Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si…

Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si…

Ahmet Cevdet Paşa, İslâm medeniyetinin bedeviyetten hadariyete geçerek tekamül ettiğini söyler ve İbn-i Haldun’un medeniyet teorisinden hareketle medeniyeti toplumların devamlı değişerek geçti¬ği bir merhale olarak târif eder.
Batı medeniyetinden alınan ilimleri ve bunların metodlarını “usûl-i cedide” ile almak gerektiğini savunur. Bu metoda karşı çıkanları, bütünüyle eski durumu savunanları “mutaassıp” ve “efkâr-ı atîka eshâbı” ifadesiyle tenkid eder: “Fikir üreteceksek asra uymalı ve asra mütehammil olmalı.”
Okumaya devam et

Türkiye’nin sulh ve selâmeti nizâm-ı âlem siyasetiyle mümkün

Türkiye’nin sulh ve selâmeti nizâm-ı âlem siyasetiyle mümkün

Prof. Dr. Osman Turan “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi” adlı eserinde nizâm-ı âlem kavramını asıl mânâsını iyi bildiği halde İslâm’la milliyetçiliği birleştirmek isteyen kitlenin fikir gücüne güç katmak ve gaye ufkunu genişletmek için dünyaya nizam vermek mânasında kullandığını onu tanıyan birçok yazar söylemektedir.

Bu sebeptendir ki Osmanlı Devleti’nde sıkça geçen nizâm-ı âlem kavramının sadece dünyaya nizam vermek demek olmadığını, devletin bekâsı, kamu istikrarı ve asayiş gibi mânalarda kullanıldığını çok sonra öğrendik.

1980 öncesi ve sonrası İslâmî gayeler taşıyan bir kısım milliyetçi kitle tarafından “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi…” ndeki târifiyle dünyaya nizam vermek ülküsü mânasında kullanıldığı hatırlardadır.
Okumaya devam et

Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si

Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si

Ahmet Cevdet Paşa, İslâm medeniyetinin bedeviyetten hadariyete geçerek tekamül ettiğini söyler ve İbn-i Haldun’un medeniyet teorisinden hareketle medeniyeti toplumların devamlı değişerek geçti¬ği bir merhale olarak târif eder.

Batı medeniyetinden alınan ilimleri ve bunların metodlarını “usûl-i cedide” ile almak gerektiğini savunur. Bu metoda karşı çıkanları, bütünüyle eski durumu savunanları “mutaassıp” ve “efkâr-ı atîka eshâbı” ifadesiyle tenkid eder: “Fikir üreteceksek asra uymalı ve asra mütehammil olmalı.”

Bu düşüncelerinden dolayıdır ki ilmî, siyasî ve idarî vazifeleri sırasında Batı medeniyetini taklit taraftarları ile her türlü değişikliğe karşı çıkan “mutaassıplarla” mücadele etmiştir. Muhafazakâr bir Osmanlıcı olmasına ve medeniyet görüşlerinin ağırlık merkezinde İslâmî fıkhının bulunmasına rağmen yüzeyden bakınca bazı görüşleriyle Tanzimat’ın ilerlemeci anlayışıyla benzerlik düşüncesi uyandırır.

PAŞA’YA GÖRE İSLÂM MEDENİYETİ TECEDDÜDLE CANLANIR
Okumaya devam et