Dirayet ve mukavemet üzerine iki kitap (günün kitabı)

DİRAYET MUKAVEMET HAYAT VE KAYNAKLARI
Hayat, dirayet ve mukavemet ile başlar, hamle ve inşa ile devam eder. Dirayet ve mukavemet mevziini veya hattını kuramayanlar, hayatın kaotik çalkantılarında boğulur ve asla hamle kuvveti ve inşa istidadı kazanamaz.
Mademki haramdan içtinap etmek, farzı ikame etmeye mukaddemdir, öyleyse dirayet ve mukavemet kuvvet ve mahareti önceliklidir.
Dirayet ve mukavemet mevziini kaybedenler, kaotik içtimai zeminin etki-tepki sarmalına mahkumdur. Oradan ne şahsiyet çıkar, ne dünya görüşü, ne de hamle ve inşa…
İki kitap, “Dirayet mukavemet hayat” ve “Dirayet ve mukavemetin ruhi kaynakları”…

20141107_161043

20141107_162016
_______________________________
Kitapların fiyatı 13.00 TL
Toptan (en az 10 adet) fiyatı 8.00 TL
Talep için müracaat NURİ YILDIZ
Telefon: 0530 696 93 04
E-mail: hacinuriyildiz@hotmail.com
__________________
NOT: Sipariş vereceklerin; 1-İsim ve Soyisim, 2-Adres , 3-Telefon, 4-TC numarası (fatura için) bilgilerini, Nuri Yıldız’ın e-mailine göndererek telefonla bilgi vermeleri rica olunur.
__________________
Banka Hesap Numarası:
Halk bankası K.Maraş merkez şubesi
TR 61 0001 2009 4720 0001 0304 75
________________________________
Basılan kitaplar
1-İslam Medeniyet Tasavvuru-1-Terkip ve Tefekkür
2-İslam Medeniyet Tasavvuru-2-İnşa Muhafaza Tecdit
3-İslam Medeniyet Tasavvuru-3-Şehir ve Medeniyet
Okumaya devam et

Share Button

HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-19-HZ. OSMAN(RA)-3-

O devirde artık, “Ben yanlış yaparsam, beni nasıl doğrultursunuz?” sorusuna kılıçlarını çekerek, “Bununla” diye cevap verecek güzide kadro da azalmış halde…

Diline sağlık, tam isabet. En mühim konulardan biri de o. O kadronun aksine öyle bir güruh çıkmış ki Hz. Osman döneminde… Hz. Ali ile Hz. Osman arasındaki mükâlemeler var. Daha önceki programda muhtemelen söylemişizdir. Aralarındaki sohbet esnasında Hz. Osman’a, Hz. Ali’nin bir takım itirazları, şikâyetleri var. Hz. Muaviye ile ilgili, şamdan bir takım şikâyetler geliyor. Hz. Ali’ye de geliyor. Sadece Hz. Osman’a değil. Hilafete geliyor tabi ki öncelikle. Hz. Osman’ın Hz. Muaviye’yi görevden almaması üzerine konu Hz. Ali’ye de gelmeye başlıyor. Hz. Ömer’in hitabına karşı sahabenin o verdiği tepkiyi Hz. Ali de veriyor. Hz. Ebu Bekir döneminde, Hz. Ömer döneminde bir takım yanlışlıklar görülse kılıçlara sarılacak bir kadro var fakat henüz müesseseleşmemiştir. Kılıca sarılmamak, zafiyet olarak görülebilir fakat hilafet makamına karşı, bir yanlışından dolayı, patavatsızca kılıç çekilir mi? Konu hassas, azami dikkat isteyen bir durum. En küçük yanlışta kılıçlara sarılan bedevi bir cemiyetten bahsetmek, adalet hassasiyetinden bahsetmek değildir. Hz. Ömer’in (RA) o sorusu, çok ciddi bir sorudur. Hangi yanlışta kılıç çekeceğinizi bilmezseniz, adil ve medeni bir cemiyetten değil, kavganın olağanlaştığı bir bedevi cemiyetten bahsediyorsunuz demektir. Küçük yanlışlar, konuşarak, istişare ederek çözülebilecek meseleler için kılıç çekilmez. Sonraları böyle anlaşılıyor mesela. Hz. Ali dönemine geldiğinde o karşılıklı çatışmalarda pratikten kaynaklanan bir takım hadiseler böyle olsa gerek. İslam’ın nazari çerçevesi ile ilgili her iki tarafın da problemi, farklı anlayışı yoktur ama kılıçlar çekilmiştir. O ayar o denge kurulamamıştır. Fakat Hz. Ali, Hz. Osman’a kılıç çekmiş değildir. Hz. Ali’deki (RA) derin idrak, kılıcın nerede çekilip, nerede kınında tutulacağını anlayan ve ölçülendiren muhteşem bir anlayış çerçevesi oluşturuyor. Okumaya devam et

Share Button

DÜŞÜNCE SİTELERİ NEDEN KAPANIYOR?

DÜŞÜNCE SİTELERİ NEDEN KAPANIYOR?
Beş-altı yıl kadar önce (bizim farkettiğimiz kadarıyla), internet ortamında sayamayacağımız kadar fazla “düşünce sitesi” açılmıştı. Bu siteler, Anadolu’dan çok sayıda insana “yazma” imkanı tanıyordu, böylece birçok kalem ortaya çıktı. Medyada sürüyle köşeyi kapmış “fikirsiz gazetecilere” mukabil, düşünce sitelerinde gerçekten fikir adamları ortaya çıkmıştı. Bunların bir kısmı piyasaya bir şekilde girdi, kalıcı oldu. Fakat düşünce sitelerinin arka arkaya kapatılmasıyla birlikte çok sayıda “fikir adamı” veya en azından “fikir adamı” adayı, yine kayıplara karıştı. Ciddi bir kayıp…
Düşünce siteleri neden kapandı, kapanıyor? Kurulması bir heves miydi? Hevesler geçince kapandı ve kayıplara mı karıştı? Gerçekten bunların içinde “heves” ile kurulanlar (açılanlar) vardır, onlar, hevesler kuruyunca kapanıp giderler. Fakat bazılarında ciddi kalem erbabı oluşmaya başlamıştı, onlara ne oldu? Oysa her biri birer “mektep” haline gelecek gibi görünüyordu.
Hevesle başlayanlar bir tarafa da, ciddi anlamda başlayanlar için de istikrar, dayanıklılık, ısrar gerekiyor. Niyetler ne kadar ciddi olursa olsun, niyetin arkasına güçlü bir irade, kesintisiz bir takip, hassas bir mesuliyet yığınağı yapılmazsa, işler daim olmuyor. Okumaya devam et

Share Button