Milletle iktidar olan yorulunca değil, Atatürkçülüğe özenince yıkılır

Milletle iktidar olan yorulunca değil, Atatürkçülüğe özenince yıkılır

İktidar yanlısı televizyon ve gazetelerde köpürtülen “Milletimizin gönlündeki Atatürk ile sonradan kavramlaştıran Atatürkçülük farkı ortaya çıkmıştır. Sorun bir zihniyetin Mustafa Kemal’i kendi ideolojik amaçlarının simgesine dönüştürmüş olmasıdır” şeklindeki sözler yakın tarihte yaşanan gerçeklere göre son derece fahiş bir hatadır!

“Atatürk aslında şöyleydi böyleydi…” şeklinde gerçeklikten uzak, sun’i ve saçma sapan yazılar ve konuşmalar nezdimizde pespayelikten başka bir şey değil. “Atatürk ayrı, Atatürkçülük ayrı” iddiası çok gülünç ve gerçeklerden uzak. Atatürkçülüğün temellerini M. Kemal uygulamalarıyla bizzat kendisi atmıştır.

İktidar mensubu muhafazakâr-mukaddesatçı bilinen bâzı gazeteci, yazar, milletvekili ve parti başkanları tarafından yapılan “Atatürk’ü Kemalistlere ve CHP’ye bırakmayalım” yollu konuşmalar gündemi hayli işgal etti ve zihinlerde soru işareti bıraktı. Okumaya devam et

Share Button

Atatürkçülüğün zararlarını Serdengeçti’den öğrenmek

Atatürkçülüğün zararlarını Serdengeçti’den öğrenmek

Atatürkçülüğün Türk milletinin bin yıllık Müslüman kimlik ve değerlerine mesnet olacak bir değer olmadığını, aksine lâdinî ve pozitivist bir zihniyet olduğunu söylediğimizde, Atatürk milliyetçileri yahut ulusalcılar bize demediklerini koymadılar. Zararı yok, onlar zaten muhalifimiz; attığı taşlar bizi incitmez.

Bizi inciten, dimağları hâlâ temyiz etme gücüne erişmemiş ve idrakleri hâlâ Atatürkçülükle bir miktar kirli kalmış dost bildiğimiz sözde Türk milliyetçisi geçinenlerin attığı taşlar… “Millî kahraman, “Millî şahsiyet” diye toz kondurmadıkları “önder”in inkılâplarına sahip çıkışları bizi derinden yaraladı.

Okuduklarını anlamakta güçlük çektikleri belli. “Millî kahraman” dedikleri “önder”in yanlış olduğunu söylediğimiz Millî Mücadele’deki duruşu ve rolü değil, Cumhuriyet’in kanlı ve bâtıl inkılâplarında başrol olmasıdır. Biz, Atatürkçülüğün Türk milletinin tarihî hüviyetine ve sosyolojisine uygun bir değerler sistemi olmadığını, olamayacağını söylemeye ve ispat etmeye devam edeceğiz.
Okumaya devam et

Share Button

Kemalist CHP Cumhuriyetinde “Aile Bira Bahçeleri”

Kemalist CHP Cumhuriyetinde “Aile Bira Bahçeleri”

Bir insanlık faciası örneği olarak 1930’lı yıllarda Chp’li Atatürkçü devlet tarafından “Alkol faydalıdır” reklâmları yapıldığı yakın tarihin en âdi fiillerindendir. “Aile Bira Bahçeleri” nde çocuklar ve aileler alkol almaya özendirildi. (Yabanlar ve Yerliler-Başkent Olma Sürecinde Ankara, Funda Şenol Cantek, İletişim Y. 2003).

BİRA FABRİKASINI M. KEMAL KURDURDU

İstiklâl Savaşı öncesinde Ankara Belediye Reisliği yapan Hacı Ziya Bey’in mülkiyetinde bulunan “Orman Çiftliği” arazisi Cumhuriyet yıllarında M. Kemal’e Atatürk’e hediye edilir. 1925 yılında M. Kemal’in tâlimatıyla “Atatürk Orman Çiftliği” adını alan arazide, yâni Müslüman milletin cihadıyla istiklâlini kazanan bu ülkeye şenaatin ve hakaretin en büyüğü olan “Biradan millî içecek üretme projesi…” uygulanır ve bira fabrikası kurulur.
Okumaya devam et

Share Button

Siyasî ömrü biten CHP millet/devlet istikrarını baltalıyor

Siyasî ömrü biten CHP millet/devlet istikrarını baltalıyor

Eceli gelen keçi çobanın ekmeğini yer, misali CHP, Türkiye’nin yakın geçmişte yaşadığı koalisyon hükümetler istikrarsızlığından bir nebze de olsa istikrara kavuşacağı ümit edilen başkanlık oylamasını engellemek için her haltı işlemeye başladı.

Son günlerini yaşayan CHP giderayak devlet ve millet istikrarını baltalamaya başladı. Ben sonra tufan diyerek akla gelmedik fitne fesat çıkartıyor.
Vesayet dönemlerinde iktidar kaldığı müddetçe millete kan kusturan, kıtlık yaşatan, dinî hayatı kısıtlayan CHP başkanlık sistemiyle kıyamete kadar iktidar yüzü göremeyeceğini anlamış olmalı ki, sağa sola saldırıyor, kışkırtıcılık yapıyor ve son çırpınışları oynuyor.
Okumaya devam et

Share Button

Darbeci generaller Atatürkçülüğü ve laikçiliği severler

Darbeci generaller Atatürkçülüğü ve laikçiliği severler

Darbeci generaller millet idaresinden ve huzurundan nefret ederler. Nefretlerini meşrûlaştırmak yâni darbe yapmak için Atatürkçü Cumhuriyet düzeninin elden gittiğini yayarlar.

Yaptıkları darbelere kavramlar yakıştırmaya çalışır, kanlı darbelerini “devrim”, “ihtilâl”, “inkılâp” ve “emir ve komuta zinciri altında askerî müdahale” adıyla taçlandırırlar. Bunun içindir ki darbelerini “Beyaz ihtilal” diye tesmiye ederler.

Kurguladıkları ideolojilerine göre darbenin sahibi ve idolü M. Kemal’dir. Anıtkabir’e tazimde bulunarak darbenin meşrûiyetini ve vatanın kurtarıldığını dikte ederler. Darbe ve dikta rejimi olarak tavsif edilmekten hiç hoşlanmazlar.
Okumaya devam et

Share Button

Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”

Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”

Türk milliyetçisi olduğunu iddia eden biri, “Türk devletinin kurucusu, Türklüğün Himalayası ve büyük Türk milliyetçisi Mustafa Kemal Atatürk…” diye başlıyorsa söze, Türklüğünü Müslüman olunca kazanan milletin milliyetçisi olmak düşüncesinde noksanlık vardır.

Bir Türk milliyetçisi, “Atatürk’ün hayatı ve kişiliği milliyetçiliğimize ışık tutacak bir hazinedir” diyerek yola çıkıyorsa, İslâm zemininde Türk olmuş bir milletin milliyetçiliğini yaptığı söylenemez.

Bu mantaliteye sahip Türk milliyetçisi, Müslümanlığını yekpâre bir şekilde Türklüğüne taşıyan milletin değerlerini Batıcı inkılâplarla değiştiren M. Kemal’in Fransız tarzı seküler milliyetçilik fikrini savunuyorsa o milliyetçilik iflah olmaz.

“İSLÂM’IN TÜRKLERİN BEYNİNİ SULANDIRDIĞINI” SÖYLEYEN M. KEMAL TÜRK MİLLİYETÇİSİ OLABİLİR Mİ?
Okumaya devam et

Share Button

Kur’ân’a Nutuk’tan sözler eklensin diyen azılı Atatürkçü

Kur’ân’a Nutuk’tan sözler eklensin diyen azılı Atatürkçü

“Cennetse bu yurt, sen onu buldun harabe / bir gün olacaktır anıtın, Türklüğe Kabe! / Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun / Türk ırkının en son bir peygamberi oldun!” mısralarıyla M. Kemal’i ilahlaştıran azılı Kemalist yazar Osman Nuri Çerman, 1949’daki Chp kurultayında devlet ve hükümet başkanları ile milletvekillerinin huzurunda “Dinde Reform ve Kemalizm” başlıklı elli üç maddelik protestan, yâni Kemalist islâm projesini takdim eder.

Chp’nin ilçe başkanlığını da yapan Çerman daha sonra, İslâm’ın vecibelerini, ibadetlerin tarzını değiştiren projesini “Dinde Reform” adlı kitapta toplar ve kitabını, İslâm’ı protestanlaştıracak elli üç maddelik kısmının kanunlaşması için1961 Temsilciler Meclisi’ne gönderir. Malûmdur ki 27 Mayıs’ın kaatil darbecileri 1961 Kurucu ve Temsilciler Meclisi üyelerinin ezici çoğunluğunu darbe yanlısı Chp’lilerden teşekkül ettirmişlerdi.

“KUR’ÂN, KEMALİZMİN ÇIKARLARINA UYGUN HÂLE GETİRİLECEK”
Okumaya devam et

Share Button

İdrakimize Vurulan Atatürkçülük Zincirinin Ne Zaman Kıracağız?

İdrakimize Vurulan Atatürkçülük Zincirini Ne Zaman Kıracağız?

Boyunlarında sağcı, solcu, liberal ve milliyetçi-muhafazakâr künyeler olan bir kısım akademisyen, yazar ve televizyon allâmeleri, “Atatürkçülük beyazdı, maviydi, sarıydı, siyahtı, sertti, yumuşaktı…” iddialarıyla sanki Atatürkçülük, devletin kendisiymiş gibi başı sonu yanlış olan bir ideoloji üstünde tartışıp duruyorlar.

Farklı görüşler ileri sürüyor gibi görünseler de hepsi de iddialarında Atatürkçülüğü esas almaktadır. Onların bu durumu Cizvit papazlarının tartışmalarına benziyor.

Ortaçağ Paris’inde devrin ileri gelen papazları “atın ağzında kaç tane diş olduğunu?” tartışmak gayesiyle bir kilisede toplanmışlar. Rahatsız edilmemek için kilisenin kapılarını kapattırıp nöbetçiler dikmişler. Aradan birkaç gün geçmiş kapılar açılmamış, bir hafta geçmiş gene açılmamış. Sonuçta tartıştıkları “önemli mevzuda” bir türlü anlaşmaya varamamışlar. Çünkü “Atın ağzında kaç tane diş olduğu İncil’de bildirilmemiş.
Okumaya devam et

Share Button

CUMHURİYETİ NASIL BİLİRSİNİZ?

Cumhuriyeti Nasıl Bilirsiniz?

(Bu yazı ihtiyaca binaen ilâveli olarak bir daha takdirinize sunulmaktadır)
Bâzı tecrübelere bakıldığında, cumhuriyet, cumhurun hâkim olduğu, rey ve esasa göre idarecilerinin belirlendiği, istibdat ve oligarşinin en az hükümferma olabileceği bir rejimdir. Âmenna.

Fakat, “Cumhuriyet” nâmı altında ilân edilen her cumhuriyetin, inkılâpçı istibdattan ve “Tek Adam” ideolojisinden uzak, cumhurun dininden neşet eden kültür ve medeniyet değerlerine sımsıkı bağlı bir cumhuriyet vasfını taşıdığını söylemek mümkün değildir?

Türkçü Tekinalp (Moiz Kohen)’e göre “Cumhuriyet, atalar ruhunun dirilmeye ve Türklerin tekrar Türkleşmeye başladığı dönemdir. Bu dönemin fikir babası Ziya Gökalp, uygulayıcıları ise M. Kemal ve İnönü’dür.”

Tekinalp bu ifadelerinin devamında, “Atalar ruhu”ndan Moğol-Türk karışımı “budunların” başındaki Cengiz Han ve Atilla gibi Müslüman olmayanları kastediyor. İslâmlaşan Türklüğün varlığını “karanlık” sayarak, Cumhuriyetin, “atalar ruhunu” “İslâm öncesi Türk budununa bağlayarak M. Kemal ve İnönü ile dirilttiğini” söylüyor. Okumaya devam et

Share Button

CHP’NİN KAPATILMASI, PARTİ KAPATMAK DEĞİLDİR

CHP’Yİ KAPATMAK, PARTİ KAPATMAK DEĞİLDİR
CHP’nin kapatılması için hukuki gerekçe ve deliller oluştu, şimdi mesele kapatmanın tefekkür ufkumuzdaki altyapısının oluşturulmasında. Malum olduğu üzere ülkede bir demokrasi fetişizmi var, Müslümanı da ateisti de bazen samimi bazen istismar maksadıyla demokrasiye sarılıyor, “tek kıymet” veya “nihai kıymet” olarak onu sunuyor. Hiçbir doğru-yanlış, güzel-çirkin, iyi-kötü listesine ve bunların yekununa vakıf olacak bir anlayışa sahip olmaksızın demokrasiden bahsediliyor. Bu sebeple, CHP’nin kapatılması fikrine karşı, demokrasiye aykırı olduğu düşüncesiyle savunma hattı kurulacağı ihtimali mevcut.
CHP’nin kapatılması için hukuki gerekçelerin oluşması, demokrasi fetişistlerinin çoğunlukta olduğu bir ülkede bir mana ifade etmez. Siyasetçisinden hukukçusuna, aydınından muharririne kadar her sınıf insan, “demokratik zihni bariyerini” aşmadan CHP’nin kapatılması fikrine yaklaşamaz. Bu sebepledir ki meselenin vuzuha kavuşturulması şart…
Öncelikle CHP bir siyasi parti değil, CHP, siyasi vahşetin, darbe kültürünün, jakoben tavrın, batı devşirmeciliğinin bu ülke sınırları içindeki temsilcisidir. Yarım metre kare bir kumaşın, “özel bir şekli” olan şapka için, onu giydirmek için, giymedikleri için kaydı bile tutulmamış binlerce insanı katleden bir örgüttür. İnsanlık tarihinde bu kadar basit bir sebeple bu kadar çok insan katleden bir örgüt görülmemiştir. İnsanlık tarihinde sayısal anlamda çok daha büyük katliamlar yapan örgütler olmuştur fakat bu kadar basit bir sebeple bu kadar çok insanı katleden bir vahşet görülmemiştir. İstatistiki anlamda bir Stalin liderliğindeki (diktatörlüğündeki) komünist parti kadar katliam yapmamıştır ama vahşetin derinliğini göstermesi bakımından “basit sebeple katliam” yapma konusunda CHP gibi bir örgüt yoktur. Eğer bu bir siyasi partiyse, eğer bu mahiyette siyasi partiler olabiliyorsa, derhal tüm siyasi partiler kapatılmalı, bunlara geçit ve imkan veren demokrasi imha edilmelidir. Fakat demokrasi bu kadar kötü bir siyasi rejim değildir, demokrasi CHP gibi bir örgütü sindirecek kadar iğrenç bir siyaset fikri değildir. Okumaya devam et

Share Button

19 MAYIS ATATÜRKÇÜLÜK KARNAVALIDIR

19 Mayıs Atatürkçülük Karnavalıdır

19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülüğün propagandası ve Avrupavâri takdis edilmesidir. Kemalizm’in bir nev’i âyini… Batılılaşmanın yâdedilmesi ve din ü milletin değerleri fes edilerek ilân ettirilen kanlı Altı Ok Cumhuriyetine adanmış gençlik gösterisidir.

M. KEMAL’İN 19 MAYIS’TA YOLA ÇIKMA SEBEBİ KENDİ İFADESİYLE “VATAN-I İSLÂMİYYE’NİN KURTARILMASI”DIR

Sultan Vahdettin tarafından Doğu’daki orduların müfettişi olarak ve Samsun havalisindeki asayişin temini ile benzeri vazifelerin yerine getirilmesi için hayli subay, hizmetli, iaşe ve altın yolluklarla yola çıkarılan M. Kemal’in 19 Mayıs’ta yola çıkma sebebi kendi ifadesiyle “Vatan-ı İslâmiyye” nin ve hilafetin kurtarılması ile yine kendi ifadesiyle “din- mübin-i İslâm üzere” milleti Millî Mücadeleye hazırlamaktı.

Sonradan “icad” edilen 19 Mayıs törenlerinin bu mâna ve maksatla uzaktan yakından bir alâkası yoktur? Millî (millîlik İslâm’dan gelir) anâne ve ruhumuza tek kare uygunluğu olmayan bu şenaat dolu Atatürkçülük karnavalının Müslüman millete zulümden başka bir mânasının olmadığı gibi hiçbir “sosyolojik” gerçekliğe de dayanmaz. Tamamen Kemalist oligarşinin ve askerî varlığın ikonlaştırılmış törenidir. Okumaya devam et

Share Button

AĞLAMA MESELESİ

AĞLAMA MESELESİ
Diyarbakır emniyet müdürünün, “dağda ölene de ağlamak gerekir” şeklinde özetlenecek açıklaması, uzun bir tartışmayı ateşledi. Bir emniyet müdürünün açıklamalarına başbakandan muhalefet partileri genel başkanlarına kadar herkes cevap verdi. İlginç değil mi? Böylesi daha önce görülmüş müydü? Başbakanın tam aksine bir açıklama yapmasına karşılık emniyet müdürünün hala görevde olması, görevden alınmasının gündemde bulunmaması da ayrıca ilginç. Tartışmalardan görüldüğü kadarıyla emniyet müdürü, ilgili konuda “devlet politikasının” aksine bir açıklama yaptı. Türkiye’de bir emniyet müdürü (yani bir bürokrat) devlet politikasının zıddına bir açıklama yapıyor ve görevde kalıyor, bu nokta calib-i dikkattir.
Emniyet müdürünü, bu açıklamasından dolayı neden görevden almıyorlar? Hem de muhalefetin bile tepki gösterdiği, görevden alınmasını talep ettiği halde. Sadece bu durum bile ülkenin değiştiğini göstermeye kafi. Bir bürokratın devlet politikası aleyhine beyanda bulunması, görevden alınması için kafi gelmiyor anlaşılan, doğrusu da bu. Lakin bürokratın, düşüncesini “ifrat” derecede ifade etmesi görevden alınmasına kafiydi, bu sebeple görevden alınsaydı yanlış da olmazdı. Buna rağmen görevden alınmaması ise dikkat çekicidir, bir açıdan bakıldığında bu da doğrudur. Okumaya devam et

Share Button