Cumhuriyet Millî Mücadele’nin devamı değildir

Cumhuriyet Millî Mücadele’nin devamı değildir

Cumhuriyetin, Millî Mücadele’nin devamı olmadığı tek cümleyle dahi anlaşılabilir: “Vatan-ı İslâmiyye ve hilafeti kurtarmak için millî cihad ilân edilmiştir…”

Millî Mücadele’nin ruhu İslâm, 1925 sonrası Cumhuriyet’in ruhu lâdinî ve pozitivisttir. Kemalist ilke ve inkılâplarından, diğer adıyla Chp programlarından teşekkül eden Cumhuriyeti Millî Mücadele’nin devamı zannedenler yanılıyorlar.

Millî Mücadele bir başka adıyla “Millî Mücahede / Mücahede-i Milliye” Birinci Dünya Savaşı’nda ardından Heyeti-i Temsiliye’nin ve sonraki teşekkülüyle Birinci Meclis’in fetvalarla aldığı millî cihadın ikincisidir.

Bu sebeple Türkiye dışından cihad ilânının dâvetine koşup gelen diğer Müslüman ülkelerin kanaat önderlerinden Şeyh Ahmed Senusî gibi birçok zât Millî Mücadele için canla başla çalışmıştır.

MİLLÎ MÜCADELE CİHATTAN İBARETTİR
Okumaya devam et

Share Button

“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”

“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”

Bâzı tecrübelere bakıldığında Cumhuriyet, cumhurun hâkim olduğu rey ve esaslara göre idarecilerinin belirlendiği, istibdat ve oligarşinin en az hükümferma olabileceği bir rejimdir. Âmenna.

Fakat “Cumhuriyet” nâmı altında ilân edilen Cumhuriyetin millet değerlerine karşı yapılan lâdinî-pozitivist inkılâpçı istibdat ve “Tek Adam” ideolojisinden oluştuğunu uzak en iyi necip Türk milleti bilir. İçinde yaşadığımız Cumhuriyet’in cumhurun dininden neşet eden kültür ve medeniyet değerlerine sımsıkı bağlı bir Cumhuriyet vasfını taşıdığını söylemek mümkün mü?

Cumhuriyet’in 1925’den sonra millî hâkimiyeti muhtevî olmadığını, M. Kemal ve kadrosunun Avrupa’nın lâdinî ve pozitivist anlayışından mülhem altı ok ilkeleri üstüne inşa edildiğini devrin paşaları da söylüyor.
Okumaya devam et

Share Button

CHP’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi karanlık

CHP’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi karanlık

Chp’nin her dönemi milletin hafızasında uğursuzluk alâmeti görülmüştür. Kemalist dönem Chp’si, Almancı, İsmetçi Chp’si. 60 Darbesi ve 71 Muhtırası arasında sosyalist sol Chp’si. 74-77 Yılları arası sol söylemlerle sağcılardan oy toplayan ve “Kıbrıs Zaferi’nin ekmeğini yiyen Karaoğlan Ecevit” Chp’si. Baykal’ın “Suya sabuna dokunmayan ulusalcı memur” Chp’si. Kılıçdaroğlu’nun Amerikancı ve şehirli lümpen kesim Chp’si.

İnönü Chp’sinin millet hafızasında bıraktığı kötü izleri bir daha hatırlamakta fayda var. Dedelerimiz ve babalarımızın, İnönü dönemini “Geldi İsmet, kesildi kısmet” tekerlemesiyle ifade etmelerinin altında zulmün açtığı yaralar vardı. İnönü’nün 28 Nisan 1960 günü Meclis’te yaptığı konuşma utanç vericidir: “Arkadaşlar şartlar tamam olduğu zaman millet için başka çıkar yol yoktur kanaati zihinlere ve bütün müesseselere yerleşirse ihtilâl meşru bir hak olarak kullanılacaktır.”

AMERİKAN ROCKFELLER BURSU ALAN İLK CHP’Lİ ECEVİT’TİR
Okumaya devam et

Share Button

Cumhuriyet Devleti İslâmî mânada milliyetçi değildir

Cumhuriyet Devleti İslâmî mânada milliyetçi değildir

Cumhuriyet devletinin resmî ilkelerinden biri olan ve anayasada zikredilen milliyetçilik, kimliğin târifinde, kültür ve eğitim anlayışında modern-ulus anlayışını esas aldığı için İslâmî mânada bir milliyetçilik değildir.

Bu ârızalı anlayıştan dolayıdır ki Cumhuriyeti Devleti milliyetçi sayılamaz. Çünkü anayasada belirtilen iki madde gereğince ve yürürlükte olan eğitim müfredatı ile seküler milliyetçi anlayışa sahip.

Din-i İslâm üzere olan Millî Mücadele’nin ve İlk Meclis’teki anayasanın ilkelerine sâdık kalmayıp yüz seksen derece dönüş yapan Kemalist kadro tarafından kurulan Altı Ok Cumhuriyeti’nin dayattığı milliyetçiliktir bu…
Okumaya devam et

Share Button

İçimizdeki Batı’nın oğullarına dikkat-2-

İçimizdeki Batı’nın oğullarına dikkat-2-

(Türkiye’de bugün her taraftan hain ve bölücü fışkırıyor. Bu ülkenin selâmeti ve geleceği için atılan her adıma köstek olanlar yine sahnede. Siyasetten, ekonomiye, edebiyattan sanata Türkiye’nin zararına olan her faaliyetin ardında Almanya’ya, Fransa’ya sığınmış ve dış düşmana ajanlık eden Batı’nın oğullarından bir hain çıkıyor. Yüzelli yıldır bu ülkeyi Batı’ya şikâyet eden bu taifenin bugün de faaliyet içinde olduğunu hemen her gün duyuyoruz. Bu taife ve tiplerin zihniyetlerini iyi tanımak gerek… Bunlar Batı’nın oğullarıdır. Batının oğulları yalnızca PKK-FETÖ kisvesinde değildir. Mesela CHP ve benzeri Cumhuriyetçi enteller olabilir. Edebiyat, sanat ve siyaset sahasında ve üniversitelerde çok… Bunların zihniyetini daha önce de ifade ettiğimiz yazılarla bir daha duyurmayı millî vazife addediyoruz)

BATI’NIN OĞULLARININ İLK ZAFERİ TANZİMAT, İKİNCİSİ CUMHURİYETTİR
Okumaya devam et

Share Button

Ordu, Cumhuriyet ve Anıtkabir aynı mânaya mı gelir?

Ordu, Cumhuriyet ve Anıtkabir aynı mânaya mı gelir?

Provokasyon gerekçesiyle iptal edilen “Anıtkabir’deki Ordu millet el ele” faaliyeti ne mânaya geliyor sizce?

Hükümetten, milletten ve milleti temsil eden kuruluşlardan evvel Anıkabir’e ve Atatürk ilkelerinin elan geçerli olduğu Cumhuriyete ordunun ismiyle sahip çıkılması ve bunu ulusalcı ve laikçi çevrelerin kendi eksenlerine çekerek gündem oluşturmaya çalışması sizin zihninizde neyi çağrıştırıyor?

Bu faaliyetlerin yıldönümlerinde artık millet ve temsilcileri kerhen davranıyorsa bu işin millet derûnunda karşılığının olmadığı veya kalmadığı mânasını mı çıkarmak lâzım.
Okumaya devam et

Share Button

Cumhuriyet, Allahüekber’in “Tanrı Uludur” Diye Okunmasıdır

Cumhuriyet, Allahüekber’in “Tanrı Uludur” Diye Okunmasıdır

Cumhuriyet, balo, opera, İslâmsız Halkevleri, hukukun olmadığı İstiklâl Mahkemeleri, fötr şapka, Türkçe ezan, pozitivist laiklikçilik demektir. İslâm’la varlığını bulup üç kıtada medeniyet dili olan Türkçe’den otuz binden fazla kelimenin tasfiyesi, milletin dinî yaşayış ve değerlerinin “irtica” olarak ilân edilmesi, Kur’ân-ı Kerîm’in yasaklanması ve Allahüekber’in “Tanrı uludur” olarak okunması demektir.

Ayşe, Fatma, Muhammed ve Bekir gibi Hz. Peygamber’in yolunda isimlerin “Osmanlı ve Arap” sayılarak yasaklanması ve yerine Umay, Gökbörü, Asena, Tankut, Tonguç, Bozkurt gibi isimlerin tepeden inme kabul ettirilmesidir.
Okumaya devam et

Share Button

CUMHURİYET “MAĞLUBİYET İDEOLOJİSİ”DİR

Cumhuriyet “Mağlubiyet İdeolojisi” dir

Bazı siyasî partilerin 30’lı yıllardan kalma zihniyetiyle millet karşısında “kadük” kaldığı ve Ankara ideolojisinin Türkiye’ye dar gelmeye başladığı şu günlerde Atatürkçü Cumhuriyet rejiminin millete verdiği zararları anlamak için Türkçe ustası ve üslûp sahibi, Türkiye yazarlar Birliği Vakfı Başkanı D. Mehmet Doğan’ım, etrafı kalın duvarlarla örülü yakın tarihin surlarında gedik açan, Millî Mücadele hakkındaki resmî tarih bilgileri yerine gerçeğini anlatan “Mağlûbiyet İdeolojisinin Sonu” adlı kitaba müracaat etmek gerek.

İstiklâl Savaşı’nın açıklığa kavuşturulmayan yönleri, laik cumhuriyetin ilân ettirilişine giden dış baskıların ve cumhuriyetle başlayan “devrimlerin” karanlık cephesi, Kemalizm’in iktidar gücünü elde ettikten sonra, Millî Mücadelenin en sıkı zamanlarında dâva arkadaşları olan, fakat cumhuriyetin ilkelerinde anlaşamadıkları muhalif paşalarla yapılan çekişmeler, ardından muhaliflerin, mertçe olmayan tasfiye edilişleri “efradını câmi, ağyarını mâni” bir şekilde vuzuha kavuşturulmaktadır.

MİLLETİ OLMAYAN CUMHURİYET
Okumaya devam et

Share Button

KEMALİST CUMHURİYET NE ZAMAN TASFİYE EDİLECEK?

Kemalist Cumhuriyet Ne Zaman Tasfiye Edilecek?
Cumhur defalarca işaret verdiğine ve vesayetçi oligarşinin sandıkta esamesinin okunmadığı görüldüğüne göre artık, Atatürkçü Cumhuriyetle hesaplaşmalı, bu zorba rejim adına ne varsa yürürlükten kaldırılmalı, millet ve devlet kimliği, millî eğitim ve ders kitapları Atatürkçülük despotizminden temizlenmeli bir bir…

Altı Ok menşeli Cumhuriyetin Müslüman Türk milletinin değerleriyle mutabık olmadığı cumhur tarafından defalarca tasdik edilmesine rağmen hâlâ mekteplerde, kamuda ve anayasada Atatürkçülük dayatmasının devam ediyor olması, zorba-ideolojik devlet kimliğinin millete aitmiş gibi gösterilmesi son bulmalı artık?

ATATÜRKÇÜ CUMHURİYETİN TASFİYE KARARI MECLİS’TEN ÇIKMALI…
Okumaya devam et

Share Button

Kemalist İlahiyatçıların “İslâm Gerçeği” Kitabı 28 Şubatçıların Emriyle Basılmış

Kemalist İlahiyatçıların “İslâm Gerçeği” Kitabı 28 Şubatçıların Emriyle Basılmış

28 Şubat generallerinin hükümferma olduğu günlerde Sait Yazıcıoğlu, Ankara İlahiyat Fakültesi’nde Dekandır. Üniversite Rektörü, darbe yaltakçısı Kemal Gürüz’ün başkanı olduğu YÖK’ten bir yazı geldiğini ve bir grup ilahiyatçı akademisyenin hazırladığı “İslam Gerçeği” kitabının fakülte adına basılmasının talep edildiğini bildirir.

M. Kemal’in sözlerinin de yer aldığı kitabı hazırlayanlar Yaşar Nuri Öztürk, Beyza Bilgin, Hüseyin Atay, Rami Ayas, Arif Güneş, Hasan Elikti… gibi Kemalist olmakla nam yapmış “derin” ilahiyatçılardır.
Okumaya devam et

Share Button

Hakk’a Tapan Millet Diyen İstiklâl Marşı Cumhuriyetle Uyuşmuyor

Hakk’a Tapan Millet Diyen İstiklâl Marşı Cumhuriyetle Uyuşmuyor

İstiklal Marşı’nın esası Hakk’a tapan millettir. “Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli” mesajıyla Atatürkçü Cumhuriyetin uyuşmadığı ortadadır. Millî Mücadele sırasında Müslüman Türk milletinin şahsında bütün İslâmları ifade ediyor. Cumhuriyet ise, Atatürk ilkeleriyle kurgulanmış ulus devleti temsil etmekle malûldür.

İstiklâl Marşı, Türklerin hâdimi olduğu İslâm milletinin değerlerini anlatır: Ezan ve Hakk’a tapmak. Bu mefhumlar İslâmların fethettiği ve iskân olduğu yer mânasına gelen “vatan” anlayışını da taşır. Cumhuriyetin gayesi ise Kemalist ideolojiyle Allah’ın varlığını devlet ve toplum hayatından çeken laikçi devlet düzenidir.
Okumaya devam et

Share Button

ALTI OK CUMHURİYETİ MÜSLÜMANCA ISLAH EDİLMELİ

Altı Ok Cumhuriyeti Müslümanca Islah Edilmeli

“Cumhuriyetle hesaplaşanları ve milletin kimliğini ortadan kaldıranları 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda protesto edeceğiz…” diyen güruh, Altı Ok patentli Cumhuriyetin millet değerlerine bağlı olarak ilân ettirilmediğini anlamak istemiyor. Cumhuriyetin “dayattığı” kimlik meselesinin bunca yıldır çatışmalı olduğunu kabullenmiyorlar.

1923 sonrası ilân ettirilen Batıcı-laik Cumhuriyet, İstiklâl Savaşı’nda din ü millet diyerek maddî ve manevî bütün gücünü Ankara Hükümeti’nden esirgemeyen Müslüman milletin Cumhuriyeti değildir. CHP İlkeleri üzerine projelendirilen ve Batı’nın telkinleriyle ilân edilen Atatürkçü Cumhuriyetle hesaplaşma yapılmadan, Müslüman milletin hâkimiyeti merkeze tam oturmadan bu ülkede huzur olur mu?
Okumaya devam et

Share Button

MEHMET AKİF’İN CENAZESİNDE CUMHURİYETİN ŞEFLERİ YOKTU

Mehmed Âkif’in Cenazesinde Cumhuriyetin Şefleri Yoktu

Âkif’in cenazesinde Altı Ok Cumhuriyetinin kara yüzlü bânileri ve İstiklâl Savaşında ona irşad vazifesi verip sonra aldatan Kemalistler yoktu. Ne gam! Tabutuna ay yıldızlı bayrağı sardırmayan Atatürkçü resmî zevatın kara vicdanlarına karşı, “Hakk’a tapan millet” mensupları ve “Asım’ın Nesli” vardı.

Midhat Cemal Kuntay, Beyazıt Meydanı’ndaki hüzünlü cenazeyi şöyle anlatıyor: “Cenaze Beyazıd’dan kalkacak. Oraya gittim. Kimseler yok. (…) Çok sonra birkaç kişi göründü biraz sonra çıplak bir tabut geldi. Bir fıkara cenazesi olmalı dedim. O anda Emin Efendi Lokantasının sahibi elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda yüzlerce genç peyda oldu. Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanışmıştım.” (M. Âkif, Hayatı, Seciyesi Sanatı)

ÂKİF’İN TABUTU KÜLLÜK’ÜN ÖNÜNE GETİRİLİR
Okumaya devam et

Share Button

ATATÜKÇÜ CUMHURİYET, MEHMET AKİF’E KARŞIYDI

Atatürkçü Cumhuriyet, Mehmet Âkif’e Karşıydı

Âkif, Millî Mücadele’den sonra 1923’te İstanbul’a dönmüştür. İlân edilen Cumhuriyet, hayâlini kurduğu cumhuriyete benzemiyordu. Arkadaşlarından Şefik Kolaylı, “Mısır’a gitme kararından vazgeçmesinde ısrar ettik. Büyük bir hüzün ve te’essür içinde ‘Arkamda polis hafiyesi gezdiriyorlar. Ben vatanını satmış ve memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muâmele görmeye tahammül edemiyorum. İşte bundan dolayı gidiyorum’ dediğini” söyler.

Atatürkçü Cumhuriyet’in yandaşlarıyla M. Kemal’in yakın arkadaşlarının onun hakkında söyledikleri “Arapçı şair” gibi benzeri hakaretlerden de anlaşıldığı üzere Âkif, İstiklâl Marşı’ındaki fikirleriyle de Kemalist Cumhuriyet değerlerine muhalifti. Onun, Cumhuriyet’i övmemesinden dolayı aleyhinde yayınlar hızlanır. Dindarlığına vurgu yapılır. “Şiirlerinde İslâm’a ve ümmete yer verdiği” anlatılır. “İnkılâp muhalifi İslâmcı Âkif’in” karşısında laikçi ve Batıcı yazarları örnek gösteren yazılar basında sıkça çıkmaya başlar. Pozitivist Tevfik Fikret’le mukayese edilmeye başlanır.
Okumaya devam et

Share Button

EZANA YAPILAN ZULÜMLER-1-

Ezana Yapılan Zulümler-1

“Ey dinin nurlu sesi, ey ulu ses, ey ezan!” Sana yapılan zulümleri nasıl anlatsam? Sana kıymak isteyenlerin şenî fiillerini millet çocukları unutmasın diye anlatmak istiyorum.

Bu ilahî sadâdan kimler rahatsız oldular? Şeytanlar ve Atatürkçüler, yani Kemalistler. Cumhuriyet İnkılâpçıları ezana işkence yaptılar, zulmettiler, kirli düşünce ve yasalarıyla ezanı mahkûm ettiler.

Ezana yapılan zulümleri anlatmaya, “Demirden gömlekler giydirilip güneşte kavrulduktan sonra Mekkeli çocukların elinde sokaklarda dolaştırılan”, gövdesine konulan ağır taşlar altında Efendimiz’in (s.a.v) mübarek adı ve “Ehad, ehad!” (Allah Allah) haykırışıyla direnen ezanın ilk müezzini Hz. Bilâl’a ta’zimde bulunarak başlarım.

Türkçe ezan, Cumhuriyetle ortaya çıkmış bir düşünce değildir. Bu düşüncenin Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde dinin millileştirilmesi ve ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi tartışmalarına kadar uzandığını okuyanlar bilir. Tanzimat döneminde ilk olarak Sultan Abdülaziz döneminde Ali Suavi ezanın ve namaz surelerinin Türkçeleştirilmesini savunmuştur.
Okumaya devam et

Share Button

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNE GİRİŞ” KİTABI-2-

“Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş” Kitabı-2

Yazımızın 1. bölümünün başında söylediklerimizi bir daha ifade ederek, adını başlık yaptığımız kitabın tabuları yıkan metinlerini okumaya devam ediyoruz:

Türkiye’de çeşitli Cumhuriyet tarihi kitapları var. Atatürkçü tarihi gevşek bulan Pür-Kemalist tarih var. Kemalizm’i Cumhuriyet’in resmî dini olarak idolleştiren Cumhuriyet Tarihi’nin 1931’den 1950’ye kadar liselerde ders olarak okutulduğu malûmdur.
Cumhuriyet öncesi hadiselerin ve Cumhuriyetle birlikte başlayan olumsuzlukların hâlen devam ettiği ve gerçek yüzünün tam olarak bilinmediği bir zamanda dimağımızı aydınlatan, gerçek bilgileri sektirmeden kullanan, Atatürkçü Cumhuriyet’ten dâvacı olan samimi ve cesaretli tarih yazıcısı, fikir ve kültür adamı, Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Başkanı D. Mehmet Doğan’ın “Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş” kitabı, zihinleri Atatürkçü Cumhuriyet tarihi okuyarak darbe almış, kirlenmiş ve ikilik içinde kalmış kitleleri uyandıracak bilgi ve tesbitlerle doludur.
Atatürkçü Cumhuriyet’ten dâvacı iseniz, D. Mehmet Doğan’ın adı geçen kitaptan hülâsa ettiğimiz kısımları bir alıştırma olarak okumanızı âcizâne tavsiye ederiz.

“TANZİMAT’TAN BERİ İNGİLTERE İÇİŞLERİMİZE KARIŞTI”
Okumaya devam et

Share Button

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNE GİRİŞ” KİTABI-1-

“Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş” Kitabı-1

Türkiye’de çeşitli Cumhuriyet tarihi kitapları var. Atatürkçü tarihi gevşek bulan Pür-Kemalist tarih var. Kemalizm’i Cumhuriyet’in resmî dini olarak idolleştiren Cumhuriyet Tarihi’nin 1931’den 1950’ye kadar liselerde ders olarak okutulduğu malûmdur.
Resmî tarih, yani “yalan söyleyen” ve aldatan Atatürkçü Cumhuriyet tarihi Millî Eğitimde (!) hâlen yürürlüktedir. Üniversitelerin Doktora, Yüksek Lisans ve Önlisans Programları’nda “zorunlu” olarak okutulan “Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş” ve “Türkiye Cumhuriyeti inkılap Tarihi” kitaplarını hatırlamak gerek. İlerleyen satırlarımızda bahsedeceğimiz tabuları yıkan “Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş” kitabı başkadır.
Mavi Sakal’ın Kırkıncı Odası’dır Cumhuriyet tarihi. Duvarlarında cesetler asılıdır Kırkıncı Oda’nın. İslâmî geçmişimize yapılan dehşet ve zülüm izleri vardır. Kapısı zırhlı kilitlerle kilitlidir. Bu kapıyı açıp içerideki gerçekleri öğrenerek milleti uyandırmaya çalışanlar hapislerde çürütülmüş ve istikbâlinden edilmiştir. Okumaya devam et

Share Button

CUMHURİYETİN “NİTELİKLERİ”

Cumhuriyet’in “Nitelikleri”
Cemal Süreya adlı bir şair “Kısa Türkiye Tarihi” şiirinin 3. Bölümü’nde Cumhuriyet’in “nitelikleri”ni isabetle tasvir etmiş: “Türkiye’nin adı / Soyadı yasasından beri / Atatürk adından / Soyutlanmadı / 1930’lu yıllarda / Etitürkiye / 1940’lı yıllarda Atetürkiye / 1950’li yıllarda Ûdîtürkiye / 1960’lı yıllarda Ötetürkiye / 1970’li yıllarda Atatürkiye / 1980’li yıllarda Adıtürkiye / Mavi yolculuklar var bir de / O Yunanî, o güzel yolculuklarda / Hemen her zaman: Adatürkiye.”
Ulusalcılar, yani Atatürkçüler bir kısım posa milliyetçileri de yanlarına alarak Kemalist Cumhuriyeti yeniden hâkim kılmak üzere yola çıkmışlar. Bunun yanısıra Pre-Kemalistler, yani ön-Kemalistlerle Tekelokratik Kemalistler ittifak yaparak bir açıklama yapmışlar:
“Doğrudan ilerleme fikrinin hakikiliği üzerine kurulmuş olan, felsefede objektif doğruyu ve pozitivist bir ideolojiyi taşıyan Kemalizm’i postyapısalcı temayüle veya postmodern felsefeye yamamak başlı başına ütopik bir uğraştır. Post-Kemalistlerin, Kemalizm’den epistemoloejik kopuş sergiledikleri ve bu sahte Kemalistlerin durdurulması gerektiği…”
Mâlûm olduğu üzere, Atatürkçü Cumhuriyetçilikte câmiye girmek ve namazda saf tutmak da yoktur. Bu ülkede resmî târih Atatürkçü Cumhuriyet târihidir, hâlen bütün mekteplerde okutulur. M. Kemal, Cumhuriyetin bânisi, hamisi, anayasası, ilkeleri, heykeli ve her şeyidir. Okumaya devam et

Share Button

Cumhuriyet; Kur’an’dan Kopuş, Medeni Bilgiler Kitabına Geçiştir

Cumhuriyet; Kur’ân’dan Kopuş, Medenî Bilgiler Kitabı’na Geçiştir

“Bu mazhariyetten dolayı Cenab-ı Hakk’a hamd ü senâ ederim” diyen ve Kur’ân okutarak Meclis’in açılışını yapan, ardından Hacı Bayram Veli Câmii’nde namaza katılıp, kendi ifadesiyle “Vatan-ı İslâmiyye” için dua eden M. Kemal’in Millî Mücadele esnasında, yani Cumhuriyeti ilân ettirinceye kadar yaptığı konuşmalarda İslâmî bir üslûp hâkimdir:

“İstiklâl mücadelemizde inâyet-i samedisini Türk milletinden esirgemeyen Cenab-ı Hakk’a hamd ü senâ etmeği aslâ unutmayalım. Bizler meşrû olan dâvamızda (Vatan-ı İslâmiyye) inâyet-i ilâhiyeden hiçbir zaman ümidimizi kesmedik.”

1923’den sonra Batılı bir Cumhuriyetin temellerini tepeden inme usullerle oturtan M. Kemal’de İslâmî kanaat ve tavrına dair samimi ve kalıcı mânada hiçbir ifade ve fiil görmek mümkün olmayacaktır. Çünkü Millî Mücadele’deki İslâmî siyasetinden uzaklaşarak “Devrimci Cumhuriyetin” yolunu tutmuştur.

CUMHURİYET, “HÂKİM MİLLET”İ EZEREK LAİKÇİ ULUSÇULUĞUİKAME ETMİŞTİR
Okumaya devam et

Share Button

ALTI OK CUMHURİYETİ MÜSLÜMANCA ISLAH EDİLMELİ

Altı Ok Cumhuriyeti Müslümanca Islah edilmeli

“Cumhuriyetle hesaplaşanları ve milletin kimliğini ortadan kaldıranları 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda protesto edeceğiz…” diyen güruh, Altı Ok patentli Cumhuriyetin millet değerlerine bağlı olarak ilân ettirilmediğini anlamak istemiyor. Cumhuriyetin “dayattığı” kimlik meselesinin bunca yıldır çatışmalı olduğunu kabullenmiyorlar.
1923 sonrası ilân ettirilen Batıcı-laik Cumhuriyet, İstiklâl Savaşı’nda din ü millet diyerek maddî ve manevî bütün gücünü Ankara Hükümeti’nden esirgemeyen Müslüman milletin Cumhuriyeti değildir. CHP İlkeleri üzerine projelendirilen ve Batı’nın telkinleriyle ilân edilen Atatürkçü Cumhuriyetle hesaplaşma yapılmadan, Müslüman milletin hâkimiyeti merkeze tam oturmadan bu ülkede huzur olur mu?
Sözde halk Cumhuriyeti denilen Kemalist Cumhuriyetin din ve millet değerlerimizi “redd-i miras” ederek ve “gerici” sayarak zulümle, baskıyla tesirsiz hâle getirdiğini ne zaman kabullenecek ulusalcı milliyetçiler ve Altı Ok’çular?
Hangi Cumhuriyet? Aldatan Cumhuriyet mi? Bin yıllık Müslüman tarihi yok sayarak, hiçbir İslâmî gerçeklerimizle uyuşmayan arkaik Asya ve putperest Sümer, Hitit, Frigya gibi garabetlere sığınan Cumhuriyet mi? Altmış bin kelimelik sözlüğümüzü İslâmî mâziyle irtibatı kesmek için on beş bin kelimeye düşüren Cumhuriyet mi sorgulanmayacak?
1923 Sonrası milletin değerlerinin kovulduğu Meclis’te şu kararı alabilen “devrimci Cumhuriyet”le mi hesaplaşılmayacak? Okumaya devam et

Share Button