BAŞYÜCELİK AKADEMYASI

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI

(NOT: Bu yazı, “Büyük Doğu Devleti-3-Başyücelik Akademyası” isimli eserimizden nakledilmiştir)

İdeolocya Örgüsü’nde en çok dikkat çeken müessese, Başyücelik Akademyası’dır. Üstad, Başyücelik Akademya’sını, devlet cihazı içinde tetkik etmiştir, bu zaviyeden bakıldığında resmi bir müessese gibi görünür. Mesele dikkatli tetkik edildiğinde ise resmi bir müessese değil, sadece Başyüce’nin himayesinde teşkil edilmiş bir müessesedir.
Üstad, mütefekkirdir. Mütefekkir olması cihetiyle tefekkürün kıymetini bilir. Tefekkürün kıymetini bilmek için mütefekkir olmak gerekmez ama mütefekkirlerin dışında tefekkürün kıymetini bilenlere de pek rastlanmaz. Tefekkürün kıymetini sadece mütefekkirlerin bilmesi, aynı zamanda onları yalnızlaştıran bir vaziyettir ki, ülkenin ve milletin kendine gelememesinin temel sebeplerinden birisi de budur. Yalnızlaşmalarının en bariz neticelerinden birisi, hayattaki etkisizlikleridir.
Necip Fazıl, mütefekkir olduğu için kıymetini bildiği tefekkürü, Büyük Doğu coğrafyasında hususi bir yere oturtmuştur. Üstadın bu hassasiyeti, tefekküre ve mütefekkirlere torpil yaptığı manasına gelmez, sadece bir kıymeti, layık olduğu mevkie çıkardığını gösterir.
Okumaya devam et

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-SALAHİYET VE VAZİFE-

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-SALAHİYET VE VAZİFE

Başyücelik Akademyası, Üstadın ifade ettiği gibi ülkenin kültür erkan-ı harbiyesidir. Ülkedeki tüm ilim, fikir ve sanat adamlarının teşkilatıdır, ülkedeki tüm ilim, fikir ve sanat üretimlerinin havuzudur, ülkedeki tüm ilmi hamle ve keşiflerin, fikri cehd ve çabaların, sanat tertip ve imalinin teşvikçisidir.
Ana vazifesi, İslam medeniyetini inşa ve temsil etmektir. Bunun için ihtiyaç duyduğu her hamle ve hareketi gerçekleştirebilmenin fiziki, fiili, fikri imkanlarına sahiptir, milletin her ferdi, devlet cihazının her şubesi bu faaliyetler için seferberdir. Akademyanın ve azalarının, nihai maksada matuf her kıpırdanışı, büyük bir heyecan ve kıymetle karşılanır, lüzumlu her türlü imkan önlerine serilir.

***
Akademya, İslam medeniyet inşası için, cemiyetin ve devletin ihtiyaç duyduğu “medeniyet müesseseleri” fikrini imal etmek, müessesenin tertip ve teşkiline refakat etmek, tatbikattaki neticelerini tahlil ve lüzumu halinde tashih etmekle mükelleftir.
Okumaya devam et

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-AKADEMYA AZALIĞI-

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-AKADEMYA AZALIĞI

Üstad, Akademya azalarının nasp ve tayin salahiyetini Başyüce’ye vermiştir. Mevzuu, İdeolocya Örgüsünde şöyle ifade edilmiştir; “Başyücelik Akademyası’nın azasını, kemmiyet haddiyle kayıtlı olmayarak, doğrudan doğruya Başyüce tayin eder.” (Sahife 274) Nakibü’l Eşraf müessesesinin olmadığı bir devlet ve cemiyet tasavvurunda bu tanzim doğrudur. Fakat Nakibü’l Eşraf teşkilatını raptettiğimiz devlet ve cemiyet tasavvurunda Akademya azalarını tayin salahiyeti Başyüce’ye verilmemelidir.

Nakibü’l Eşrafı raptettiğimiz devlet ve cemiyet tasavvurunda, bazı salahiyetlerin Nakibü’l Eşrafa verilmesine Üstadın itiraz etmeyeceği zannındayız. Bu sebeple mevzuu (devlet tasavvuru ve teşkilatı) üzerinde rahat çalışıyoruz,
Okumaya devam et

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-KÜTÜPHANE-

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-KÜTÜPHANE

Akademya Riyasetine bağlı “kütüphane müdüriyeti”nin en mühim vazifesi, dünyanın en büyük kütüphanesini kurmak, kesintisiz yenilemek, dünyadaki ve ülkedeki ilim, fikir, sanat alanlarındaki gelişmeleri günlük olarak takip ve eserleri temin etmektir. Her türlü kaydı (kitap, dergi, cd vesaire) usulüyle muhafaza altına almak ve kullanılabilir, faydalanılabilir halde azalarının hizmetine sunmakla mesuldür. Kütüphane, en gelişmiş tertip, tanzim ve tedvin usullerince hazırlanır, azalara, kütüphanede veya kütüphane dışında (mesela evlerinde) hizmet vermek üzere teşkilatlanır, azaların herhangi bir mevzudaki talebi, her nerede iseler en kısa sürede hazırlanır ve ulaştırılır. Kütüphanenin personel istihdamı, her azaya bir adet yardımcı olmak üzere hazırlanır, bu yardımcılar, azalar kütüphanede çalıştıklarında sekreterya hizmetini sunar, azalar kütüphane dışında çalıştıkları zamanlarda kütüphane de hazır olurlar ve azanın kütüphaneden herhangi bir talebi olduğunda hazırlar ve ona ulaştırırlar.

Kütüphane, aynı zamanda ülkedeki ve mümkün olduğunca İslam dünyasındaki her türlü yayının sicilini tutar, tertip ve tanzimini yapar.
Okumaya devam et

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-TEŞKİLAT HARİTASI-

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-TEŞKİLAT HARİTASI

Akademyanın ana tasnif ve teşkilatlanma haritası, Üstadın bahsettiği esas üzerinden çizilir; “Başyücelik Akademyası’nın üç ana kolu vardır: İlim ve Tefekkür Kolu, Fen ve Keşifler Kolu, Edebiyat ve Güzel Sanatlar Kolu…” (İdeolocya Örgüsü sayfa 273) Bu şubeler, Akademyanın ana havzalarıdır, bu havzalar üzerinden teşkilatlanmasını gerçekleştirir.

Akademyanın bünyesinde teşkil edilecek şuralar, teşkilat tasnifinden ziyade, vazife tevzidir. Her şura, tüm şubelerden ihtiyaç duyulacak kadar Akademya azalarının vazifelendirilmesiyle teşkil edilir.
Okumaya devam et

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-TEŞKİLAT ESASLARI-

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-TEŞKİLAT ESASLARI

Üstad Başyücelik Akademyası’nın üç ana şube halinde teşkilatlanacağını beyan ediyor. “Başyücelik Akademyası’nın üç ana kolu vardır: İlim ve Tefekkür Kolu, Fen ve Keşifler Kolu, Edebiyat ve Güzel Sanatlar Kolu…” (İdeolocya Örgüsü sayfa 273) Bu tasnif aslında teşkilat haritasından ziyade ana mecraları tayin fikrini gösteriyor. Başyücelik Akademyası gibi bir müessesenin teşkilatlanmasını bundan ibaret görmek, hem Büyük Doğu’yu hem de Necip Fazıl’ı anlamamaktır.

Üstadın tespit ve işaret ettiği üç kol, Akademi azaları olan münevverlerin ana mecralarını gösterir ve bu şubeler teşkilatlanmada esas alınır. Bu taksimle beraber her sınıftan (koldan) azaların ihtiyaç adedince bir araya gelmesiyle başka bünyeler de oluşturulur. Bu bünyeler, teşkilat haritasını değil, vazife ve mesuliyet haritasını oluşturur.
Okumaya devam et

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-MANA VE VAZİFESİ-

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-MANA VE VAZİFESİ

Başyücelik Akademyası, cemiyetin zeka, akıl ve istidat deposudur. Cemiyette zekası, aklı ve istidatlarıyla temayüz eden insanlar, kendilerini belli sahalara hasretmek ve o sahada bir kıymeti, keşif, inşa ve teşkil etmek üzere, Akademya’ya alınırlar.

Tarihteki medeniyetlerin ve günümüzdeki büyük devletlerin bariz bir müşterek hususiyet var; yüksek zeka, hacimli akıl, keskin istidat ve derin idrak sahiplerini aramak, bulmak ve onlara imkan ve itibar vermek… Medeniyetler ve büyük devletler, yüksek zeka ve geniş ufuk sahibi aklın, keskin istidat ve derin idrak marifetiyle fikir, ilim ve sanatta en yüksek, en ileri, en yeni keşifleri yapmasıyla kurulmuş ve yaşamıştır. Bu hususiyet ve maharetini kaybeden devlet ve medeniyetler, tüm tedbirlere rağmen çatır çatır çökmüşlerdir. Bu meselenin ehemmiyeti, bizzat bu meselenin sahibi tarafından ancak anlaşılabilirdi, Üstad, yirminci asrın sayılı dehalarından biri olarak, görmüş, anlamış ve tasavvurundaki cemiyete raptetmiştir. Onun adı, Başyücelik Akademyasıdır.
Okumaya devam et

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-MUKADDİME-

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-MUKADDİME-

Başyücelik Akademyası, devlet teşekkülü değildir. Üstad, meselenin sahipsiz kalmaması ve başıboş mecralara dökülmemesi için tanzim edilmesi ve muhkem bir mevzie raptedilmesi zaruretini görmüştür. Bu zarureti yerine getirmek için de Akademiyi devletin içine de koymamış, dışına da çıkarmamıştır. Akademyanın devlet cihazı içinde göründüğüne dair ifadeler mevcut ama bu meselenin ehemmiyetinden kaynaklanan hassasiyetin tezahürüdür.

Başyücelik Akademyası, müstakil bir müessesedir, devlet bu müessesenin ihtiyaçlarını karşılamakla mesuldür, belli başlı durumlarda da murakabe salahiyetine sahiptir. Bu manada Akademya, devlet teşkilat cihazı içinde değildir. Mevzuu İdeolocya Örgüsünde şu şekilde tayin edilmiştir; “Teşkilat ve hedeflerini bizzat planlayacak ve bu mevzuda tam bir hürriyet ve istiklal sahibi bulunacak olan Başyücelik Akademyası ancak Büyük Doğu idealinin ulvi prensiplerini mahfuz tutmak bakımından Başyüceliğe ve o vasıtayla Yüceler Kurultayına karşı mesul ve bu kayıt dışında sonsuz serbesttir.” (Sayfa 275)
Okumaya devam et