ŞUURLAR PATLIYOR

ŞUURLAR PATLIYOR
Mısır’da Çanakkale’den sonraki en büyük destan yazılıyor, Çanakkale’de ordumuz vardı, Mısır’da ordumuzda yok, bu zaviyeden bakıldığında silahsız mukavemetin destanı olan Mısır, Çanakkale’den çok daha büyük bir destan oldu.
Tüm dünya panikledi, herkes kendi zaviyesinden sanki çıldırdı. Bazı Müslümanlar Mısır ordusunun büyük katliamı karşısında afalladı, panikledi. Mısır ordusu, cuntası, diktatörü ve onlara destek veren batıdan doğuya, kuzeyden güneye tüm dünya, İhvan’ın ve Mısır halkının muhteşem mukavemeti karşısında panikledi.
Hiç birimiz Mısır’daki hadiselerin bu şekilde cereyan edeceğini beklemiyorduk. Darbe taraftarları İhvan’ın mukavemeti karşısında şaşırdığı gibi, ordunun katliamına da şaşırdı. Darbenin yapılacağını, birkaç gösteri olacağını, düşük yoğunluklu polis müdahalesiyle (hatta hiç müdahale etmeden bir müddet sonra) biteceğini düşünüyordu, halkın mukavemeti karşısında önce afalladı, birkaç müdahaleden sonra dağılmadığını görünce panikledi. Hazır değildiler, asla bu kadarını beklemiyorlardı ve bu çapta bir hazırlık yapmamışlardı. Halka müdahalenin şiddetini sürekli artırdılar, bunun sebebi, meseleyi anlamamış olmalarıydı, hazırlık yapmamış olmalarıydı. Çok basit bir düşünce yapıları var, “iki yüz kişiyi öldürdüğümüzde olmadıysa iki bin kişiyi öldürdüğümüzde olur.” Bu bir panik hali, yeniliyorlar ve kendilerini emniyette hissetmiyorlar, köşeye sıkışmış sırtlan gibiler.
Müslümanlar İhvan’ın ve Mısır halkının bu kadar çetin bir mücadele yürüteceğini beklemediler. Mücadele uzayıp, sertleştikçe, konforunu bozmak istemeyenler İhvan’ı eleştirmeye, “inat” ettiğini söylemeye başladı. Samimi olanlar ise, mukavemetin ve mücadelenin temelindeki cesaret, dirayet ve feraseti gördükçe şaşırdı, şaşırdık. İhvan’ı ve Mısır halkını yeterince tanımıyor olmamızın tesiri var tabii ki ama mesele ondan ibaret değil, mücadelenin şiddetine bakınca, sanki Allah, mukavemet eden her Mısırlı yiğide bir melek göndermiş ve kulaklarına şehadeti fısıldamış gibi. Sanki mücadele eden her Mısırlı, cennetteki mekanını (mükafatını) görmüş gibi… Evet, İhvan’ın bu kadar yalçın bir mücadele sergileyeceğini tahmin etmemiştik, müthiş bir hadise…
Mısır’da yaşanan hadiseler, dünyanın şuurunu patlattı. Dünyada meseleyle ilgilenen herkes, her şeyi yeniden ve baştan düşünmeye başladı. Kamuoyunun önüne çıkan sözcülerin yüzlerindeki maskelerle yaptıkları açıklamalara bakmayın, kapalı kapılar arkasındaki karar vericilerin şuurları patlamış durumda. Karar veremiyorlar, istikamet tayin edemiyorlar, tavır alamıyorlar…
Yeniçağlar böyle başlar. O kadar büyük hadiseler olur ki, önceki devrin akıl bünyesi, şuur terkibi patlar. Her şeyi yeniden izah etmek gerekir çünkü eski akıl ve şuur, yeni hali ve hadiseleri anlayamaz. Anlamak istediğinde sıkışır ve patlar. İyi bakın yeryüzüne, dünyanın şuuru patladı.
Eski akıl ve şuurlar meseleyi anlayamaz, eski şablonlar hadiseleri taşıyamaz, eski insanlar mantıklı izahlar yapamaz olduğunda, biliniz ki yeni bir çağ başlıyor. Dikkat edin… Mısır’ı anlamayan, Mısır destanını görmeyen budala Müslümanlarla yeni İslam çağı başlamaz, onlardan uzak durun.
Dünyada söz sahibi devletler, “Müslüman” dendiğinde, kendilerinin arzularını bile “emir” telakki eden kralları, diktatörleri, Batılılaşmış (laik) siyasetçileri gördü bir asırdır. Bu sebeple Müslümanları ciddiye almadılar. Zaman zaman sert mücadele yürüten Müslüman yiğitler oldu, onları da “terörist” olarak dünyaya kabul ettirdiler ve dikkate almadılar. İşte şimdi, Mısır’da, Kahire’de, İskenderiye’de ve onlarca diğer şehirde, barışçı gösteriler için sokaklara inen, yüzlerle, binlerle şehit vermesine rağmen silahlanmayan, silahlı mücadeleye niyetlenmeyen bir teşkilat, halk, ülke gördüler. Söyleyecekleri hiçbir sözleri yok, dolayısıyla şuurları patladı. Hadiselerden daha çok, silahsız insanların, silahın üzerine yürümesi şuurlarını patlattı. Bedenine bomba bağlayarak düşmanın üzerine gidenleri görmüştü daha önce ve dehşete düşmüştü. Şimdi bedeninde bir pantolon ve gömlekten başka hiçbir şey olmaksızın düşmanın üzerine yürüyen çıplak “cesareti” gördü. Bu hal, canlı bombaların bedenlerine bağladıkları patlayıcıların milyonlarca katıydı, bu sebeple şuurları patlattı.
Müslüman kimmiş, kime denirmiş gördüler. Öyle ki bunu hem dünya gördü hem de Müslümanlar gördü. Müslümanlaşamamış Müslümanlar, konforunun elinden gideceğini farkeden Müslümanlar, “Müslümanın kim olduğunu” görünce şuurları dayanamadı, öyle bir patladı ki, hezeyanlar saçıyorlar.
Tüm dünyanın şuuru patladı. İşte bu… Artık yeni bir akıl tertibi, yeni bir şuur terkibi, yeni bir hassasiyet kıvamı lazım. Müslümanın kim olduğunu Mısır sokaklarında gösteren yiğitlere eş seviyede bir fikir ve ilim adamı kadrosu lazım. Bazı dinozorlar gibi, “inat” ile “dirayet”i birbirinden tefrik edemeyen, bunu yapamadığı için de İhvan’ı “inat” etmekle itham edenlerin devrinin kapanması lazım. Eteklerimizden tutup bizi geriye doğru çeken, yeniçağın başlamasına mani olan “eski kafalar”dan hızla kurtulmamız lazım.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir