DEHŞETENGİZ HESAPLAŞMA

DEHŞETENGİZ HESAPLAŞMA
Tayyip Erdoğan paralel ihanet örgütüne her istediğini verdi, onlar sinsice Erdoğan’ın kuyusunu kazdı. Tayyip Erdoğan seksen yıllık Kemalist rejimin zulümle ürettiği ve büyüttüğü Kürt meselesini, “siyasi hayatıma mal olsa da çözeceğim” dedi, cumhuriyet tarihinde Kürtlere en fazla hakkı verdi, HDP ve PKK ihanet örgütü Erdoğan’ın kuyusunu kazdı. Erdoğan, tüm dünyanın İran’a karşı cephe aldığı dönemde İran’ı destekledi, İran ve Şiiler Erdoğan’ın kuyusunu kazdı.
Bu misaller, kamuoyunun gözünün önünde cereyan etti, kapalı kapılar arkasında değil. Paralel ihanet örgütü, bu ülkede herkes gibi Kemalistlerden zulüm gördü, Erdoğan geldi onların zulmünden kurtardı, onlar sinsi ihanet planlarıyla darbeye kalkıştılar. Kemalistler seksen yıldır Kürtlere, çarşıda bile Kürtçe konuşturmadı, Erdoğan geldi Kürtçe televizyon bile kuruldu, Kürtlerin haklarını savunduğunu iddia eden HDP ve PKK ihanet örgütleri, sinsi planlarla silah depoladılar. Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-21-AKIL ÜZERİNDE İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-21-AKIL ÜZERİNDE İSTİBDAT

Akıl ya nefsin emrindedir ve onun kaynaklarını (yani enerjisini) kullanır veya ruha bağlıdır (akl-ı selim haline gelmiştir) ve enerjisini doğrudan ondan alır. İnsanın iç dünyasında iki adet enerji merkezi vardır, ruh ve nefs… Akıl kendi enerjisini üretemeyen, bu iki merkezden birine ihtiyaç duyan, enerjisini aldığı yere de bağlanan bir idrak merkezidir. En gelişmiş ve güçlenmiş akıl bile enerji üretemez, sadece bağlı olduğu merkezden (ruh veya nefsten) enerji talep eder ve onları harekete geçirerek ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretmelerini sağlar. Bu iki merkezin ikisinde de enerji üretimi yoksa akıl yalnıza başına insan iç alemini yönetemez.

Fethullah Gülen, bağlılarında suni zihin inşa ederek, nefsi zapt altına almış ve enerji üretimini sıfıra yaklaştırmış, ruh ile irtibatını keserek oradan gelen enerji kaynağını da kurutmuştur. Geriye sadece kendisi kalmış, bağlılarının zihni evreninde akıl ile ruh arasındaki irtibat noktasına oturmuş, onların enerji ihtiyacını kendisi karşılamaya başlamıştır.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-20-İNŞA EDİLMİŞ ZİHNİ EVREN

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-20-İNŞA EDİLMİŞ ZİHNİ EVREN

İnsan zihni nasıldır, bir müminin zihni evreni nasıl olmalıdır, suni zihni evren inşası nedir? Meseleyle ilgili hayati ehemmiyetteki sorular bunlar, bu sorular doğru cevaplandığında Fethullah Gülen meselesi vuzuha kavuşur.

Zihni evren, kalbi evrenden (ve tabii ki ruhtan) doğan mizaç, istidat, mecra gibi mevzularla ifade edilen, nefs, zeka, akıl, hafıza, vicdan, irade, tefekkür, duygu ve benzeri varlık ve vakıaların ikinci doğumunu yaşadığı, kalbi evrenden müstakil hale gelemeyen ama ona karşı muhtariyetini kazandığı mahaldir. İnsanın enfüsi dünyasında meydana gelen varlık ve vakıaların kalpten kaynaklanmasına rağmen kendini gerçekleştirdiği ve insanın doğrudan kullanmasına müsait hale geldiği ana evrene zihin diyoruz. Bu varlık ve vakıaların her biri hem tek tek hem de birlikte kalbe ve ruha irtibatlıdır ve bu irtibat koptuğunda varlığını veya akışını gerçekleştiremez.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-19-MANEVİ İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-19-MANEVİ İSTİBDAT

Fethullah Gülen bir taraftan İslami ölçüleri farklı ve maksat dışı terkibe tabi tutarak mistik bir muhteva oluşturuyor ve insanlar üzerinde mistik istibdat kuruyor diğer taraftan da İslami ölçüleri kullandığı için aynı zamanda manevi istibdat kuruyor. Özü mistik istibdat olmasına karşılık, muhataplarının (bağlılarının) manevi tesirler aldığı vehmi, muhatapları açısından bir manevi istibdat oluşturuyor.

Bağlıları mistik istibdat olduğunu farketse mesele kalmaz. Problem, Fethullah Gülen’in, özünde mistik istibdat olan tavır ve tatbikatlarını, İslami ölçüleri kullanarak muhataplarında “manevi tesir” uyandırdığı vehmini üretmesi… Mistik muhtevayı manevi tesir haline nasıl getiriyor veya daha doğru şekliyle soru şu; mistik muhtevanın muhataplarında manevi tesir vehmi üretmesinin denklemi nedir?
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-18-MİSTİK İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-18-MİSTİK İSTİBDAT

Nefs ile ruh arasındaki güzergahta yapılamayacak iş yoktur. O güzergah çok çetrefilli, çok girift, çok müphem olduğu için tehlikelidir. Her anı tehlikelerle dolu o güzergahta seyahat etmek isteyenler sağlam ölçüler, muhkem çerçeve, ufku aydınlatacak bir projektöre muhtaçtır. Ufku aydınlatacak projektör önemlidir zira nereye gittiğinizi görebilmelisiniz, birkaç adım ilerisini gösteren bir el feneriyle yola çıkmak, “rastgele” demektir. Bu durumda bir müddet sonra yolunuzun şeytanın inine çıkması ihtimali vardır ve bu ihtimal zayıf değildir.

İhtiyacımız olan ölçüler Kur’an-ı Kerim, projektör ise Sünnet-i Seniyyedir. Sünnet-i Seniyye, neyi nasıl yapacağımızı gösterir, Kur’an-ı Kerim’in tatbikatıdır. Tatbikatı gösterilmemiş bir din, kitabı üzerinde bitmez tükenmez tartışmaların yapılacağı, usul ve istikamet çizilemeyen nazari metin olarak kalır. Sünnet-i Seniyye konusundaki en küçük zaaf, insanın aklını “sünnet” inşasına kadar götürür, bu halde nefs, peygamberi bile hafife alır, kendini onunla eşit görmeye bile başlar. Sünnet hassasiyeti olmayan “mealcilerin” yaptığı şey budur ve söze “Peygamber bile hata yapmıştır” diye başlar. Önce kendini O’nunla eşitler, sonra da onun yerine geçer ve tatbikatı (yani sünneti) kendisi, kendi aklı ve nefsine göre inşa etmeye başlar. Buraya kadar ki kısım, nefsin ve aklın putlaştırılmasıdır. Nefsi azmanlaşan insan zaten ruhuna ulaşamaz, ruhuna ulaşamayanın imanı dilindedir.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-04.09.2014-BİR HABER NASIL VERİLİR

İHANET GÜNLÜKLERİ-04.09.2014-BİR HABER NASIL VERİLİR

Samanyolu televizyonunu ve S Haber kanalını izlemiyorduk yıllardır. Merak ettim, bu gün (04.09.2014) ana haber bültenini izledim. Çok ilginç bir kanal olmuş, paralel örgüt medya mecraları tamamen yabancı servislerin borazanı haline gelmiş.

Nato toplantısının haberini veren kanal, “tarihi toplantı” dediği haberin başından sonuna kadar Erdoğan’ın ismini zikretmedi, görüntüsünü vermedi. İnanabiliyor musunuz, sadece S Haberi izleyenler, Erdoğan’ın o toplantıya katıldığını bilmeyecekler. Gerçekten çok ilginç… Mesele bundan ibaret değil, mesela Hükümet programının mecliste okunduğunu söyleyerek başladıkları haberde, hükümet kanadından bir adet yetkilinin bir saniyelik görüntüsü yok, bir cümlelik ifadesi yok, sadece muhalefetin söyledikleri ve yetkililerinin görüntüleri var. Sadece bu kanalı izleyenler hükümetin mecliste program okumadığını zannedecekler.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-17-RUHİ İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-17-RUHİ İSTİBDAT

Ruh, insanın derinliğini temsil eder, nefs ise sathını… Ruh alabildiğine derinlerde bulunur, nefs ise satıhta… Nefs zuhur ettikten sonra insanın zihni evreninin merkezine oturur, ruh ise derinlerde kalır.

Ruha ulaşmak ve ruhi ahlakı kuşanmak hususi usulleri gerektiren zorlu bir yoldur. İslam, bu meseleyi ahlak ve edep ile çerçevelemiş, tasavvuf ile hususi bir yol inşa etmiştir. Tasavvuf, kalbi-ruhi süreçlerin ve inkişafın tertip ve tecrübe edilmiş yoludur.

Müslüman şahsiyet, iman merkezli hayat telakkisini, nefs merkezli hayatın ötesinde ve derinlerinde “ruhi hayata” taşımakla mükelleftir. Çünkü Müslümanlar ruhçudurlar. Hayatın hakikatini temsil eden ruhtur, ruha ulaşamamış bir şahsiyet terkibinin yaşayabileceği hayat, İslami kaidelere riayet ettiğinde bile sığ kalır.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-7-ZİHNİ SIKIŞMIŞLIK

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-7-ZİHNİ SIKIŞMIŞLIK

Bir fikre inanıyorsunuz, o fikrin dünyayı ve insanlığı kurtaracağına kanaat getirmişsiniz, çünkü hakikati bulmuşsunuz, geriye kalan tek şey insanların o fikre inanması, liderinin önünde sıraya girmesi ve emir beklemesidir. Çok özet olarak anlattığımız bu olay, insanın psikolojik evreninde nükleer patlamaları tetikleyecek kadar büyük gerilimler üretir.

Paralel örgüt misali ise çok ilginçtir. Müslümanların ufku, mehdidir. Müslümanların meczupları ancak mehdiliğini ilan etmiştir, bu tür meczup ise tarihte çok sayıda mevcuttur. Hıristiyanların meczupları ise Hz. İsa olduğunu iddia ve ilan eder, çünkü onların mehdisi odur. Delilik kültürel özellikler taşır, her kültürün delisi, o kültürün ufkunda dolaşır. Pagan kültür evrenlerindeki deliler, tanrı olduklarını iddia etmişlerdir ve bu durum yaygındır.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-26.08.2014-ALİ ÜNAL HADDİNİ AŞTI

İHANET GÜNLÜKLERİ-26.08.2014-ALİ ÜNAL HADDİNİ AŞTI

Ali Ünal, bir taraftan anlama melekesini kaybetti diğer taraftan edebini… Haddini bilmez adam, Diyanete, ulemaya, meşayihe sorular soruyor, hem de öyle ukala şekilde soruyor ki, neden cevap vermedikleri soru sorma tarzında mahfuz.

Aklını kaybeden adamın ölçüsü mü olur? Kur’an-ı Kerim’den ayet-i kerime’yi alıyor, sanki Allah’ın beyanı sadece kendilerini tasdik için inmiş gibi, kendileri onunla mesul değillermiş gibi, kendileri sırat köprüsünü geçmişlerde geride kalanlara sopa gösterir gibi…
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİ’NİN BAŞARISI VE BİR KİTABIN TANITIMI

Fikirtekne’sinin başarısı ve bir kitabın tanıtımı

Mehmet Şahin, Fethullah Gülen ve paralel örgüt hakkında yazılanları toplamış, tertip etmiş ve kitap haline getirmiş. Kitapta makaleler olduğu gibi mülakatlar da var.

Kitabın ismi, “Fethullah Gülen’in Dini Söyleminin Eleştirisi”. Kitap Evre Yayınlarından Temmuz 2014 tarihinde çıkmış. Toplam 422 sayfa…

Kitapta www.fikirteknesi.com sitesinin üç yazarının yazıları var. Haki Demir, İbrahim Sancak ve Selehattin Adanalı…
Okumaya devam et

Share Button

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

Cemaat toptan çıldırdı, artık içlerinde akil ve baliğ kimse kalmadı. Bir tane “ceza ehliyetine” malik adam bulsam, ellerinden öpüp, meseleyi munis şekilde konuşmak isterdim.

Ali Ünal’ın 04.08.2014 tarihli yazısı çılgınlığın zirvesiydi, İbrahim Sancak o yazıyı, “Yapma Ali Ünal, kendini kaybediyorsun” başlıklı bir yazıyla tenkit etti dün. Aynı gün hezeyanın zirvesine çıkan sadece Ali Ünal değildi, Abdullah Aymaz da zirvelerde dolaşıyordu.

Abdullah Aymaz’ın yazısının başlığı şu; “Güneş dururken, mum peşinde dolaşmak olur mu?”… İslam ahlak ve adabına göre, güneş-mum dilemması Kur’an-ı Kerim için veya Sünnet-i Seniyye için kullanılır, yani muma nispetle güneş mukayesesi büyük bir mukayesedir ve genellikle böyle kullanılagelmiştir. Adamlarda izan ve ölçü kalmadığı, idrak ve akıl tatile çıktığı, ahlak ve adap intihar ettiği için, hiçbir mikyası doğru kullanamaz hale geldiler.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-16-İSTİBDAT USTASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-16-İSTİBDAT USTASI

Nefs ahlakına sahip kişinin en bariz hususiyeti güçlü karşısında fahişe kadar haysiyetsiz ve iffetsiz itaat, zayıf karşısında ise uçsuz bucaksız bir hakimiyet hırsıdır. Bu hususiyetin en bariz neticesi ise istibdattır.

Fethullah Gülen, niyetini gizlemek, siyasetle iştigal etmediğini ispatlamak, muktedirlere karşı zararsız görünmek için Hazreti Cebrail Aleyhisselama muhalefet edecek iffetsiz, izansız, ilkesiz bir itaatkar, zayıf insanlarla karşılaştığında ise Müslüman olmasına rağmen en şedit, en ölçüsüz bir zalim ve müstebittir.

Bazıları “alim” olduğunu düşündükleri Fethullah Gülen’in böyle biri olabileceğine ihtimal vermiyor. İhanet örgütünün özel eğitiminden geçmiş ve beyinsizleştirilmiş güruh bir tarafa, onların dışında da az sayıda böyle düşünenlerin olduğunu görmek, bu meselenin izahını gerektiriyor. Bu meselenin izahı da, bir önceki yazıda olduğu gibi “nefs ahlakı”nda mahfuz, bu sebeple oradan devam etmek zaruretindeyiz.
Okumaya devam et

Share Button

YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN

YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN

Ali Ünal bu gün (04.08.2014) çok ağır bir yazı yazmış, ağırlığı ölçü ihlalinden kaynaklanıyor. Ali Ünal’ın son zamanlardaki yazılarında bir muhteva ve merkez kayması yaşanıyor, yazılardan böyle anlaşılıyor, önceden beri mi böyledir son sarsıntılar mı bu hale getirdi, onu bilmiyorum. Ruh halindeki kayma, doğru istikamette değil, yani inkişaf etmiyor, savruluyor ve dağılıyor.

Yazısının başlığı, “Zevk zemzemesi ve gaşy içindeyim”… Bu başlık, yazının muhtevasını anlatmak için atılmış, yani son yıllarda ihanet örgütünün başına gelen hadiselerden dolayı “zevk-i ruhani” yaşadığını söylüyor. Allah muhafaza…

Ali Ünal, yazısına, ihanet örgütüne ve başındaki adama övgüler düzerek başlıyor ve meseleye şöyle giriyor;
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

Abdülhamit Bilici, 02.08.2014 tarihli, “Gazze’ye yeni yöntem gerek!” başlıklı yazısında, Müslümanlara karşı ihaneti, İsrail ve Yahudilere karşı da itaati açıkça yazmış. Açıkça yazmış dememe bakmayın, adam yazısında “ihanet ettik” demiyor tabii ki… Yazıyı, “aklı gözünde olanlar” okuduğunda ihanet görmez ama “gözü aklında olanlar” yani basiret sahipleri okuduğunda ihanetin itirafı çok berrak ve açık…

Ne diyor Abdülhamit Bilici yazısında? Özet olarak şu; İsrail ile Filistin arasındaki savaşın dengesiz güçler arasında olduğunu, sürekli benzer saldırıların tekrarlandığını, neticenin aynı olduğunu, artık bu yolla devam edilemeyeceğini, Filistinlilerin mücadele yöntemini değiştirmesi gerektiğini söylüyor. Hatta yazısının sonunda düşüncesini desteklemek için şu iktibası yapıyor; ““Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek deliliktir” diyen Einstein, haklı değil mi?” Nasıl? İktibas da bir Yahudi’den…
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-15-NEFS AHLAKININ ŞAHİKASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-15-NEFS AHLAKININ ŞAHİKASI

Ahlak meselesinin sadece “ahlak” başlığı altında tetkik edilmesi, bugünün dil ve ıstılah kaosunda meseleyi anlamayı imkansız kılıyor. Ateist birisi de çıkıyor ve ahlaktan bahsediyor, oysa onun bahsettiği ölçüler bizim (Müslümanlar) için tam bir ahlaksızlık ifadesi. Diğer taraftan kelimeler ve mefhumlar, zaman içinde mana erozyonuna uğruyor ve merkezinden ve kaynağından kopuyor, günün kültürel değerler sistemi içinde başka manalar ifade etmeye başlıyor. İslam irfanının “ıstılah haritasının” unutulduğu ve ona ulaşmanın da imkansıza yakın bir zorluk arzettiği bugün, mefhumları tetkik ederken, ana kaynağına ve ölçüsüne irtibatlayacak tavsifler elzem hale geldi. Istılah haritamızın yerli yerinde olduğu, cemiyetin olmasa bile münevver camianın anlayış çerçevesinde bulunduğu zamanlarda “ahlak” dendiğinde ne kastediliyorsa, o maksadı ifade etmek için bugün başına bir sıfat ekleme ihtiyacı hasıl oldu.

İslam irfanının “ıstılah haritasına” ulaşmanın zorlaşması, aynı zamanda ona ulaşmayı ihtiyaç olmaktan da çıkardı. Bir taraftan ıstılah haritamızı kaybettik, diğer taraftan sanki ıstılah haritası yerindeymiş, herkes biliyor ve anlıyormuş gibi ıstılahları hoyratça, ucuzca, kolayca kullanıyoruz. Bu hal, en geniş ve derin manada istismarın önünü açıyor, hatta istismara davetiye çıkarıyor.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-31.07.2014-AĞLAYARAK DİRENMEK!!!

İHANET GÜNLÜKLERİ-31.07.2014-AĞLAYARAK DİRENMEK!!!

Fethullah Gülen başta olmak üzere tüm ihanet örgütü kırk yıldır ağlıyor. Adamlar o kadar ağladı ki, kemikleri eridi, “dik” duramaz oldular, olur olmaz yerde eğilip bükülüyorlar. Son aylarda diklenmek istediler, ne mümkün… Kemikleri eridiği için diklenemiyorlar, diklenmek isterken kemikleri ne kadar acı verdi ki, ağlayıp sızlıyorlar.

Yaşanan bazı sahnelerin tahlilini yapalım, bakalım adamların hali nicedir. İsmini hatırlamadığım, hatırlamama da gerek olmayan ihanet örgütü mensuplarından bir polis vardı hani, teslim olmaya geldiğinde, adliyenin dışında kameralara, annesine indirdiği hatimin beş cüzü kaldığını, tamamlayamadığını, sevenlerinin o cüzleri tamamlamasını istemişti, gözyaşları içinde… Adam, “kaçmadım, işte teslim olmaya geldim” dediği bir demde, ağlıyor. Yani bir taraftan “kaçmıyorum” derken diklenmek istiyor, diğer taraftan diklenmek için kemiklerini ne kadar zorluyorsa, açıdan gözyaşı döküyor. Eskiden sadece ağlar sızlarlardı ve onu iyi yaparlardı, şimdi hem ağlayıp hem diklenmeye çalışıyorlar, ne var ki adamlarda direniş kültürü olmadığından bu ikisinin bir arada olmayacağını farkedemiyorlar. Bu kadar mı? Hiç olur mu? Adam bir de katıksız ahmak… Teslim olmaya gelirken iddiası şu; “ben suçsuzum, dolayısıyla zulme uğruyorum”… Gerçekten öyleyse, tutuklanması halinde zulme uğruyor olsa, duası en makbul kişi mazlum olandır, bu durumda tutuklulukta geçen sürede annesi için okuduğu Kur’an-ı Kerim ve yaptığı dua daha makbuldür. Gerçekten annesini düşünüyor olsa, mazlum olarak geçireceği süre annesine dua için hayatında eline geçmeyecek bir zaman dilimidir. O durumda bol da zamanı olacağına göre okur, dua eder, niyazda bulunur. Ama adam kameraların karşısında ağlayarak, başkalarının hatimi tamamlamasını istiyor. Bu adamlar robot oldukları için, düşünmezler, kendi yapacakları işi talimatla öğrenir ve robot sadakatiyle yerine getirir. “Ağla” denir, ağlar, “Dik dur” denir, diklenmeye çalışır. Robot oldukları için de hal ve hareketleri arasında bir bütünlük, uyumluluk, doğallık bulmak mümkün değildir.
Okumaya devam et

Share Button

ALİ ÜNAL, MÜNAFIK OLARAK FETHULLAH GÜLEN’İ TARİF ETMİŞ

ALİ ÜNAL, MÜNAFIK OLARAK FETHULLAH GÜLEN’İ TARİF ETMİŞ

Ali Ünal, bayramın ikinci günü (29.07.2014), “Nifak ve münafık” başlıklı bir yazı yazmış. Münafık olarak Erdoğan ve Akparti kadrolarının adını anmamış ama bulunduğu mevzi itibariyle onu kastetmiş. “Onu kastetmiş” derken, isimlerini vermediği için bu tespitimizi inkar etme imkanı var tabii ki, gerçekten de onları kastetmemişse eğer hata bize ait olsun.

Son zamanlarda moda olduğu üzere, önce kelimenin sarf ve nahvini (modern dille etimolojisini) yazmış, böylece Arapça bildiğini de göstermiş. Neyse, burada fazla durmayalım, kelimenin kökü ve müştakları tabii ki mühim…

Ali Ünal, bir müddetten beri (belki de baştan beri) feraset, basiret ve idrakini kaybettiği için, isim vermeden nazari çerçevede yazdığı nifak ve münafık mevzulu yazısında Fethullah Gülen’i tarif etmiş. Kendinin maksadı Erdoğan ve arkadaşları olabilir ama yazıdaki tarif, Erdoğan’a yüzde on uyuyorsa, Fethullah Gülen’e yüzde doksan uyuyor.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İhanet örgütünün Selçuk Gültaşlı isimli bir tetikçisi var. Tüm yazılarını batı alemi üzerine kuruyor, meşruiyet kaynağı olarak sadece batıyı kabul ediyor, Akparti’yi batılıların ne diyeceği ve nasıl davranacağı üzerinden tenkit ediyor. Hiçbir İslami hassasiyet ve ölçüsü yok, yazılarında hiçbir İslami muhteva göze görünmüyor. Yazılarının tamamı, ABD ve Avrupa ülkelerinin Akparti’ye bakışına tahsis edilmiş halde.

İhanet örgütü Müslümanlara topyekun savaş açtıktan sonra, sürekli Akparti’nin demokratikleşmeden, AB’den uzaklaştığını, ABD de itibarının kalmadığını yazıyor. Bu yolla propaganda yaptığını zannediyor, böylece Akparti’yi tenkit edebildiği vehmini yaşıyor ve tatmin oluyor. Oysa halk, Erdoğan ve Akparti’nin ABD’den, AB’den, İsrail’den uzaklaşmasını, onlara karşı tavır almasını, onlara meydan okumasını seviyor. Dünyada BM, İsrail ve Yahudi lobisini, AB ülkelerini açıktan ve yüksek sesle tenkit edebilen kimsenin olmadığı şu vasatta, Tayyip Erdoğan’ın bu tenkidi açıktan ve cesaretle yapması, hem Türkiye’de hem İslam aleminde hem de tüm dünyada halkların hoşuna gidiyor. Selçuk Gültaşlı, Türkiye’de yaşamadığı için olmalı, bu ülkede halkın en fazla heyecana geldiği, Erdoğan’ı en fazla sevdiği konunun, batıya meydan okuyan tavrı olduğunu daha farkedememiş.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN, ŞİİLER VE YENİ HAÇLI İTTİFAKI

FETHULLAH GÜLEN, ŞİİLER VE YENİ HAÇLI İTTİFAKI

İhanet örgütü, Erdoğan ve Akparti hükümetini, sürekli Avrupa ve ABD üzerinden tenkit ediyor. Avrupa ve ABD’deki Erdoğan karşıtlığını esas alan tenkitler, üstelik de demokrasi-otoriterleşme üzerinden yürütülüyor. Her vesileyle Erdoğan’ın otoriterleştiğini, diktatoryal tavırlar sergilediğini, demokrasiden uzaklaştığını iddia eden ihanet örgütü medyası, bunları ya Avrupalı veya ABD’li bir siyasetçinin dilinden naklediyor.

Bu cürmünü o kadar aşikar ve cüretle işliyor ki, ABD ve Avrupa’nın Mısır’da darbeye darbe bile demediğini, darbe yönetimini açıktan desteklediğini umursamıyor. Yine Avrupa ve ABD’nin, İsrail’in Gazze’deki soykırımına açıkça destek vermesini hiç umursamıyor ama onların beyanlarıyla Erdoğan’ı dövmek için fırsat arıyor ve bulduğu her fırsatı da değerlendirmekten geri durmuyor.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN TİPOLOJİSİ MAALESEF ÇOK YAYGIN

FETHULLAH GÜLEN TİPOLOJİSİ MAALESEF ÇOK YAYGIN

Fethullah Gülen tipolojisi nedir? Sitemizde birçok yazarımız Fethullah Gülen’in kişilik (şahsiyet değil) tipolojisine dair dolaylı birçok yazı yazdı. Dolaylı yazılan yazılardaki muhtevadan, farklı bir başlığın kompozisyonunu çıkarmak biraz zor bir iştir, bu sebeple doğrudan meseleye temas etmekte fayda var. Fethullah Gülen’in kişilik tipolojisi çıkarıldığında görülecektir ki, Müslümanların lider olarak bağlandıkları insanların kahir ekseriyeti aynı tipolojiye sahiptir. Böylece meselenin ne kadar yaygın bir problem olduğu da görülebilir.

Fethullah Gülen’in, örgüt içinde inşa ettiği mistik kişilik tipolojisi, ölçüleri ve emirleri “kitap”tan değil, bizzat kitabın kaynağından aldığını söyleyecek kadar haddini aşan, kendini mevcut insanların hepsinin üstüne koyduğu gibi tarihteki insanların da üzerinde bir makama oturtan, aslında ise klinik vaka bir psikopattır. Zaten herhangi bir “ölçü” tanımıyor ve sadece “emir”leri kitabın kaynağından aldığını söylüyor. Emirleri kitabın kaynağından aldığına örgütünü inandırdığı için, kitapta bulunmayan ölçüler koyabilen veya kitaptaki ölçüleri kendi indi görüşlerine göre tahrif ve tağyir eden bir “mit” haline gelmiştir. Şehadet kelimesini kaldıran, böylece Müslüman olmanın gerekmediğini söyleyebilen, yerine ise sadece tevhid kelimesini ikame eden Fethullah Gülen, bu işi yapabilmek için ihtiyaç duyduğu yetkiyi, kitaptan alamayacağı için kitabın kaynağından aldığını çevresine söylüyor. Öyle ya, kitabı tağyir etmek için kitabın kaynağından yani Allah’tan emir almak, O’nunla konuşmak gibi bir “makam” gerekiyor.
Okumaya devam et

Share Button