ŞEHİR VE MEDENİYET-11-ŞEHİR VE BELEDİYECİLİK

ŞEHİR VE MEDENİYET -11-ŞEHİR VE BELEDİYECİLİK
Şehir fikri, şehir anlayışı, medeniyet tasavvuru, bunların faili olan ferd ve cemiyet kavrayışı olmadığı, oluşamadığı için Türkiye’de belediyecilik, insandan bağımsız, hayata yabancı, ferd ile cemiyeti harmanlamaya uzak bir şekil aldı. Belediye başkanları, sadece imar uygulamaları yapıyor, kaldırım döşüyor, asfalt döküyor. “İmar” mefhumunun ihtiva ettiği manayı anlamamış halde, sadece toprakla uğraşıyor, toprağa şekil vermeye çalışıyor. Toprağa şekil verme işini bile, üzerinde tüm unsurlarıyla bir hayatın akacağı, tüm meseleleriyle bir insan kütlesinin yaşayacağı anlayışıyla yapmıyor.
İmar uygulamasını, imar mefhumunun ihtiva ettiği “tanzim-nizam verme” manasından uzak şekilde, nizamın sadece cadde ve sokakların geometrik şekillerinden ibaret zanneden kafayla yapıyor. Şehir inşa etmenin, hayatı tanzim etmek olduğunu bilmiyor, şehri, insan ve hayattan bağımsız şekilde inşa ediyor. Ne var ki inşa ettiği şehir, öyle ya da böyle hayatı tanzim ediyor, hayatı tanzim fikri olmadığı için de, insanı, inşa ettiği şehre (mesela diktiği elbiseye) uydurmaya, ona uygun bir hayat yaşamaya zorluyor.
Belediye ile ilgili mevzuat, şehirle ilgili, insanla ilgili değil. Mevzuatı yapanların dar ufukları, tatbikatçıların “insan fikrine” sahip olmasına mani oluyor. Zaten fikir ve ilmin kıymetinin olmadığı bir vasatta, mevzuata rağmen insan, şehir, medeniyet mevzularında fikir ve tasavvur sahibi insanların olması, istisna kabilinden mümkün… Siyaset müessesesinin ülkedeki şekillenişine bakılınca, fikir sahibi insanların “idareci” olması imkansız. Hal böyle olunca ortaya çıkan netice, taş ve toprakla uğraşan belediye başkan profillerinden ibaret… Okumaya devam et “ŞEHİR VE MEDENİYET-11-ŞEHİR VE BELEDİYECİLİK”

ŞEHİR VE MEDENİYET-1-GİRİŞ

ŞEHİR VE MEDENİYET-1-GİRİŞ
Mahalli seçimler yaklaşıyor, aday adayları ortaya çıkmaya başladı, hızlı şekilde seçim sürecine doğru yol alıyoruz. Seçimler ve günlük politika ile ilgimiz yok ama bu durum, belediyecilik ve şehir yönetimi bahsinde fikrimiz olmadığı manasına gelmez. Seçimin “gündem” oluşturması vesilesiyle, belediyecilik ve şehir yönetimi üzerinde biraz düşünmek ve düşüncelerimizi paylaşmak uygun olur.
Şehir, bir dünya görüşünün orta büyüklükteki tatbikatı için uygun bir vasattır. Köy veya kasaba büyüklüklerinde (küçüklüğünde) bir fikrin veya mefkurenin tatbik edilmesi mümkündür fakat bu tatbikat, tatbikatın küçük boyutlu olmasından dolayı fikrin veya dünya görüşünün, tatbik edilebilirliğini “test etmek” için kafi değildir. Herhangi bir fikri, belli bir büyüklüğe kadar tatbik etmek kabildir, gerçekten inanmış bin kişi veya aileyi bir köyde (veya kasabada) toplamak suretiyle, en olmaz zannedilen tatbikatları gerçekleştirmek mümkündür. Tarihte bunun muhtelif misalleri de mevcuttur, mesela komünistlerin “komün” denemeleri vardır fakat bunlar küçük boyutlu olduğu için fikri test etmeye kafi değildir. Kısaca şehir dediğimiz, içinde yaşadığımız çağda, Türkiye misalinde, ortalama yüz bin ile bir milyon aralığında insanın yaşadığı bir merkez, herhangi bir fikri veya dünya görüşünü (mefkureyi) tatbik etmek, o mefkurenin tatbikatını test etmek için kafi büyüklükte insan sayısı ve iskan alanı demektir. Okumaya devam et “ŞEHİR VE MEDENİYET-1-GİRİŞ”