ERDOĞAN, ARINÇ, GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA

ERDOĞAN ARINÇ GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA
Recep Tayyip Erdoğan Akparti’nin lideridir, Bülent Arınç ise partinin ve hükümetin “akl-ı selimi”dir. Melik Gökçek ise, belediye başkanlarından birisi… Melih Gökçek’in mizaç deposundaki istidatları ve onlarla inşa ettiği (aslında gelişigüzel oluşan) şahsiyeti, ancak bir belediye başkanı olmaya kafidir ve daha ötesi o madenden çıkmaz.
Erdoğan ile Arınç arasındaki münasebet ve bu münasebetin üzerine oturduğu hukuk, hususi ve mahrem bir mahiyet taşır. İkisi arasındaki münasebetlere (itirazlar ve tartışmalar da dahil) kimsenin burnunu sokmaması gerekir. Erdoğan liderliğin ne olduğunu bilecek seviyede, Arınç ise bir meselenin nasıl çözüleceğini anlayacak seviyededir. Arınç’ın akl-ı selimi, meselenin suhuletle halline ve hasarın asgari seviyede tutularak neticelendirilmesine kafidir.
*
Bülent Arınç’ın Erdoğan hakkında, “hükümeti, kamuoyu önünde azarlar gibi tenkit etmemelidir” mealindeki ifadeleri doğrudur. Erdoğan, hükümetin başkanı da dahil olmak üzere tüm üyeleriyle istediği zaman ve istediği konularda konuşma ve fikirlerin söyleme imkanına ve iktidarına sahiptir. Ahmet Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın kıymet ve itibarını kabul ve teslim etmesi, çocuk gibi azarlanmasını meşru hale getirmez. Cumhurbaşkanının otoritesini ortaya koyması ve devlet cihazını cevval bir şekilde çalıştırması doğru ve haklıdır lakin üslubu ve meselenin konuşulma zemini hususunda dikkatli seçimler yapılmalıdır.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN, ŞİİLER VE YENİ HAÇLI İTTİFAKI

FETHULLAH GÜLEN, ŞİİLER VE YENİ HAÇLI İTTİFAKI

İhanet örgütü, Erdoğan ve Akparti hükümetini, sürekli Avrupa ve ABD üzerinden tenkit ediyor. Avrupa ve ABD’deki Erdoğan karşıtlığını esas alan tenkitler, üstelik de demokrasi-otoriterleşme üzerinden yürütülüyor. Her vesileyle Erdoğan’ın otoriterleştiğini, diktatoryal tavırlar sergilediğini, demokrasiden uzaklaştığını iddia eden ihanet örgütü medyası, bunları ya Avrupalı veya ABD’li bir siyasetçinin dilinden naklediyor.

Bu cürmünü o kadar aşikar ve cüretle işliyor ki, ABD ve Avrupa’nın Mısır’da darbeye darbe bile demediğini, darbe yönetimini açıktan desteklediğini umursamıyor. Yine Avrupa ve ABD’nin, İsrail’in Gazze’deki soykırımına açıkça destek vermesini hiç umursamıyor ama onların beyanlarıyla Erdoğan’ı dövmek için fırsat arıyor ve bulduğu her fırsatı da değerlendirmekten geri durmuyor.
Okumaya devam et

Share Button

FUAD AVNİ KİM?

FUAD AVNİ KİM?

Fuad Avni isimli twitter hesabının kimliği merak edilir olmuş. Hani şu, olacakları önceden bilen ve twitter’de yazan adam…

Kamuoyunun merakını giderelim… Öncelikle o twitter hesabı bir şahsa ait değil, Fuad Avni ismi de zaten (burasını kamuoyu biliyor) müstear isim.

Fethullah Gülen’in kurduğu ihanet örgütünün istihbarat kanadı, bilgileri bir merkezde topluyor ve değerlendiriyor. O merkez, Fuad Avni ismiyle bir hesap açtı ve o hesap üzerinden istihbarat bilgilerini kamuoyuna sunuyor. Böylece bir “mit” oluşturmaya çalışıyorlar.
Okumaya devam et

Share Button

ERDOĞAN’IN PARALEL ÖRGÜT STRATEJİSİ

ERDOĞAN’IN PARALEL ÖRGÜT STRATEJİSİ

İhanet örgütüyle savaş tüm şiddetiyle sürüyor. Bu savaşı yürüten ise Erdoğan… İhanet örgütü yayın organlarından her gün, “belde nerede, delil yok” diye avazı çıktığı kadar bağırıyor, delil olmadığını, hükümetin iftira ettiğini söylüyor. Başbakan ise her fırsatta paralel örgütün ihanetini anlatıyor ve onlara karşı acımasız bir mücadelenin sürdürüleceğini tekrarlıyor.

Meselenin delil-bilgi noktasında düğümlendiği anlaşılıyor. Dışarıdan bakanlar için delil-belge meselesi tabii ki önem arzediyor ama içeriden bakanlar (mesela başbakan) için bilgi kafi geliyor. Öyleyse belge-bilgi meselesi üzerine birkaç cümlelik de olsa kelam etmemiz lazım.
Okumaya devam et

Share Button

MUHALEFETİN ADAY STRATEJİSİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER

MUHALEFETİN ADAY STRATEJİSİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER

Muhalefetin aday stratejisi belli, “çatı aday” formülü ile seçimi kazanacağını düşündükleri bir yola başvurdular. Bu stratejinin altındaki psikolojik durum ise, Akparti ve Erdoğan’ın yenilmezliği ile ilgili “fikri sabit” haline gelen acizlik… Çatı aday formülü bir tercih değil, acizlikle malul hale gelen psikolojik süreçlerinin zaruri neticesidir.

Çatı adayın tercih edilmesi ile mecbur kalınması arasında psikolojik süreçler bakımından ciddi farklar var. Mecbur kalmış olmaları (ki vakıa böyle) artık siyaset üretmediklerini (hiç üretmediler ama darbe gibi ümit bağladıkları yollar vardı), sadece Erdoğan’a bakarak savrulduklarını, onun tavrına ve hareketine göre mevzilendiklerini gösteriyor. Yani üretemiyorlar, müthiş bir kabızlık hali var.
Okumaya devam et

Share Button

YANDAŞ MIYIZ?

YANDAŞ MIYIZ?

İhanet örgütü hükümeti destekleyen Müslümanları “yandaşlıkla” suçluyor. Bunu yaparken de CHP ve laik kesimin ucuzluğu ve ahlaksızlığına denk bir iğrençlikle yapıyor. Kendi ihanetlerinden hiç bahsetmeden teorik bazı doğruları alıyor, onları eğip büküyor, istismarın zirvesine kadar çıkıyor ve Müslümanları tenkit ve tehdit ediyor. Kendileri, Fethullah Gülen isimli “başhaini” kutsal bir varlık olarak görüp, her dediğini dinin hükümlerinden daha kıymetli görmek gibi bir zihni bataklığa saplandıkları için, Müslümanların hükümete ve Erdoğan’a verdiği desteği de şartsız ve mikyassız zannediyor. Kendi psikolojik dünyaları öyle organize olduğu için, başka bir ihtimal olduğuna kanaat getiremiyor, başka bir ihtimalin varlığına asla inanmıyorlar.
Okumaya devam et

Share Button

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(31.05.2014)-ALMANYA’DAKİ MÜLAKAT

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(31.05.2014)-ALMANYA’DAKİ MÜLAKAT

Yeni Şafak gazetesinin 31.05.2014 tarihli internet sitesinde bir haber ve haberin videosu var, haberin başlığı “Alman kanalı RTL’nin yayınlayamadığı Erdoğan röportajı”… Haberde, röportajın videosu da mevcut…

Hadise şu; Erdoğan’ın Almanya seyahati ve orada yaptığı konuşmada kendisini dinlemeye gelen gurbetçi vatandaşlarımızla röportaj yapmak için gelen RTL televizyon kanalı, Erdoğan aleyhine bazı beyanatlar almak derdiyle kıvranıyor ve üst üste Erdoğan aleyhine sorular soruyor. Röportaj yaptığı gurbetçi vatandaşımız ise müthiş cevaplar veriyor, muhabirin her defasında köşeye sıkıştırmak için sorduğu sorular vatandaşımız tarafından o kadar güzel şekilde cevaplanıyor ki röportajdan elde edilmek istenen maksadın tam aksin gerçekleşiyor. Ve Alman televizyonu o röportajı yayınlamıyor.

Önce röportajı nakledelim, sonra söyleyeceğimizi söyleyelim.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

Soma, ızdırabın bile nefessiz kaldığı belde… Bir insanın nefes alamaması, nefes alamadığı için hayatını kaybetmesi, en çok ihtiyacımız olan ama yeryüzünde bol miktarda bulunduğu için ticari meta haline bile getirilemeyen havayı bulamadığı için can vermesi… Çok derin bir acı… Hayatını kaybedenlerin son halleri görülemediği için facianın nasıl bir şey olduğunu tam bilemediğimiz, sadece nakillerle anlamaya çalıştığımız, hiçbir şekilde de ifade edemediğimiz bir ızdırap… Hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil, yaralılara acil şifalar dileriz.

Hadise gerçekten can yakıcı, akılları patlatıcı bir mahiyet taşıyor. Kurtarma çalışmalarındaki görüntülere bakınca insan zapt edilmez bir öfkeye kapılıyor. İnsan, sorumluların bir an önce bulunması, kanunun öngördüğü en ağır cezaya çarptırılmasını istiyor. Muhakkak ki, bir daha böyle bir hadisenin yaşanmaması için gereken tüm tedbirlerin alınması konusunda en titiz uygulama ve takiplerin yapılması gerekiyor.
Okumaya devam et

Share Button

KÜRESEL AKIL, FETHULLAH GÜLEN, 17 ARALIK DARBE RAPORU

KÜRESEL AKIL, FETHULLAH GÜLEN, 17 ARALIK DARBE RAPORU

Hareketini başlattığı günden beri Müslümanlardan ayrı durdu, özenle tercih edilen bir stratejiyi tatbik etti ve kendini ve örgütünü Müslümanlardan ayrıştırdı. Müslümanların hiçbir çalışmasının içinde yer almadı, Müslümanlarla beraber aynı kareye girmedi, Müslümanların dertleriyle asla hemhal olmadı. Buna mukabil, hiçbir İslami hassasiyeti olmayan liberallerle, batıcılarla, Hıristiyanlarla, Yahudilerle beraber hareket etti. Oralardan devşirdiği gücü Müslümanlar üzerinde bir sopa gibi kullandı.

Belli bir güç seviyesine kadar Müslümanlarla tartışmadı, onlarla birlikte hareket etmediği gibi onlara zarar da vermedi. Müslümanlar da, zarar vermemelerinden dolayı onların aleyhlerine olmadı, gittikleri yolu beğenmeseler de karşı çıkmadı. Belirli bir güç seviyesine ulaşınca, takiyye maskesini takarak, asla açıktan ve açığa çıkacak şekilde değil, gizli gizli Müslüman gurupları kuşatmaya, onları etkisizleştirmeye başladı.
Okumaya devam et

Share Button

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ

İşte bu… İki milyon insan bir meydana toplanır mı? İki milyon insan bir meydana niye toplanır? İki milyon insan bir meydana kim için toplanır? Bu ne muhteşem bir hadisedir.

Maya tutuyor sanki… Büyük dirilişini, büyük hamlenin, büyük doğumun mayası tutuyor olmalı… Yeniçağın içtimai altyapısı oluşuyor, cemiyet kazanındaki mayalanma hızla devam ediyor. Nasıl olabilir böyle bir şey? İki milyon insanın menfaatinin aynı istikamette olması muhal… İstanbul mitingi, ruhi bir şahlanıştır. Ruhun istikameti aynileşebilir, milyonlarca ruh bir merkezde birleşebilir, bir istikamete yönelebilir. Nefs ve akıl bu işin altından kalkamaz, nefs ve akıl bu çapta bir ittifak gerçekleştiremez.

Aylardır tüm tezvirata rağmen millet istikametini değiştirmiyor, mevzilerini terk etmiyor, liderini yalnız bırakmıyor. Muhteşem bir şey… Büyük doğumların sancısı da büyük olur, her şeyin güllük gülistanlık olmasını tabii ki beklemiyorduk. Birkaç ayda seksen yıllık iftira atıldı, seksen yıllık yalan söylendi ama belli ki bunlar büyük doğumun şiddetli sancılarıymış. Millet tüm saldırılara karşı zihninde çelikten bariyerler kurmuş. Artık ümitlenmek zamanıdır.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(14.03.2014)-BAK ŞU KONUŞANA,

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(14.03.2014)-BAK ŞU KONUŞANA,

Fethullah Gülen yine konuştu, İngiliz Financial Times gazetesine konuşmasını konuşmaktan sayarsak, evet, konuştu. Kendisini kafirlerin daha iyi anladığına kanaat getirmiş olması ilginç, Müslümanların yönettiği bir gazeteye veya televizyona konuşmaktan imtina ediyor ama nedense batılılara konuşmak konusunda hiç nazlanmıyor.

Bu adam niye sükut edemiyor? Hani sükut edecekti, hani tevazu maskeli kibirli edalarla “gerekirse sükut ederiz” diyordu. İç dünyasından nasıl bir baskı var ki, sükut bile edemiyor, çocuklar gibi ikide bir ortaya atılıyor. Hani küçük yaşlarda yeni bir şey öğrenen çocuklar, bunu birine anlatmak için çırpınırlar ya, o misal, adam biraz sükut ediyor arkasından “fikrim geldi” dercesine yerinden zıplıyor.

Yanlış anlaşılmasın, sükut etmesini istemiyoruz. Konuşsun ki ciğeri görünsün, konuşsun ki kırk yıldır takiyyesi açılsın, niyetleri ortalığa serpilsin. Fakat kendisi sükut ederiz demişti de, neden sükut edemediğini merak ediyoruz. Yaşını başını almış birisi, o yaşta bile sözünü tutamayacak kadar hafifmeşrep bir figürle karşı karşıyayız. Bizim için konuşması, konuşmamasından iyidir.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(11.03.2014)-EKREM’İN DUMANI TÜTMEYE BAŞLADI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(11.03.2014)-EKREM’İN DUMANI TÜTMEYE BAŞLADI

Fethullah Gülen örgütünün psikolojik süreçlerini takip ettiğimiz birkaç kişi var, başta “kainat imamı” olan Gülen’in kendisi… Lakin Gülen konuşmayı bırakıp “anlamlı sükuta” gömülünce elimizde kalan Ekrem Dumanlı ile Hüseyin Gülerce oldu.

Bir hareketin psikolojik halleri ve süreçleri, tetikçiler üzerinden takip edilmez, tetikçiler “emir kulu” olduğu için, onlarda tezahür etmez. Gazetelerindeki yazarlar, televizyonlarındaki programcılar, sahadaki abiler ve ablalar, birinin gördüğünü iddia ettiği rüyaya inanıp ölüme gidecek ahmaklardır veya Gülen’in “zafer yakındır” mealindeki bir cümlesinden her şeyin yolunda olduğuna inanacak kadar aptallardır. Buna karşılık, meselenin esasına vakıf, fırıldağın nasıl döndüğünü bilen kişiler, yani karar merciindekiler, yaşadıkları psikolojik süreçlerin ipuçlarını veriyor.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(09.03.2014)-BİR KAHRAMAN, EFKAN ALA

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(09.03.2014)-BİR KAHRAMAN, EFKAN ALA

Haberi biliyorsunuz, paralel savcı, İstanbul emniyet müdürlüğü, istihbarat şube müdürünü ifadeye çağırmış, şube müdürü de başbakanlık müsteşarı Efkan ALA’yı aramış, ne yapayım, nasıl tavır takınayım, diye… Efkan Ala da, savcıdan gelen yazıyı çöpe atmasını söylemiş…

Bu hadise çok önemli bazı mevzulara işaret ediyor. Hükümete karşı darbe teşebbüsünün nasıl önleneceği konusu ile ilgili temel siyasi mevzulardan birisidir. Yargı (veya ordu) içinde bir çete kurulmuş, işgal ettiği alanın (yargının veya askeriyenin) imkanlarını ve gücünü kullanarak hükümete karşı darbe planı yapmış ve teşebbüse geçmişse buna karşı nasıl mücadele edilir? Bu sorunun ve cevabının temelde iki boyutu var; birisi mevcut “kurulu düzen”, ikincisi, kurulu düzenin dışına taşan kısmı…
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(07.03.2014)-OPERASYON NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(07.03.2014)-OPERASYON NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

Son bir-iki aydır en çok sorulan soru bu; Fethullah Gülen örgütüne karşı operasyonlar ne zaman başlayacak? Hükümet ilginç bir şekilde operasyon sinyali vermiyor, sadece seçime yoğunlaşmış şekilde devam ediyor. Başbakan bir taraftan mutlaka hesap sorulacağını söylüyor diğer taraftan operasyonların ne zaman başlayacağına dair tek bir ipucu vermiyor. Son birkaç gündür seçim mitinglerinde “hesap sorulacağı” yolundaki ifadelerini arttırdı, buna rağmen hala seçimden önce operasyon yapılacağına dair bir alamet yok.

Neden bu kadar gecikti, neden hala başlamadı? Aslında bu soru stratejik bir mahiyet taşıyor, mesele sadece operasyondan ibaret değil. Başbakanın seçim programına bakınca, sanki seçime kadar paralel örgüte ihtiyacı varmış gibi bir manzara görülüyor. Mitinglerde CHP ve MHP ile ilgili üç cümle sarfediyorsa, paralel örgüt ile ilgili on üç cümle sarfediyor. CHP ve MHP ile ilgili sarfettiği cümleler de, Pensilvanya merkezli örgüt tarafından şantajla yönetildiği şeklinde.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-“KAİNAT İMAMI”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-“KAİNAT İMAMI”

Başbakan Erdoğan, Osmaniye’de düzenlenen mitingden sonra Ankara’ya dönerken, uçakta gazeteciler ile sohbet etmiş. Bu sohbet, haber ve köşe yazısı olarak birkaç gazetede yayınlandı. Yeni Şafak’ta yayınlanan ve bir tür röportaj niteliği taşıyan o sohbetin yazımızı ilgilendiren kısmı şöyle;

“Örgütlenme şemasını, imamları, kimin kime bağlı olduğunu biliyor musunuz?
Tabii, hepsini. Kainat imamı diye başlıyor. Altta kıta imamları. Mesleki imamlar… Aklınızın, hayalinizin almayacağı şeyler.”

Başbakan, örgüt şemasının ellerinde olduğunu, o şemanın tepesinde “kainat imamı”nın bulunduğunu söylüyor. Kim bu kainat imamı? Ve nasıl oluyor da “kainat imamı” diye isimlendiriliyor?
Okumaya devam et

Share Button

LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR?

LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR?

Lider yetiştirmek mümkün değil, hiçbir eğitim programı lider yetiştiremez. İdarenin için bile “okulu yok” denir, değil ki lider… İyi insan yetiştirebilirsiniz, akıllı ve donanımlı insanlar yetiştirebilirsiniz, uzman insan yetiştirebilirsiniz ama lider yetiştiremezsiniz. Liderler için bir eğitim programı geliştirilememiştir, geliştirilmesi de mümkün değildir.

Bakın Cumhuriyet tarihine, Özal ve Erdoğan’dan başka lider görebilir misiniz? Siyasi parti genel başkanları görebilirsiniz, cumhurbaşkanları, başbakanlar görebilirsiniz ama lider görebilir misiniz? Her siyasi görüşün, her fikriyatın kıymet verdiği insanlar var ama milletin yarısının gönülden bağlı olduğu bir lider bulabilir misiniz?
Okumaya devam et

Share Button

ŞU ZEYNELOV MESELESİ…

ŞU ZEYNELOV MESELESİ…

Mahir Zeynelov… Today’s Zaman muhabiri… Azerbaycan vatandaşı… Geçtiğimiz günlerde sınır dışı edildi. Sınır dışı edilme sebebi, Zaman gazetesinin haberine göre başbakanı eleştirmesiymiş. Pekala başbakanı nasıl eleştirmiş? Zaman gazetesinin 07.02.2014 tarihli haberinden takip edelim;

“Başbakan Tayyip Erdoğan da Zeynalov hakkında, “hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Zeynalov, geçtiğimiz hafta emniyet müdürlüğüne giderek suçlamalarla ilgili ifade verdi. Söz konusu suçlamalar, Zeynalov’un @MahirZeynalov hesabından attığı “Turkish prosecutors order police to arrest al-Qaeda affiliates, Erdoğan’s appointed police chiefs refuse to comply (Türk savcılar, polise El Kaide ile bağlantılı kişileri tutuklama emri verdi. Erdoğan’ın atadığı polis şefleri, bu emri yerine getirmeyi reddetti)” ve “Al-Qaeda’s Turkey operatives flee after Erdoğan-appoited officials block raid (Erdoğan’ın atadığı yetkililer baskını engelleyince, El Kaide’nin Türkiye mensupları kaçtı.)” şeklindeki iki tweeti kaynak gösterildi. Zeynalov, ifadesinde söz konusu tweetlerin medyada yayınlanan haberlere dayandığını ve hiçbir yorumda bulunmadığını dile getirdi.”
Okumaya devam et

Share Button

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI ŞİMDİ ÇÖKTÜ

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI ŞİMDİ ÇÖKTÜ

Başbakan İran’da… Gayet samimi görüşmeler yapıyor. Görüştüğü İranlı yetkililerin de yüzlerinde gülücükler var. Siyaset nasıl bir şey böyle, bir türlü anlamıyorum.

Başbakan İran’da yetkililerle çevresine gülücükler dağıtırken, arka planda İranlı başka yetkililer Erdoğan’a hakaretler ediyor. Hameney denen katil başının yetkililerinden birisi şu açıklamayı yapmış; “Erdoğan, Suriye krizinde daha çok, Siyonist rejimin komplolarının hizmetinde bir kukla gibi hareket etti” Nasıl? Ülkesini ziyaret eden, iyi ilişkiler geliştirmek isteyen bir komşu ülkenin Müslüman başbakanına bunu söylüyor it. Suriye’de Müslümanlara yardım eden Türkiye’den (tabii ki hükümetten) başka dünyada kimse yok, adam çıkmış “Siyonist rejimin kuklası” diyor. Suriye’de yüzbinlerce insan öldüren katiller sürüsünün başı, Erdoğan’ı İsrail kuklası olarak tarif ediyor. Müslüman kanı içe içe vampirleşen domuzlar sürüsü, Erdoğan’a en ağır hakareti ediyor hem de ziyaret öncesi yani ev sahibi olarak… Bu kadar iğrençlik, bu kadar alçaklık, bu kadar hainlik, bu kadar ahlaksızlık kafirde bile nadiren meydana gelir.
Okumaya devam et

Share Button

İSRAİL’İN ÖZRÜ ABD’NİN MAĞLUBİYETİDİR

İSRAİL’İN ÖZRÜ ABD’NİN MAĞLUBİYETİDİR
Türkiye değişiyor, bölge değişiyor, dünya değişiyor… Dünyadaki güç dengeleri derinden ve temelden sarsılıyor, yıkılıyor, güç yığınakları coğrafya değiştiriyor. Yeni denge simülasyonları yapılıyor, yeni denge denemeleri sahaya sürülüyor, yeni ittifaklar kuruluyor, yeni haritalar çiziliyor. Bir günde çok şey oluyor ve sayısız yeni denklem oluşuyor. Hiçbir şey bir sebebe bağlanarak açıklanabilme özelliğine sahip değil, her şey birçok sebebin terkibinin neticesi olarak zuhur ederken, bir sebep birçok neticeye meydana getirebiliyor. Kısacası dünya, bir açıdan girift, bir açıdan kaotik bir manzara arzediyor, tüm güç merkezleri de bu manzaraya kendi zaviyesinden müdahale etmek, kendi mevziinden tanzim etmek çabası içinde…
Böyle bir manzarada İsrail’in özür dilemesini değerlendirmek, en azından son on yıllık dünya ve bölge değerlendirmesini şart kılar. Bu çapta bir değerlendirme ise kitaplık hacimde bir çalışmayı gerektirir. Öyleyse özetleyelim…
Dünyanın batısı hızla geriliyor, doğusu hızla ilerliyor, kuvvet temerküzü batıdan doğuya doğru seyahat halinde. Batı yerinde dursa ve doğu gelişmeye devam etse bile yakın gelecekte dünyanın efendisi doğu olacaktır. Çünkü duranlar ne kadar ileride olursa olsun, yürüyenler tarafından geçilir.
İsrail, batı güç haritasında bulunduğu için, kendinden kaynaklanmasa bile batı ile birlikte zayıflıyor, inisiyatif kaybediyor, içinde bulunduğu siyasi güç haritası ile birlikte kaçınılmaz akıbete doğru hızla yol alıyor. Okumaya devam et

Share Button

BİR AHMET ALTAN PORTRESİ

BİR AHMET ALTAN PORTRESİ
Ahmet Altan, Taraf Gazetesindeki köşesinde, bir portreyi çizmek için fırça (kalem) sallıyor. Öncesini hatırlamıyorum ama Taraf Gazetesi çıkmaya başladığından beri aslında aynı portreyi çizmeye çalışıyor. Bu portreyi tanımaya ihtiyacımız var. Portreyi tanımadığımız için, değiştiğini zannediyoruz, oysa Altan değişmedi, portrenin yekununu görmeyenler değiştiğini zannediyor.
Önce portrenin ideolojik arka planına bakalım.
Ahmet Altan (aslında tüm Altan ailesi), her şeyin en iyisinin batıda olduğuna iman etmişlerdir. Bu o kadar sağlam bir imandır ki, batının hukuk, siyaset, iktisat ve hatta sanat metinlerini tercüme etmek onlar için kafidir. Aynıyla almakta bir mahzur yok aksine azami fayda vardır. Ferd, cemiyet, devlet, hayat, siyaset ve daha sayısız konuda hiçbir fikir sahibi olmamak, fikir sahibi olmaya ihtiyaç duymamak, bir yerde (batıda) stok halinde bulunduğunu düşünmek, kurtuluşun, onların birebir nakliyle mümkün olacağına iman etmek… Bu tespitler için delile ihtiyacı olanlar, Taraf gazetesindeki köşesini, geriye ve ileriye doğru okuyabilirler, geçmiş sayılarda mebzul miktar olduğu gibi, gelecek sayılarda da mebzul miktar bulacaklarından şüpheniz olmasın. Geçmiş sayılar neyse de, gelecek sayılarda olacağını nasıl biliyoruz, kahinlik mi yapıyoruz? Hayır, sadece bir insanın inandığını söyleyeme devam edeceğini kayda geçiyoruz. Okumaya devam et

Share Button