CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(16.02.2014)-ZİHNİ ÇARPIKLIĞIN MUHTEŞEM MİSALİ

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(16.02.2014)-ZİHNİ ÇARPIKLIĞIN MUHTEŞEM MİSALİ

Bugün gazetesi yazarı Gültekin Avcı, 15.02.2014 tarihli, “Beddua” isimli yazısında, aramakla ele geçmeyecek bir zihni çarpıklığın misalini sunmuş. Cemaat ile ilgili bazı gerçekleri yazıyoruz ama adamlar takiyye uzmanı Şiileri de geçtikleri için, “açıkça” söylenmemiş olanı inkar ediyorlar. Tüm faaliyetlerinde görülen ama kelama açıkça dökülmemiş gerçekleri inkar konusunda zirve yaptılar. Açıkça yazmadıkları için de, inkar ettiklerinde, aklı gözünde olanları veya cemaatin akıl garibanı tabanını ikna edebiliyorlar. Allah’a hamdolsun ki, cemaat nam örgütün kalemşorları çok sığ, karşı tarafı tenkit etmek için yazdıkları yazılarda, “şecaatin arzederken sirkatini” söyleyenlerin misali “itiraflarda” bulunuyorlar.

Eski savcı Gültekin Avcı, Ergenekon soruşturmaları zamanında mesleki birikiminden dolayı meşhur olan birisi… Türkiye’de, bir konuda bilgili olmak, her konuda konuşma hakkı verdiği, böyle bir zihni çarpıklık oluştuğu için, Gültekin Avcı’da, her konuda kalem oynatmaya başlamış. İyi de etmiş, Avcı’nın itiraf mahiyetinde olan yazısı olmasa, Fethullah Gülen örgütü ile ilgili bazı gerçekleri nasıl ispatlardık?

Başlayalım;
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(16.02.2014)-ZİHNİ ÇARPIKLIĞIN MUHTEŞEM MİSALİ”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(09.02.2014)-CEMAAT “DIŞ GÜÇ” OLDU

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(09.02.2014)-CEMAAT “DIŞ GÜÇ” OLDU

Yeni Şafak gazetesinin 09.02.2014 tarihli internet sitesinde “Şantaj Üssü Philadelphia” başlıklı bir haber var. Haber şu paragrafla başlıyor;

“Önce 7 Şubat, ardından 17 Aralık komplosuyla hükümete yönelik girişimlerini sürdüren ‘paralel yapı’nın, siyaset ve ekonomiye yönelik vesayet aracı olarak kullanmak için biriktirdiği ‘istihbarat arşivi’ni iki yıl önce kademeli olarak ABD’ye taşıdığı ortaya çıktı. Güvenlik birimlerinin takibinden kaçmak isteyen örgüt, kendilerine karşı kapsamlı bir soruşturma ihtimali belirince ‘delillerin ele geçirilmemesi için’ İstanbul-Bahçelievler ile İzmir-Çiğli’de saklanan istihbarat arşivini okyanus ötesine götürdü. Fethullah Gülen hareketine bağlı ‘paralel imam’ların, sözkonusu arşivi önem derecesine göre kademeli olarak naklettikleri öğrenildi.”

İşte meselenin püf noktası burası… Fethullah Gülen hareketi, bir legal bir de illegal kanadı olan kendi içinde de paralel bir yapıdır. İllegal kanadından legal kanatta faaliyet gösteren tabanın birçoğu habersizdir. Habersizdir ama illegal kanadı besleyen ve perdeleyen de legal kanadı temsil eden tabandır.
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(09.02.2014)-CEMAAT “DIŞ GÜÇ” OLDU”

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-5-TAKİYYE

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-5-TAKİYYE

İslam soslu bir eğitim vereceksiniz, cemaati prapsikolojik uygulamaların deneği haline getireceksiniz, bu yaptığınızı da tüm Müslümanlardan gizleyeceksiniz… Bu nasıl olacak? Bunu yapabilmeniz için ihtiyaç duyduğunuz sihirli kelime, takiyyedir.

Takiyye öyle ilginç bir yoldur ki, bir cemiyetin içinde o cemiyet ile zıt bir cemaat kurabilme imkanı veriyor. Takiyye, dünyada bir çok fikri ve siyasi hareketlerin bir derecede uyguladığı metotlardan biridir ve zannedildiğinden çok daha yaygındır. Fakat bu metodun kurucuları ve uzmanları Şiilerdir. Üstelik Şiilerde bu metoda dair yüzlerce yıllık tecrübe müktesebatı da mevcuttur.

*
Takiyyenin temel iki özelliği var; birincisi normalin dışına çıkan (yani anormal) bir fikri yapıyı empoze etmek, ikincisi ise bunu cemiyete rağmen yapmak… Bu iki şartı aynı anda gerçekleştirebilmek için takiyyeye ihtiyacınız vardır.
Okumaya devam et “CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-5-TAKİYYE”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(08.02.2014)-GÜLAY GÖKTÜRK VAKASI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(08.02.2014)-GÜLAY GÖKTÜRK VAKASI

Cemaatin Bugün gazetesi yazarı Gülay Göktürk’ün, 07.02.2014 tarihli “İspatlayamıyorsanız susun” başlıklı yazısı dikkat çekicidir. Gülay Göktürk, Zaman gazetesindeki Etyen Mahçupyan gibi kendi fikrinde ısrarlı ve kendi istikametinde tutarlı bir kalemdir. Kısacası sağlam bir kalemdir.

Gülay Göktürk, bir müddetten beri “paralel yapı” ile ilgili tespitler ve tenkitler yapıyor, tehlikelerine dikkat çekiyor. Hem de Bugün gazetesinde, yani cemaatin gazetesinde…

Ergenekon medyasının başlattığı, şimdilerde de cemaat medyasının devam ettirdiği “yandaş” gazetecilik kavramı, Bugün ve Zaman gazetesindeki yazarlar için tutmuyor. Cemaat, kendi medyasında, maaşını kendilerinin verdiği yazarlar tarafından hem de kalbinden vuruluyor. Artık anlaşıldı ki, cemaat, kendi yeminli mensuplarından başka kimseyi etkileyemiyor, kendi cemaat bünyesinin dışında kimseye ulaşamıyor. Bunun birkaç tane istisnası, Ali Bulaç gibi, Şahin Alpay gibi maaşlı tetikçilerden ibaret… Gerçekten fikri olan, fikrinin namusunu taşıyan, fikrini şahsiyetinin merkezine yerleştiren kalemlere hiçbir etkide bulunamıyor.
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(08.02.2014)-GÜLAY GÖKTÜRK VAKASI”

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-4-CEMİYETTEN SOYUTLANMAK…

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-4-CEMİYETTEN SOYUTLANMAK

“Normal ölçüsü” arayışı çok girift bir meseledir. Psikiyatrinin ve psikolojinin hala altından kalkamadığı, hala bir ölçü geliştiremediği bilinmeli. Psikiyatrinin “normal ölçüsüne” ihtiyacı hayati mahiyettedir, bu ölçü olmadan hastalarını teşhis ve tedavi edemez. Bu sebeple psikiyatrinin normal ölçüsü arayışından vazgeçmesi düşünülemez.

Psikiyatri ve psikolojinin bulamadığı ve geliştiremediği “normal ölçüsü”, kültürler tarafından tayin edilmeye çalışılmıştır. Her kültür evreni, kendi esaslarına ve hassasiyetlerine göre bir normal ölçüsü geliştirmiştir. Keza, kültürlerle birlikte hayat da bir normal ölçüsü ortaya koymaktadır.
Okumaya devam et “CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-4-CEMİYETTEN SOYUTLANMAK…”

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-3-PARAPSİKOLOJİK METOTLAR

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-3-PARAPSİKOLOJİK METOTLAR

Beyin yıkama metodu da bir eğitimdir. Eğitim modellerinin uç noktasında bulunur. Normal ötesidir, hem metodik olarak normal ötesidir hem de neticeleri bakımından normal ötesidir. Kısacası paranormal metotlardır.

Batıdaki adıyla parapsikoloji, doğudaki adıyla mistik bazı uygulamalardan bahsediyoruz. İslam ve İslami tedrisat, ne doğudaki mistik uygulamalara ne de batıdaki parapsikolojik metotlara cevaz verir.
Her kültür evreni “normal ölçüsünü” kendine göre tarif ve tayin eder, bundan dolayı başka bir kültür evreninin normal ölçüsü, paranormal görünür. Bu zaviyeden bakıldığında İslami tedrisat, batı pozitif eğitim anlayışına göre (ama parapsikolojiye göre değil) paranormal görünür. Bunun gibi, batı pozitif eğitim anlayışı ile birlikte parapsikolojik metotlarda İslami tedrisata göre paranormal alandadır. Normal ölçüsünde müşterek bir zemin olmadığı için, her kültür evreni kendi dışındakileri normal dışı olarak tarif etmekte ve kendi normal ölçüsünü dayatmaktadır. Bu mesele derin ve girifttir ve uzun izahları gerektirir. Bizim burada esas aldığımız kıstaslar manzumesi, İslam’dır ve İslami tedrisattır. Çünkü Fethullah Gülen Müslüman olduğunu söyleyen, dolayısıyla İslami tedrisata göre kendini savunacak olan birisidir.
Okumaya devam et “CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-3-PARAPSİKOLOJİK METOTLAR”

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-2-BEYİN YIKAMA METODU

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-2-BEYİN YIKAMA METODU

Cemaat nasıl bir eğitimden geçiriliyor? Kimse bu soruyu sormuyor ve cevabının peşine düşmüyor. Herkes, cemaatin yapısı nasıl, örgütlenme modeli nedir, nasıl bir inanç haritasına sahiptir gibi soruların peşinde. Temel soru olan “nasıl bir eğitim?” sorusu cevaplanmadan, diğer soruların hiçbirinin cevabı bulanamaz.

“Cemaat nasıl bir eğitimden geçiriliyor?” sorusunun sorulmamasının esas sebebi, bu sorunun cevabının bilindiği zannı. Türkiye’de genellikle cemaatlerin nasıl bir eğitim uyguladığı, özel olarak da nurcuların nasıl bir eğitimle ilgilendikleri bilindiği için, Fethullah Gülen cemaatinin de aynı eğitimi uyguladığı kanaati yaygın. Bir konunun anlaşılması ve araştırılmasının önündeki en büyük engel, o konunun bilindiği zannıdır. İnsan, bildiğini düşündüğü konu üzerinde düşünmez ve araştırma yapmaz. Fethullah Gülen’in sahip olduğu en orijinal “perdeleme” imkanı, işte bu kanaat…
Okumaya devam et “CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-2-BEYİN YIKAMA METODU”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(06.02.2014)

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(06.02.2014)

Cemaatte büyük bir panik var. Farkettirmemeye çalışıyorlar ama içinde olmayanların hayal bile edemeyeceği kadar büyük bir panikten bahsediyoruz. 25 Aralık operasyonunun engellenmesinden sonra başlayan süreç şu; cemaatin yeraltı unsurları hızla evrak temizliği yapıyor, tüm adresler değiştiriliyor, tüm kod isimler terkediliyor, yeni şifreler ve parolalar hazırlanıyor. Özet olarak cemaatin yeraltı kanadı baştan sona yenileniyor.

Cemaatin yeraltı unsurlarının faaliyetlerinden hem cemaatin yerüstü (kanuni) unsurları haberdar değil hem de kamuoyu haberdar değil. Şu anda yeraltında MİT ile cemaatin ilgili unsurları arasında dehşet bir mücadele var. Yeraltı unsurlarının tamamı takip ediliyor, adım adım izleniyor, hızlı şekilde ve kapsamlı raporlar tanzim ediliyor. Bundan önceki yeraltı örgütü ile ilgili yeterli bilgiler vardı, cemaat, Aralık ayında başlattığı operasyonun başarısız olmasından dolayı birçok biriminin açığa çıkmasından felaket şekilde endişeli.
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(06.02.2014)”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(05.02.2014)

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(05.02.2014)

Mehmet Kamış, bugün (05.02.2014), “Başbakan bir daha balkon konuşması yapabilir mi?” başlıklı bir yazı yazdı. Yazısına, başbakanın bir balkon konuşmasından belli bölümü iktibas ederek başlıyor ve şu tenkitleri yapıyor.

“Peki bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, böyle bir konuşma yapabilir mi? “Bize oy veren ya da vermeyen bütün vatandaşlar sizi anlıyoruz, hassasiyetlerinizi, kaygılarınızı ve korkularınızı anlıyoruz. Biz de o hassasiyetlerinize göre hareket edeceğiz.” diyebilir mi? Bu sözleri söylese de inandırıcı olabilir mi?
Benim kanaatim odur ki, Başbakan böyle bir konuşmayı kendisi de yapmaz. Çünkü Türkiye’nin başbakanı olmaktan çoktan vazgeçti. Önce kendi partisinin başbakanı haline geldi, daha sonra da parti içinde bir kliğin başbakanı olmayı tercih etti. Bugün sadece o oligarşik kliğin söylediklerine inanan ve onun haricindeki her şeye ve herkese savaş açmış bir başbakan durumunda.”
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(05.02.2014)”

YENİ YAZI SERİSİ; CEMAAT GÜNLÜKLERİ

YENİ YAZI SERİSİ; CEMAAT GÜNLÜKLERİ

Fethullah Gülen cemaati Müslümanlar savaş açtı. Bu savaşı günlük olarak takip ediyoruz, çünkü Müslümanların derdiyle dertlenmek gibi bir hassasiyetimiz var. Sitemizde meseleyle ilgili yazılar yayınlanıyor, okuyucularımızın malumu… Savaşın kısa sürede bitmeyeceğinin anlaşıldığı günden beri konuyu “günlükler” halinde takip etme düşüncesindeyiz ama bir türlü fırsat bulup başlayamadık.

Artık başlıyoruz…

Fırsat ve zaman buldukça, günlük gelişmeleri takip edip, belirli bir kompozisyon içinde ve kısa notlar halinde değerlendirmeye çalışacağız. Savaşın aşamalarını, karşılıklı hamleleri, hangi hamlenin nasıl bir netice doğuracağını ila ahir değerlendirmeye alacağız.
Okumaya devam et “YENİ YAZI SERİSİ; CEMAAT GÜNLÜKLERİ”

CEMAAT NE DURUMDA?

CEMAAT NE DURUMDA?

Cemaatin Müslümanlara açmış olduğu savaşta son durum nedir? Başka bir ifadeyle savaşın hasar tespitini yapmak gerekirse nasıl bir tablo çıkar?

Bu soruların sıhhatli cevabını bulmak için biraz geriye gidelim ve bir özet çıkaralım. Cemaat, bütün sinsiliğini kullanarak, tüm sadakat ve vefa duygularını çöpe atarak, kendine teslim edilmiş her türlü kıymete (makam, para, müessese) ihanet ederek birkaç yıldan beri geniş kapsamlı ve çok sayıda operasyon planlaması yaptı, malzemelerini topladı ve nihayet 17 Aralıkta saldırıya geçti. Deşifre olan ve internete düşen telefon kayıtlarından da anlaşılacağı üzere operasyonlar, “kesin neticeli” mahiyet taşıyordu ve başarısızlık ihtimali sıfır olarak öngörülmüştü. O kadar büyük bir taarruz gerçekleştirdiler ki, ta başından beri şunu iyi biliyorlardı; “başaramazsak yok oluruz”. Yani dönüşü yoktu, yani operasyona başladıkları saatten itibaren hedefe ulaşmak zorunda olduklarının, tekrar barışma imkanlarının olmadığının farkındaydılar. Bu sebeple de tüm güçleriyle saldırdılar, öyle ki hükümetin bilmediği, sadece kendilerinin bildiği bazı insan kaynaklarını da cepheye sürdüler. Resmen hiçbir zaman kabul etmeseler de, yapılan operasyonu, basın yayın organları vasıtasıyla militanca savundular, hükümetin karşı hamlelerini ise sürekli tenkit ettiler.
Okumaya devam et “CEMAAT NE DURUMDA?”

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-1-GİRİŞ

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-1-GİRİŞ

İman çok nazik bir ruhi temayüldür. Muhafaza etmek için keskin bir hassasiyet, ince bir rikkat, kesif bir dikkat ister. Asla hoyratlık, kabalık, serkeşlik, serserilik, savrukluk kabul etmez.

İslam’ın teklif ettiği iman, diğer dinlerin ve düşünce akımlarının inanç tekliflerine benzemez. İslam imanı, berrak, saf, temiz bir mahiyete, dosdoğru bir istikamete, muhteşem bir terkip mimarisine, ruhu mutmain eden bir muhtevaya sahiptir. Herhangi bir harici unsurun dahline (şirke) tahammül etmez.

İslam’ın teklif ettiği iman, doğrudan ruha hitap eden bir berraklığa sahiptir. İman, nefs seviyesinde kalır ruha ulaşmazsa, aklı, akl-ı selime tahvil edemezse, idraki, feraset ve basiret haline getiremezse, sureta imandır ama kendinden beklenen tesirleri ve neticeleri gerçekleştirmemiştir. Ruha ulaşan ve kalbe yerleşen, akl-ı selimi inşa eden, idraki feraset ve basiretle taçlandıran iman, küfrü, en ince tezahürlerinde bile tanıyan ruhi hususiyet ve kalbi maharet kaynağı haline gelir.
Okumaya devam et “CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-1-GİRİŞ”

TÜRKİYE’DE MÜCADELENİN NİRENGİ NOKTASI DEĞİŞTİ

TÜRKİYE’DE MÜCADELENİN NİRENGİ NOKTASI DEĞİŞTİ

Fethullah Gülen, Akparti’ye ve onunla birlikte Müslümanlara savaş açtığı 17 Aralık tarihinden beri bazı şeyler açıkça ortaya çıkmaya başladı. 17 Aralık operasyonundan sonra yaptığı ve herkul.org sitesinde yayınlanan konuşmalarında, yolsuzluk, rüşvet gibi konularla ilgili dini ıstılahları kullanıyordu. Meseleye İslami açıdan baktığı kanaati oluşturmak çabasındaydı, doğrusu o pozisyonu daha sağlamdı. Gülen cemaatin taarruzu durdurulup da, karşı taarruzlar başladıktan sonra hem Gülen hem de cemaati ve basın yayın kuruluşları, gözle görülür şekilde meseleyi, “demokrasi”, “hukuk”, “insan hakları” merkezine taşımaya başladı.

Fethullah Gülen, BBC’ye verdiği röportajında (ki bugün itibariyle son konuşmasıdır), dini kaynaklara atıf yapmayan bir siyasetçi edasıyla meseleyi tamamen demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi meşhur argümanlarla izah etmeye çalışıyor. BBC röportajı, Gülen ve cemaatinin stratejisindeki kırılmayı açıkça ortaya koydu, artık karşımızda bir siyasetçi var.
Okumaya devam et “TÜRKİYE’DE MÜCADELENİN NİRENGİ NOKTASI DEĞİŞTİ”

YENİÇAĞIN İLK BÜYÜK İMTİHANI

YENİÇAĞIN İLK BÜYÜK İMTİHANI
Akparti ülkede üst üste üç genel seçim, iki mahalli seçim, iki de referandum kazandı. Başarılarıyla birlikte oyları da sürekli artan bir grafik çizdi. Ülkenin iktisadını sağlam bir zemine oturttu, buradan aldığı güçle silahlı ve silahsız vesayetin hesabını gördü. İki bin onlu yıllara geldiğinde içeride yeterince yerleşmiş, güçlenmiş ve kökleşmiş olarak hariciyeye yöneldi. İçerideki pislikleri temizleyinceye kadar dışarıdaki pisliklerle kavga etmeyen Akparti, içeriyi güçlendirdikten sonra dışarıya dönük hamleler yapmaya başladı.

Allah’ın takdiri, bu demde Arap dünyası patladı. Kağıttan kaplan gibi Arap diktatörler arka arkaya devrilmeye başladı, Tunus, Mısır, Libya, Yemen… Yapılan seçimlerden Müslümanlar galip çıktı ve iktidara geldi. Ne kadar güzeldi.

Ne var ki fazla sürmedi, devrim dalgası önce Suriye’de hain ve katil Şii sürüleri tarafından durduruldu. Sonra Mısır’da darbe oldu, Tunus da neredeyse Mısır’ın akıbetine uğruyordu. Katar’da ise sessiz darbe yapıldı ve iktidar tekrar ABD, İsrail safına geçti. Sonunda sıra Türkiye’ye geldi, ümmetin karargahını kuşattılar ve şiddetli dalgalar halinde saldırmaya başladılar.
Okumaya devam et “YENİÇAĞIN İLK BÜYÜK İMTİHANI”

BAŞBAKANIN CEMAATE KARŞI STRATEJİSİNİN TEMELİ

BAŞBAKANIN CEMAATE KARŞI STRATEJİSİNİN TEMELİ

Cemaat, kanalizasyon çukurlarında gözlerden uzak şekilde hazırladığı planlarını, devletin çeşitli organlarında (mesela yargıda) usulsüz ve hukuksuz şekilde operasyona dönüştürüyor. Kanalizasyon akan beyinlerden çıkan planlar, iğrenç uygulamalara dönüştürülürken, cemaatin medyası ise telif hakkını üstlenmiyor ve yolsuzluk naraları atmayı sürdürüyor.

Şimdi herkes şu soruyu soruyor; Hükümet meseleyi doğru ve derinliğine teşhis etmesine rağmen neden karşı operasyonlar başlatmıyor? Hükümetin karşı operasyon yapacak gücü tabii ki var, mesele bu gücün olup olmaması değil. Hükümet, ülkeye, ülkedeki atmosfere hakim oldu, 17 Aralık operasyonundan kısa süre sonra meseleyi teşhis etti ve tedbirlerini almaya başladı. Şu anda cemaatin lağımlarda saklanan kamikazelerine rağmen duruma hakim. Karşı operasyon yapmak için kafi gücü de olduğuna göre neden başlatmıyor beklenen operasyonları? Şimdilerde, cemaat de dahil tüm kamuoyunun merak ettiği bu sorunun cevabı, meseleyi izah etmek için doğru bir başlangıç noktasıdır.
Okumaya devam et “BAŞBAKANIN CEMAATE KARŞI STRATEJİSİNİN TEMELİ”

CEMAATLE MÜCADELEDEKİ TEHLİKE

CEMAATLE MÜCADELEDEKİ TEHLİKE

Cemaat ihanet etti. İhanet etmeden önceki adı, cemaat, hizmet, gönüllüler hareketiydi. İhanet ettikten sonra kaçınılmaz olarak başka isimler lazım oldu. İhanet ile mütenasip isimler gerekiyordu ki ihanet belli olsun. İhanetten önceki isimlendirmelerin tamamı meşruiyet ifade ediyordu. İhanet ile meşruiyet bir arada bulunmayacağı için, yeni haline uygun yeni isimler şarttı.

İhanetini ifade etmek için paralel devlet, örgüt, çete gibi isimler kullanıldı, ihanetinin derinliğini göstermek içinse “haşhaşiler” isimlendirmesi yapıldı. Bu isimlendirmeler yanlış mıydı? Hayır, duruma uygun kelimelerdi bunlar…

İhanet görülüp de ihanete uygun isimlendirmeler yapılmaya başlayınca, illegal örgüt olduklarını anlatmak için birçok konu gündeme getirilmeye başlandı. Mademki örgüttü, mademki ihanet etmişti, o zaman örgüt olduklarını kamuoyuna açıklamak gerekiyordu.
Okumaya devam et “CEMAATLE MÜCADELEDEKİ TEHLİKE”

DOST KAVGASI HAKİKAT KATİLİDİR

DOST KAVGASI HAKİKAT KATİLİDİR

Dost kavgası çok vahimdir, malzemesi dostluktaki sır birikimdir. Dostlar, aynı cephede mevzilenmiş kıtalar olduğu için, birbirinin kalbini bilir, birbirinin kalbine nişan alır. Düşman cephedeki askerlerin kalbini bulamazsınız, kalbini vuramazsınız, kendi cephenizdeki kıtaları ise tam kalbinden vurma imkanınız var. Cephe içi savaş ise düşmanla yapılan savaştan daha şiddetlidir çünkü her iki tarafta birbirinin kalbini (sırlarını) bildiği için, savaşı hızlı ve çabuk bitirmek ister. Hızlı ve kesin neticeli savaş olması kaçınılmaz hale gelince, şiddetini ayarlamak imkansızdır.

Düşmanla savaşta bile “ölçü”nün muhafaza edilmesi, savaş hukukuna ve ahlakına riayet edilmesi gerekir, dost savaşında ise ölçünün muhafazası elzemdir. Ne var ki tam aksine tecelli eder, dost savaşında ölçü imha edilir, hakikat katledilir. Bu netice, dost savaşının tabiatından kaynaklanır çünkü dostlar birbirinin fikri ve itikadi kaynaklarını, mevzilerini, mesnetlerini bilir. Savaş ise zaten bu noktalarda yürütülür. Bu mevzileri vurmaya başlayan bir savaşın ilk katlettiği kıymet, hakikattir.
Okumaya devam et “DOST KAVGASI HAKİKAT KATİLİDİR”