SURİYE KONUSUNDA DERİN AKILSIZLIK

SURİYE KONUSUNDAKİ DERİN AKILSIZLIK
“Yakın zamana kadar Suriye ile iyi ilişkiler kuran hükümet bir anda ne oldu da düşman hale geldi?”. “Beşşar ile aile dostu olacak kadar yakınlaşan Erdoğan, neden bir anda ipleri kopardı?”. Türkiye’nin yeni Suriye politikası bu tür cümlelerle eleştiriliyor. Bu tür konuşma ve yazıları görünce insan, bu metinlerin sahiplerinin, beş aylık bir uykuya daldıkları ve uyanır uyanmaz, “biz neden Beşşar ile bir anda düşman olduk” diye hayıflandıklarını düşünüyor. İlk bahardan beri başlayan isyan hareketi ve diktatörün isyancılara karşı katliam uyguladığından haberi yokmuş hissi uyandırıyor. “Ne oldu da Suriye ile düşman olduk?” sorusunu bir insanın sorması için, ya hafıza kaybına uğramış olması, veya aylarca uykuda kalması (mesela komaya girmiş olması) veya misli görülmemiş bir ahmaklığa sahip olması gerekiyor. “Ne olduğunu görmüyor musun?” siye sormak geliyor insanın içinden ama bu kadar basit bir soruyu sormak çok abes kaçıyor. Adamı falakaya yatırıp, “daha ne olsun, dört beş bin insan katlettiler, senin hassasiyet sınırın bir milyon insan mı” diyerek tabanlarına dayanmak gerek. “Nush ile uslanmayanın hakkı kötektir” vecizesince…
Bazıları da “zekice” olduğunu zannettikleri bir düşünce ileri sürüyorlar. “Tamam da niye bu gün, Beşşar daha önce de zalim ve katil değil miydi?”. Ne dediğini bilmeyecek halde olan adamlar kamuoyunu meşgul ediyor. Zalim ve katil olan Beşşar diktatörüne daha önce tavır koymamak, ila nihaye tavır koymamayı mı gerektirir? Yanlışın bir yerinden döneceksin. Geçen sene oruç tutmayan adama, “geçen sene oruç tutmadın ki bu sene yine tutuyorsun?” diye sorulur mu? Bu adamlarla birlikte bu adamlara fikir adamı muamelesi yapanları da klinik gözlem altına almak gerek.
İnsanlar ikiye ayrılır demişti Haki Demir. Önce ne söyleyeceğini düşünüp sonra konuşanlar, önce konuşup sonra ben ne dedim diye düşünenler. İkinci sınıftakilerin irabda yeri yok, onları dert etme. Bunlar iki sınıfa da girmiyor. Üçüncü sınıf olmalılar ki, bırak otlasınlar demek geçiyor insanın içinden. Fakat kamuoyunu meşgul ediyor olmaları, tam, “bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış” misali… Adama muhatap almasan, kamuoyunu meşgul ediyor, muhatap olsan delinin attığı taş ile ilgileniyorsun. Kırk katır mı, kırk satır mı hikayesi. İlgilensen, deliyle ilgilendiğini için dışarıdan bakan aradaki farkı anlamaz, ilgilenmesen, halkı delirtiyorlar.
Söylediklerinin ne çapta bir saçmalık olduğunu fark etmediklerini kabul etmek, ahmaklığın zirvesinde dolaştıklarını gösterir. Saçmaladıklarının farkında olduğunu kabul etmek ise bir “misyonu” yerine getirmek için akla bir takla attırmak cambazlığına kalkıştıklarını gösterir. Hangisi? Her ikisi de… Bir kısmı ahmaklığın en orijinal çeşidini sergiliyor, çünkü söylediklerini anlamıyorlar ve ezberlerini tekrarlayıp duruyorlar. Bir kısmı ise saçmalığın farkında fakat misyonunu yerine getiriyor.
Kimler bu saçmalıkla haşır neşir? İki kesim… Biri CHP, diğeri İran sempatizanlarının bir kısmı. Hangi kısmı? İslami hassasiyeti, İran sevgisinden geri kalanlar. Bunlar İran’ın beşinci kolu gibi hareket ediyorlar.
“Düne kadar sarmaş dolaştınız, bu gün ne oldu da düşman ilan ettiniz?” diyenler, ilkbahardan beri hiçbir şey olmamış gibi davranacak kadar akıl, vicdan, hassasiyet ve insaniyetle ilgisi olmayanlar. Beş altı aydan beri öldürülen insanları insan saymayan CHP kafalıları anladık da, İran sevgisini bu kadar abartanları bir türlü anlamıyoruz. CHP, kendi halkını da katletmek gibi bir sabıkaya sahip, ya Müslümanların bir kısmı nasıl böyle bir vicdan ve hassasiyet savrulmasına uğruyor? İslam sizin neyiniz oluyor? Entelektüel meşgaleniz mi? Veya şöyle soralım, İran ve İran sempatizanları, stratejik gerekliliklerinizin bedeli, kaç Müslüman canıdır? Şunu söyleyin de öğrenelim, bundan sonra öyle davranalım.
Ha başka gerekçeleriniz mi var? Biliyoruz. Hani şu, Suriye’deki isyanların ABD tarafından organize edildiği düşüncesi… Tüm Arap ülkelerindeki isyanları ABD mi organize ediyor? Diğer ülkelerdeki halk kendi inisiyatifiyle isyan etti de Suriye halkı mı ABD oyununa geliyor? Komikleşmeyin. Ha böyle zorlama fikri kırıntılarıyla meşgul olmaya devam edecekseniz biz size daha orijinal bir senaryo verelim, biraz da bununla meşgul olun. ABD’nin Irak’a müdahalesi ve Saddam’ın devrilmesinden en fazla kim faydalandı? İran… İran, Saddam Irak’ından çok daha fazla etkili değil mi şimdi Irak’ta? Bundan hareketle İran’ın, ABD’nin Irak’ı işgalinde onunla gizli anlaşmalar yaparak ittifak ettiğini söylersek ne diyeceksiniz? Burada kompozisyon uymuyor mu? İyi de Irak’ta İran’ın ABD ile ittifak etmediği mantıksız geliyorsa, Suriye halkının ABD’nin maşası olması nasıl mantıklı geliyor? Mantık denen tuhaf alet sadece size mi çalışıyor?
Çok utanacaksınız, yakın gelecekte insanların yüzüne bile bakamayacaksınız.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir