Kemalist 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı

Kemalist 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı

27 Mayıs 1960 darbecilerinin radyodan ilk tebliği o karanlık günleri yaşayanların hâlâ hatırındadır: “Nato’ya, Cento’ya… bağlıyız.”

Prof. Dr. Cemil Koçak’ın “Darbeler Tarihi” kitabına göre, ordu hantal ve hastadır diyerek, darbeye muhalif olan 235 general ve beş bine yakın subay ve astsubayın emekli edilmesini isteyen CHP’nin şefi İnönü yanlısı darbeci cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, ödenmesi gereken yüklü ikramiye tutarını Nato Komutanı Norstad vasıtasıyla Amerikan örtülü ödeneğinden temin eder.
Darbe karşıtı subayların emekli edilmesi düşüncesinden Amerika ziyadesiyle memnundur.
Okumaya devam et

Share Button

Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir

Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir

Bir buğday yetiştiricisinin, bir maden işçisinin emeği darbeci bir generalin statüsünden değerlidir. İhtiyacı için ekmek çalan, namusu için kaatil olan bir insan darbeci bir generalden asildir.
Kalpleri yoktur darbeci generallerin? Oysa bir buğday yetiştiricisinin, bir maden işçisinin kalbi vardır. Çünkü toplumuna emeğini, yâni millete mensubiyetini sunuyor.
Bir buğday yetiştiricisi en iyi buğdayı yetiştirmekle, bir maden işçisi en çok kömürü çıkarmakla vatanını ve milletini darbeci generallerden daha çok sevdiğini gösteriyor.
Kendi toplumuna yabancılaşan darbeci generaller geceleri uyuyamazlar. Oysa bir buğday yetiştiricisi, bir maden işçisi geceleri huzurla uyurlar.
GÖNÜLLERİN DEĞİL, DARBELERİN UZMANIDIRLAR
Okumaya devam et

Share Button

Darbeye karşı selâ, ezan, millet

Darbeye karşı selâ, ezan, millet

Kanlı ve menfur 15 Temmuz darbecilerinin hesap edemedikleri üç şey vardı: Selâ, ezan ve millet. Üçü de din-i İslâm’dan neşet eden mefhum ve vecibe…

Darbeciler bu üç ulvî değeri bilemediler. Çünkü seksen dört yıldır ezan, selâ ve millete karşıydılar. “Allahü Ekber Allahü Ekber… / Eşhedû en lâ ilâhe illallah … / Eşhedû enne Muhammeden Resûlullah…” sadâsının necip milletle olan ünsiyetini ve cihada çağırdığını bilselerdi, millete silah çekebilirler miydi?

Tanklarla ezmek istedikleri milletin din, yâni şeriat üzere gidilen yol mânasına geldiğini, mübarek bir kelime olduğunu öğrenselerdi ve bu ülkede milleti Türklerin temsil ettiğini unutmasalardı katliam yapabilirler miydi?
Okumaya devam et

Share Button

Darbeci generaller Atatürkçülüğü ve laikçiliği severler

Darbeci generaller Atatürkçülüğü ve laikçiliği severler

Darbeci generaller millet idaresinden ve huzurundan nefret ederler. Nefretlerini meşrûlaştırmak yâni darbe yapmak için Atatürkçü Cumhuriyet düzeninin elden gittiğini yayarlar.

Yaptıkları darbelere kavramlar yakıştırmaya çalışır, kanlı darbelerini “devrim”, “ihtilâl”, “inkılâp” ve “emir ve komuta zinciri altında askerî müdahale” adıyla taçlandırırlar. Bunun içindir ki darbelerini “Beyaz ihtilal” diye tesmiye ederler.

Kurguladıkları ideolojilerine göre darbenin sahibi ve idolü M. Kemal’dir. Anıtkabir’e tazimde bulunarak darbenin meşrûiyetini ve vatanın kurtarıldığını dikte ederler. Darbe ve dikta rejimi olarak tavsif edilmekten hiç hoşlanmazlar.
Okumaya devam et

Share Button

Darbeci generaller “kamusal” diktatördür

Darbeci generaller “kamusal” diktatördür

Millete aidiyeti olmayan “Kamusal” birer diktatör ve buyurgandır darbeci generaller. Cemiyetin hayatına hiçbir değer katmadıkları halde halkın vergileriyle oluşan bütçeden en çok payı alırlar.

Darbeci generallerden herkes korkar. Çünkü onların mesleği korkutmaktır, sevdirmek değil. İnsanî bir erdemleri olmaz. Bir şehre, bir mekâna bir general geldiğinde, o mekân halktan ve başörtülülerden temizlenir.

Üç şeyi çok sever ve isterler: Güç, itaat ve otorite… Güç ve darbe tutkularının arkasında hastalıklı otoriter kişilikleri ve aldıkları lâ-dinî / pozitivist eğitim vardır.
Okumaya devam et

Share Button

EZANIN HASMI DARBECİLERİN EZANA YENİLİŞİ

Ezanın hasmı darbecilerin, ezana yenilişi

(Darbeci generallerin zihniyet, ruh ve tavırlarını tenkit ve tahlil eden “Generaller” serisi yazılarımızda şerefli Türk Ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerinin subay ve Mehmetçiklerine yönelik zerre kadar ima ve ihsas, tahkir ve tezyif ve de yıpratma maksadı gözetmediğimizi, gözetmemiz için hiçbir sebep olmadığını, olamayacağını; bilakis “General” serisi yazılarımızın tek gayesi şerefli Türk ordusu ve askerlerinin tarihten bugüne yüklendikleri vazifelerle devlet ve millet birlikteliğinin temel ayaklarından biri olduğuna inanarak, güzide ve fedakâr Türk ordusunun mensuplarını darbeci generallerden tefrik etme gayretidir)

Darbecilerin geninde var ezana hasımlık. 15 Temmuz gecesi Ankara Polatlı’da minarelerden okunan ezanı susturmak isteyen darbeciler 27 Mayıs darbecilerinden tevarüs ettikleri geni taşıyorlardı.
Okumaya devam et

Share Button

Darbeye karşı selâ, ezan ve millet

Darbeye karşı selâ, ezan ve millet

Kanlı ve menfur 15 Temmuz darbecilerinin hesap edemedikleri üç şey vardı: Selâ, ezan ve millet. Üçü de din-i İslâm’dan neşet eden mefhum ve vecibe…
Selâ ve ezanı duyduklarında Müslümanlar bin miligramlık ulvî duygu ve imanla coşarlar. Millet ise bu ulvî sedaların uhrevî dâvet ve mûsikisiyle bin yıldır günde beş vakit ruh ve imanını kavî kılar.

Darbeciler bilemediler bunları… Çünkü ezan ve selâya karşıydılar. Bilseydiler ulvî gücünü, silahlarını millete doğrultabilirler miydi?
Okumaya devam et

Share Button

Tanrı yok, generaller var!

Tanrı yok, generaller var!

(Darbeci generallerin ruh ve tavırlarını, zihniyet ve duruşlarını tenkit ve tahlil eden “Generaller” serisi yazılarımızda şerefli Türk Ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerinin subay ve askerlerine, Mehmetçiklerine yönelik zerre kadar ima ve ihsas, tahkir ve tezyif ve de yıpratma maksadı gözetmediğimizi, gözetmemiz için hiçbir sebep olmadığını, olmayacağını; bilakis “General” serisi yazılarımızın tek gayesi şerefli Türk ordusu ve askerlerinin tarihten bugüne yüklendikleri vazifelerle devlet ve millet birlikteliğinin temel ayaklarından biri olduğuna inanarak, güzide ve fedakâr Türk ordusunun mensuplarını darbeci generallerden tefrik etme gayretidir)
Okumaya devam et

Share Button

DARBECİ GENERALLER PSİKOPATTIR

Darbeci generaller psikopattır

(Darbeci generallerin ruh ve tavırlarını, zihniyet ve duruşlarını tenkit ve tahlil eden “Generaller” serisi yazılarımızda Şerefli Türk Ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerinin subay ve askerlerine, Mehmetçiklerine yönelik zerre kadar ima ve ihsas ve tahkir ve tezyif ve yıpratma maksadı gözetmediğimizi, gözetmemiz için hiçbir sebep olmadığını, olmayacağını; bilakis “General” serisi yazılarımızın tek gayesi şerefli Türk ordusu ve askerlerinin tarihten bugüne yüklendikleri vazifelerle devlet ve millet birlikteliğinin temel ayaklarından biri olduğuna inanarak, güzide ve fedakâr Türk ordusunun mensuplarını, darbeci generallerden tefrik etme gayreti güdüyoruz)
Okumaya devam et

Share Button

Darbeci generaller omuzundan akıllı olur

Darbeci generaller omuzundan akıllı olur

Darbeci generallerin gücü omuzlarında, yani apoletlerindedir. Omuzlarındaki yıldız sayısınca akılları ve güçleri artar. Omuzlarındaki kokartların büyüklüğünce buyurganlık ve zorbalıkları genişler…

Darbeci generaller kendilerini devletin memuru saymazlar. Millet onların tebaası, devlet de mülküdür.

Kimdir darbesever generaller? Türk Ülkesi’nin kara yazgısıdır, hegemonyanın, darbeciliğin, despotizmin, din-i mübin düşmanlığının, Kamalovizm’i putlaştırmanın adıdır?
Okumaya devam et

Share Button

Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var

Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var

Yaptığınız altı darbeyle kukla hükümetlerin perestij edip millî iradeyi size peşkeş çekmesi sâyesinde şımarıp semirdiniz. Egonuz şişti, egemenlik tutkunuz daha da arttı. İçinizde biriken darbecilik enerjisini boşaltmanız gerekti. Bu kez gecikmişti darbe hamleniz ve zehirli enerjiniz taşmak istiyordu ve taştı…

Bu kez yanıldınız. Size mürailik edecek ve teslim olacak hükümet ve meclis yoktu. En mühimi de milletin varlığını hesaba katamadınız, milleti adam yerine koymadınız, millet ne demek öğrenmediniz. Milleti kuru bir kalabalık zannettiniz, laikçi ve Kemalist anlayışa göre size itaat edecek “ulus” olarak gördünüz.

MİLLETİ TANISAYDINIZ…
Okumaya devam et

Share Button

DARBENİN SEBEPLERİ

DARBENİN SEBEPLERİ
Bir ülkede darbe neden olur? Herkes yoğun şekilde darbe tedbirlerini konuşuyor, darbenin sebeplerini teşhis etmeden tedbiri mi olur? Mesele, Fetöcüler darbe yaptı, Kemalistler darbe yaptı, filanlar darbe yaptı cinsinden ele alındığı sürece, tedbirler de şöyle olur, Fetöcülerin kökünü kurutacaksın, mesele kalmaz… Hangi ideolojik gurubun kendine has hangi sebeplerle darbe yaptığından önce, bir devlet ve devlet tasavvuru meselesidir. Bir ülkede hakiki manasıyla devlet varsa, o ülkede kırk tane darbe niyetli örgüt olsa bile yine de darbe yapamaz. Öyleyse meseleyi kaynağından ele alıp tek tek tetkik edelim. Zira darbe sebepleri anlaşıldığında, darbenin tedbirleri de ortaya çıkacaktır.

*Devlet tasavvuru ve müesses devlet Okumaya devam et

Share Button

DARBEYE KARŞI MUKAVEMETİN KODLARI

DARBEYE KARŞI MUKAVEMETİN KODLARI
Darbeye karşı mukavemetin yaygınlığı ve derinliği dikkat çekiciydi. Bu meselenin özellikle tetkik edilmesi lazım, zira bu meseleyi anlamazsak, mukavemet kaynaklarını ve cephelerini tahkim edemeyiz.
*
Orduda mukavemet eden subaylar oldu. Orduda emir-komuta zinciri önemli ve geçerlidir, subayların mukavemetinin temel sebeplerinden birisi budur, zira darbe teşebbüsü emir-komuta zinciri içinde gerçekleşmedi. Bu noktayı asla unutmayalım zira emir-komuta zincirine bağlı bir darbe teşebbüsünde bu sebebin geçerli olmayacağı açıktır. Subayların mukavemet etmesinin bir sebebi de, darbe teşebbüsünün FETÖ illegal çetesi tarafından yapılmış olması, onlara karşı hem orduda hem devlette hem de halkta ağır bir husumetin bulunmasıdır. Bunu da unutmayalım, zira emir-komuta zincirinde gerçekleşecek bir darbe teşebbüsünde bu sebep de geçerli değildir. Subayların mukavemet etmesinin son sebebi, devlete ve millete sadakattir, bunu derinliğine tetkik etmeli ve ne kadar yaygın olduğunu bilmeliyiz, zira bu sebep, emir-komuta zinciriyle gerçekleştirilecek bir darbe teşebbüsünde geçerlidir, bu sebebin subayların zihni dünyasında yaygınlaşması ve derinleşmesi için tedbirler alınmalıdır.
* Okumaya devam et

Share Button

DARBECİ GENERALLERİN ÇÖKÜŞÜ

Darbeci generallerin çöküşü

Rabbim, fakiri ve dostum İsmail Göktürk’ü yalancı çıkarmadı. Yıllar önce demişti: “Göreceksin, bu ülkede generaller de yargılanacak…”

Sonunda o kutlu gün geldi, darbeci generallerin çöküşü başladı. Bir nas yıkıldı ve generallere dokunuldu. Darbecilik cürmünden dolayı onlarca general yargılanacak.

Generaller yargılanamaz, onlar tanrı-devlettir, yargılanmaktan, hesap sorulmaktan masundur, Cumhuriyetin bizatihi kendisidir düşüncesi “kartondan kaleler gibi yıkıldı.” Nihayet darbeci generallerin yekûnu mahkûm oldu.

GENERALLER DE HAPİSLİĞİ TADACAK
Okumaya devam et

Share Button

İÇ SAVAŞ TEŞEBBÜSÜ…

İÇ SAVAŞ TEŞEBBÜSÜ…
Paralel İhanet Çetesi (P.İ.Ç.), 15.07.2016 gecesi hem orduya hem de millete darbe yapmaya teşebbüs etti. İlginç olan, darbenin birinci safhası olan orduya darbe kısmını da belli oranda başarmış olması. Fethullah İhanet Çetesinin en önemli özelliği, kadro hareketi olmasıdır. O sahadaki becerileri (maharet diyemiyorum) çok ileri seviyede… Dün geceki teşebbüsün birinci safhasındaki başarılarına, mesela Genelkurmay başkanını ve daha kaç tane yüksek rütbeli komutanı rehin almalarına bakınca bu özelliklerini inkar etmek zor. Darbe, net bir şekilde, ikinci safhası olan “millete darbe” kısmında durduruldu ancak.
Bu nokta dikkat çekici, hem orduya hem de millete darbe yapabilmeyi gözlerine kestirmeleri, başka bir ifadeyle buna cüret etmeleri gerçekten tetkike değer bir mesele… Ordunun içindeki küçük bir klik, orduya, devlete ve millete darbe yapacak ve bunu başaracak inanç ve düşünceyi, zihni dünyasında nasıl üretebilir? Delide bile akıldan bir kırıntı vardır, hayatın her sahasında delilik alameti gösteren bir insan bulmak zordur, birkaç ufak tefek meselede de olsa akıllıca davranış sergileyebilir her deli. Orduya, devlete ve millete hemzaman olarak ve bir gecede darbe yapabilme düşüncesini ve cüretini üretecek bir zihni evren, klinik incelemeye alınmalıdır.
Okumaya devam et

Share Button

EZANIN MÜZMİN HASIMLARI: DARBECİLER

Ezanın Müzmin Hasımları: Darbeciler

27 Mayıs 1960 darbecilerinin, “Atatürk bu devrimi de maksatsız yapmamıştır. O, milli bütünlüğü sağlayan dil olduğunu bilenlerin başında geliyordu. İşte ezanın Türkçe okunmasını istemesi bundandı” diyerek ezanı yeniden Türkçeleştirmeyi dillendirirler. Millete hasım olan bu güruhun düşmanca düşüncelerini yeni nesillerin ibretle hatırlaması gerek. 27 Mayıs taraftarı dergisinde bu şenî düşünceleri kaleme alan azılı bir Kemalist yazarın yazısından bir bölüm:

“Türkçe ezan Türk vatandaşının aidiyet duygusunu güçlendirir, pekiştirir. Türkçe ezan okunması bir reformdur. Ancak bu reform silahla, kanla değil, Türkçe için mücadele eden Atatürk tarafından gümüş tepsi içinde sunulmuştur. (…) Türkçe ezan, daha 18’ine basamadan, gözler önünde boğazlanıp çöpe atılmıştır, tıpkı Genç Osman’ın boğazlandığı gibi. Türkçe ezanın tarihe gömülmesi, Türkiye’de Arapça ezanın diriltilmesi, şeyhlere, dervişlere, hacılara, hocalara, kısacası günümüzdeki ılımlı İslamcıların dedelerine sunulmuş bir taviz, bir ödündür. (…) Özellikle şeyhlere, seyitlere, Kürtçülere, bölücülere verilmiş bir ödün. Arapça ezanı isteyen, bekleyen onlardır, Türk halkı değil… Ezanın Arapça’ya çevrilmesiyle Türk dili dilim dilim edilmiştir. Okuldaki dil Türk’ün dilidir, kışladaki, sokaktaki dil Türk’ün dilidir ancak ezanın Arapça okunmaya başlanmasıyla artık minaredeki dil Türk’ün dili değildir. Türk mimarların, Türk mühendislerin, Türk işçilerin Türk ülkesine diktiği Türk minarelerinde Arap’ın dili yeri göğü inletmektedir. Şerefesinde sadece Arapça duyulan, Türk diline yer verilmeyen minarelere gönül rahatlığıyla ‘benim minarelerim’ diyebilir miyiz?” (Osman Nuri Çerman, Dinimizde Reform: Kemalizm, sayı: 12, 1960). Okumaya devam et

Share Button

28 Şubat’ta Kurtla Bir Olup Kuzuyu Yedikten Sonra Çobanla Ağlayanlar

28 Şubat’ta Kurtla Bir Olup Kuzuyu Yedikten Sonra Çobanla Ağlayanlar

(İşbu yazıdaki tipleri, fiil ve sıfatları 28 Şubat’ın azılı generallerinin ve onlara tahaccüb ve yaltaklık eden siyasîlerin, medya ve gazetecilerin, askerî ve sivil bürokratlarla işadamlarının özellikleri olarak okuyunuz)

***************************

“Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla oturup kuzuya ağlayanlar”dan kendinizi koruyunuz. Bu münâfıkları tanıyıp zararlarına mâni olmak Kur’ân-ı Kerim’in buyruğudur.

Sûret-i haktan, yani iyiden, doğrudan, adâletten, çobanın mazlum ve mazrurluğundan yana görünüp kurtlara, zâlimlere, tâgutî rejimin zorbalarına perestiş eden, despot cumhuriyetin cellâtlarına ve generallerine gülücük dağıtan, onların sofrasında yemlenen ikiyüzlüleri tanımak ve onları aramızdan kovmak İslâm’ın emridir.
Okumaya devam et

Share Button

ZORLU EŞİKTEYİZ, SIRAT KÖPRÜSÜNDEYİZ

ZORLU EŞİKTEYİZ, SIRAT KÖPRÜSÜNDEYİZ
Arap baharının tersine döndüğünü söylüyorlar. Oysa İslam baharı geliyor. Türkiye’nin yalnızlaştığını söylüyorlar, doğru söylüyorlar fakat propagandistlerin gözlerden saklamaya çalıştığı husus, Türkiye’nin Müslüman halklar nezdinde sürekli kalabalıklaştığıdır. Mısır’da askeri darbe yapılıyor, Türkiye darbeye destek vermiyor, tabii olarak katil cunta idaresi tarafından hasım haline geliyor ve Türkiye yalnızlaşıyor. Türkiye’nin Sisi tarafından terk edilmesi, bu şekilde bir yalnızlaşma yaşaması, kelimenin tam manasıyla bir şereftir. Türkiye yalnızlaşıyor, çünkü katiller, fahişeler, hırsızlar, gasıplar Türkiye’yi terk ediyor. Bu öyle bir yalnızlaşma ki, her açıdan “saflaşma”, “arınma”, “temizlenme”dir.
Bir insan (devlet), katillerle, zayıf durumunda münasebet kurmak zorunda kalsa, biraz gücünü topladığında onlara karşı tavır koysa, onlar da o insanı (devleti) terk etse, ne lazım gelir? El cevap, şükretmek lazım gelir. Türkiye hem safını ve istikametini sabit tutuyor hem de “saf”laşıyor, daha ne istiyorsunuz?
Rejimler, diktatörler, krallar, melikler, zalimler, katiller Türkiye’yi terk ediyor, elhamdülillah… Bunların her biri terk ettikçe, mazlumlar, mağdurlar, zayıflar, Müslümanlar, özellikle vurgulayalım ki samimi Müslümanlar Türkiye’nin yanında saf tutuyor, Türkiye’ye kalpten bağlanıyor. Türkiye’nin siyasi tesiri bu gün için azalıyor belki ama içtimai tesiri sürekli ve kalbi derinlikte genişliyor. Okumaya devam et

Share Button

Batı’nın Dümeninde İslam Devletlerinde Askeri Darbeler

Batı’nın Dümeninde İslâm Devletlerinde Askerî Darbeler
İslâm dünyası acziyet içinde kıvranıyor. Darbe ve kan hâkim. Suriye’den Mısır’a, Irak’tan Filistin’e… İslâm devletlerinin âcizliği elbette bizi üzüyor. Fakat Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bâzı İslâm ülkelerinin, kardeşlerini haince yemeye çalışan ABD kurdu ile bir safta olması daha üzücü. Bu âcizliğin kısa bir tarihçesini, yani İslâm devletlerinin Batı’nın dümen suyunda birbirini askerî darbelerle nasıl yok ettiklerini bilmeden gerçeği anlamamız zor.
İSLÂM ÜLKELERİNDE HER GÜN ASKERÎ DARBE, HER YER KAN
Mısır’da krallık idaresi1952’de general Muhammed Necib’in liderliğinde gerçekleştirilen askerî darbeyle son bulur. General Necib de 1954’de Cemal Abdünnasır’ın gerçekleştirdiği “darbe içi darbeyle” devrilir. Abdünnasır’la başlayan diktatörlük rejimi Hüsnü Mübarek’le devam eder. Müslüman Kardeşler ilk kez siyasî parti olarak seçimle iktidara gelir ve general Sisi tarafından kanlı darbe yapılır. Batı’nın payandaları generallerce yapılan Mısır’daki darbecilerin katliamı ABD’ye istinat edilerek yapılmıştır.
Irak’ta, Abdülkerim Kasım 1963’te gerçekleştirilen bir askerî darbeyle uzaklaştırılır. Bu darbeden sonra idare Baasçıların, daha sonra 1968’de gerçekleştirilen ikinci darbeyle ordu içindeki Baasçıların eline geçer. 1979’da Saddam Hüseyin tek lider sultasına dayalı bir Baas diktatörlüğünü yerleştirir.
Askerî darbelerin en çok yaşandığı ülkelerden biri olan Pakistan’da Ziyaül Hak örneği gibi darbeler herkesin mâlûmudur. Afganistan’da 1973’te Sovyetler’in desteğiyle gerçekleştirilen askeri darbe sonucu Zahir Şah tahttan indirilir ve yerine Davud Han geçer. Davud Han da 1978’de gerçekleştirilen bir darbeyle devrilir ve yerine Nur Muhammed Terakki getirilir. Terakki’nin sultası 1979’da Hafızullah Emin’in gerçekleştirdiği darbeyle son bulur. Afganistan’daki iç kavga onun döneminde artar ve darbeler daha sonra da devam eder. Okumaya devam et

Share Button

Kim Darbeci Generallerden Yana İse O, Katliam Ortaktır

Kim Darbeci Generallerden Yana İse O, Katliama Ortaktır

Türkiye’de ve dünyanın bütün ülkelerinde bir kısım generaller darbeci ve katliamcıdırlar. Mesleklerini pozitivist cihetiyle tâlim ettikleri için acıma ve merhamet duygusu taşımazlar. Aldıkları Harp Sanatı eğitiminin insanî, kalbî ve her şeyden önce İslâmî bir zemini olmadığından bir nekrofil, yani ölüsever karakterine dönüşebilirler. Bundandır ki dünyanın her ülkesinde bir kısım generaller katliam yapabilir, kan dökebilirler.
Generalliği nasıl anladıklarına bağlıdır darbecilikleri, yani katliamcılıkları. Pozitivist, acımasız ve katliam tutkusuna sahip küffar Batı “uygarlığı” eğitiminin bir ürünü olan general Türkiye’de de ve diğer ülkelerde de Batılılaşmanın ortaya çıkardığı bir üst asker tipidir.
Öyle ki karşı duracağımız zâlimler darbeci generaller olunca, yüreğimizi ve hafızamı daima diri tutmak, 27 Mayıs ve 12 Eylül generallerinin yaptıkları idamları ve katliamları unutmamak gerek. 27 Mayıs ve 12 Eylül’de darbelerine karşı duruşta ne hissettiysek, Adeviye Meydanı’nda aynı duygu ve düşünceler içindeyiz.
27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat generalleri Türk ülkesindeki Müslümanlara nasıl katliam ve işkenceler yaptılarsa, aynı kanlı ruhu taşıyan benzer generaller Adeviye Meydanı’nda İslâmca hürriyeti ve hakkı için nâra atan, gözyaşı döken ve darbeye karşı duranlara katliam ve işkence yapıyorlar. Türkiye darbeler tarihinde generallerin postalları altında ezilişimizin acılı yankıları Rabiatul Adeviye’de yankılanıyor şimdi. İki ülkede de zâlimler aynı; ölüsever ve darbeci generaller… Okumaya devam et

Share Button