Soytarılar-7-Kamu Kuruluşlarının Soytarılaştırılması

SOYTARILAR-7-KAMU KURULUŞLARININ SOYTARILAŞTIRILMASI

Soytarılığın zararları yazmakla bitmez, sıradan yazıyoruz ama şimdilik ancak büyük zararlarını yazıyoruz. Büyük zararları bile çok sayıda yazı konusu olacak gibi görünüyor. Buraya kadar soytarıların insanlar üzerindeki yozlaştırıcı etkisini, yani insanları soytarılaştırmasını tetkik ettik. Maalesef zararları sadece insanlar üzerinde değil, bunlar kamu kuruluşlarını da soytarılaştırıyor.
***
Kamu kurumlarının soytarılaştırılması tam bir felaket… Gerçi soytarı, felaketin ta kendisidir zaten… Nerede bulunursa orayı berbat ediyor, bir yerde çoğalırsa orayı ahırdan beter hale getiriyor. Makamlar, kuruluşlar, meclisler ila ahir…
Her makam bir kamu kuruluşudur, o kuruluşun başıdır. Ya müstakil bir kuruluştur veya bir şube cinsindendir. Müstakil kuruluşun (mesele belediyenin) başına soytarının gelmesi halinde tüm kuruluş, bir şubenin başına soytarının gelmesi halinde o şube hızlı şekilde soytarılaşma sürecine giriyor.
***

Kuruluş (teşkilat-müessese), iki unsurdan ve bunların dengesinden meydana gelir; insan ve sistem… Cumhuriyet döneminde “sistem” diye bir şey yoktur, her şey insanın sırtına yüklenmiştir. Bu sebeple ehliyet ve liyakat sahibi kadroları ihtiyaç, normal zamanlardakinden çok daha yüksektir. Ne var ki tam aksine ihtiyacımız olan kadrolar işbaşında değildir.
Sistem olmadığı için her kuruluş, başındaki kişinin idrak, ahlak, feraset, dirayet gibi idari özelliklerine göre şekilleniyor. Soytarılarda idrak, ahlak, feraset, dirayet gibi şahsiyet özellikleri olmadığı için bunlara teslim edilen kamu kuruluşları, bir çeşit ahıra dönüyor. Kamu kuruluşu, başına gelen soytarıya rağmen kendini muhafaza edecek bir “sistem” altyapısına sahip olmadığı için, hızlı şekilde başındaki kişinin (soytarının) özelliklerini kendi bünyesine taşıyor.
Herhangi bir kamu kuruluşuna gidin, birkaç saat vakit geçirdiğinizde başındaki kişinin adam mı soytarı mı olduğunu anlarsınız. O kuruluşta üç-beş kişi ile görüşün, hatta görüşmenize gerek yok çalışmalarını uzaktan gözlem altına alın, kuruluşun başındaki kişiyi anlarsınız.
Soytarılar en fazla, kuruluşun “sistem” özelliğine düşmandır. Zira belli bir sisteme sahip olan kuruluş, bünyesinde istihdam ettiği kişilere soytarılık yapma fırsatı vermez, o kişi belediye başkanı olsa dahi… Bu sebeple soytarı, önce kuruluşta bir sistem altyapısı varsa onu çökertir, çünkü onu çökertmeden mesela yolsuzluk yapamaz.
Ehliyet ve liyakat sahibi kadroların başında bulunduğu kuruluşta, sistem tıkır tıkır işler. Mesela belediye başkanı, meseleleri halletmek için uğraşmaz, sistemin aksamamasını temin eder. Çünkü sistem varsa ve işliyorsa meseleler hallediliyor demektir. Eğer sistem yoksa veya aksıyorsa, ilk iş sistem kurmaktır. Soytarı belediye başkanı olursa, bu anlattıklarımızın tam tersi olur, bir sistem varsa onu da bozar. Bu arada sağa sola koşturur ve meseleleri hallettiğini vehmeder ve insanlara çalıştığını gösterme telaşına düşer.

KADİR KARATOPRAK
takipmaras.com sitesi yazarı

NOT: takipmaras.com sitesinden iktibas edilmiştir, yazı serisinin tamamını okumak için siteye gidin…

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir