Medeniyetsiz Suudlardan hamiyetsiz Kâbe imamı çıkar

Medeniyetsiz Suudlardan hamiyetsiz Kâbe imamı çıkar

İslâm âleminin kıblesi Kâbe’nin imamı ve Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanı Abdurrahman es-Sudeysi’nin gazetelerde yer alan yüzkarası beyanatı şuurlu her Müslümanın şerefine dokunmuştur.
Zerre kadar Müslümanca duruş şuuru olsaydı, sulbünü taşıdığı Arab sahabelerine çekmiş bir damla seciyesi olsaydı, İslâmların şeref ve haysiyetine zül getiren utanç verici şu sözleri söyler miydi?

“Bugün Suudi Arabistan ve ABD dünyanın iki kutbu. Allah’a hamdolsun dünyayı birlikte yönetiyorlar. Suudi Arabistan ve Amerika dünyanın güvenliği ve istikrarın merkezi olmasında öncülük ediyorlar…”
Okumaya devam et

Share Button

Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır

Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır

İstanbul Beşiktaş’taki 44 şehidin ardından Kayseri’den gelen 14 şehidimizin haberi yürekleri dağladı.
Gün, vatan ve şehitler günüdür. Din ü devlet mülk ü millet için kıyama duralım!
Ey Türk Ülkesi’nin sahipleri! Kardeşlerin bir bir şehit olup geliyor.
Ey Türk askeri! Ey Türk polisi! Vakit kışlalarda kışlamanın vakti değil.
Şehitlerin kanı yüzümüe değiyor, canımız acıyor, şühedanın ruhu yüreğimizi sızlatıyor.
BU GELEN ŞEHİTLER KİMLERDİR?
Bu gelen şehitler kimlerdir? Bilir mi Vatan-ı İslâmiyye şuurundan mahrum zümreler? Bu ülkenin kremasını yiyen mütegallibe beyaz zümrelerin, liberal-laikçi seçkinlerin, nemelâzımcıların, lüpçü ve eyyamcıların umurlarında mıdır niçin şehit oldukları?
Vurun askerler vurun PKK’lıları! Gün vatan ve şehitler günüdür. Şüheda adına vurun Allah aşkına! Tekbir eşliğinde bütün savletinizle vurun PKK kâfirine! Vurun ki bitsin bu belâ.
Peygamber ocağı olan Türk ordusunun varlığı bombalanıyor. ABDHDPKK denen kahpe câniler fütursuzca saldırıyor. Okumaya devam et

Share Button

ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ABD’de polisin bir siyahi genci, silahsız olmasına rağmen öldürmesinin neticesinde ortaya çıkan manzaralar nasıl okunmalı? Elleri havada, silahsız olduğu görüldüğü halde bir siyahi gencin, yedi-sekiz civarında mermiyle vurulması, bunların da üç adedinin kafasına sıkılmış olması, vakayı adiyeden kabul edilebilir mi? Veya sadece asayiş meselesi olarak değerlendirilebilir mi?

ABD’nin her yıl dünya ile ilgili (yani her ülke ile ilgili) insan hakları raporu yayınlaması ve bu rapor üzerinden ülkeleri siyaseten dövmeye alışmış olması dikkat çekici. Özellikle de polislerin göstericilere karşı aşırı (orantısız) güç kullanması meselesini yüksek sesle eleştiren ABD, silahsız ve elleri havada bir gencin öldürülmesi hadisesini devlet arşivlerinden ve insanların hafızalarından silmek zorunda. Tam da bu sebeple, yani devlet arşivlerine girmemesi ve insanların hafızalarında fazla yer edinmemesi için olmalı ki, kasabada yapılan gösterilerin üzerine muharip sınıftan asker giysileriyle polis sevketti. Kasaba siyasi karantinaya alındı ve esas şiddeti medya gördü. Zaten ABD medyası, arşivlerine girmemesi, kayıt altına alınmaması, daha sonra hatırlanmasına sebep olmaması için kasabaya uğramadı önce, sokağa çıkma yasağına rağmen ana haber bültenlerinde birkaç dakikalık, “asayiş berkemal” cinsinden haberlerle geçirdi. Devlet arşivine girmeyen olaylar böylece ABD medyasının arşivine de girmedi.
Okumaya devam et

Share Button

ALİ ÜNAL, MÜNAFIK OLARAK FETHULLAH GÜLEN’İ TARİF ETMİŞ

ALİ ÜNAL, MÜNAFIK OLARAK FETHULLAH GÜLEN’İ TARİF ETMİŞ

Ali Ünal, bayramın ikinci günü (29.07.2014), “Nifak ve münafık” başlıklı bir yazı yazmış. Münafık olarak Erdoğan ve Akparti kadrolarının adını anmamış ama bulunduğu mevzi itibariyle onu kastetmiş. “Onu kastetmiş” derken, isimlerini vermediği için bu tespitimizi inkar etme imkanı var tabii ki, gerçekten de onları kastetmemişse eğer hata bize ait olsun.

Son zamanlarda moda olduğu üzere, önce kelimenin sarf ve nahvini (modern dille etimolojisini) yazmış, böylece Arapça bildiğini de göstermiş. Neyse, burada fazla durmayalım, kelimenin kökü ve müştakları tabii ki mühim…

Ali Ünal, bir müddetten beri (belki de baştan beri) feraset, basiret ve idrakini kaybettiği için, isim vermeden nazari çerçevede yazdığı nifak ve münafık mevzulu yazısında Fethullah Gülen’i tarif etmiş. Kendinin maksadı Erdoğan ve arkadaşları olabilir ama yazıdaki tarif, Erdoğan’a yüzde on uyuyorsa, Fethullah Gülen’e yüzde doksan uyuyor.
Okumaya devam et

Share Button

HİZBULLAH BEŞ ÇAYINDA…

HİZBULLAH BEŞ ÇAYINDA…

İran ve Hizbullah, yıllardır İsrail’e karşı olduklarını söyleyerek Müslümanlar arasında meşruiyet sağlamaya, reklam ve propaganda yapmaya, İslam’ı ve cihadı kendilerinin temsil ettiğini iddia etmeye çalışıyordu. Bizim de bir müddet samimiyetlerine inanmak gibi bir gaflet içinde olduğumuz Hizbullah denilen hainler topluluğu, Gazze havadan, denizden ve karadan ateş altına alındığı bugün, beş çayına çıkmış görünüyor. Şiilerin İsrail ve ABD gibi bir derdinin olmadığı, Irak’taki ABD işgali zamanında ABD ordusuyla birlikte Müslümanları katlettiği, Suriye’de ise İran, Hizbullah ve Esed isimli yezidin çevresinde toplanarak tüm Şiilerin Müslümanları ve mazlum halkı katlettiği görülüp de maskeler düşünce, Gazze’nin saldırı altında olmasını umursamalarına bir sebep kalmadı.

İsrail’in Gazze saldırısına sessiz kalan iki kesim var, İslam dünyasında Şiiler ve Türkiye’de de Fethullah Gülen… Şiilerin ümmete ihaneti artık açıkça ortaya çıktı, zannedilmesin ki bu yazıda Hizbullah’ın Gazze’ye destek için İsrail’e saldıracağını ümit veya talep ediyoruz. Böyle bir şey yapmayacakları bugüne kadar ki tavırlarından açıkça ortaya çıktı. Hizbullah, Suriye’de Müslümanları ve halkı katletmekle meşgul, İsrail’e karşı savaşacak adamı yok.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN İADE MESELESİ

FETHULLAH GÜLEN’İN İADE MESELESİ…

Ankara savcılığının yaptığı soruşturmada mesafe aldığı ve Fethullah Gülen’in iadesi için resmi süreci hazırlamaya başladığı haberleri gelmeye başladı. Dosyanın hangi safhada olduğunu bilmiyoruz, kamuoyundaki bilgilerin ne kadar sıhhatli olduğunu da bilmiyoruz. Ne var ki öyle ya da böyle Fethullah Gülen ABD’den istenecek, zamanlamasını bilmesek de soruşturmaların oraya doğru hızla ilerlediğini biliyoruz. Zaten Başbakanın bu konuda net açıklamaları da var.

Fethullah Gülen, ABD’den resmi olarak istendiğinde ne olur? Şimdi üzerinde düşünmemiz gereken konu bu… ABD, Fethullah Gülen’i verir mi vermez mi? Cevabını aramamız gereken ilk soru bu, bundan sonraki soru ise, verirse ne olur, vermezse ne olur?
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(16.04.2014)-TEŞHİSLERİMİZ DOĞRULANIYOR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(16.04.2014)-TEŞHİSLERİMİZ DOĞRULANIYOR

Ukrayna günlüklerinin sonuncusunu 14.04.2014 tarihinde yayınlamıştık, başlığı da “İç savaş başladı” şeklindeydi.

Önemli gelişmeleri özetleyelim;

1-Kiev yönetimi, sivillerden oluşan bir kolordu kuracaklarını açıkladı. Sivillerden oluşan kolordu demek, milis oluşturmak demektir. Kiev yönetimi, milis teşkilatları oluşturmakla, aslında batıdan, özelliklede ABD özel güvenlik şirketlerinden gelecek olan silahlı birimlerin kamuflajını hazırlamaktadır. Kiev yönetimi, batıdan askeri yardım (özellikle de muharip sınıftan asker desteği) almadan ülkenin doğusundaki Rus ordusunun “yerel milis” görünümlü askerlerine karşı operasyon yapmayı göze alması mümkün değil. Çünkü Rusya hem lojistik olarak meselenin arkasında hem de doğrudan muharip sınıftan askerlerini yerel milis olarak sahaya sürmektedir.

2-Kiev yönetimindeki silahlı birimler bölgede operasyonlara başladı, ilk çatışmalar yaşandı, karşılıklı kayıplar verildi. Ülkenin doğusundaki Rus birlikleri barikatları artırıyor, kuvvetlendiriyor, mühimmat yığınağı yapıyor. Kısa zaman içinde mevziler kazmaya, cephe hatları oluşturmaya başlayacaklar. Çatışmalar ilerlerken tarafların yaptığı açıklamalar, “son dakika müdahalesi” yaşanmayacağını gösteriyor. Taraflar sert tepkiler veriyor ve tansiyonu sürekli yükseliyor.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(14.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLADI

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(14.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLADI

Kiev yönetimi, ülkenin doğu bölgelerindeki Rus yanlılarının devlet kuruluşlarını işgaline daha fazla dayanamadı ve terör operasyonu başlattı. Müdahale için verilen sürede silah bırakmayan Rus (yanlısı) milisler, silahlı müdahaleye karşı direnişe geçtiler. Rus milisler Kiev yönetimine direniyor, Kiev yönetimi ise Rus işgaline karşı direniyor. İlginç bir durum…

Ülkenin doğusundaki Rus azınlıklar, Rusların eğitimli birliklerinin kamufle edilmiş sivil milis olarak bölgeye sevkedilmesiyle birlikte direnişe geçtiler. Rus ordu birliklerinin kıyafetlerini değiştirerek girdiği bölgede, Rus azınlıkları örgütleyip silahlandırmasıyla oluşan yerel direniş güçleri devleti işgal ediyorlardı. Kırım tecrübesinden sonra bu duruma göz yummayan Kiev yönetimi, anlaşılan o ki iç savaşı göze alarak müdahale etmeye karar verdi ve kararını tatbik etti.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLIYOR MU?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLIYOR MU?

Rusya, batının, “demokrasi” lafını kullanarak ülkeleri gizli veya açık şekilde işgal etmesine artık dayanamadı ve “madem ki güçlü olanlar kuralları koyuyor” diyerek, kendi kurallarını masaya sürdü. Seçimle işbaşına gelmiş Ukrayna devlet başkanının bir avuç azınlık tarafından, batının stratejik aklıyla iktidardan düşürülmesiyle birlikte “öyle olmaz böyle olur” diyerek askeri harekata başladı. Önceleri açıktan yapmadığı, kimliklerini gizlediği askerlerini “milis” görüntüsüyle Kırım’a sevketti ve orayı işgal ederek (demokrasi oyununu da bir miktar oynayıp referandum yaparak) ilhak etti. Aslında Kırım ABD ve AB için bir testti, batının nasıl tepki vereceğini bekledi, gördü ki gevezelik yapıyorlar. Bunu görünce aynı güzergahtan devam etmeye başladı ve Ukrayna’nın doğu ve güneyinde Rus azınlıkları harekete geçirdi, hükümet binalarını işgal etmeye başladı.

Rusya’nın yaptığı şey, özü itibariyle şuydu; anlamadığı demokrasi oyununu oynamak ve kaybetmek yerine, kendi oyununu oynamaya başladı ve batıyı kendi oyununa (sahasına) çağırdı. Batı Rusya’nın oyununa tabii ki gelmezdi ama bu oyun başkaydı, doğrudan işgal ediyor ve sonra da ilhak ediyordu. Batı, Kırım’da verdiği hafif tepkinin cezasını çekiyor, Rusya Kırım’da test ettiği batıyı fena halde zorluyor. O kadar ki, Rus dışişleri yetkilisi batıyla alay etmeye başladı.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(21.03.2014)-GERİLİM YÜKSELİYOR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(21.03.2014)-GERİLİM YÜKSELİYOR

Batının Ukrayna konusunda Rusya’ya uygulamaya başladıkları müeyyideler, hala komiklik sınırını aşabilmiş değil. ABD, bazı Rus yetkililerin malvarlıklarını dondurdu, onlarla ticaret yapmayı (kendi vatandaşlarına) yasakladı. Yani şunu demek istiyor; “seninle küstüm, al mektuplarını, ver mektuplarımı…”. Rusya ise başka bir aşık bulmuş gibi hemen atladı; “derhal, aha mektupların”. Yani Rusya’da ABD’li bazı yetkililere müeyyide uyguladı.

Gerilim yükseliyor, azalma istidadı da göstermiyor. Rusya meydan okuyor, ABD geri çekilemiyor. ABD, karizmasıyla mütenasip bir tavır takınma ihtiyacı duyuyor ama karizması eski güçlü dönemde elde ettiği bir imaj… Şimdilerde gücüyle imajı arasında büyük bir uçurum var, gücü imajını korumaya yetmiyor. Dünyada herkes hesap yapıyor, hiçbir ülkenin sahip olmadığı gücün karizmasını (imajını) taşımasına müsaade etmiyor. Kof bir imaj ile dünya kabadayılığına kimsenin boyun eğmeyeceği döneme geldik. Tüm ülkeler ve özellikle de ABD, gücü ile imajı arasındaki makası kapatmak zorunda. Ya güçlenmek ya da imajını değiştirmek zorunda, sürekli güç kaybettiği bir dönemde ise ancak ikincisini yapmaya muktedirdir.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.03.2014)-TARAFIMIZ VE TAVRIMIZ NE OLMALIDIR?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.03.2014)-TARAFIMIZ VE TAVRIMIZ NE OLMALIDIR?

Ukrayna krizinde Türkiye’nin tarafı ve tavrı ne olmalıdır, nasıl bir siyaset izlemeli, hangi stratejileri geliştirmelidir? Ukrayna meselesi, büyük kriz istidadı taşıdığı için, çok boyutlu siyaset, çok katmanlı strateji ve sayısız taktik manevra gerektirir. Kaba bir bakışla, sağ tarafta veya sol tarafta yerimizi almak gibi bir tavır takınamayız.

Siyasetimizin temelleri (sabitleri) nelerdir? Önce bu soruyu cevaplamalıyız. Nelerden vazgeçemeyeceğimizi bilmemiş şart, pahası ne olursa olsun vazgeçemeyeceğimiz esasları bilmeliyiz ki siyaset geliştirebilelim.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(08.03.2014)-SELİM ATALAY’IN TEŞHİSİ DOĞRU

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(08.03.2014)-SELİM ATALAY’IN TEŞHİSİ DOĞRU

ABD’den yazan Star gazetesi yazarı Selim Atalay, 08.03.2014 tarihli yazısında dikkat çekici teşhisler yapıyor. Yıllardır ABD’yi içeriden takip etmiş birisi olarak, teşhisleri takip edilmeye değer niteliktedir.

Selim Atalay, ABD’deki siyasi kültürün başarısızlık figürü haline gelmiş olan başkan Carter’dan bahsediyor.

“Bir ABD Başkanı için en büyük talihsizlik, Başkan Carter’a benzetilmektir. ABD Başkanı’na -Carter- demek, ağır hakarete girer. Demokrat Carter, 1977-81 arasında başkandı, iyi niyetli birisiydi. Ancak öyle talihsiz bir ortama düştü ki, içeride ABD ekonomisi yol kazasına uğradı. Dışarıda Rusya Afganistan’ı işgal etti, İran’da devrim koptu ve ABD elçiliği işgal edildi, diplomatlar rehin alındı. Carter seçimde Cumhuriyetçiler’e karşı ağır bir yenilgi aldı, arkasından teneke çaldılar.”

ABD’deki siyasi kültürün figürünü kısaca tarif ettikten sonra Başkan Obama’nın Carter’a benzetildiğinden bahsediyor.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(07.03.2014)-İÇSAVAŞIN ALAMETLERİ VAR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(07.03.2014)-İÇSAVAŞIN ALAMETLERİ VAR

Kırım’ı işgal eden Rus askerleri, yüzleri maskeli, rütbesiz, kimliksiz, asker-gerilla-militan karşımı bir görüntüye sahip… Rusya, o silahlı kişilerin kendi askeri olmadığını iddia ediyor, Kırım’ın milis güçleri olduğunu söylüyor. Buna karşılık dünya biliyor ki o silahlı kişiler profesyonel askerdir ve Rusya ordusuna mensuptur.

Rusya bunu neden yapıyor veya böyle bir şey neden yapılır? Hayati soru bu?

Bir ülkeyi askeri işgal ile ele geçirmeyi, milletlerarası hukuka göre uygun görmez ama işgal de etmek isterseniz, resmi olmayan yollarla silahlı kişileri sevk edersiniz. O ülke veya bölgedeki yerlilerden milis kurma imkanınız varsa, en doğru ve risksiz yol budur ama böyle bir imkanınız yoksa veya olmasına rağmen işiniz acil ise, kendi ordu armanızı taşımayan, resmi kıyafetlerinizi giymemiş silahlı kıtalar sevkedersiniz.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-İÇ SAVAŞ ÇIKAR MI?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-İÇ SAVAŞ ÇIKAR MI?

ABD dünya kabadayılığından vazgeçemiyor, her ne kadar dünya kabadayılığına devam edecek gücü kalmasa da, bir anda vazgeçmesi mümkün görünmüyor. “Tamam, ekonomik kriz yaşıyorum, savunma bütçemde kesinti yapıyorum, asker sayımı azaltıyorum, dışarıdaki askerlerimi anavatana çekiyorum ama neticede dünyanın tek süper gücüyüm, ben varken bu kadar pervasız hareket edemezsin” mealinde şeyler söylüyor, satır aralarında. ABD tabii ki bir anda dünyadaki tüm iddialarından vazgeçemez, ne haliniz varsa görün diyemez. Bu mesele en azından bir gurur mevzuudur ve fakir de olsa gururlu bir süper güç var. Esprisi bir tarafa, ABD’nin gerçekten de ciddi bir gücü kalmadı ve yurt dışı askeri operasyon yapacak halde değil. Buna rağmen bir anda cepheden çekilmeyi kendine yediremiyor ve AB’den çok daha sert tepkiler veriyor. Veriyor da ne oluyor? Rusya tınlamıyor, takmıyor, hatta gevezelik babından şeyler yapıyor.

AB ülkeleri ise ABD kadar bile tepki gösteremiyor. Gösteremezler çünkü AB ülkeleri hem ABD kadar güçlü değiller hem de Rusya’ya doğrudan ihtiyaçları var. ABD, AB ülkelerini en az kendisi kadar sert tepki vermeye ikna edemezse, kendisi de yumuşayacak ve AB’ye, ne haliniz varsa görün diyecek. Tabii ki bunu “resmi olarak” hiçbir zaman demeyecek ama kapalı kapılar arkasında “canınız cehenneme” demekten de kaçınmayacak.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(05.03.2014)-UKRAYNA MİLAT OLACAK MI?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(05.03.2014)-UKRAYNA MİLAT OLACAK MI?

Ukrayna krizi derinleşiyor. Birkaç günlük gelişmelere bakıldığında, çözüme doğru giden bir süreç görünmüyor. Batı tarafı konuşmakla meşgul, Rusya tarafı ise işgal ile… İşte dengesizlik tam olarak bu noktada, yani Rusya hamlesini fiilen yaptı, batı tarafı ise nasıl bir hamle yapacağını tartışıyor. Tartıştıkları hamleler içinde ise askeri seçenek yok. En azından bugüne kadar askeri seçeneğin konuşulduğuna dair bir alamet yok.

Batı sürekli ve yoğun olarak ekonomik ve diplomatik tedbirlerden bahsediyor. Öncelikle diplomatik tedbirlerin hükmü kalmadı, Rusya sahaya girdi. G-8 toplantısı iptal edilecekmiş de, Rusya’ya ekonomik ambargo uygulamak mümkünmüş de… Rusya ise batıya nispetle sessiz duruyor, sessiz duruyor ama askerleri sahayı işgale devam ediyor.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(04.03.2014)-KIRIM’A YAPILAN YATIRIMLAR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(04.03.2014)-KIRIM’A YAPILAN YATIRIMLAR

Akparti’nin bir özelliği var, bir işe başladıklarında kimsenin haberi olmuyor, yıllarca bir şeyler yapıyorlar ama kamuoyuna yansımıyor. Ortaya çıkması için çok önemli bir gelişme olması gerekiyor. Bu durumdan şikayetçiyim, Allah Rızası için yapmanızı anlıyorum ama biz de bilmek istiyoruz.

Bu misallerden biri de Kırım Tatarları ile ilgili yıllardır yapılan işler. Ukrayna karışmasa, Rusya asker göndermese konudan haberimiz olmayacak. Star Gazetesinden, Ardan Zentürk’ün Ahmet Davutoğlu ile yaptığı ve gazetede 03.03.2014 tarihinde yayınlanan röportajdan iktibas edelim;
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA’DA DENGELER YENİDEN KURULUYOR

UKRAYNA’DA DENGELER YENİDEN KURULUYOR

Ukrayna, Rusya ile AB (ve onun da arkasında ABD) arasında sıkışmış bir ülke. İki büyük güç merkezinin ortasında bulunan, her ikisine de komşu olan Ukrayna, iki tarafın güç mücadelesinin savaş alanı. Devrik iktidar Rus yanlısıydı, yeni fiili iktidar AB yanlısı… Ülkede Ukrayna yanlısı bir siyasi hareket yok. İki güç merkezinin çekim alanında bulunan ülke, bağımsız olma, bağımsız düşünme, kendi merkezinde varolma imkanına sahip değil. Tipik bir uydu-devlet modeli… Ülkedeki siyasi soru tek; “AB yanlısı mısın, Rus yanlısı mı?”.

Coğrafyanın jeo-stratejik konumu ve etkisi, siyasi düşünceleri vakumluyor. İki güç merkezini ayıran çizgide olmak, zıt kutuplar arasındaki çekimin geriliminden kurtulmayı imkansızlaştırıyor. İki zıt cereyanın çekim alanında olmak, düşüncenin kendinde merkezleşmesini, bağımsızlaşmasını, saflaşmasını engelliyor. Çekim ve çekimin oluşturduğu gerilim o kadar yüksek ki, Ukrayna taraftarı olan bir siyasi hareketin doğumuna fırsat vermiyor.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ
Ukrayna’da ciddi hadiseler yaşanıyor. Rusya’nın askeri müdahalede bulunması, bugüne kadar siyasi süreçleri takip eden krizi başka bir alana taşıdı.
Ukrayna krizi büyük olaylara gebe gibi duruyor. Büyük güçlerin mücadele sahası haline gelen Ukrayna, sıcak çatışmaların ve askeri müdahalelerin başlamasıyla birlikte dünyanın bir numaralı meselesi haline gelme istidadı taşıyor.
Batı ile doğu bloklarının çatışma sahası haline gelir ve ihtilaf ile birlikte çatışma da derinleşirse, Türkiye için ciddi fırsatların ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Türkiye, batı ile doğu blokunun ortasında bulunan ve her iki tarafı da dengeleyebilecek veya aralarındaki denge halinden faydalanabilecek bir pozisyonda.
Birçok sebeple Ukrayna krizini yakından takip etmemiz gerekiyor. Bu sebeple “Ukrayna Günlüklerine” başlıyoruz.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(02.03.2014)-ZAMAN’IN HABERİ, TARAFINI GÖSTERİYOR

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(02.03.2014)-ZAMAN’IN HABERİ, TARAFINI GÖSTERİYOR

Zaman gazetesinin internet sitesinde 01.03.2014 tarihli bir haber… Haber; “Obama’yı uyaran uzmanlar konuştu” spotu ve “Erdoğan’ın ürperten otoriterliği, kaygı verici” başlığı ile verildi. Haberin kaynağı, İhsan Denli, Washington…

İhsan Denli (aslında densiz), haberine şu ifadeyle başlıyor;

“ABD Başkanı Barack Obama’ya mektup yazıp “Başbakan Tayyip Erdoğan’a karşı sessizliğini boz” uyarısı yapan isimler, Türkiye ile ilgili endişelerini anlattı. Mektupta imzası bulunan Amerikalı 5 Türkiye uzmanı, kaygıların çok ciddi boyutta olduğunu dile getirdi.”
Okumaya devam et

Share Button

ERDOĞAN’IN DİRİ DİRİ DERİSİNİ YÜZERLER

ERDOĞAN’IN DİRİ DİRİ DERİSİNİ YÜZERLER

Erdoğan bu ülke ve Müslümanlar için o kadar büyük işler yaptı ki, bu ülkenin, bu milletin, bu ümmetin düşmanları, fırsatını bulurlarsa diri diri derisini yüzerler. Yaptığı işleri burada sıralamak lüzumsuz, zaten imkansız. Neler yaptığını, az bir vicdan sahibi olanlar görüyor.

Yaptıklarının hepsi bir tarafa, Türkiye ve dünya Müslümanlarına bir ruh üfledi. Ümmetin birkaç asırdır mahkum olduğu “sürekli mağlubiyet” devrini bitirdi, yerleşik hale gelen “beceriksizlik hissini” imha etti, batı karşısındaki “aşağılık kompleksini” yendi. Meselenin özü bu değil miydi? Biz, sürekli yenilmeye mahkum olmuş nesiller değil miydik, batının bizden üstün olduğunu kendi okullarımızda öğrenmemiş miydik, hiçbir şey beceremeyeceğimiz konusunda derin bir psikolojik organizasyona savrulmamış mıydık? Tüm başarısızlığımız bundan kaynaklanmıyor muydu? Müslümanlar kendi ülkelerinde parya değiller miydi? İkinci sınıf vatandaş olmak bile bir imtiyaz haline gelmemiş miydi?
Okumaya devam et

Share Button