Batılıların 21. yy’daki tek hayatî projeleri: Türkiye’nin gelişinin durdurulması

Hollywood starlarının London Times’ta Türkiye ve Başbakan Erdoğan aleyhinde tam sayfa yayınladıkları ilan, aslında Batı uygarlığının ölüm femanıdır.

Adamlar, diktatörlüklerle, Suriye’deki, Mısır’daki, Filistin’deki, Irak’taki, Afganistan’daki katliamlarla uğraşmak, bu zorbalıkları, insanlık suçlarını kınamak yerine, halkın iradesinin meşrû temsilcisi Erdoğan’la sudan gerekçelerle uğraşmakla ve Erdoğan’ı ‘diktatör’ olarak yaftalamakla öylesine ayartıcı bir Hollywood ahmaklığı sergiliyorlar ki, ‘kendi ayaklarına’ kurşun sıktıklarının farkında bile değiller.

Oysa bu ikiyüzlülük, ellerinde patlayacak ve Batı hegemonyasının sonunu hazırlayacaktır. Hele de iş, Hollywood’un ayartıcı ‘büyücülerine’, illüzyoncularına, gözboyayıcılarına kalmışsa, o zaman Batı zaten bitmiş demektir.

SİYASÎ TEOLOJİ OLARAK HOLLYWOOD

Her şeyden önce şunu söylemeliyim: Hollywood’un yaptığı şey sinema değil, siyasî teolojidir.

Burada Hollywood’un siyasî teoloji’sinden kastettiğim şey, Hollywood’un, sinemanın sanat, dil ve ifade biçimi olarak imkânlarını değil, zaaflarını öne çıkarmasıdır.
Okumaya devam et “Batılıların 21. yy’daki tek hayatî projeleri: Türkiye’nin gelişinin durdurulması”

BATININ ZİHİNLERİ İŞGALİ VE SURİYE MİSALİ

BATININ ZİHİNLERİ İŞGALİ VE SURİYE MİSALİ
Batı geriliyor ve çöküyor ama tabii ki hala çok güçlü. Doğu kalkınıyor, yükseliyor, gelişiyor ama hala batı kadar güçlü değil. Bu durum, yirmi yaşında, beden gücünün zirvesinde ama akıl gücünün daha başındaki delikanlı ile altmış yaşında, zinde ihtiyarlığın sonuna yaklaşmış birinin mücadelesine benziyor. Delikanlı gelişiyor, serpiliyor, güçleniyor, ihtiyar ise gücünü kaybediyor.
İhtiyarın zihni ufku, akıl hacmi delikanlıyla mukayese edilemeyecek kadar geniş ve büyük. Yani batının sadece emperyal tecrübesinden beslenen aklı bile kırk tane Çin, elli tane Rusya eder. Ne var ki zaman hükmünü icra ediyor, durdurulamıyor, zapt edilemiyor ve ihtiyarı hızla zevale doğru yuvarlıyor. Zihninden her saniye kırk tane şeytanlık geçen ihtiyar batı, çoğu zaman doğuyu alt ediyor ama delikanlı dayanıyor, direniyor, her yediği darbeden sonra biraz daha tecrübe kazanıyor, aklı biraz daha gelişiyor. Ah… Zaman denilen efsunlu sultan olmasa, batı doğuyu paramparça edecek ama her kazandığı zaferle eriyor batı, beli biraz daha kamburlaşıyor. İhtiyarlık böyle bir şeydir, zaferin bile tadını alamaz, faydasını göremez, verimlerini elde edemezsiniz. Oysa delikanlı, her mağlubiyetinden bile tecrübe çıkarıyor, biraz daha akıllanıyor ve mağlubiyetleri tükenmesine değil, gelişmesine katkı sağlıyor.
Bu mizansen dünyanın bugününü anlatmak için çok uygun. Batının kendini yenilemesi mümkün değil, ihtiyarlar kendilerini yenileyemezler. Yapabilecekleri iş “oğul” vermekti ama artık “döl” vermenin yaşını da geçtiler, bundan sonra başlarına gelecek tek mukadderat, “yalnız başına” ölmektir. Yalnız başlarına ölmemelerini mümkün kılacak tek ihtimal, doğunun batıyı bizzat öldürüp, başında zafer şarkıları söylemeleridir ki, batının bunu tercih etmesi beklenmez. Okumaya devam et “BATININ ZİHİNLERİ İŞGALİ VE SURİYE MİSALİ”