan Türkiye içi asırlık (aslında bin yıllık) bir fırsat sunuyor. Yeni bir anayasa, yeni bir iktidar tarifi, yeni bir iktidar paylaşım denklemi… İşte yirmi birinci asrın fikri…
AB, üyeleri üzerinde “milli hakimiyeti” ve daha önemlisi halkın doğrudan taleplerini umursamadan müdahalede bulunuyor, Arap ülkelerinde halk siyasi iktidarlara (diktatörlüklere) isyan ediyor, batı umumi anlamda krize girdi ve yakında siyasi sistem tartışmalarına kadar savrulacak, dünyanın geri kalanı neyi nasıl yapacağını bilmediğinden hala sessiz duruyor ama onlarda yakında isyan etmeye başlayacak. Böyle bir zaman diliminde, tüm dünyanın yeni bir siyasi sisteme daha doğrusu iktidar tarifine ve taksimine ihtiyaç duyacağı malum… Yakın gelecekte ise bu ihtiyaç derinleşecek ve devasa çatışmaları tetikleyecek. Ne kadar uygun bir zaman olduğunu fark etmiyor musunuz? Dünyaya bir “beyanname” (deklarasyon) yayınlamanın tam zamanı, anlamıyor musunuz?
Beyanname dedikse, birkaç sayfalık kuru bilgiden ibaret prensipler listesi değil. Beyannameyi anayasa olarak yapın ve dünyaya ilan edin. İnsanlık çok büyük bir değişim içinde fakat hangi mecraya döküleceğini bilemediği için şu an yavaş akıyor. Mecrasını bulursa, çağlayacak. Niye o mecrayı biz açmıyoruz? Allah bu millete böyle bir fırsat sundu, ahmaklık istihkakını daha sonra kullanırız, şimdi dünyanın en gelişmiş akıl formuyla hareket etme zamanı.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir