EFENDİMİZ’İN ŞEHRİ MEDİNE

Efendimiz’in Şehri Medine

Medine’yi özlüyorum, içinde Efendimizin ruhaniyeti olan. Medine’nin yollarında çiçeklenmeye gidiyorum. Ali Hocam’ın ifadesiyle “hâlim vaktim yerinde mi öğrenmeye gidiyorum.”
Efendimiz’in mübarek ayaklarının bastığı Aîr (Ayr) Dağı’ndan geçip giriyorum Medine’ye. Dilimde âyetel kürsî, vecdle okuyorum yüreğimden ter boşanarak.
Medeniyetimizin menbaı, ilk darülislâm’ı Medine’nin semâlarına bir akça bulut gibi konuyorum.
Sonra Medine’nin kırk ikindi yağmurları altında Efendimiz’in hicretine katılan kutlu bir köle olarak ıslanıyorum. Efendimiz’in şereflendirdiği kutlu Hicret gününde dahil oluyorum Medine’nin huzuru yaşatan hayatına. Kalbim Medine’de Efendimiz Âleyhissalâtü Vesselâm ile şimdi.
Efendimiz’in, adını “kınanan nahoş yer” mânasına gelen Yesrib’den Medine’ye çevirdiği, Allah’ın âyetinde belde-i tayyibe ve medâin diye övülen ve Haşr sûresinde halkı medhedilen şehir! Kapına geldim, toprağını muhabbetle öperim senin şehir!
Kendine hicret edenleri seven, kendileri zaruret içinde bulunsalar da nimetini paylaşan Ensar’ın yaşadığı belde dârül hicre!
.

MEDİNE’NİN ÇERAĞI: MESCİD-İ NEBEVÎ
Okumaya devam et “EFENDİMİZ’İN ŞEHRİ MEDİNE”

“SAÇININ TEK TELİ İÇİN KAİNATI YAKARIZ”

SAÇININ TEK TELİ İÇİN KAİNATI YAKARIZ
“Saçının tek teli için kainatı yakarız” dediğimizde, Müslümanlar hamaset yaptığımızı, diğerleri de tahrik ettiğimizi düşünüyor. Ne hamaset yapıyoruz, ne de tahrik ediyoruz, tam olarak hakikati, O’nun hakikatini, kıymetini beyan ediyoruz. Bildiklerini anlamayan Müslüman fikir adamı(!) kılıklı insanlardan çektiğimiz çilenin hesabını yapamaz olduk ama O’nun kıymetini anlama hususundaki inisiyatifi onlara bırakmak tam bir tefekkür felaketi olur.
Bildiklerini anlamayanlara bilgilerini kontrol etmelerini söylemek beyhudedir. Yeryüzünde Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimize inanan bir tane bile insan kalmadığında, Cenab-ı Allah Azze ve Celle’nin bu dünyadaki rahmeti bitecek ve gazabı tecelliye gelmeyecek mi? O hadisenin adına kıyamet demiyor muyuz? Hatemül Enbiya Aleyhisselatü Vesselam Efendimize inanan tek insan kalmadığında, Cenab-ı Allah Azze ve Celle, tüm kainatı yakmayacak mı? Her şeyi dürüp büküp yok etmeyecek mi? Mahiyetinin ne olduğunu ve (kıyamet tasvirleri dışında) nasıl gerçekleşeceğini bilmediğimiz o büyük yokoluşun gerçekleşme şartı, O’na inanan bir tek insanın bile kalmaması değil mi? “Sakalının tek teli için kainatı yakarız” dediğimizde, bizzat Cenab-ı Allah’ın muradını kastetmiş olmuyor muyuz? Okumaya devam et ““SAÇININ TEK TELİ İÇİN KAİNATI YAKARIZ””

EFENDİMİZİN ŞEHRİ MEDİNE: MEDENİYETİMİZİN MENŞEİ

Efendimiz’in Şehri Medine: Medeniyetimizin Menşei
Medine’yi özlüyorum, içinde Efendimizin ruhaniyeti olan. Medine’nin yollarında çiçeklenmeye gidiyorum, “hâlim vaktim yerinde mi öğrenmeye gidiyorum.”

Efendimiz’in mübarek ayaklarının bastığı Aîr (Ayr) Dağı’ndan geçip giriyorum Medine’ye. Dilimde âyetel kürsî, vecdle okuyorum yüreğimden ter boşanarak. Medeniyetimizin menbaı, ilk darülislâm’ı Medine’nin semâlarına bir akça bulut gibi konuyorum. Okumaya devam et “EFENDİMİZİN ŞEHRİ MEDİNE: MEDENİYETİMİZİN MENŞEİ”