Doğu’nun oğulları

Doğu’nun oğulları
Türkiye’de ma’rûfu emredip münkeri önlemeye çalışanlara, üstünlüğü soy, etnisitede görmeyenlere, takvâda üstünlüğü üstünlük bilenlere, millet olmayı Hazret-i Peygamberimiz’in ümmetine bağlayanlara, Türkiye’yi İslâm’ın etrafında toplanılan ülke ve vatan hâline getirmeye çalışanlara, hâkimiyetin kayıtsız şartsız İslâm’la meczolmuş millete ait olduğunu kabul edenlere, kendisini İslâm’dan başka hiçbir şeye mensup hissetmeyenlere, dil itibariyle Türk oluşunun “kan ve kemik olmadığına”, Türkçenin İslâm milletinin vecibelerini ilelebet taşıması gerektiğine ve bu keyfiyetin kendi dillerinde diğer Müslüman unsurlar için de geçerli olduğuna inananlara Doğu’nun oğulları denilir.

DOĞU’NUN OĞULLARINA İBNÜ’L İSLÂM DENİR

Doğu’nun oğulları ifadesi yalnızca Müslüman olanları haizdir. Doğu’nun oğullarına ibnü’l-İslâm, yani İslâm’ın oğulları da denilir. Bu ülkede en büyük şeref millet-i necibe’den, yâni Doğu’nun oğullarından olmaktır. Dünyanın neresinde olursa olsun bunlar kendilerini bilir, birbirlerini severler.
Okumaya devam et

Share Button

MUHSİN BEĞ’İMİZDEN HÜZÜN VAR BİZDE

Muhsin Beğ’imizden Hüzün Var Bizde
(Siyasetin alpereni, recüliyet ve karakter sahibi merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefat yıldönümü sebebiyle, daha önce neşredilen bu yazıyı bir daha paylaşmak istedik)

Zaman, soğuk mart ayının sonlarıydı. Gökte hakikat-ı ecel dolaşıyordu. Ölüm gelip konmuş karlı dağların yamaçlarına, emr-i Hakkın bildiricisi olarak bekliyordu.

Şol karlı dağlarda Muhsin Beğ’imiz kaldı, Kırmızı Gül kaldı, yüreklerimiz kaldı. Karlı dağ başında ölüm gelmiş beğ’imize / El vurup yâramızı inciten dağlardan haber gelmez. Çıkalım dağlara dağlara oy!

Geceler gündüzlere, gündüzler gecelere hüzünle bağlandı. Karlı dağları hüzün kapladı. Alperenlerin feryadı göklere erişti. Gözü yaşlı düştüler dağlara. Karlar üstünde gözyaşları vardı. Yıkılası dağlar, verin beğ’imizi.

Bir sancı bir sancı alperenlerin yüreğinde. Bir sızı bir sızı alperenlerin dilinde. Yandılar kavruldular keskin dağların soğuğunda. Ateşe kesildiler, ateşlerinden karlı dağlar korktu. Bütün acılarını yaydılar. Acılarından karlı dağlar ürktü. Dillerinde dualar, dillerinde feryatlar. Karlı dağlara dil döktüler. Verin beğ’imizi amansız dağlar diye inlediler. Okumaya devam et

Share Button

DOĞU’NUN OĞULLARI

Doğu’nun Oğulları
Türkiye’de ma’rûfu emreden, münkeri önlemeye çalışanlara, üstünlüğü soy, etnisite, zenginlik ve iktidar sahipliğinde görmeyenlere, takvâda üstünlüğü üstünlük bilenlere, millet olmayı Hazret-i Peygamberimizin ümmetine bağlayanlara, Türkiye’yi İslâm’ın, yani şeriatın etrafında toplanılan ülke ve vatan hâline getirmeye çalışanlara, hâkimiyetin kayıtsız şartsız İslâm’la meczolmuş millete ait olduğunu kabul edenlere, kendisini İslâm’dan başka hiçbir şeye mensup hissetmeyenlere, dil itibariyle Türk oluşunun “kan ve kemik olmadığına”, Türkçe konuşmanın tezahürlerinin İslâm milletinin vecibelerini ilelebet taşıması gerektiğine ve bu keyfiyetin kendi dillerinde diğer Müslüman unsurlar için de geçerli olduğuna inananlara Doğu’nun oğulları denilir.

Doğu’nun oğulları ifadesi yalnızca Müslüman olanları haizdir. Doğu’nun oğullarına ibnü’l-İslâm, yani İslâm’ın oğulları da denilir. Bu ülkede en büyük şeref millet-i necibe’den, yani Doğu’nun oğullarından olmaktır. Dünyanın neresinde olursa olsun bunlar kendilerini bilir, birbirlerini severler.

Türkiye’de, Doğu’nun oğullarının mânevî sulbü Semerkand ü Buhârâ ve umumen Türkistan diyârına tasarruf eden olan Ahmet Yesevî, İmam Maturidî, Abdulhâlik Gücdevanî, Şah-ı Nakşıbend Muhammed Buhârî Hazretleri gibi mürşid-i kâmillerden gelir ve Anadolu’da Yunus Emre, Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektaşî Veli, Mevlâna Hazretleri gibi ehlullah ve âl-i Osman’la devam eder. Bu sulb, Batı’nın oğullarının ilân ettiği Cumhuriyet’le önü kesilmeye çalışılsa da, önce yer altından, sonra yer üstünden akmaya devam etmektedir. Okumaya devam et

Share Button