STRATEJİK HEDEF; LİDER

STRATEJİK HEDEF; LİDER

Meseleyi, ana hatlarıyla şu üç unsur üzerinden değerlendirmek mümkün; dava, lider, taban…Dava, insanların duygu ve düşüncelerinin toplam ifadesidir. Bir hayat tarzı, bir hedef, bir hareket teklif eder. Tabanı tek şemsiye altında toplayan, onları belli bir istikamete sevkeden, ataletten kurtarıp harekete geçiren, kendi halindeki insanları büyük bir hareketin parçası haline getiren kişi ise liderdir.

Dava, bir insan kalabalığını belli bir çerçevede disipline eden teorik kaynaklardır. Aynı davaya (dünya görüşüne) mensup olmak, ruhi ve akli olarak aynı istikamete yönelmektir. Aynı istikamete yönelen insanların hareket haline gelmesi veya bir hareket oluşturması için teşkilat gerekir. Teşkilat, aynı istikamete yönelen insanlara içtimai bünye kazandıran örgüdür. Lider, dünya görüşü ile halkı harmanlayarak harekete dönüştüren şahsiyettir.

Aynı dünya görüşüne sahip olmak ne yazık ki harekete geçmek için kafi gelmiyor. Lider olamamış genel başkanların gayretleriyle harekete geçirilen taban ise yüksek rakamlara ulaşmıyor. Küçük insanların kurduğu küçük teşkilatlar, en iyi ihtimalle cemaat haline geliyor. Oysa lider, bir halkın ciddi bir kesimini harekete geçiren, belli bir hedefe yönelten, büyük fedakarlıkları gerçekleştiren insandır.

Uzun yıllar cemaat önderi ile lider arasındaki farkı bilmediğimiz için cemaatlere mahkum olduk. Cemaat, bir teşkilatlanma tarzı olarak iyidir, tenkidinden dikkatli davranmak gerekir ama unutulmamalıdır ki hiçbir cemaat ülkenin genelinde etkili olacak bir harekete dönüşemedi. Üzerinde çalışmamız gereken nokta tam olarak burası, neden ülkeyi etkileyemedi, neden ülkeyi yönetemedi? Birçok sebebinin olduğu muhakkak ama en önemlisi “lider” meselesiydi, yani lider yoktu.

Her cemaatin kendi önderini en büyük insan kabul etmesi ama tüm ülkeyi etkileyememesini dert etmemesi ilginçtir. Herkes kendi cemaat önderini tabii ki sevebilir, burada bir problem yok. Ama liderliğin başka bir şey olduğunu da bilmesi gerekiyor.

*
Cumhuriyet kurulmadan önceki Müslümanların (hem de Osmanlının çöküş sürecinde yetişenlerin) ufku, dünya çapındaydı. Güney Afrika’daki Müslümanın derdiyle de ilgilenen bir Müslüman şahsiyet vardı. Cumhuriyet kurulduktan sonra, başka cemaatten olan Müslüman komşusuna bile yabancı duran bir anlayış ve ufuk oluştu ve ne hikmettir bilinmez, hızlı şekilde yerleşti. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında başlayan ve 28 Şubat postmodern darbesiyle yakın zamana kadar devam eden ağır zulüm (ve muhakkak ki başka birçok sebep), ufku hızla daralttı. “Milletin tamamına neden hitap etmiyoruz, milletin tamamını neden etkilemiyoruz?” gibi soruları sormayan, kendi cemaat sınırlarından memnun, her yıl bir arpa boyu büyüyen bir cemaat anlayış ve ufkuyla bir ömür tüketildi. Bir liderin neler yapabileceğini, liderliğin ne olduğunu bilmediği için anlamadık.

Bu arada kendi kendine yetişen, kendiliğinden önümüze gelen, seksen yıldır hayalini bile kuramadığımız ufukları ayağımıza seren Tayyip Erdoğan, bir iki istisna dışında tüm Müslüman cemaat ve gurupları birleştirdi. Çok ilginç değil mi, birbiriyle birleşmesi dünyada da ahirette de mümkün görünmeyen cemaatleri aynı çatı altında bir araya getirdi. Kimin ufkunda vardı bu, kim böyle bir hayali, dava haline getirmişti?

Oldu, şaşırtıcı ama oldu işte. On yılda hem bu ülkenin lideri oldu hem de İslam dünyasının lideri oldu. Ne kadar büyük bir lider olduğunu şuradan anlayın ki, dünya ona düşman oldu. Dünyanın neresinde bir Müslüman varsa seviyor, dünyanın neresinde bir İslam düşmanı varsa nefret ediyor. Ha unutmadan, birkaç istisnası var, artık onları Müslümanların hesabına mı yazarsınız, İslam düşmanlarının hesabına mı yazarsınız, siz bilirsiniz.
Hiçbir cemaatin ve gurubun böyle bir hedefi, hayali, programı yoktu. Liderliğin nasıl bir şey olduğunu bile bilmeyen insanların lider çıkarması beklenemezdi tabii ki. Ve, adına lider denilen tarifsiz şahsiyet terkibi, bir gecekondu mahallesinden çıkageldi. Hoş geldi, safa getirdi.

*
Lidere saldırmak kuraldır. Lider, kendi halinde yaşayan insan kalabalıklarını, bir mermi gibi, belli bir hedefe yönelten ve harekete geçiren şahsiyettir. Lidere saldırmak kuraldır çünkü atıl halde bulunan kalabalıkları, milyonluk mermiye çeviren maharetin diğer adı liderdir. Lidere saldırmak kuraldır, zira milyonlarca atıl insanı dünyaya meydan okuyacak bir iradeye çeviren adama lider diyoruz. Lidere saldırmak kuraldır, zira lider iradenin ta kendisidir.

Dikkat edin, lidere saldırıyorlar. Liderin kadrosunda, çevresinde ve tabanında kim ki ihanet eder, onlara yeryüzü cenneti teklif ediyorlar. Hatta Fethullah Gülen örgütü, ahiret cennetini de teklif ediyor, “aldanan ruh” olmaya hazırsanız eğer… Dikkat edin, ihanetin pahası yükseliyor, hainler için büyük teklifler var. İhanetin pahasını tayin eden liderin büyüklüğüdür, lider ne kadar büyükse, ihanet de o kadar büyük olacağı için, teklifler de büyüyor. Bir insanın lider olup olmadığını anlamak için ihanetin fiyat listesine bakın…

Sadakatin de ihanetin de pazarı kuruldu. Her ikisinin de rayiç değeri yükseldi. İhanet ve sadakat pazarı, aynı zamanda insanların kalitesinin turnusol kağıdıdır. O pazara sakın uğramayın, sadakatinizi asla pazara sokmayın. Bizim sadakatimiz Allah ve Resulünedir. Kim ki Allah ve Resulüne sadıktır, ona sadakatimiz bedelsizdir, ücretsizdir, tarifesizdir.

Liderini veren bir hareket, beş para etmez. Lider pazardan alınmaz, ikamesi imkansızdır. Tabii ki başka bir lider çıkabilir, tabii ki şahsa bağlı değiliz. Ama işte orta yerde bir lider var, şahsa bağlı değiliz ama bir “kıymeti” bu kadar ucuza harcayamayız, harcamayız. Evet… Başka bir lider çıkabilir ama doksan yılda bir çıktı, doksan yıl daha beklemeye tahammülümüz var mı? Hayallerini doksan yıl ertelemeyi göze alanlar, lideri gözden çıkarabilirler.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir