Cihad Meydanının Pehlivanı Kim?

Efendimiz (sav) buyurdu;

“Allah (cc), sizden birinizin yaptığı işi, en iyi şekilde yapmasından hoşnut olur.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275 ve Beyhakî, Şu’abü’l-Îman, 4/3349)

Kurtuluşumuz bu hadiste. Yaptığımız işleri en iyi şekilde yapmak iyi bir niyetle mümkündür. Kalbi hastalıklı olan bir vücudun sıhhati düşünülemez. Komuta merkezinin emniyetini sağlayamazsak cephede verdiğimiz mücadelenin bize getirisi yorgunluk ve pişmanlık olur.

Cihad etmek gibi bir düşüncemiz varsa bu işe kendimizden başlamalıyız. Bu mücadele “benden bize” doğru halka halka yayılmalı ve şanlı tarihimizde olduğu gibi yine dünyaya adalet ve refah sunan bir medeniyetin varlığı ile sonuçlanmalıdır.
Okumaya devam et

Share Button

Direniş değil CİHAD

Mısır;

Ümmetin kanayan yarası değil açılan gonca gülü, göz aydınlığı, rehberi…

Direnişin adı değil cihadın kanlı-canlı örneği. Direniş değil çünkü direniş az kalır.

Canlarını ve mallarını Allah rızasına adayan Müslümanlardan ve karşılarında İslami hatta insani hiçbir kaideyi tanımayan kana susamış Yahudi uşaklarından bahsediyorsak bunun adı direniş değil ‘CİHAD’dır.

Ölüme gülerek koşan, ölünce hayat bulacaklarına inanan Müslüman yüreklerden bahsediyoruz.

Üstatları ve üstadımız Hasan el-Benna’nın “Ümmet hayat bulsun diye ölmeye hazır mısınız?” sorusuna kavlen ve fiilen-gür bir sada ile-tek yürekten EVET diyen, Ümmet hayat bulsun diye canlarını canana arz eden, Ümmetin damarlarında akan kanın hızına hız katan inanmış yürekler topluluğu: İHVAN

İyiki varlar, iyiki varlar ve Ümmet bilincinin hayat öpücüğü onların dudaklarından-yüreklerinden gelecek.
Okumaya devam et

Share Button