Batı’nın oğulları

Batı’nın oğulları

Batı’nın oğullarının hikâyesi, ailesinin ve hânesinin kimliğini ve mülkünü redd-i miras eden oğulların içimizde açtıkları yaranın hikâyesidir.

Türkiye’de Müslüman kimliğinden utananlara, Osmanlı-İslâm medeniyetini hâkir görenlere, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar Batı “uygarlığından” gözleri kamaşanlara, Batı’nın toplum düzenine, edebiyat ve düşüncesine hayran olanlara, modernizmin, materyalizmin, pozitivizmin yayılmasına yataklık edenlere, İslâm’ın kamu ve devlet idaresindeki varlığının gereksiz olduğunu söyleyenlere Batı’nın oğulları denir.

Batı’nın oğullarından olmanın tarihi 1832’de “Tercüme Odası” dır. Burada İnançlarını ihânet merkezine dönüşen bu “oda” da kaybetmeye başladılar. İslâm hüviyetlerini küçük görmeyi, Batı’nın oğlu olmayı ilk burada telaffuz ederler.
Batı’nın oğullarının alâmet-i fârikası, konuşmalarına daima azılı Batıcılardan Kılıçzâde Hakkı’nın aşağılık sözüyle başlamalarıdır:
Okumaya devam et

Share Button

YENİ BİR ÇALIŞMA ALANI, TARAF GAZETESİ

YENİ BİR ÇALIŞMA ALANI, TARAF GAZETESİ
Yeni bir çalışmaya başlıyoruz. Konumuz Taraf Gazetesi… Nasıl bir çalışma olacak? Şöyle özetlemek mümkün… Taraf gazetesinin yayın çizgisini, köşe yazarlarının yazılarını, haber yapma üslubunu, hangi tarafta olduğunu tetkik ve deşifre edecek bir çalışma.
Taraf gazetesi hakkında çalışma yapma düşüncesi, bu gazetenin yayın çizgisindeki gariplikten, yazarlarının tuhaflıklarından, haberlerinin ilginçliklerinden kaynaklanıyor. Diğer gazetelerle mukayese edilemeyecek türde bir gazete. En bariz özelliği, ülkenin “vicdanı” gibi davranması, ülkenin vicdanı gibi davranınca da “dokunulmazlık” zırhını başka şekilde, bu güne kadar görülmemiş biçimde giymeye çalışıyor.
Taraf gazetesini okuyanlar, Türkiye’de insanlığı temsil eden tek gazete ve gurup kendileriymiş iddiasıyla karşılaşıyorlar. Bu iddia, o kadar çeşitli tavır ve üsluplarla piyasaya sunuluyor ki, insanlar şaşırıyor. Bazen insanlığın ve vicdanın tek sesi olduklarını açıkça bağırıyorlar bazen mütevazı üslupla perdeledikleri tavırlarıyla sinsi şekilde ifade ediyorlar. Hangi üslubu kullanırlarsa kullansınlar, yazılarının temelindeki düşünce, “insanlık budur, sakın başka yerde aramayın”. Okumaya devam et

Share Button